• 09 Eylül 2016, Cuma 8:40
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Bu ülkenin siyasetinin temizlenmesi şarttır

Çevre ile ilgili planlara, imar yasalarına, emirnamelere veya ülke fiziki planlarına çok güvenilmesi lazım...

Bir emirname veya imar planı, belirli kişilere çıkar sağlamayı hedeflememeli.

"Şöyle apartman doldu ortalık, böyle yüksek bina doldu, denize girecek kıyı kalmadı" dedirtmemeli.

İyi yönetilen devlet, vatandaşının görüşlerine önem veren devlettir.

Dolayısıyla imar planı veya emirname çıkarılacaksa, bir kent ya da bölge, dikine veya enine genişleyecekse, orada yaşayanların görüşleri alınmalıdır.

Bizde vatandaşın asıl tepkisi, doğayı ya da çevreyi korumaktan öte; bu gibi emirnamelerin bazı kişilere "çıkar sağlaması" ila ilgilidir.

Vatandaş, bazı kişilerin bu işten rant elde ettiğine inanmaktadır.

Örneğin vatandaşın, "beş katlı olacaktı ama yedi katlı oldu" diye bir otel inşaatına karşı çıkacağını sanmıyorum... Burada asıl mesele, CTP'sinden UBP'sine ve DP'sine, bazı siyasete bulaşmış aracıların nemalanmasından vatandaşın huy kapmasıdır.

Mesele Girne mi?

Yoksa Mağusa mı?

Girne ve Mağusa'da denize girememek mi mesele?

Bir kere her iki kentin denizleri temiz değildir. Çok geniş sayılan yerler, "askeri bölge - girilmez"dir...

Buna kimse itiraz etmemektedir... "Girne'deki otel yedi katlı olamaz, beş katlı veya ne bileyim iki katlı olmalıdır" diyen bir fino çevreciden şimdiye kadar "askeri bölgeler halka açılmalıdır" ifadesini işitmedim.

Neden?

Çünkü orada "rant" ve "haksız kazanç" gibi bir durum yoktur.

Kısacası, "manzaram kapandıydı denizim kirlendiydi, çok kat olduydu, yeşil gittiydi, her yan beton olduydu" diye endişesi olan da vardır elbette ama asıl endişe, siyasetin kirli komisyon ve rüşvet ilişkileridir.

-*-*-

Bu durum ülkenin doğru ve dürüst şekilde yönetilmesi açısından çok önemlidir.

Sadece bu mesele değil... Rant, komisyon, rüşvet içerdiği iddia edilen; yolsuzluk kokusu olan veya iddiası bulunan her şey temizlenmediği, aklanmadığı, paklanmadığı sürece; biz bu tartışmaları daha çok yaşayacağız!

Otel yatırımlarına karşı mıyız?

Girne'ye otel yapılmasın mı?

Bu mudur görüşümüz?

Bence değildir.

Asıl mesele, siyasi kirliliktir...

Boğaz'daki yıkım olayı da aynıdır.

"Burada kişisel garez var" diye ilk yazan ben oldum. Neden bunu yazdım?

Vatandaşın plajlarının ve sahillerinin kaçak binalarla kapanmasını çok sevdiğim için mi?

Hayır!

Bu gibi durumlarda kişisel hesapların olmaması gerektiği için.

Yasadışıysa bir yer, devlet bunun uygun zamanını seçer ve yıkar. Hatta devletin yıkımı nasıl gerçekleştireceği de yasayla düzenlenmiştir... Sabahın köründe, baskın şeklinde olmaz.

-*-*-

Girne'de bir otel izni verilir... Anında bir veya birden çok bakanın ismi geçer... Geçmemeli... Bunun için de tertemiz bir sayfa açılmalı... Tertemiz sayfa açılabilmesi için, CTP'lisi, UBP'lisi ve DP'lisi, iş insanlarına söz vermemeli...

Siyasetin bir manifestosu olmalı. Bu manifesto, mevcut yasalarda sıkıntı görüyorsa, onları değiştirmeyi de vaat etmeli. Ama, "el altında meseleyi hallederiz" havası verilmemeli.

Karaoğlanoğlu'ndaki otelde durum budur... Otel inşaatını yapan iş insanı bir gazeteye verdiği demeçte, "bana söz verdiler" diyor... Üstelik söz verenler önce CTP'li ve DP'li, sonra UBP'li ve DP'liydi...

Bundan vazgeçilmeli...

"Burası kahverengi bölgedir, buraya 3 veya 4 katlı otel yapabilirsiniz, 7 kat yok" denilmeli, yatırımcı da zaten en baştan bunu bilmeli, sonra çıkıp da "bana söz verdilerdi" dememeli.

Vatandaş da gayet iyi bilmeli; Mesarya'ya otel yapmaya kimse gelmez... Evet, otel yapılacaksa, Girne'ye yapılacak!

Siyasetçi, bunu söylemekten de çekinmemeli!

"Aman çevreciler, aman Girne'de Rumlara ait malları kullanırken gıkı çıkmayanlar bana oy vermeyecek" endişesi olmamalı.

-*-*-

Memleket gerçekten felaket durumda...

"Gazeteci" sıfatı da kullanan bazı arkadaşların, vatandaşlıkla ilgili bazı kişilere söz verdikleri hatta bakanlar kurulundan "vatandaşlık" sağladıkları dahi iddia ediliyor bu ülkede...

Meslek örgütlerini, gazete yönetimlerini, bu konuda ciddi araştırmalar yapmaya ve bünyelerinde eğer varsa, bu kişileri sadece devlette çalıştırmaya yönlendirmeleri kaçınılmazdır.

Vatandaşlık, ya hak edilir, ya da çok önemli kişilere verilir... Bu çok önemli kişiler, bilim insanları, sporcular, sanatçılar ve ciddi yatırımcılar olabilir. Ama sabıkalılar, otel kurşunlayanlar olamaz...

Kısacası nereden tutsak elimizde kalıyor...

-*-*-

Bir ülke düşünün ki, her gün, bir köşesinden pis kokular çıkıyor... Ve o pis kokulara sebep olanlar, ceket - kravat bakanlık, müsteşarlık, vekillik falan yapıyor... Hiç bir şey olmamış gibi davranıyor... Meseleler de bir bir kapanıyor...

Yabancı yatırımcılar, dost sohbetlerinde, kime nasıl iş yaptırdıklarını abartarak anlatıyor...

Mesela Ercan Havaalanı'nın denetlenmesi skandalı...

Sonra, "Kıbrıs sorunu çözülmesin" diye ağlamalar...

Temizlenmeli bu ülke...

Siyaseten temizlenmeli...

Peki nasıl temizlenir?

Birincisi, corrupt siyasetçiler bir daha oy almamalı...

İkincisi, sahte siyasi yapının değişmesi ve uluslararası hukuk içerisinde daha ciddi baskıların da yapılabileceği bir "yapı" ortaya çıkarılmalı yani Kıbrıs sorunu çözülmeli...

KKTC, bir mandıra ya da hara olarak değil; resmi bir devlet gibi yönetilmeli.

Yapacak çok şey vardır...

İnsan evini kirletir mi?

Boğaz Piknik Alanı'ndan devlet ve bazı belediyeler 18 ton çöp attı. Ne zaman? Geçtiğimiz hafta sonu...

18 ton çöp atılan yerde şu anda 118 ton çöp daha var...

Neden?

Çünkü vatandaş pis!

Evet, vatandaş pis!

Neden vatandaş çöp atıyor?

Bunun toplum bilimciler tarafından eminim yanıtı verilir... Ama benim de saptamalarım vardır...

Kendi evinde oturma odasına, mutfağa, yatak odasına büyük abdest yapabilen var mı?

Yaparsa, akıl sağlığı konusunda hiç şüphe yok ki doktor şefkati şarttır.

Yani bir vatandaş, maç izler ve fındık - fıstık yerken, aynı anda oturduğu koltuğun, ganebbanın kenarına mıçabilir mi?

İmkansızdır!

Neden imkansızdır?

Çünkü kimse evini pis görmek istemez... Evi pis olan tembel kabul edilir! Ev temizliği bizim için çok önemlidir. Evimiz bizim için çok değerlidir.

Peki, vatan da ev değil mi?

Haaaaa; işte bizdeki gudubet garabet durum buradadır!

KKTC'de yaşam sürdüğü iddia edilen 300 bin vatandaşın minimum 250 bini, bu toprakları "vatan" saymıyor...

Üzerinde yaşıyor ama "vatan" kabul etmiyor...

Belki, "yavru" sıfatı ekleyip, bir şekilde ucundan tutmaya çalışıyor ama "vatanım" demiyor.

Vatanın yöneticilerini de yöneticiden saymıyor.

Haksız da değil!

Memurunu kendisi ödemiyor, hastanesini, barajını kendisi yapmıyor, suyu kendisinin değil, yarın elektriği de kendisinin olmayacak! Mesela Sağlık Bakanı geçen gün, "yeni hastanenin parasını Türkiye onayladı" diye bir açıklama yaptı.

Neyse!

Haliyle senin olmayınca, "yavru" sıfatlı vatan da değerinden değer kaybedecek!

Çöp rezaletinin sebebi budur.

Vatandaşın Kuzey'den de Güney'den de göçmen geleni, KKTC'yi "vatan" kabul etmiyor.

Ve çözüm olup da bu topraklar üzerinde, yeni yasal nesiller yetişmezse, ömür boyu kimse vatan saymayacak. İçine mıçmaya devam edeceğiz...

Üzgünüm ama böyle!

Para elma değildir!

Sanırım İngiliz atasözüdür: Para ağaçta büyümez!

Yani, parayı ağaçtan elma gibi toplayamazsınız... Belki bizde de benzer sözler vardır...

Efendim, geçenlerde çok para kazanan bir Rus iş adamı, ofisinin penceresinden, kağıt uçak yapıp aşağıya fırlatırken görüntülenmiş!

Buna çevre kirliliği açısından bakarsanız, kağıdı sokağa attığı için ayıplayabilirsiniz... Arkadaş uçağı kağıt paradan yapmış... 5 bin Ruble... (230 TL'ye denk geliyor)

Kardeşim, 5 binlik Rubleyi uçak yapıp, fırlatıvermiş!

O para, elma paradır! Ağaçtan toplamayan bir kişi parayı sokağa atarsa, bilin ki, bir şekilde ağaçtan topluyordur! Alın teri yoktur!

Araplar için bir söz vardı; "çok bulunca ora bura sürer" diye...

Irkçılık gibi olmasın ama Rus da çok bulunca kağıttan uçak yapar!

Bunu neden mi anlatıyorum?

Para çok önemlidir... Ve alın teri ile kazanıldığı zaman, çok daha değerlidir... Öyle uçacık yapıp atamazsınız...

Etrafa bakar mısınız?

1974 sonrası KKTC'sinde, parayı uçak yapıp fırlatanlarımız olmadı ama hakkıyla kazanmayıp da gösterişe kaçan çoğumuz oldu... Hatırlatayım dedim. Sonradan görme Rus bana hatırlattı; benim de aklıma bu geldi...

Kolay kazanan, kolay harcar... Kolay kazanan için para elma olabilir ama alın teriyle kazanan için, elma değildir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup