HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

11.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bu mudur yani?

Hayvan üreticilerinin eyleminin benzeri, Dünya’nın birçok ülkesinde sık rastlanan bir eylem çeşididir.

Eğer birkaç gün devam eder ve özellikle ülke ekonomisini de etkileyebilecek sıkıntılar yaratılırsa, hükümetler düşebilir.

Süt üretiminin durması, iş makineleri ile trafiğin kilitlenmesi ve örneğin başkentin çalışamaz hale getirilmesi çok önemli – çok etkili eylem modelidir.

Peki KKTC’de durum nedir?

KKTC’de hayvancıların eylemi kimsenin umurunda değildir.

Vatandaş ilgisiz – alakasız bir hale sokulmuştur.

En ilericisinden en gericisine, hemen herkes, “beni sokmayan yılan bin yaşasın” modundadır.

Efendim hayvancının borcu varmış, mazot pahalı olmuş, arpa alınamaz haldeymiş, hayvanına yem bulamıyormuş, üstüne bir de su zamlanmış...

Kimse takmıyor!

Bir çok kişinin asıl derdi, trafiğin tıkanması.

Efendim Lefkoşa’dan dün gece iki buçuk saatte çıkabilmişler...

Veeee, eğer eylem devam edecekse, işe gitmemeyi de düşünüyorlarmış...

Yani, müdürü arayıp, “gelemedik” diyeceklermiş...

Oh, yarın da cuma, bağla genni hafta sonuna, al sana üç gün tatil!

Hayvancı – çiftçi traktörlerle eylemdeymiş, polisle karşı karşıyaymış, borçtan anası ağlamış!

Yoook!

Kimsenin umurunda değil!

-*-*-

Ülkede, sorunsuz hiç bir şey yok.

Ve hâlâ kavga ediyoruz.

Hâlâ çözümü engellemek için elimizden geleni yapıyoruz.

“En iyisi KKTC” diyoruz.

Bu mu yani?

Bu mudur istediğiniz?

Türkiye para versin; memur – öğretmen – asker ve emekli ödensin; geriye kalanın canı cehenneme mi?

-*-*-

Bu ülkede sadece müşavir sorunu bile, Kıbrıs sorununun çözülmesinin şart olduğunun ispatıdır!

Genç genç bir yığın insan, ayda ortalama 7 bin TL maaş alacak; büyük çoğunluğu gidip özel sektörde de çalışacak ve bu sorun, yıllarca çözülemeyecek!

Bu mudur sizin devlet diye övündüğünüz ve sonsuza dek yaşaması için dualar ettiğiniz?

Çözüm istemeyen kesime bir bakın; hiç birinin, bağımsızlık, özgürlük veya benzeri değerlerle alakası yok!

Kişisel – maddi çıkar nedeniyle çözüm karşıtlığı yapıyorlar.

Çünkü mesele özgürlük ve bağımsızlık olsa, özgür ve bağımsız olmadığımız için rahatsız olmaları gerekmeyecek mi?

Devletinin memurunun maaşını bile başka bir ülkenin ödediği KKTC, özgür ve bağımsız mı yani?

“Güzelyurt’u vermeyiz” diyen kimdi geçen gün?

Başka bir ülkenin Cumhurbaşkanı değil miydi?

Elbette desin!

İtirazım yok!

Bence Güzelyurt değil, Girne de mal sahibine iade edilmeli!

Elbette herkes görüşünü söylesin!

Ama, özgür ve bağımsız olmak, devlet anlamında yani; başka bir mesele değil mi sizce de!

-*-*-

Kıbrıs sorunu çözülmeli.

İlla ki federal çözüm olmasına da gerek yok.

Bu köşede ya da sayfada en az 50 kez yazılmıştır; varsa çözüm önerileriniz, buyurun, söyleyin!

Ama, “bağımsız KKTC – ilelebet – sonsuza dek – ebediyete kadar” falan, o yalan!

Gerçekçi değilsiniz...

Mülk sorununuz var, savaş hali sıkıntınız var, “Bölünmez bütün” bir devlet gerçeği var...

Efendim Tayvan, mayvan, yayvan modelleri mi?

Önerin!

Masaya koyun!

Bence en ideal çözüm, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geri dönüştür”...

Olmazsa, şu anda BM’nin de parametrelerini çizdiği federasyondur.

Haaaa, size göre en ideal olanı, Taksim midir?

Kuzey tarafın, “Türkiye”ye bağlanması mıdır?

Çıkın, haykırın!

Olasılık dahilindeyse, neden olmasın!

Kıbrıslı Rumlar da kabul ederse, birey birey, birer birer mal ve mülklerinden feragat edip bize bağışlarlarsa, elbette olur!

Hatta, Rumlar toprağı bağışlayıp, “cehenneme kadar yolunuz var, ne haliniz varsa görün” deyip, bir referandumla,” kadifeden kesesi” bölünmeyi de onaylarsa, KKTC de yaşasın o zaman!

No problem!

Ama, bunu, sizce Rum halkı onaylar mı?

Türkiye’de, sizce, Türk halkı, ayrı ve bağımsız bir başka etnik gruba devlet hakkı tanır mı?

O başka bu başka mı?

E değiiiiiiil!

O da aynı bu da!

-*-*-

Peki neden illa ki çözüm?

Çünkü, herkesin Dünya’da bir tek vatandaşlığı vardır.

Çifte vatandaşlık, ikili anlaşmayla mümkündür.

Şu anda mesela ben veya Tahsin Ertuğruloğlu’nun vatandaşlığı nedir?

Bir tek vatandaşlığımız olduğuna göre, “KC”... Eneşi KTC!

Dersem ki, “haydi KKTC pasaportu ile Dışişleri Bakanı unvanını da kullanıp, fly toAustralia!”...

Yani uçunuz Avustralya’ya!

İndiniz Sydeny’de havaalanına! Uçmuşsunuz 30 saat falan toplamda!

Yorgun ve de jetlak!

Yesofficer!

Ne yesi, hani pasaport!

KKTC mi?

TRNC?

What?

Hooooop, aynı uçakla geri!

Yok öyle bir pasaport.

Pasaport yoksa, devlet de yok!

Vatandaşı olduğunuz devlet, pasaportunu taşıdığınız devlettir.

“Efendim, hakkımdır alırım!”...

Tabii ki hakkın, alacaksın da beni kandırma öteki pasaportla!

Düşünün, KKTC, pasaport da veriyor!

Ama hiç bir yerde geçmiyor!

Kimlikle girebiliyorsunuz TC’ye çünkü!

Ben olsam, “kimlikle girişi çıkışı” kaldırırım!

En azından, dostlar pasaport da görsün diye!

-*-*-

Kısacası, çalıntı malı elimizde tutacağız, Türkiye maaşları gönderecek, biz her seçim mutlaka vekil seçileceğiz, bakan falan olacağız, makam arabaları yeni, şoför, koruma, sekreterler, hizmetçiler, hizmetliler, yağcılar, yalakalar, endamlı endamlı hava basacağız diye, çözüm olmasın ha!

Bu mudur yani?

-*-*-

Evet, Kıbrıs sorunu mutlaka bir çözüme ulaşmalı ve haliyle de bizim kıç kısmımız hukuki zemine oturmalı.

Gerisi korsan.

“Sahte” dersem çok kızanlar oluyor, demeyeceğim ama şunu tekrar edeyim; yarı ahalisi KC, yarı ahalisi TC, bir garip KKTC!

Bu mudur yani?

Ne mi yapmak lazım?

Efendim, tek tek yazacak değilim ama para politikası olmayan, maliye politikası bulunmayan, savunması başka ülkeye ait, dış politikasız, tarımsız, ekonomisiz, sanayisiz, biraz kumarhanesi, biraz kerhanesi ve ne ilginçtir; bu çarpık ikili yanında, biraz üniversitesi bulunan, en basit ifadeyle bir “şey”...

Ama ney?

Ney değil zurna!

Hem de son deliği!

-*-*-

Peki yani şu soruyu soracak olanlara kesinlikle hak veriyorum:

“BM parametreleri doğrultusunda bir federal çözüm olması halinde, yani şu andaki müzakere sürecinin başarılı sonuçlanması ve referandumlarla da onaylanması durumunda, Kıbrıslı Türklerin başı göğe mi erecek?”

Soru haklı.

Ve yanıt, “kesinlikle ermeyecek”...

Ama, yukarıda da belirttiğimiz gibi, en azından kıç kısımlar, sağlam zemine oturacak!

Boşta ve açıkta olmayacak!

Her dileyen girip çıkamayacak!

Yanlış da anlaşılacak şimdi!

Neyse, daha yazacaktım ama gazete baskıya girdiği için, bitirmek zorundayım!

Hep siz mi yalan söyleyeceksiniz!

Son bir not; acaba diyorum, Devlet Piyangosu’ndan 500 bin TL kazanırsam, Girne Kalesi de bana eşdeğer olarak tahsis edilirse, tapusu da verilirse, devlet bana ayda 10 bin TL havadan bir maaş bağlarsa, Girne Kalesi Destebanı ya da Girne Kalesi Mal Sahibi gibi unvanlarım olursa; iki ihaleden de bir miktar komisyon sağlanırsa, “Rumlar bizi bir gecede kesecek, tek çözüm KKTC” demez miydim?

Bu mudur yani?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.