Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

29.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

CHP ve Rumların aşırı istekleri!!!

Kıbrıs Tv’de dün sabah program konuğum Öztürk Yılmaz’dı...

O ne muhteşem bir kariyer...

20 yıl Türk diplomasisinde çok önemli görevlerde bulundu... AB’de, Kırgızistan’da, Tacikistan’da, Brezilya’da büyükelçilik yaptı...

Şu anda yanan Musul’da Başkonsolos’ iken, IŞİD’in baskınına uğradı... 43 kişiyle birlikte 101 gün esir kaldı...

Mesleğinde zirvedeydi...

Siyasete atıldı... 1 Kasım 2015’te CHP Ardahan Milletvekili seçildi.

Şu anda bu partinin Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı...

CHP önümüzdeki dönemde bir gün iktidar olursa, çok çok yüksek bir olasılıkla Dışişleri Bakanlığı koltuğunda Yılmaz oturacak.

Keyifli bir sohbet yaptık...

Çok bilgili, çok kültürlü biri...

Ancak benim gözlemim şu oldu; Kıbrıs sorunu ile beş yıldan uzun süre en üst düzeyde ilgilenmiş biri olsa da, Ada’daki gerçeklerden uzak.

Aslında bu uzaklık, sadece Yılmaz’da yok... Türkiye’deki siyaset, Kıbrıs’ı “böyle bilmek istiyor”...

Nasıl mı?

Ne yazık ki bizimkilerin de baktığı gözle...

Nedir bu göz?

Veya nasıl bir bakıştır?

Şudur: “Rumların talepleri aşırı!”...

Evet, Türk siyaseti, buna inanmış durumda...

“Rumların çok aşırı talepleri var ve Kilise de, sağcısı da solcusu da aynı şeyleri talep ediyor”...

Hayır bu doğru değildir.

İçinde doğrular barındırmakla birlikte, Rumların taleplerinin aşırı olduğunu söylemek pek de doğru değildir.

Efendim, DİKO, EDEK, Kilise, Çevreciler falan... O grup var ya! Evet o grubun talepleri aşırı olabilir ama o grubun bizdeki muadillerinin talepleri daha aşırıdır.

Türkiye’deki Yılmaz gibi değerli insanların aslında fark edemediği noktalardan biri de budur.

Karşılıklı olarak aşırı talepler söz konusudur. Ve çözüm, bu aşırı taleplerin orta noktasıdır.

Örneğin aşırı talep derken, toprak mıdır bu?

Rumlar, toprak talebinde çok mu aşırıya kaçıyor?

Oturup, anlaşırsınız... Pazarlık yaparsınız, o toprağın karşılığında, daha çok siyasi avantaj elde edebilirsiniz... Ama talepler aşırı değildir.

AKEL’in talepleri de bayağı mantıklıdır.

Mümkün olduğunca fazla toprak vermediğimiz takdirde ve bir toplumun güvenliği, ötekini tehdit ettiği sürece, çözüm olmayacaktır.

Efendim olmasın daha iyi mi?

E peki çözüm olmazsa, Rumlar mı kaybedecek yoksa biz mi?

Bunun hesabını yapmak da doğru değil. Evet Rumlar da kaybedecek... Ama onlar kaybederken, biz yine yüzsüz bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları ile avantaj ve avanta elde etmeye devam mı edeceğiz?

Kısacası, Rumlar ciddi toprak kaybetmiştir.

Bizim de ciddi siyasi zemin kaybımız vardır. Hatta bizim hiç siyasi zeminimiz olmamıştır...

Dolayısıyla, çözüm istiyorsak, çözüm olacaksa ve çözüm gerçekten bizim için elzemse, “aşırı istek” falan diye mazeret uydurmaya gerek yok.

Mümkün olanı zorlayacaksınız... Mümkün olanın da üzerine çıkabileceksiniz...

Ve her şey daha güzel olacak...

-*-*-

Bu arada, Yılmaz ile ilgili de yorum yapmak lazım...

CHP’de, Onur Öymen’lerin ırkçı hatta faşist, aşırı Denktaşçı neslinden sonra genç bir neslin temsilcisi... Onur Öymen’den farklı mı?

Yani, daha farklı, bundan eminim... Ama çok daha farklı olmaya ihtiyacı olduğu inancındayım...

CHP, Kıbrıs sorununda, Kürt sorununda, AB ile ilişkilerde “bence” daha radikal olabilmelidir... Radikal derken, bunu daha tutucu tarafta da anlamamak gerekiyor...

Haddimi de aşmak istemem ama “ulusalcı” görüntüden uzak, daha kucaklayıcı, daha enternasyonalist bir CHP, bence bizim de Türkiye’nin de daha çıkarınadır...

Saatler geri alınmayacak, garipliği!

Ekim 31 çeken bir ay!

Genç ya da ergen yaşlarda, ayların da 31 çekmesi falan esprisine çok gülerdim... Neyse, hafta sonudur, cumartesidir, biraz salakça espri de yapalım diyerek, bu şekilde giriş yaptık cümleye ama çok ilginç bir zaman dilimine giriyoruz. Bu konu şaka değil.

Tüm medeni ülkelerde kış saati uygulaması başlıyor.

Türkiye ve KKTC mi?

Hayır biz kış saati uygulamasına geçmiyoruz...

Ciddi bir teknoloji sıkıntısı yaşayabiliriz...

Cep telefonu kullandığımız için artık saat takmıyorum... Mesela... Telefonlar, bilgisayarlar ne olacak?

Apple uyumlu akıllı telefonlar, yani iphone mesela, bilgisayarlarda eğer hesabınız, yani ilk başta ayar yaparken İngiltere veya Amerika ayarlarıysa, ki bazılarımızda vardır; çünkü itunes denen sisteme de kayıt yapıyoruz... Ve alış verişe falan kredi kartı hesabı filan... Cümle darmadağın... Ama düzeltmiyorum... Otomatik anladınız eminim...

Kısacası, telefonların kafası karışacak!

Bizim kafalar da karışacak!

Ne yazmıştı Milat gazetesi?

KKTC’de her ilçede imam hatip de açılacak!

Maşaallah!

Türkiye, bu yıl kış saati uygulamasına geçmeyecek. KKTC de buna uyacak. Biz de geçmeyeceğiz... Ancak pazar günü Kıbrıs Cumhuriyeti dahil tüm AB ülkeleri saatleri bir saat geri alacak.

Ve akıllı telefonlarımızdaki otomatik saat uygulamasını kaldırmazsak, telefonlar otomatik geri çekilecek...

Bir akıllı telefon kadar olamadık durumu anlayacağınız!

KKTC devletinin kararı doğru mu?

Türkiye’ye bağlıyız, doğru...

Ama sıkıntı olacak.

Güneyden bir saat ileride olacağız...

30 Ekim 2016 Pazar günü, yani yarın sabah bizde ve Türkiye’de saatler geri alınmayacak. Güney Kıbrıs’ta yaşayanlar saatlerini 1 saat geri alacak. Kış saati uygulaması akıllı telefonlarda otomatik olarak uygulamaya geçecek. Bu nedenle cep telefonunuzda bir ayarlama yapmanız lazım.
   Yapmanız gereken basit!

Android ve iPhone işletim sisteminde bulunan otomatik saat ayarını “otomatik”ten “manuel”e çevireceksiniz ve ayar otomatik yapıldıktan sonra bir saat ileri alacaksınız…

Artık namaz saatlerimiz de Suudi Arabistan’dan farklı olmasın yani… Neyse ki bizde de daha çok okul açılana kadar, namaz saatlerine uyalım, ses çıkarmayalım, saatler de geri alınmasın n’olacak ki!

Değil mi?

Bilmiyorum… Evet, Türkiye ile saatlerimiz uyumlu olmak zorunda gibime geliyor ama bu bizi Dünya’dan ve Avrupa’dan daha uzağa götürmeyecek mi?

Sabah 10.30 gibi işim hafifliyor. O saatler, kahve içiyorum en az iki tane ve gazete okuyorum…

Çocuklar İngiltere’de… Zaten iki saat farkımız var… Orada 08.30… Şimdi, 07.30 olacak…

Çok garip, çok anlamsız, çok gerekçesiz, çek gerici, çok yanlış gibime geliyor…

“Uymayalım” diyeceğim ama uymayıp da ne yapacağız ki!

Yani, bir garip bağımlılık…

Ne diyeyim, ne diyebilirim, hayırlı ve uğurlu olsun…

Ama gidişat iyi değil dersem sakın alınmayın…

Umarım o gidişatta sona gelmeden, bizim müzakere gidişatı çözüme gider de saat sorunumuz da olmaz falan yani…

Daha ne yazayım?

Daha ne deyim?

Şaka!

Ankara'dan döner dönmez, Bakanlar Kurulu toplantısına katılan Başbakan Özgürgün, “Tam 110 milyon Dolar verdiler, sırtımız yere gelmez” demiş...

Ve sormuş:

Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer?

Serdar Denktaş cevap vermiş

10 milyon!

Özgürgün, “be ama delirdin? Nüfus kalabalık! En az 400 bin kişiyiz” demiş...

Bakan, “şaka yaptım (her şakanın ciddi yanı vardır ya o da ayrı mesele)... Ben, 400 bine bölmedim ki...” demiş...
- Kaça böldün?
- 11’e!..

Şaka şaka!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.