Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

07.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Beş haber memleketi anlattı

Ekonomi Eki'nin beş çok güzel haberini dün KIBRIS'ın ön sayfasından da duyurduk...

Haberleri gazeteye koyarken, birbirleriyle ne kadar alakaları olup olmadığına da bakarız...

Ancak açıkçası, haberler hazırlanırken, daha doğrusu ön sayfa yapılırken, bu kadar uyumlu olacaklarına hiç dikkat etmemiştim.

Dün sabah 06.00 gibi gazeteye geldim...

İlk işim kendime bir kahve yapıp, KIBRIS'a bakmak olur her sabah...

Yine öyle yaptım...

Ve karşıma şu çıktı:

"... Yerli üretim desteklenmiyor... Türkiye'den günde 2,3 milyon dolarlık mal alıyoruz... Turizm 2016'da umduğunu bulamadı... Her yer çöplük... Dere yataklarındaki işgaller yıkılmalı..."

-*-*-

Ne kadar ilginç değil mi?

Sanki "bugün ülkeyi bize tarif edin" diye bir "emir" geldi ve bu sayfa ortaya çıktı...

İlginç olduğu kadar da acı aslında...

Çünkü ülkede yerli üretimi bitirmişiz...

Tamamen dıştan alıma bağlanmışız ve sadece Türkiye'den günde 2,3 milyon dolarlık mal satın almışız...

Bu arada turizmden beklentilerimiz de tutmamış...

Her yeri çöplüğe çevirmişiz...

Her yeri çöplüğe çevirmenin ötesinde, dere yataklarını da doldurmuşuz...

-*-*-

Bunları değiştirmek o kadar mı zor?

Daha çok yerli üretim yapamaz mıyız?

Daha çok yerli veya yabancı yatırımla, daha çok üretim... Her alanda... Sanayide de tarımda da...

Daha çok turist getiremez miyiz?

Ve hiç sorun değil, Türkiye'den ithalatımız daha da yükselsin... Tüm Dünya'dan ithalatımız da artsın...

Ama, yerli üretim ve tabii ki ülkeye yatırım çok önemli...

-*-*-

Peki nasıl yapacağız?

Bunca yıldır yapamadık...

Neden bunca yıldır yapamadık?

Çünkü "hukuken" önümüzde ticaret engeli vardı...

Uluslararası kuruluşlardan kredi alabilme şansımız sıfır...

Ve halimizden de memnunmuşuz gibi yapıyoruz...

Oysa, "Kıbrıs sorununun çözümü" bütün bunların kısa ve uzun vadede birinci şartıdır.

-*-*-

Çözüm, yabancı yatırımdır.

Daha çok turisttir...

Ve çevre konusunda daha çok uluslararası baskıdır.

Çözüm, kazanımdır.

Çözümle kaybedecek hiç bir şeyimiz olamaz.

Lütfen ciddi düşünelim...

Bir garip Dünya!

Dünya, garipliklerle ve eşitsizliklerle dolu.

Bir yanda, ekmek yemeye, su içmeye sıfır gücü olanlar; öte yandan paranın çılgına çevirdiği görgüsüzler...

Çin'in en büyük emlak şirketi Dalian Wanda Group'un sahibi Wang Jianlin, şirketlerini devredeceği kişiyi bulmak için bir yarışma düzenleyeceğini duyurdu.

Bunun "bizim kültürel bakışımız" açısından sadece bir reklam veya züppelik olduğuna inanıyorum...

Dünyanın en zengin 20 kişisinden biri olan Jianlin'in şirketlerinin değerinin 90 milyar dolardan fazla olduğu söyleniyor...

Sat!

Neden illa ki birine devrediyorsun?

Kirala!

Neden illa ki birine bırakmak istiyorsun?
   Wang Jianlin, birkaç sene içerisinde işlerini devretmeyi planlıyormuş...

Evet, bizim kültürümüze, inancımıza, geleneklerimize, göreneklerimize, anlayışımıza ters bir tavır...

Ama belki de Çin'de normaldir...

Bir miktar "vakıf anlayışı" var sanki içinde...

Ben kazandım, ekmeğimi yedim, suyumu içtim, başkaları da kazansın!

Madem ki oğlum istemiyor, başkaları faydalansın!

Olabilir mi?

Yine de olamaz diye düşünüyorum.

Bu adamın, mirası reddeden oğlu şovmenin teki...

Köpeğine 8 adet iPhone 7 hediye eden, bir gecede barda 1,5 milyon TL karşılığı para harcayan, kendi keyfi için 520 milyon dolara otel inşa eden, medyanın yaşam tarzıyla çok sık eleştirdiği aşırı zengin bir züppe...

Babasının da kendinin de tek hedefi, sürekli gündemde kalmak...

Tanrı Fransa'yı ve Dünya'yı yeni bir beladan korusun!

Güney Kıbrıs'ta da Kuzey Kıbrıs'ta da çok sayıda benzer inanışta insan var...

Benzer inanış derken, açıklamış olayım; "aşırı sağcı"...

Aşırı sağcı nedir?

Aşırı sağcının tek kelime ile tarifi, "ırkçı" dır.

İki kelimeyle tarifi, "insanlık düşmanı" olarak izah edilebilir.

Aşırı sağcılar, kültürel mozaiğin kardeşliğine inanmazlar. Kendilerinden saymadıkları insanlara yaşam hakkı tanımazlar, yemeklerini, sularını asla bölüşmezler...

Aşırı sağcıların yanlarında çalışan "emekçiler" olmaz; onlar, çalışanları köle gibi görür...

Hiç bir haklarını vermek istemezler falan ve de filan...

Dünya, son yıllarda, önce aşırı ağcı İngiliz ırkçılığının Brexit'ini yaşadı...

Ardından Amerika'da, aşırı sağcı Amerikalılar, ırkçı nefretlerini; yoksul yabancılardan, ama en çok da Afrikalı, Meksikalı ve Müslüman toplumlardan duydukları hınçlarını; ciddi ruhsal sağlık sorunu olduğu yüzünden dahi anlaşılan bir adamı başkan seçerek sergilediler.

Amerika tehlikede.

Ama Dünya da tehlikede...

Dünya'da demokrasi ve insan hakları ciddi tehlikede...

Ve Fransa...

Sırada Fransa var.

Her ne kadar "aşırı sağ ikinci tura kalır ama seçilemez" dense de, içimde ciddi korku var.

Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen, seçim bildirisini açıkladı.
   BBC'nin haberine göre Le Pen, manifestosunda küreselleşme ve radikal İslam'ı hedef aldı, "Küreselleşme, insanları yavaş yavaş boğuyor" dedi.
   Marine Le Pen, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde AB ile Fransa'nın üyelik koşullarını yeniden müzakere edeceğini, bu müzakerelerden sonuç alınamaması halinde, üyelikte kalıp kalmamak konusunda referanduma gidileceğini belirtti.
   Cumhurbaşkanlığı seçimleri 23 Nisan'da yapılacak.
   Şimdiki sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande, ikinci dönem için aday olmadı.
   Kendisini düzen karşıtı bir parti olarak konumlandıran Ulusal Cephe, Donald Trump'ın ABD Başkanlığı'na seçilmesi ve İngiltere'de referandumdan AB'den ayrılma kararının çıkmasıyla oluşan "değişim zamanı" havasından yararlanmak istiyor.
  "Avrupa Birliği'nin başarısız olduğunu ve Fransa'ya verdiği hiçbir sözü tutmadığını" savunan Le Pen, Louvre müzesinde geçen hafta yaşanan bıçaklı saldırıyla ilgili olarak da "Fransa kadınların kafelere giremeyeceği ya da etek giyemeyecekleri bir İslami köktenciliğin boyunduruğu altında" dedi...
   Beş milyon Müslüman'ın yaşadığı Fransa, Batı Avrupa'da en büyük Müslüman azınlığa sahip ülke.

Efendim Fransa'da Le Pen Cumhurbaşkanı seçilir mi?

Trump seçildiyse, O da seçilir...

Yoğurdu üflüyoruz!

Efendim, bu Dünya'nın sonu mu olur?

Bir nevi öyle...

Fransa AB'den çekilir, milliyetçilik çok ciddi gaz alır ve ayağa kalkar...

Savaşlar olur...

Çok fazla insan ölür...

Hatta "kıyamet gibi bir şey"...

Tanrı, Fransa'yı ve Dünya'yı yeni bir beladan korusun!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.