KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

13.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Batı’dan sağa doğru gidişat!

Bundan iki veya üç yıl önce Yunanistan’da Syriza, Türkiye’de HDP, İspanya’da Podemos, İngiltere’de Jeremy Corbyn ve Amerika’da Demokratlar’ın aday adayı Bernie Sanders öne çıktığında, KKTC’de ise Mehmet Harmancı ve Mustafa Akıncı zaferleri yaşandığında, “Dünya’da sol kesimlerin hareketliliğinde yükseliş” yorumunu yapan bir tek ben değildim...

Ancak, çok ciddi depremler yaşandı.

Bunların en başında gelen deprem de yoğun Suriye – Irak – Afgan göçmen akınlarıydı...

“Yoksul, Müslüman, geri kalmış yani ilkel ve ayrıca da tembel” görülüp; başlarına yağdırılan bombalar hiçe sayılan göçmenlerin “insan” olduğu dahi unutulmuştu.

Deprem, gazeteci sarışın Macar kadının kucağında bebeğiyle bir göçmen kadını tekmelemesi akabinde de “ödül” kazanmasına kadar uzanırken; ne yazık ki “sol kesimlerin yükselişi”, bir anda “Batı’dan sağa doğru yükselişi” ortaya çıkardı...

Zaten, Fransa, Danimarka, İsviçre, Norveç, Hollanda, Avusturya gibi ülkelerde faşist zemin hazırdı...

Ama İngiltere ve Amerika’da görünürlük çok üst seviyede değildi...

Ne yazık ki göçmen depremi öyle abartıldı ve faşist Batılı hırs öyle uyandırıldı ki; İngiltere ve Amerika’da görünür olmayan faşizm, görünür olmaya başladı.

Şahsımın Batı’daki “sol yükseliş” beklentisi; Batı’dan aşırı sağa doğru yükselişi getirdi...

Önce Brexit’i yedik...

Sonra Bernie Sanders’in umutlarını yitirdik...

Derken, bu “faşizm” dalgası, Türkiye ile AB arasına da giriverdi... Göçmen anlaşması yapıldı... Olmadı... Türkiye de Batı’dan aşırı sağa yükselişi yaşamaya başladı...

HDP’nin oylarını artırması sonrası “belki Kürt sorunu uzlaşı ile barışla çözümlenir” beklentisi çöktü... Türk milliyetçiliği pır pır pırladı... Kürt milliyetçiliği zaten Suriye – Irak topraklarında silahlı pırlamadaydı; Türkiye’ye de yansıdı ve buuuuummm diye patladı...

Türkiye bu arada bir de 15 Temmuz bilinmezini ortaya çıkardı ve bol bayraklı, bol nutuklu dönem başladı... Sol değerlerin en çok ortada olması gereken dönemde, Batı’dan aşırı sağa yükselişin karşılığında, Türkiye’de de “Batılılaşma beklentisinden, aşırı milliyetçiliğe ve tabii ki artan İslamophobia nedeniyle İslam’a sarılışa” geçişler – yükselişler arttı.

Şimdi bakın, Fransa, Hollanda, Avusturya, Danimarka, İsviçre, İsveç, Norveç ve son olarak da Polonya’da “aşırı sağcılık” yükselişte...

Brexit ve Donald Trump’ın zaferi, bu yükselişi daha da tetiklemiş durumda...

Suriye karışık...

Çözümü yok.

Irak darmadağın. Musul ne olacak kimse bilmiyor... Çocuk canlı bombalar hazırlandı... Irak ordusu Musul’a girdiğinde çocuk bombaların patlatılma rakamları yükselecek.

Çözüm yok.

Türkiye’de Kürt sorunu çılgınlık noktasında...

Çözüm yok.

Ve Kıbrıs sorunu...

Bu milliyetçi yükselişler, Kıbrıs’ı ne kadar etkiler, kestirmek zor.

Güney’de ve Kuzey’de çok ciddi “ELAM” kafası vardır, inkâr edilmemesi lazım.

Syriza ile başlayan “sol” ve “çözüm dolu” beklentilerin yerini şimdi “Brexit, Trump” çıkışlı aşırı sağcılığı öne çıkaran yükselişler karşılamış durumda...

Sonuç mu?

Milliyetçilik gazı en öldürücü gazdır!

İçimize çektiğimiz anda, patlarız!

Çözüm mü?

Haliyle olmaz...

Ve dümensiz – motorsuz köhne bir gemide okyanusun dalgalarına doğru yol alırız...

Deniz sakinse, ne ala...

Çalkantılıysa da hasbası çıksın, idare ederiz... Da fırtına çıkarsa, denizin dibi kesindir!

Nasıl mı kurtuluruz?

E, tüm Kıbrıslıların küreklere sarılması lazım da onu pek mümkün göremiyorum...

***

Liderler “bitti” demeden siz bitiremezsiniz

Çözüm istiyor musunuz?

Yanıtınız “evet”se, liderlerin “aha plan budur” demesini beklemek zorundasınız.

Spekülasyona gerek yok.

Liderler “koptu – bitti” deyinceye kadar da müzakerelerin başarılı olduğu – olmadığı veya sonlandığı yorumlarını da yapmayınız!

Efendim, çözüm kesinlikle bizim işimize gelir, hatta onun da ötesinde, başka yolumuz da yoktur. Ortaya konan bazı seçenekler veya B Planı gibi sunulabilecek alternatifler, katakullidir.

Sorundur.

Sıkıntıdır.

Evet, çözüm de sıkıntılı ve acılı olabilecektir.

Ancak, her gün tekrar etmek beni de baydı – bunalttı ama çözüm, Kıbrıslı Türklerin yok oluşunun durdurulması demektir.

Hukuki zemine oturmak demektir.

Başkasının pasaportu ile yaşamak demektir.

Peki çözüm planı çıkacak mı yoksa mesele kopacak mı?

İşte belki de bu bir haftalık sürede, taraflar, “endişeli ve talepkar” olan kendi taraflarındaki kişi ya da grupları ikna etmek için çaba harcayacaktır.

Türkiye, Ada’da resmi kalıcılık yani İngiliz devleti gibi “egemen üs” istiyor mu?

İstiyorsa, ya verilecek, ya verilmeyecek... Bunun bir şekilde pazarlığı yapılacak.

Kaç Rum dönecek, ne kadar toprak verilecek, ne kadar yer ayrılacak da federal devlete bırakılacak falan ve de filan...

Henüz bir şey bitmedi. Bitmez de.

En kısa sürede bir plan hazırlansın, önümüze konsun, yine bakarız.

Haaa Kuzey’de hemen “evet” demeye hazır kişiler arasındayım...

Ama siz “beklemek” istiyorsanız, liderlerin bu konudaki açıklamalarını takip edin.

***

Adriana Lima ve Ebru Gündeş meselesi

Her gün gerçekten ciddi zaman ayırıp bu sayfayı hazırladığımı söylemek isterim... Bu sayfa dışında da işlerim var... Sorumluluklarım var... Ve yoruluyorum bazen...

Haliyle zaman zaman, “yazınızı okudum, beğendim” veya “iğrendim” falan diyenlerin olmasını da isterim... Oluyor da...

Ama şunu itiraf ederim ki hiç bir yazım, bu sayfada kullandığım fotoğraflar kadar ilgi görmedi, tartışılmadı ve eleştirilmedi...

Bir grup arkadaş, “her gün kadın resmi kullanıyorsun, Donald Trump’tan ne farkın var, bu yaptığın tacizdir” diyor.

Saygı duyarım.

Ama asla taciz olduğu iddiasını kabul etmem. Bu eleştiriyi şiddetle reddederim.

Kadın fotoğrafı daha estetiktir. Daha güzeldir.

Kadın fotoğraflarına, sadece erkekler değil, kadınlar da ilgi ve tepki gösterir.

Erkek fotoğrafına, erkekler pek bakmaz hatta hiç bakmaz.

Bu, benim saptamam değildir.

Ciddi, siyasi yazılar, komplo teorileri, KKTC meseleleri, Kıbrıs işi, Türkiye’nin bıkkınlık veren sıkıntıları, kavgaları, tartışmaları belli ki okuyucuyu bıktırdı.

Oysa, Ebru Gündeş, kocası Rıza ya da Reza kardeşimizden boşanıyor mu?

Artık O’nun özel uçağına binmiyor mu?

Tarifeli seferle mi gelmiş geçen gün?

Vay garibim, sıraya mı girmiş!

Futbolcu sevgilisi ile sevişmiş mi sevişmemiş mi?

Eveeet, özel hayat!

Girmeyelim... Ama girince de bir hoş oluyor ki!

Magazin demek ki!

Bizim iş arkadaşları da meraklı magazine...

Orhan İsmailoğlu bu sayfaya sık sık fotoğraf seçer.

Geçenlerde genç muhabir arkadaşımız İsmail Volkan bir kadın aktris seçmişti...

Geçen gün, medya grubunun yeni çalışanlarından Gülay Kırmaz, “Abi Adriana Limaaaaa” dedi...

E, haliyle Victoria’s Secret defilesi de gündemde...

Bu Pazar güzelimiz ve ciddi tartışma meselemiz Adriana Lima olsun...

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.