KTV
  • 22 Eylül 2016, Perşembe 9:16
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Bir mektup ve bir KKTC gerçeği!

Yazılarımla, görüşlerimle ilgili hemen her gün bir kaç tane mektup, eleştiri alırım...

Bunlardan biri, noktasına, virgülüne pek dokunmadan aşağıdaki gibiydi... Çok etkilendim, paylaşmak istedim:

"... Neçin yazarım sana be abi ben da bilmem ama vakittir okurum yazılarını fırsat buldukça... Sadece içimden geldi söyleyim hislerimi sana da belki sen daha düzgün cümlelernan anladın bizim Kıbrıslılara, dışarıda yaşayan gençler ne hisseder."

"DAÜ'den mezun, elektrik mühendisi oldum. Almanya'da master yaptım. Askerliğimi mesleki asteğmen yaptım. Doktoraya hazırlanırım. Kıbrıs aşığı bir insanım. Baf'ından Karpaz'ına garış garış dolaştım gezdim. Lisedeydim Annan Planı referanduma çıktığında önde giderdim mitinglerde..."

"2 senedir İstanbul'da yaşarım. İstemedim mi Kıbrıs'ta yaşayım? Çok istedim, hala isterim... Memur bir aileden gelirim. Babam derdi bana bitir okulu da goruk seni ora, bura çalışın bilmem ne... Anladamadım gene ki istemem beni goyasın sen bir yere; isterim ben hak ettiğim yerde çalışayım. İşimi görevimi iyi yaptığım için seçsinler beni. Bitirdim masteri geldim memlekete inanmaycan 2 hafta iş baktım. Buldum da. Kahretsin gururumu! Geldiler dediler bana "gel başla 1500 TL maaş sana... Ama haftada 60 saat çalışacan, cumartesi dahil, bilmem ne cart curt... Kendi kendime dedim nasıl yaw başlaycam çalışayım lazım babamın evinden çıkayım..."

"Karakterli insanın bence bunu yapması lazım ama baktım kiralar 200 Sterlin 300 Sterlin... E ne yeycem be gardaş ? Dedim Almanya'da okurken yediğim içtiğim şeyler vardı, onları getirecem da satayım... Yapmaycam mesleğimi. Gittim geldim Sağlık Bakanlığı'na ki izin alayım, belki da 7-8 kere... Anladmaycam uzun uzuna ama zarıncatmadan başka birşey değil ki yaparlar orda..."

"Ve sonunda anladım! Olmaz olsun dedim böyle hayat... 20 Aralık 2014 de işe başvurdum İstanbul'da Fransız bir firmaya... 22'sinde başla dediler bana... Özel sağlık sigortası, araba, telefon etc... Kestim bileti geldim İstanbul'a..."

"Hala gözümdedir anamın bana bakarak ağladığı gün... Babamın bana bakıp gözleri dolu sesi titreyerek 'dutamadık be oğlum seni buralarda' demesi... Geldim bura iyi bir maaşa başladım çalışayım. Evimi duttum, kız arkadaşımı getirdim Kıbrıs'tan yanıma, nişanlandım, geçenlerde da evlendim. Halim vaktim şükür yerindedir. Ama hasret yer bitirir beni hergün hergün hergün. Bir yanım der dön be soksun seni baban birceez devlet dairesine al maaşını ohh rahat!!! Bir yanım der bu gadar sene okudun uğraştın bunun için? Galdım öyle tahtaravallide sallanırım."

"... Söyle bana napayım be abi? Geleyim Kıbrıs'a babamın yaptığı evde oturayım eşimnan? Alayım 3 kuruş para da faturalarımı ödedeyim babama? Yoksa deyim gene al bana bir Mercedescik?"
   "Özetlemek gerekirsa, Kıbrıs hastası, Ada delisi bir insanım ama yönetimdeki basiretsizlik, ekonomideki dengesizlik, insanlardaki gurursuzluk, haysiyetsizlik yıldırır beni ve istemem geleyim. Benim gibi çok arkadaşım var burada, İngiltere'de Almanya'da. Bir insan düşün abi, yahu ister gitsin memleketine ama sistem izin vermez gendine! Nasıl bir çözümsüzlüktür bu nasıl bir çıkmazdır bu?"

***

Bu ülkenin en büyük öğretmeniydi

Benim için öğretmenlerim, annem ve babamdan ayrı değildir... Gerçi annem ve babam da öğretmenlerimdir ama demek istediğim bu değildir.

İlkokul, ortaokul, lise yıllarımdaki öğretmenlerimin hiç birini unutmadım... Askerdeki bölük komutanlarımı da... Onları da öğretmen kabul ederim.

Evet, annem - babam ve öğretmenlerim hepsi benim için aynıydı ama elbette içlerinde ayrıcalıklı olanlar vardı...

Hayatınızın şekillenmesinde daha çok ağırlığı olanlar mesela...

Feriha Coşkun Çürükoğlu bunların en başındaydı...

Ferihanım... Feriha hocanım...

Feriha hocanım, yanlış bilmiyorsam, genç bir öğretmen olarak 50'li yıllarda Baf'a geldi... Türkiye'den... Baf'ta dayılarımın öğretmeni, öğretmen arkadaşıydı...

Baf'ta evlendi, yerleşti... 1974 sonrası Güzelyurt'ta mesleğine devam etti. Bizim Güzelyurt'ta öğretmenimiz oldu... Oğlu, Kaptan Mustafa Çürükoğlu, hem gençlik yıllarımızda, hem askerde ağabeylik yaptı bize...

Ferihanımın, öğretmenliğinin ötesinde, Yeşilırmak'a karavanıyla tatile gelişini ve muhteşem bir yüzücü oluşunu hatırlarım en başta... Ve Atatürkçü'lüğünü... Su götürmez, gerçek milliyetçiliğini... Zerre kadar çıkar düşünmeden, tek kuruş beklemeden, tüm zamanını, muhteşem bir Türkçe ile "evladım" diye çağırdığı "evlatlarına" yani öğrencilerine ayırışını...

Git be Serhat beş dakika olsun ziyaretine... Gidemedik!

Dün, Mustafa Çürükoğlu kaptan aradı... "Serhat" dediğinde anladım. Bu kez, "Annemin selamı var" demedi... "Kaybettik" dedi...

E yeter artık...

Ne oluyoruz yahu!

Her gün bir değerimiz, her gün bir güzel insanımız gidiyor...

Feriha Coşkun Çürükoğlu, çok büyük bir insandı. Bu ülkenin en iyi öğretmeniydi. Tartışmam bunu...

Allah rahmet eylesin...

Bugün, bu meslekten ekmek yiyorsam, en büyük payı olanlardandır... Benim için hocaların hocasıydı. Çok, ama çok şey öğrendim... Hayat boyu unutulmaması gereken bir öğretmendi. Unutmayacağım...

Lise son sınıftaydık...

Kompozisyon sınavı...

Çok iyi yazdığımdan emindim... Baktım not 70... Hiç sesimi çıkarmadım... Çağırdı odasına... Müdür muaviniydi... Bir "evladım" deyişi vardı ki, karşısında dik durabilme şansınız olmazdı. Saygının zirvesinde yaşattığı bir korku vardı üzerinizde... Sizi çok sevdiğinizden emindiniz ama korkardınız... "Niye gelip neden 70 aldığını sormadın evladım?" diye, öyle biraz kızan, biraz sitem eden, biraz da dalga geçen tavırla sormuştu sorusunu...

"Çok iyi yazdım" demiştim...

"Çok iyi yazmış olabilirsin evladım, ama dönüp bir kez bile okumamışsın... Okusaydın, bunca kelime hatasını, bunca yazım hatasını görürdün" demişti...

Bugün, zamanım dar olsa bile, o ders, kulağımda küpedir... Gazetedeki arkadaşlara da, yazdıkları her haberi, en az iki kez okumalarını tavsiye ediyorum.

Hocam nur içinde yatın...

Sizi çok sevdik. Evet, hayvanlık ettik, ziyaretinize gelemedik ama bir yerlerden bizi işitiyorsanız, affedin ne olur...

***

Önce "ben" demeyi öğrenmek lazım

Çok geleneğimiz, göreneğimiz var ki hepsine saygım sonsuzdur...

Mesela, evlatlarımız için canımızı feda ederiz...

Ve bu, Doğulu kültürlerde, çok ciddi bir "gurur" meselesidir.

"Evladı için saçını süpürge etti" derler mesela...

Evet, evladı için saçını süpürge eden analara, babalara canım feda!

Ama gerçek hayat, öyle değil!

Uçakta oksijen maskeleri var ya! Hani kabin ekibinden biri uçak havalanmadan ayağa kalkar ya da bazen ekranlarda anlatırlar, "... Kabin basıncı düştüğü zaman oksijen maskeleriniz otomatik olarak açılacaktır... Kafanıza şöyle geçiriniz... Önce KENDİNİZİNKİNİ, sonra ÇOCUĞNUZUNKİNİ takınız" derler...

Neden önce kendiniz?

Çünkü çocuğa takacağım diye siz oksijensiz kalırsınız, ikiniz birden gidersiniz...

Hayat da biraz böyle olmalıdır.

Evet, çocuklarınızın geleceği çok iyi olmalı ve siz de bunun için katkı koymalısınız ama bunu, canınızı yiyerek ve kendinizi harcayarak yapmayın.

Açıkçası, "bencil olun" demiyorum ama mümkün olduğunca kendinizi sağlıklı tutmayı başarın.

Sağlıksız "siz"; çocuklarınıza hiç yardımcı olamazsınız.

Siz sağlıklı olup, sağlam saçlara sahip olmazsanız, süpürge edemezsiniz o saçları.

Bazı durumlarda, "önce ben" demeyi becermek, başarmak lazım... Olay bundan ibarettir.

Evlilik mi?

Psikologların işine karışmak gibi olacak ama efendim, "bazı şeyler düzelecek, aman çocuklar babasız büyümesin, aman çocuklar annesiz büyümesin" demeyin sakın... Hiç bir şey düzelmez. Herkes mutsuz olur.

Biraz gelenek ve göreneklerden uzaklaşmak şarttır...

Aman şu ne diyecek, aman bu evlilik sürmeli, aman bu kutsal kurum korunmalı dersiniz; sonra ne kafa kalır, ne mide, ne ciğer; çocuklara süpürge yapacak saç da tamamen dökülür... Bu mudur doğru olan?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 8 6 0 2 7 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
4 BİNATLI YSK 8 4 3 1 6 15
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 2 2 3 14
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 5 1 2 11
7 YENİCAMİ AK 8 3 2 3 1 11
8 LEFKE TSK 8 3 2 3 1 11
9 BAF ÜLKÜ YURDU 8 3 1 4 4 10
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 8 2 4 2 -1 10
11 OZANKÖY SK 8 2 3 3 -4 9
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 8 2 2 4 -6 8
13 TÜRK OCAĞI LİMASOL 8 2 1 5 -5 7
14 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 1 4 3 -6 7
15 CİHANGİR GSK 8 2 1 5 -10 7
16 YALOVA SK 8 1 2 5 -3 5

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup