• 30 Ağustos 2016, Salı 10:26
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Başbakan'ın basın toplantısının ardından

Başbakan Hüseyin Özgürgün'ün dün 10 bakanla birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısıyla ilgili bazı yorumlar yapmak istiyorum. Veya bazı notları sizinle paylaşmak amacındayım.

Hükümet son derece uyumlu görünüyor...

Özgürgün kesinlikle Bakanlar Kurulu'na hakim...

Ancak Serdar Denktaş meselenin abisi... Her konuya vakıf görünüyor ve özellikle Kıbrıs sorunu ile ilgili verdiği yanıtlar, aynı çizgide olsa dahi, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu tarafından pek "beğenilmiyor"... Beğenilmiyor derken, görüşlere katılmama anlamında bunu yazmış değilim. Ama Tahsin Ertuğruloğlu, "Bu konular benden sorulur" havasını hiç kaybetmemek için ciddi çaba harcamak zorunda kalıyor.

Çözümsüzlük efsanesi!

Bence Ertuğruloğlu ciddi bir "efsane"...

Çözümsüzlük efsanesi!

Bunu, dün ayaküstü sohbetimizde kendisine de söyledim.

Aslında dört aylık sürede Hükümet'in "bana göre" en çok çuvalladığı konuların başında "Kıbrıs meselesi" geliyor...

Veya şöyle söyleyeyim; hükümet elini ayağını Kıbrıs meselesinden keşke çekse.

Evet, bu benim görüşüm.

Ve benim görüşlerim, Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanı'nın hamasi duruşuna, hala aynı eski hikayeleri anlatmasına tahammül edemiyor.

Haaaaa, Bakan'la aynı görüşte olan başkaları yok mu?

Elbette vardır... Ve mesele hakarete, kavgaya, küfre girmediği sürece, saygım da sonsuzdur.

Sadece Kıbrıs meselesinde şahin olunmamalı!

Dünkü basın toplantısında öne çıkan "başarısızlık" noktalarından bir tanesi de, Karaoğlanoğlu'ndaki otel izni meselesiydi. Hükümet bu konuda daha kararlı olabilmeli...

Mesela Kıbrıs meselesinde olduğu gibi çok daha şahin bir tarza bürünebilmeli... Bürünmeli, öyle yapmalı demiyorum. Tutarlı olmalı diyorum.

Serdar Denktaş bu konularda sanki daha rahatmış gibi duruyor. Hazreti Ömer Tekkesi yanına kumarhane yapılması meselesinde, "... yatırımlar bizim için çok önemlidir" mesajını verebiliyor ama yine de tam şahin pozisyonu alıp ortalığı parçalamıyor, geri çekiliyor.

Ali Baturay sordu; "... Karaoğlanoğlu'ndaki otelle ilgili daha çok kat maksatlı yazılı taahhüt verdiniz mi?" diye. Bu soru yanıtlanmadı... Oysa Başbakan ve Yardımcısı ya da öteki bakanlar, Kıbrıs meselesindeki hamasi ve çok eskide kalmış milliyetçi tavırlarını, burada da sert bir şekilde ortaya koyabilir, "evet verdik, haklıyız" diyebilirdi.

"Evet taahhüt verdik çünkü biz bu yatırımların yapılmasından yanayız" diye eklenebilirdi.

Ama "popülist" davranıyorlar. Dün de öyle davrandılar...

Çok gereksiz zaman kaybı!

Basın toplantısında 21 sayfalık bir metin gazetecilere dağıtıldı... Toplantı, gereğinden çok uzundu... Allah'tan o metin okunmadı... 2 saat basın toplantısını izledim, ardından da iki saat yemeğe kalmış olsaydım, bu yazıyı yazacak vaktim olmayacaktı...

