Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

13.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çakıcı başkan olabilir mi?

TKP Yeni Güçler Genel Başkanı...

“Genel Başkan”...

Evet, Sayın Mehmet Çakıcı’nın şu andaki unvanı bu...

Geçtiğimiz pazar günü parti ilk kurultayını gerçekleştirdi...

Ve Çakıcı genel başkanlığa seçildi... Tek adaydı. Oy birliği ile onaylandı başkanlığı...

Kurultay öncesinde, “başkan değil, başka bir partiye, bu seçim dönemi süresince üye bile olamaz” şeklinde belirtilen bir görüş ve bu görüşün dayandığı Siyasi Partiler Yasası’ndan bahsetmiştik...

Sayın Çakıcı’yı geçtiğimiz çarşamba günü sabah programında televizyona da davet ettik... Bir ara hafiften gerildik... Mesele buydu... Başkan olabilir mi olamaz mı? Siyasi Partiler Yasası buna engel mi değil mi?

Evet, Siyasi Partiler Yasası’nda başka partiye, bu seçim döneminde üyelik dahi engelleniyor.

Ama Sayın Çakıcı, “Anayasa bana hak veriyor, yasalar da anayasa üzerinde olamaz” diyor...

Bu arada, Sayın Çakıcı’nın genel başkan olabileceği, Meclis Yasama Uzmanı Melal Kara tarafından da  “ok”lendi... Yani Sayın Kara;

“... Anayasa’nın 70’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre yurttaşlar siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir...”

Melal Kara’ya göre Siyasi Partiler Yasası “bakanlık ve komite başkanlığı yapamaz” gibi iki kesin yasak koyuyor...

Ama meclis dışında kurulacak bir partiye üye olmayı yasaklamıyor...

Bu arada demek ki, Sayın Çakıcı’nın da dediği gibi, “Siyasi Partiler Yasası”, Anayasa’ya aykırıdır!

Bu da bir iddia...

Şimdi; Siyasi Partiler Yasası Anayasa’ya aykırıysa nasıl onaylandı?

Bu yasayı yapanlardan biri Sayın Çakıcı!

Bir yandan yasaya ilk uymayan kendisi gibi duruyor!

Ama anayasal açından bakıldığında “haklı” gibi duruyor...

Kim ayıklayacak bu pirinci?

Ya “boşverip” hayata devam edeceğiz, kimse bu meseleyi eşelemeyecek, zaten seneye Nisan’da seçimler var...

Ya da mahkeme mahkeme dolaşacağız!

Ki aldığım bir duyuma göre, Sayın Çakıcı’nın eskiden gelen başkanı hatta kurucularından biri olduğu TDP, mahkemeye başvuruyor...

Halk siyasete neden mi güvenmiyor?

İşte bu yüzden güvenmiyor...

Nereden tutarsanız, elinizde kalıyor!

Sağdan hayır yok, soldan hayır yok...

***

Türkiye’de Nisan ayında 19, yılın ilk dört ayında 101 kadın cinayeti işlendi

Türkiye'de Nisan ayında 19, 2017'nin ilk dört ayında 101 kadın cinayeti işlendi.

Bu ülkede her yıl ortalama 400 kadın cinayeti işleniyor...

Ve bu cinayetlerin sebebi “kültür”...

“At – pusat – avrat!” diye öğretilen kültür...

Dört adım geriden gelen kültür...

Ya benimsin ya kara toprağın kültürü...

Değişmek mi?

Çok ciddi senelerin işidir bu...

Ve bakmadık daha geriler, belki de ciddi “azalma” da vardır yıllar öncesine göre...

İnternet sitesi Bianet'te, Çiçek Tahaoğlu'nun haberine göre, 2017'nin Nisan ayında Türkiye’de 19 kadın cinayeti işlendi, en az 10 kadına yönelik tecavüz, dokuz kadına yönelik taciz, 30 kız çocuğuna yönelik cinsel istismar yaşandı, 16 kadına şiddet uygulandı.

Bu rakamlar “ürkütücüdür”... Bizim açımızdan da çok ciddi sıkıntı olacak bir “kültürel siyahlıktır”...

Türkiye’de Nisan'da 19 kadın ve şiddet olayına müdahale eden iki erkek öldürüldü. İki kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Kadınların yüzde 58'ini sevgilileri ya da eski sevgilileri öldürdü. Altı kadını eşi, üçünü sevgilisi, birini eski eşi, birini eski sevgilisi, ikisini ailenin erkek üyeleri (birlikte), üçünü erkek akrabaları, birini babası, birini kardeşi, birini oğlu öldürdü.
Cinayetlerin yüzde 53'ü ateşli silahlarla işlendi:

Yedi kadın tabancayla, üçü tüfekle, beşi bıçakla, biri boğularak, biri boğazı kesilerek, biri levyeyle darp edilerek, biri ise satırla öldürüldü.

Cinayetlerin yüzde 16'sı AVM, otel lobisi, sokak ortası gibi kamusal alanlarda, herkesin gözü önünde gerçekleşti.

Öldürülen kadınlardan biri erken yaşta zorla evlendirilmişti.

Ve kadın katillerinden biri emekli komiserdi.

Yorum mu?

Namusla alakalı; “namusum temiz olsun ama ben katil olayım”...

Ne bileyim, anlamak çok zor...

***

Bir burun patlamasının hatırlattıkları!

Çocukluğumdan beri burnum patlar... Ama canlı yayında, ekranda, izleyicilerin önünde ilk defa oldu... Perşembe günü, canlı yayına başladığım anda saat 07.35 gibiydi, burnum açıldı, 08.45’te durdurabildim...

Tampon yaptım, sıktım, başımı öne koydum, arkaya koydum, uzandım, oturdum, kalktım, durdum falan; ne kadar “kulaktan duyma” uygulama varsa yaptım. Durmadı...

Evet, henüz 1974’ün öncesiydi... Bir gece Yeşilırmak’ta halamda kalıyordum... Patladı... Rahmetlik Hasan Can eniştem aldı, o zamanki adı Xero olan Gemikonağı’nda bir doktora götürdü...

Bir başka gün yine Yeşilırmak’ta burnum patladı...

Merhum Şoför Ahmet (Karafistan) otobüsle götürdü... Doktor yine aynısıydı...

Sonra doktorun adını öğrendim...

Doktor Diyomidis...

Belki yanlış yazıyor veya telaffuz ediyorum ama kulağımda o isim var...

Sonra 1974 oldu...

Doktor Diyomidis’in çok önemli bir EOKA’cı olduğu söylendi...

Hiç umurumda olmadı... O benim doktorumdu... Beni her defasında da tedavi ediyordu...

Neyse, burun kanamam bir gün beni az kalsın deli ediyordu...

Yine Yeşilırmak’taydım...

Gece köyde bir tek İngiltere’den kesin dönüş yapan Melih Kusella’nın çalıştırdığı plaj işletmesinde video vardı... Ve gece o videoda, “Jaws”ı seyretmiştik...

10 – 12 yaş olması lazım...

Ertesi sabah da zıpkınla balığa gidilecek...

Lastikli bir zıpkınım vardı ama o gün ilk kez halamın oğlunun kullandığı, amcamdan kalma “havalı”yı kullanıyordum...

Suya girdim, azacık yüzdük... Kalabalıktık... Daha ilk dalışımda, baktığım gözlüğün içinde kan... Burnum patlamıştı...

O gün, kıyıya geri dönmek ve dışarı çıkmak için harcadığım eforla, çok rahat olimpiyatlara katılabilirdim...

Akşam izlediğim film aklımdaydı... Arkama hiç bakmamıştım... “Jaws kan kokusuna kesin gelir”lerdeydim... Oysa, bu ülkede ne arardı köpek balığı veya saldırısı...

Neyse...

Kan kırmızısı çilekler, Yeşilırmak’ın her zaman simgesiydi...

Çocukluğumda başlamıştı festivali...

1974 öncesi...

Sonra ara verildi...

Dün bu yılki festival başladı... Bu satırları köye giderken durduğum bir mekanda yazdım...

Bugün ve yarın da devam edecek festivalimiz...

Bekleriz...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.