KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

11.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Bu yol nereye çıkar?

KKTC olarak yolumuza devam edeceğiz!

Yol muhteşem!

Otoban!

Sür da korkma misali!

Kamyon da taş yüklü!

Şoförde ehliyet yok!

Adamın çalışma izni "bulaşıkçı"...

Denetleyen yok, denetlenen yok!

Ama ne var?

KKTC olarak yolumuza devam edeceğiz!

40 yaşındaki adam, boş yere ölecek!

-*-*-

KKTC olarak yolumuza devam edeceğiz!

Ev muhteşem!

Klasik!

Duvarı çökmüş!

Çatı çökmek üzere!

İki aile aynı evde yaşıyor ve gidecek başka yerleri de yok!

Çökmek üzere olan binada yaşayan insanlar!

Denetleyen yok, denetleme yok!

Ne var?

KKTC olarak yola devam!

-*-*-

İki çocuk...

Yaşları 17...

Aç mı kaldılar, parasız mı?

Bilmiyorum!

3 marketi soydular...

Levyelerle kapıları kırıp içeri girdiler!

Tabii ki KKTC olarak yolumuza devam edeceğiz!

Bu çocukları, belki de yetişkin 400 mahkum ve tutuklu ile aynı hapiste bekleteceğiz!

-*-*-

Güzelyurt'ta eroin...

Ercan'da uyuşturucu...

Haberler gırla!

KKTC olarak da yola devam edeceğiz elbette ama bu yol, uyuşturucuyla kaplı galiba!

Çözüm mü?

Neyin çözümü?

Neyi çözdük ki bugüne kadar?

Ne sattık uyuşturucudan başka!

Esnaf Odası sıkıntılı; kapatılacak...

Anıtlar Yüksek Kurulu dağıtılacak...

KKTC olarak yola devam edilecek!

-*-*-

Narenciye elde kalacak!

Patates kurtlanacak!

Yollar çukurlarla dolacak!

Araçların yarısından fazlası seyrüsefer çıkarmayacak...

Sigortaları hiç olmayacak...

Bunu kimse takmayacak...

KKTC yoluna devam edecek.

-*-*-

Giden, dönmeyecek.

Gelen, gitmeyecek...

Gelen da giden da aynı bilinecek.

KKTC yoluna devam edecek!

-*-*-

Etsin tabii ki!

Etsin... Şikayeti olan yok!

Da bu yol nereye çıkar?

Kıbrıs sorunu yoktur, Kıbrıs'ta sorun yaratanlar ve sorundan nemalananlar vardır!

Şu iddiadayım: Ne Anastasiadis, ne de Türkiye çözüm istiyor!

Peki Mustafa Akıncı?

Kıbrıs sorununda, iki taraf vardır... Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar!

Hayır!

Öyle değildir!

Kıbrıs sorununda iki taraf yoktur...

Çok taraf vardır.

Roller vardır.

Aktörler vardır.

Ana aktörler, yani esas oğlanlar, Türkiye ve Rum Yönetimi'dir.

Mustafa Akıncı mı?

Aktördür!

Çizilen rolü oynar!

O kadar!

Kimsenin, kimseyi kandırmasına da gerek yoktur!

Peki çözüm?

Roller gereği, çözüm isteyenler, istemeyenler, mızırlık edenler falan da söz konusudur!

Ya da şöyle söyleyelim; "esas oğlanlar evet çözüm istiyor ama karşı taraf olarak niteledikleri tarafın asla kabul etmeyeceği önerilerle masaya geliyorlar"...

Mesela kısa bir zaman önce, Anastasiadis için en büyük sorun, "güvenlik ve garantilerdi"...

"Modern devlet, modern AB, garanti mi olur, bu yüzyılda yani güvenlik sorunu mu olur?" diyerek, bu konuda "suçlama"yı tercih eden Anastasiadis, Türkiye tarafından, "merak etme, bunları konuşuruz" yanıtı gelince; ortada kalıyordu... O sahne öyleydi.

Öyle de oldu!

Anastasiadis bu kez, "dört özgürlük" meselesine kafayı taktı. Farklı bir "dizi film" senaryosu gibi! Yani her dizi başka senaryo!

Kısacası "dört özgürlük" meselesi, "güvenlik ve garantiler" sonrası, yeni senaryodaki çözümsüzlük silahıydı...

Ve bir de öte yandan bakalım...

Kimse kimseyi kandırmasın... Öteki tarafın rollerini analiz edelim...

Türkiye, güvenlik ve garantilerin, Ada ile tek yasal bağı olduğunu biliyor... Kopmasını istemiyor.

"Güvenlik ve garantiler olmazsa olmazdır" diyordu...

Üç aşağı beş yukarı, Anastasiadis'in, "tamam, konuşalım, bir şekilde uzlaşalım" dediği anda, bu kez Türkiye'nin masadaki temsilcisi Mustafa Akıncı, "dört özgürlük" diye ortaya çıkıyor. Olmazsa olmaz diyor!

O kaçıyor, öteki kapıyı vuruyor.

O tehdit ediyor, öteki sıcak çatışmadan bahsediyor.

Bu arada, Mustafa Akıncı'nın değiştiği falan söyleniyor...

Akıncı'nın, kendisinden önceki müzakerecilerden veya toplum temsilcisi "üçlüden" farkı kalmadığı belirtiliyor.

Oysa Akıncı'nın değiştiği falan yok.

Bu oyunda, roller ve aktörler var...

Gelinler yeri dar buluyor, oynamak istemeyince...

Mesele budur.

Yoksa, Kıbrıs'ta sorun falan yoktur!

Sorun yaratanlar ve sorunun devamından faydalananlar vardır!

Roller vardır.

Aktörler vardır.

Bir de senaristler!

Köpekler, kediler!

Çok merak ediyorum; kedi yemeklerini sığır, balık, hindi, tavuk ve kuzu etinden yapıyorlar... Peki neden fare etinden yapmıyorlar?

Bir merak meselem daha var: "Kediler mi daha zekidir köpekler mi?"

Kediler!

Neden?

Çünkü, kimse sekiz ya da on kediyi bir kızağa bağlayıp çektiremez!

Ülkemizde, "kedi" lakaplı çok arkadaşımız var...

Ama "köpek" lakaplı olan bir ya da bir iki kişi!

İnsanlara neden "kedi" lakabı takıldığını çok düşündüm, bulamadım!

Ve neden çok sevdiğimiz yakınlarımıza, en yakın arkadaşlarımıza "köpek" demiyoruz?

Neden "köpek", küfür amaçlı kullanılır?

Kediler "nankör" olduğu halde, şimdiye kadar neden kimseye, "yürü be kedi işine" demiyoruz ama mesela Rum milliyetçiler bize, bizimkiler de Rumlara "köpek" diye hakaret etmek ister?

Biliyorsunuz, ayıptır söylemesi, "Köpek Gavur" ve "Şillo Turko" çok ünlü hakaret sebepleridir.

Peki, köpekleri çok seven İngilizler, acaba bizim Rumlara, Rumların da bize bu sıfatı kullanmasına tanık olduğunda, "bunlar birbirilerini ne kadar çok seviyor" diye düşünür mü?

Adamın biri, evinde düzenlediği bahçe partisinde yani garden partide "kedi kostümü" giydirmiş. Köpek kaçmış ve bir daha dönmemiş... Bu arada bunu da belirtmiş olayım!

Bu yazı çok ciddi bir yazıdır, şaka sanmayın!

Geçenlerde televizyon programında açıklamıştım...

İlk seçimlerde cumhurbaşkanlığına kesinlikle adayım...

Bazı hazırlıklar yapıyorum...

Tek bir hedefim var, maaş ve örtülü ödenek...

Ekmek elden su golimbadiden yaşayacağım beş sene...

Sonra yeniden aday olacağım.

Birini eleştirdiğim anlamı çıkmasın, benden önceki dört başkana da saygım sonsuz; kesin kazanıyorum gibi konuşmuş olmayayım ama açık sözlü olacağım. Şimdiden zaten öyleyim. Bir daha tekrar edeyim; tek hedefim maaş ve örtülü ödenek. Örtülü ödeneği doğrudan ilk ay çekip, çocuklara göndereceğim... Biraz da kendime ayıracağım...

Şoför, koruma istemem...

Küçük bir arabam olsun yeter...

Ama mutlaka her yere helikopterle gideceğim...

Sık sık İngiltere'deki vatandaşlarımızın sorunlarını dinlemeye gideceğim.

Sık sık Antalya ve civarında, otel denetleyeceğim...

Kıbrıs sorunu diye bir sorunum asla olmayacak...

Gidip da canımı yiyemem saatlerce BM'nin pis ofislerinde...

İsteyen ayağıma gelir...

Seçilirsem, mutlaka yapılması için hükümete baskı uygulayacağım bazı planlarım var:

Hamilelik üç ay olacak! (Bir fıkrada okudum çok hoşuma gitti)

Hafta sonu tatili beş gün olacak...

Emeklilik yaşı, 33'e indirilecek...

İlk ve ortaokullarda teneffüsler 45 dakika, dersler beş dakika olacak...

Gannavuri, ekim, üretim, satış ve kullanımı serbest olacak. Ülke haliyle turist gaynayacak.

Herkes kendi özel kerhanesini izin almaksızın açabilecek.

Her evde kumar oynanabilecek, oynatılabilecek.

Bet ofislerdeki bet konularını artırmak için özel ekip kurulacak.

Düğünler yasaklanacak. Ne gerek var ki! Evlenmek isteyen çiftler, davetiye gönderdikleri kişilere, hükümetin belirleyeceği asgari ödeme yapacak. Git da sıraya gir yok...

KKTC'de nüfus sayımı yapılacak. Çok merak ediyorum yahu nüfusu, en azından başkan olarak bileyim da sorarlarsa, "galabalık" falan demiş olmayayım!

Haaa bir de reklam gibi olmasın ama başkanlık ofisimi, Yeşilırmak'ta, Dillirga'nın iskelesinin ucunda (yazlık) ve şöminenin solunda (kışlık) istiyorum...

Sekreter, özel kalem, ve özellikle sözcü istemiyorum... Çünkü bu sözcüler bir garip oluyor... Bütün bu personelin maaşlarını kendim alacağım... Ama mesele paraysa, namerdim... Yani...

Ve son bir not: Yemin ederim ki ciddiyim!

KKTC yolunda devam ederse, benden daha ciddi başkan bulamazsınız... Bundan eminim...

Ve bir not daha: Bütün açılışlara katılacağım...

İçinde çok lüks ve geniş oturaklı tuvalet ve duşu; yatak ve çalışma odaları; ayrıca barı bulunan moto karavan da alacağım... O aracın masraflarını da TC karşılasın artık...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Dr Bekir Pasaoglu
    11.03.2017

    Bu yol ya Davulcu`ya ya da Zurnac´ya cikar. "Sözüm bu meslegi icra edenlerle ilgili degil,sakin yanlis anlasilmasin."

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.