Bunu da eleştirmek istiyorum... Türkiye'deki siyasetçilerin basın toplantılarını örnek almayın... Avrupa'ya bakın... Başbakan'ın haftalık basın bilgilendirme toplantıları olmalı... Mesela her pazartesi sabahı başbakan veya görevlendireceği bir kişi, saat 10.30'da, "özel bir otelde" değil, uygun bir resmi mekanda basınla bir araya gelmeli, toplam 15 dakika soru sorulmalı. Hiç bir gazeteciye "yorum" yapma hakkı verilmemeli. Başbakanlık görevlisi, yorum yapan gazeteciyi, her ne pahasına olursa olsun susturmalı... Gazetecilerin soru sorma süreleri gerekirse kısıtlanmalı...

"Boşa zaman kaybı olmamalı" ifadesi metinde de var

Devam edelim... Toplantıda dağıtılan metinde, hükümetin icraatları sayılıyor... Bazı değerlendirmeler var ki bunlar arasında, "itiraflar" da yer alıyor...

Mesela, "... (hedefimiz) boşa zaman ve enerji harcamadan ülkemiz için yapacaklarımızın peşinde koşmaktır. Halkımızın, tüm sektörlerimizin hükümetlere karşı yıpranan, zaafiyete uğrayan güvenini yeniden kazanmak, gerçeklerden temel alan“umut hükümeti” olduğumuzu kanıtlamaktır" gibi bir ifade var...

Basın toplantısı başlı başına boşa harcanmış zamanla dolu... Gerçekten çok daha kısa olabilir; olmalı... Söylediğim gibi, her hafta başbakan basınla buluşmalı ve bir çok soru orada kendisine sorulabilmeli.

İtirafa gelince... Yukarıdaki cümlede itirafı rahatlıkla görebilirsiniz... Ne deniyor? "... Halk ve tüm sektörlerin hükümetlere karşı güveni yıpranmıştır ve zafiyete uğramıştır."

Çok doğru... Halk ve sektörler, hükümete güvenmiyor.

Ve gerçekten "umut hükümeti" denebilecek bir hükümeti karşısında görmek istiyor. Bu nedenle, belki de UBP ve DP adına şu andaki koalisyon çok önemlidir.

Görüşlerimizden vazgeçip popülist mi olalım?

Derhal, Kıbrıs sorunu ile ilgili bir kamuoyu yoklaması yapılmalıdır. Ve sonuca göre, gerekirse, şahin ve düşmanca ifadeler içeren, hakarete varan yorumlardan vazgeçilmelidir.

"Efendim görüşlerimizden vazgeçip popülist mi olalım yani?" diye sorabilirsiniz!

Hayır! Ama "umut hükümeti" olacaksanız, halka, istediğini vermek zorundasınız. Halk çözüm istiyor. Siz hala Rauf Denktaş dönemindesiniz...

İkna çok önemli

Halkı, Girne'deki yatırımlar konusunda ikna etmek zorundasınız.

Yine basın toplantısında kullanılan bir ifade çok önemlidir; buna da ne kadar bağlı olduğunuzun denetleyicisi olacağız... Nedir bu ifade?

"... Partisel kaygılardan uzak, sorumluluk bilinciyle görev yürütme kararlılığı"...

İşte bunu şimdiye kadar bu ülkede hiç bir iktidar, hiç bir hükümet başaramadı.

Dolayısıyla, bunu başarmak, başlı başına bir başarıdır.

İstihdamlara dikkat edilmeli, krediler ve ihaleler konusunda ciddi duruş sergilenmeli... Mümkün mü? Daha önce hiç mümkün olmadı...

Peki Özgürgün - Denktaş koalisyonu bunu başarır mı? Başarırsa, "umut hükümeti" değil, "gönüllerin hükümeti" de olmaması için bir sebep kalmaz.

Müzakere heyetinde hükümetten biri!

Hükümet, dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyorum ama Kıbrıs meselesinde ciddi anlamda çuvallamış durumdadır... Gerçekten bu böyledir... 11 Şubat Belgesi konusunda yapılan açıklamalar elle tutulur değildir.

Müzakere Heyeti'ne mutlaka hükümetten birinin girmesini talep ediyorlar. "Beş görüşme kaldı, bu beş görüşmeye mi talebiniz?" diye soruyoruz; "evet" diyorlar... Oysa Sayın Mustafa Akıncı tüm parti liderlerini New York'a davet etti... Bu konuda, ısrarcı olmamak lazım...

Bir de "müzakere sürecinde mutlaka takvim olmalı" diyorlar, sonra kendileri, 2016 sonunun takvim olarak belirlendiğini söylüyorlar...

Bakanlar Kurulu değişmeyecek

Evet, Hükümet'te uyum var... Başbakan'ın, "Bakanlar Kurulu kesinlikle değişmeyecek" derken sergilediği kararlılık, tüm bakanları rahatlattı bence... Bu konuda da tutarlı olmak şart... Dün söyledim, yarın değiştim olmamalı...

Dikkat çekenler...

Dikkat çeken konular mı?

Hükümet, sıkıntılı Girne inşaatları ve projeleri konusunda "net" değildir. Tavrı açık değildir... ÇEvre Bakanı "bakacağız, göreceğiz, toplantıları izleyeceğiz" falan dedi ama bir heyecan ve kriz olduğu açıktır.

Hükümet, Kıbrıs meselesinde abur cubur laflar etmekte, gereksiz milliyetçilikle cebelleşmektedir.

Hükümet'in müzakere heyetinde bulunma isteği haklıdır ama geç kalınmıştır.

Ancak, bu Hükümet uyumludur. İş yapmaktadır ve yapmaya çalışmaktadır.

Umut olabilmek için halka güven verme konusunda çok daha başarılı işlere imza atmalıdır. Çekinmeden karar almalıdır. Doğru olduğundan emin oldukları tüm projeleri, "oy endişesi" nedeniyle gevelememelidir. İkna edici olmalıdır.

Ve son konu

Hükümet, (tekrar ediyorum) Kıbrıs meselesinde dünyanın en vahşi şahinlerine "dur oraşda!" diyecek pozisyon sergilerken, "sessiz" kaldığı bir konu da, "Kur'an kursları" ve "Koordinasyon Ofisi"dir... Kıbrıs meselesinde "gerekirse gider görüşlerimizi Türkiye'ye de anlatırız" diyebilen Serdar Denktaş, kurslar veya ofis konusunda sesiz dururken, Başbakan Özgürgün'ün bu ofisi sadece "spor" olarak algılaması, şaşırtıcıdır ya da şaşırtma amaçlıdır.

Kur'an Kursları yasal değildir...

Çünkü bu ülkede her canı çekenin, canının çektiği yerde kurs açabilecek bir yasa ya da uygulama söz konusu değildir. Koordinasyon Ofisi çalışmasında da spor ötesi hedefler olduğu gizlenmemelidir.

Ve hükümet, bunu da gerekirse Türkiye'ye anlatabilmelidir.

Hiç de fena değiller!

Ve sonuç: Efendim dört ayda başarılı mı oldu bu hükümet yoksa başarısız mı?

En azından "ödemeler" konusunda sıkıntı yaşanmadı. Veya sıkıntılar en aza düştü. Çok şey yapmak için uğraşan, bakanlar topluluğu görüntüsü var...

Bazı konularda hala eski alışkanlıklar devam ediyor görüntüsü de olmakla birlikte, bir süre daha bu işi götürecekler gibi duruyor.

Başarılı mı?

Yani "evet başarılı" demek doğru değil ama haddimi de aşmadan, "hiç de fena değiller" diyebilirim... Geçmiştekilerle kıyaslandığında, son derece uyumlu ve çalışkan bir "görüntü" olduğunu söylemek yanlış olmaz.

İş yapılırsa, halkın önüne ekmek konursa, maaşlar - asgari ücret artarsa, istihdam sorununun önünü kesecek yatırımlar doğru ve dürüst gerçekleşirse, "çok başarılı oldu" demekten de geri durmayacağım.

Bir de şunu bir kez daha ekleyeyim; ne olur, Kıbrıs meselesinde Mustafa Akıncı'nın da dediği gibi, "çok konuşmayın!"...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 12 7 2 3 5 23
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 12 5 2 5 11 17
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
12 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 12 3 4 5 -6 13
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 12 2 5 5 -5 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 16.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup