KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

17.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bir rock konseri

KIBRIS Gazetesi’nde geçtiğimiz günlerde Murat Obenler arkadaşımızın bir haberi yayımlandı…

“... 15 Temmuz Cumartesi gecesi Lefkoşa Surlariçi’ndeki 1984 Bar’da sahne alacak olan iki toplumlu rock grubu, yoğun istek üzerine yeniden rock müzik hayranlarını coşturmaya hazırlanıyor”.

Haber buydu...

15 Temmuz akşamı, Türkiye “kalkışmanın birinci yıldönümünde” ayağa kalktığı saatlerde, ben, Obenler’in deyişiyle, “rock müziğinin efsane parçalarını” dinliyordum...

Ve elbette, yine Murat’ın deyişiyle, “... kendi besteleriyle ülke rock arşivine katkıda bulunan ‘Blind Man’s Tale’ Grubu’ydu” dinlediğim...

Rock müziğin “metaliği” bana çok ağır geliyor... Sindirim sıkıntım var...

Ama o akşam vokal ve gitarda Charis J. Anderson, gitarda Tolga İsmail, bas gitarda Hakan Şonya ve davulda Mert Güçlü’den oluşan “Blind Man’s Tale” bana harika bir gece yaşattı...

Charis ya da söyleniş şekliyle Haris, inanılmaz güzel bir insan... Siyasi mesajlar vermeyi de ihmal etmedi...

Bir ara, “Güney’de bugün Yunan Darbesi’nin anma günü... Faşizme lanet olsun... Yaşasın sınırsız, ayrımcılığı olmayan insanlık” dedi...

Konser, gerçekten muhteşemdi.

Asla, “metal” ağırlıklı şarkılar beni ve çevreyi rahatsız edici değildi...

Çok güzel bir insan topluluğu ile çok hoş bir mekanda, çok iyi müzikler dinledik...

Buna, “deşarj” diyebilirim...

Deşarj olduk!

Ve Rum – Türk gençlerin ortak güzelliğine de ayrıca tanıklık ettik.

Gurur duydum...

Mutlu oldum...

Anastasiadis ve Akıncı’ya da selam olsun...

Siz dilediğiniz kadar “çözümsüzlük”ten dolayı birbirinizi suçlayın... Hatta, bir daha karşılaşırsanız, birbirinize küfredin...

Haaaa; bir arada yaşamak istemeyenler mi?

Siz de sakın ama sakın, karşılaşmayın bile...

Biz, Haris’in söylediği şarkıları; Mert, Tolga ve Hakan’ın nefis yetenekleri ile birlikte dinlemeye devam edeceğiz...

Faşizme lanet olsun...

Faşizmin inadına...

-*-*-

Bu arada yeri gelmişken selamlamadan geçmeyeyim...

Çok farklı kulvarda olsa da, birlikte enfes güzellikler yaratan İki Toplumlu Koro’yu, İki Toplumlu Dans Grubu’nu ve benzer tüm etkinlikleri yürekten selamlıyorum...

Liderler, liderlikler, anavatanlar ne düşünürse düşünsün; ne hayal ederse, ne isterse yapsın... Biz birlikte güzellikler yaşamaya devam edelim... Çözüm, kendiliğinden gelecektir.

Haris’ler, Tolga’lar, Murat’lar ve Mert’ler olduğu sürece, faşizme inat, sırtımız yere gelmez.

***

Etraf rahatsız oluyorsa müzik kısılmalı mı? Yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar?

Çeşitli kaynaklara sordum; “Gürültü kirliliğini tarif eder misiniz?” diye...

Mesela i-phone uygulaması olan “Siri”, “Serhat, gürültü kirliliği, ses kirliliğidir” dedi ve bir dizi kaynak sıraladı...

Vikipedi, “Gürültü kirliliği veya diğer adıyla ses kirliliği, insan veya hayvan yaşamını olumsuz etkileyen, dengesini bozan her türlü insan, hayvan ya da makine kaynaklı ses oluşumudur. Gürültü kirliliğinin en yaygın biçimlerinden biri, özellikle motorlu araçların neden olduğu kirliliktir.”

Demek ki neymiş?

İnsan yaşamını olumsuz etkileyen “ses oluşumu” ymuş...

Aynı zamanda hayvan yaşamını da olumsuz etkiliyormuş!

Biz, bu ses kirliliği meselesini yıllardır tartışıyoruz...

Çünkü, sözde bir turizm ülkesiyiz...

Ama turizmin ötesinde, dilediğimiz mekanda düğün-dernek-kutlama da yapabiliyoruz...

Efendim, yasalarımız yok mu?

Var tabii ki!

Yasa çok!

Tüzük olmayabilir ama ses kirliliğini ya da insanları rahatsız eden “gürültüyü” önleyici yasalarımız mevcuttur!

Ancak, bu yasaları uygulamak adına, bazı tüzüklerin eksikliği gibi, af edersiniz ama “büz...k” eksikliği de söz konusudur.

Nasıl mı?

Ses kirliliğini yaratanlar garibanlarsa, Çevre Dairesi müdahale eder.

Polis gider kapatır.

Ama ses kirliliğini yaratanlar gariban kişiler değil de büyük büyük patronlara ait iş yerleri ise ne Çevre Dairesi gidebilir ne de polis.

Neden?

Çünkü burası KKTC’dir!

Burada, turizm planlı değildir.

Çullisine bazı önemli gelişmeler yaşanabilir. Şu anda olduğu gibi... Mevcut bakanlık hiç de kötü gitmiyor. Çok çaba harcıyor ve sonucunu almıyor değiliz...

Ama bu, “plan olmalı, sistem olmalı, politika olmalı”nın önüne geçmiyor.

Turizmde mass mı class mı tartışması yıllardır yapılıyor.

Karar veremedik.

Özel ilgi turizmini beceremedik.

Plan, hesaplama, uygulama, denetleme eksik olunca; mesela bir mekan, sabahlara kadar bangır bangır ve hatta dangır dungur müzik çalabiliyor.

Yan taraftaki mekanda ise “uyumak isteyen” turistler, sinir krizi geçirebiliyor.

Peki kim haklıdır?

Bana sormayın!

Ben dinlenmeci olan biriyim şu anda yaşım gereği ama her ikisi de haklıdır!

Eğlenmeye giden turist veya vatandaş olsam, müzik isterim.

Dinlenmeye giden turist olsam, uyumak ve kitap okumak, güneşin batışını ve doğuşunu sessizce izlemek, güzel yemekler yemek falan isterim...

Peki KKTC’de durum?

Girne’de şu anda bir büyük yatırıma bağlı diskoda “sabaha kadar lorke, sabaha kadar dans, şimdi ise Çelik’te düm ha!” dercesine, bangır bangır, dangır dungur müzik yapılıyor...

Hemen yan komşu büyük bir başka yatırımda uyumak isteyen turistler resmen “işkence”ye maruz kalıyor! Ve mahalleli de!

Peki ne yapmak lazım?

Hukuk devletinde, yasaları uygulamak lazım...

KKTC’de mi?

KKTC’de hiç bir şey olmuyor; en azından gürültüyü kısıp, uyumak isteyene öncelik tanımak lazım...

E bu da benim görüşüm...

Etraf rahatsız oluyorsa, müzik kısılmalı...

Evet bu tartışmayı sürdürebiliriz...

Sonuçta tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan tartışmasını geçemeyiz...

Turist eğlence ister, turist dinlenme ister!

Hangisi doğru?

Her ikisi de doğru mu?

Her ikisi de doğru!

Turist eğlenmek de ister, uyumak da!

Peki tam doğru ne?

Yasa ne diyorsa!

Veya yasayı düzeltin!

Veya ne bileyim; en azından “sahte devlet” diyenlere kızmayın!

***

Masal!

Kaf Dağı’nın ardında, hayal bir ülkede, devler tellal, pireler berber iken...

Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır saller iken; vatandaşlık denen bir uygulama varmış!

Develerin tellal, pirelerin berber olduğu bu ülkeye, deniz aşırısından gelen bazı misafirler, ayrıcalıklı imiş!

Ellerinde, “kartvizit” denen bazı kağıtlar taşıyorlar ve o kartvizitlerin ayrıca da paranın ve de siyasetin gücüyle, bu kişilere “vatandaş”lık veriliyormuş!

Çok işe yaradığından değil; ama veriliyormuş işte...

Oysa o ülkede, “doğal vatandaş” olmuşlar; yandaki “esas ülke”nin vatandaşı olmak için ayrıca çırpınıyormuş ki o da ayrı bir çelişki!

Hatta yaman çelişki!

Efendim, bu ülkede haftada bir kez bir araya gelen vezirler, hakkı olana da olmayana da, “vatandaşlık” verirken, bu vatandaşlıklardan birini alan, bir kişi, aynı zamanda daha vatandaşlık almadan, mal mülk da almaya başlamış.

Bir doğal vatandaş ile bu mal mülk alımları nedeniyle hafiften tartışmış; doğal vatandaşa, “lan”, “uleyn”, “ulan” gibi unvanlar sıralamış; hatta tüm sülalesini, gabilesini, eşini, kızını, “sinemaya götürürüm laaaan” diyerek, yerden bir de büyük taş alıp, doğal vatandaşa vurmaya çalışmış...

Falan ve filan...

Ne mi anlatmaya çalışıyorum?

Anlatmaya çalıştığım; vatandaşlık dağıtılmasına karşı değilim.

Hakkı olan alsın!

Ama vezirler kurulunun verdiği vatandaşlıklar; iki kez hatta bin iki kez gözden geçirilsin yahu!

Bu kadar da olmaz yahu!

Lütfen yahu!

Ayıptır, gariptir, günahtır ve ciddi sıkıntı olacaktır yahu!

***

Tarım Master Planı!

Bu ülkede hayvancının en büyük şikayeti; “memurun, öğretmenin, polisin” hayvancılık yapması...

Yani, devlet, “ayrımı” yapabilmeli...

“Hayvancı”yı ayırabilmeli... Teşviğinden şusundan busundan sadece “hayvancı” yararlanabilmeli...

Çiftçi aynı şekilde şikayetçi...

Herkes ekiyor.

Herkes kuraklık alabiliyor...

KIBRIS’ın manşetinde dün Türkmenköylü iki karpuz üreticisinin şikayeti vardı...

“Mahvolduk” diyorlardı...

Neden?

Çünkü devletin planı, programı, düzeni, yok!

Polis de, öğretmen de, memur da “ek bir gelirim olsun” diyerek ekebiliyor.

Ekmesin mi?

Yok, elbette eksin ama bir düzen, bir vergi sistemi, bir teşvik – destek adaleti olmalı!

Tarım Master Planı’nı görelim lütfen!

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.