Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

30.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Brexit belirsizlik süreci başladı

İngiltere ya da Birleşik Krallık İmparatorluğu veya Britanya; dünden itibaren "Avrupa Birliği'nden (AB)" çıkma sürecini resmen başlattı.

Başbakan Theresa May, "Ayrılık mektubu" nu Salı günü imzaladı. Mektup dün AB'ye ulaştırıldı.

Bir çok gözlemci, yorumcu, uzman; yeni sürecin kesinlikle "belirsizliklerle dolu" olduğunu öne sürüyor.

Kimse, çok net ve kapsamlı gelecek tahminleri yapamıyor.

Ticaretin nasıl şekilleneceği, gümrük birliğinin devam edip etmeyeceği, serbest dolaşım veya bizde de sıkıntı olan dört özgürlük meselesinin nasıl çalışacağı kestirilemiyor.

İngiltere'de yaşam süren AB vatandaşlarının geleceği... Bu ülkede eğitim alan AB vatandaşlarının ne olacağı... Bilinmiyor...

İki yıl sürmesi beklenen müzakereler sonrasında yapılacak anlaşmalar bütün bunları belirleyecek.

Ancak net olan bir şey var; Avrupa artık "Britanyasız"...

Gazetelerde de ilginç yorumlar var... Ayrılma karşıtı olanlar, bahsettiğimiz belirsizliğe dikkat çekerken, ayrılma yanlısı sağcı gazeteler, "Artık özgürüz" gibi ifadeler kullanıyor.

Sağcı gazeteler, özellikle "burnu havada" yani "kibirli" İngilizlerin gazeteleri...

Referandum sürecinde, "Bizi neden Brüksel yönetsin ki!" korkusuna ciddi taviz vermişler ve "Hayır" oyu çıkmasında bence etkili olmuşlardı.

Ancak "Hayır"ın esas sebebi, kesinlikle göçmen ve yabancı düşmanı ırkçı tavırdı...

Neyse, daha liberal, daha soldan gazeteler, belirsizliği dün öne çıkardılar demiştik...

Mesela The Guardian gazetesi dün başlayan Brexit sürecinin Birleşik Krallık için bilinmezlerle dolu olduğuna dikkat çekti...

Brexit'i "İngiltere'nin için 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en önemli diplomatik ortaklığının sonu" olarak niteledi...

Brexit, bizi de ilgilendirecek mi?

Evet...

Mesela, onlarca, hatta yüzlerce çocuğumuz, "Kıbrıs Cumhuriyeti" yani "AB" vatandaşı olarak bu ülkede eğitim görüyor...

Ne olacak?

Evet, "Sorun olmayacak, değişiklik yaşanmayacak" falan diyenler var... Ama, tam tersini söyleyenler de!

2019'da her şey netleşecek mi?

Netleşmeyebilir...

Bu konuda da belirgin bir şey yok.

Yine, orada okuyanlar gibi, orada "AB Pasaportu" yani, "Kıbrıs Cumhuriyeti" vatandaşı olarak yaşam sürenler var...

Kıbrıs Cumhuriyeti AB tam üyesi olmadan önce de, "İngiliz Uluslar Topluluğu vatandaşlığı" zemininde, Kıbrıslılara farklı uygulamalar söz konusuydu...

Mesela yerel ve genel seçimlerde oy kullanabiliyorduk eğer İngiltere'de yaşıyorsak... Ve ülkeye vizesiz girebiliyorduk... Çalışma izni alabiliyorduk... Falan... Ve de filan...

Ama şimdi, "Kıbrıs Cumhuriyeti" değil, AB'nin vatandaşları olarak, yeni bir statü belirlenir mi?

Yoksa, eski sömürge hatırına ya da Commonwealth uyumuna devam mı edilir?

İngiltere ile KKTC'nin ilişkisi yok... Ama İngiltere ile Kıbrıs'ın çok ciddi ilişkileri var!

Bizi ilgilendirmemesi mümkün değil!

Hatta hukuken bilemem ama manen, garantörlük olayı nasıl yürür?

AB'nin garantörü İngiltere?

Mümkün müdür?

Sadece bizi ilgilendiren, onlarca bilinmeze yol alıyor Britanya!

Gerisini siz düşünün...

Kolay gelsin!

Bu arada belirtmek lazım; "Çifte vatandaşlık" konusu var...

Mesela ben hem "Britanya" hem "Kıbrıs" yani "AB" vatandaşıyım!

Olmaz diyorum ama ya olur ve "Çifte vatandaşlık yeni bir anlaşma gerektiriyor" denirse...

Mesele çok...

Kolay gelsin...

Kürtaj tartışması

Kürtajla ilgili olarak çeşitli ülkelerde, çeşitli dinlerde farklı yasalar, uygulamalar ve inanışlar söz konusudur.

"Şu doğrudur, bu doğrudur, o yanlıştır, öteki daha yanlıştır" demek, kafanıza göre takılmaktır...

Herkes bu konuda çok farklı yorum yapabilir; zaten yapıyor da...

Kürtaja karşı olanlar vardır...

Olmayanlar vardır...

KKTC'de yasalar ne diyor?

Ne diyorsa diyor işte...

Efendim "ceza az geldi"...

"Cinayet işlediler... Cinayet işlenmesine yardımcı oldular, çanak tuttular..." diyenler oldu...

Elbette görüşlerinize saygı duyuyorum...

Savcı Erdinç Akyener'in istinaf başvurusu da en yasalından hakkıdır...

Ancak, 5, 4 ve 2 yıl hapis cezası alan doktorların ve hemşirenin de istinaf hakkı söz konusudur.

Haaa benim görüşüm mü?

Ben, “Kürtaj hakkın” dan yanayım...

Bir kadın, ne zaman doğuracağına kendisi karar verir...

Vermelidir...

Kadın; sağlığına, gençliğine, maddi durumuna, profesyonel yaşantısına bakıp, hamileliği sonlandırma veya doğurma hakkına kendisi karar vermelidir.

Bir kadının doğurup doğurmayacağına, karnındaki bebeğin gelişmişlik derecesi değil, kendi beyni ve aklı etki etmelidir.

Hükümetler veya yasalar, bir kadının "Doğum hakkını" belirleyemez...

Haaa siz farklı mı düşünüyorsunuz!

Olabilir.

Ben böyle düşünüyorum ve Meliz Akçal'ın aldığı cezayı da; gönüllü olarak kendilerine başvuran "Anne" adaylarına kürtaj yaptıran iki doktor ve bir hemşirenin aldığı cezayı da "Doğru" bulmuyorum...

Benim vicdanımda, ünlü kürtaj davamızda yargılanan sanıkların altısı da "Masum"dur...

Zerre suç işlediklerine inanmıyorum...

Günümüzde çocuk büyütmek, çok ciddi bir risktir... Bundan da eminim...

"Allah rızkını verir" demek de; bana hiç gerçekçi gelmemektedir...

Haaa bir şey daha var; "Mahkemenin kararı yasalar gereğidir ve saygım sonsuzdur"...

Hukuk başka!

Vicdanım başka!

Sağlam bir düzen, doğru dürüst bir devlet kurdunuz da selam durmadık mı?

Kürtaj yapan doktorlar...

Ve "Finans şirketleri"...

Aynı kefeye koyalım; haydi!

Sizin finans şirketiniz var... Hatta şöyle diyelim; siz bir tefecisiniz...

Kötü taraftan bakıyoruz...

Hatta tefeci olmanın ötesinde, kötü niyetli, her türlü mafya ilişkisine bulaşmış, pisliğin de tekisiniz!

Ancaaaaaak; kimseye zorla borç vermiyorsunuz!

Silah zoru ile kredi dağıtmıyorsunuz!

Adamın, kadının veya gey şahsın biri gelmiş, sizden kredi istiyor...

Şartları da kabul ediyorsa; battığı zaman tefeci mi yoksa borcu alan mı suçludur...

Efendim çok gaddardı, adamın kadının veya gey kişinin mallarına el koyduydu; şuydu buydu, oydu...

Bakın; birincisi KKTC denen bir devlette yaşıyoruz... Devletin kendisinin yasal zemini üzerine basıldığı anda kırılan parkelerden oluşuyor; eğreti...

İkincisi; en vahşisinden serbest piyasa kuralları geçerli...

Üçüncüsü; ayağını yorganına göre uzat; iflas etme... Borç alma!

Neden "tefeci" suçlu olsun ki?

Efendim, komünist Serhat tefecileri savunuyor!

Ya öteki yazıda da "Bebek katili kürtajcı doktorları savunduydu"...

Kardeşim; evet, doktorlar yasadışı davrandı ve mahkeme beş yıl, 4 yıl, 2 yıl hapislik cezasını verdi.

Haaa eğer bu noktadan alırsak, "Hastane sahipleri neden suçsuz?" sorusu haklı bir soru olabilir...

Ama benim demek istediğim; öteki yazıda savunduğum kürtaj hakkının ötesinde; kimse kimseyi zorla kürtaj ettirmedi meselesidir.

Kimsenin kimseye zorla borç vermediği gibi...

Siz farklı mı düşünüyorsunuz?

Canlarım benim!

Zorla benim gibi düşünün mü diyorum?

"Beni okumak zorundasınız" dediğimi duyan oldu mu?

"Gel kızım, sen doğuramazsın bu bebeği almam lazım" diyen doktor var mı?

Siz şimdiye kadar, "Bu borcu almazsan seni öldürürüm" diyen tefeci gördünüz mü?

Haaaa, "Borcunu ödemezsen öldürürüm" diyen varsa, yargıya taşıyın...

Ne diyeyim ki?

Siz sağlam bir düzen kurdunuz da biz alkışlamadık mı?

Siz doğru dürüst bir devlet kurdunuz da selam durmadık mı?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.