KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

30.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çok bozulduk, çoook!

Çok bozulduk...

Bu toplum çok bozuldu...

Yoksa acaba Dünya mı bozuk ama biz göremediğimiz, görmediğimiz için mi böyle düşünüyoruz?

Sanmıyorum!

Dünya'da böyle bozulma olmaz.

Kıbrıs'ın Türk tarafı çok bozuldu.

"Kültür"!!!

Kültür dejenerasyonu... Yani, yaşamla ilgili tüm değerlerimizin bozulması!

Kıskançlık... Aşırı borçlanma... Bankadan borcun sebebi lüks yaşam maksatlı...

Kendi mutluluğumuzla ilgilenmiyoruz... Başkasının mutsuzluğu keyfimiz...

"Ben de mutsuz olabilirim, mutlu da ama başka kimse mutlu olmamalı!"

Bir garip kıskançlık ve çekememezlik karmaşası!

"Bayramlar da eski bayramlar değil"...

Saygı kalmadı.

Sevgi tükendi.

"Sınavın nasıl geçti annem?"

"Fena değil!"

"Ha Ahmet senden yüksek not alsın da gösteririm sana!"

Oğlumuzun, kızımızın başarısı değil; başkalarını geçmiş olması önemli.

Çocuklar yarış atı... Özel ders. Özel ameliyat... Öğretmenler ve doktorlar demişti Mercan...

Öğretmenler öğrencileri, doktorlar hastaları müşteri görüyor. Bozulmanın en dik alası!

Sokaklar bonzai doldu...

Yakalanan üç beş gram!

Eğitimde kalite düştü.

Çevre pis...

Hastane dökülüyor; doktorlar mutsuz, hemşireler küskün, Türkmen bakıcılar var hastanelerde...

Görüntü, Suriye'den kaçan göçmenlerle dolu tahta tekne görüntüsü.

Üretim sıfırlandı.

Borçlar yüksek.

Herkeste moraller berbat ama meyhaneler dolu.

Yoksa, "içip de unutmak mı hedef?"...

Facebook icat oldu; ahali herbokolog...

Hakaret edenler, başkalarını küçük görenler, ölü yakınının fotoğrafını dahi paylaşmaya hevesliler.

Instagram daha berbat!

Aaa, ben bu sabah büyük abdestimi çok rahat yaptım! Akşam çok acılı biber yemiştim, çıkarken de yakmadı!

Paylaşımlar, paylaşımlar...

Annemle kapı önündeyiz!

Çok merak etmiştim neredesiniz diye!

Biz birbirimize aşığız!

Arkadan da aldatmalar!

Gitti, eskinin değerleri gitti...

Bozulduk.

En çok bozulduğumuz nokta; kendi mutluluğumuzla uğraşmayıp, başkalarının mutsuzluğuyla uğraşmak!

Yani şu bizim için daha önemli; ben mutlu olsam da olmasam da olur ama O mutlaka mutsuz olmalı!

Yürüyün; kim tutar sizi!

Kavga edin, kavgayla sorun çözmeye çalışın!

Sevmeyin insanları ve güvenmeyin.

Rum'dur deyin, Türk'tür deyin; ayrıca ve de üstüne üstlük ekmek kadayıfına dondurma gibi; iğrenin bir birinizden!

Geçmişinizin karanlık ve çirkinlikleriyle övünün!

Cehenneme kadar yolunuz var; Dünya'nın da çok umurundaydı!

Dünya'nın en eski iki mesleği

Ronald Reagan söylemiş; "Dünyanın en eski ikinci mesleği sanırım politikacılıktır... Ve hiç şüphem yok ki çok benzerlikleri vardır"...

Dünyanın birinci mesleği mi?

E yok yani; buraya yazmama gerek var mı?

Reagan, bir söz daha söylemiş; "... Hükümetler, sorunlarımıza çözüm değildir; hükümetler sorunun ta kendisidir"...

Öldü gitti...

Margaret Thatcher ile birlikte, dünyanın bence anasını ağlatan pazar ekonomisinin bir şekilde mucitleri olmasalar bile, yayılmasının baş aktörleriydiler... İkisinin de kemikleri çürüsün!

Ancak, Reagan'ın bu iki sözünü gerçekten çok severim.

Siyasetçilik çok zor bir meslek...

Hükümetler de sorunun ta kendisi...

Peki, çözüm ne?

Çözüm mü?

Çözüm, hangi meslekte olursak olalım; en iyiyi insanlar için yapmaktır...

İster Dünya'nın birinci mesleğini icra edin, ister ikincisini; isterseniz bin 20'ncisini; hangi meslekten olursanız olun, iyi olun ve kendiniz için değil, insanlık için çalışın...

Regan da bunu söylemiş...

Peki hükümetler?

Hükümetler insanlara sorun olmamalı. Hizmetçi olmalı... Bu, başarılmalı...

Zenginlik ve yoksulluk

Zengin adam, oğluna "parasız yaşamanın ne olduğunu" öğretmeye karar vermiş.

Bir kaç haftayı, çok yoksul bir ailenin çiftliğinde geçirmişler.

Eve dönerken, zengin baba, oğluna "keyif alıp almadığını" sormuş.

Oğlu, "çok keyif aldım" demiş.

Baba, "peki neler öğrendin?" diye sormuş.

"Bizim bir, onların dört köpeği olduğunu fark ettim" demiş oğlan.

Ve sıralamış öğrendiklerini:

"... Bizim evin bahçesinin yarısını kaplayan yüzme havuzumuz var, onların akan nehirleri... Geceleri bizim bahçede lambalar parlıyor, onların gökyüzünde yıldızlar... Bizim küçük bir bahçemiz var, tüm dağlar, ovalar onların... Bizi koruması için evin çevresinde yüksek duvarlarımız var, onların dostları..."

Zengin baba, oğlunun bu sözlerini adeta donarak dinlemiş... Ve oğlan eklemiş:

"... Baba fark ettim ki aslında fakir olan biziz"... (Bright side adlı siteden alıntıdır)...

-*-*-

Zengin olmak nedir?

Kişinin bankada çok parası, malı - mülkü, yatları - katları olması mıdır?

Büyük evleri, yüksek duvarları, yüzme havuzları, lüks arabaları olması mıdır?

Yoksa, çevresinde dostları, kendisini çok seven ailesi bulunması mıdır?

Bir kaç yüz dönüm araziye sahip olmak mıdır zenginlik?

Yoksa tüm doğayı severek dolaşabilmek mi?

Parlak ışıklar mıdır zenginlik?

Yoksa, gökyüzündeki yıldızları gülümseyerek, sıkıca sarılarak sayabilmek mi?

Zenginlik mi?

Zenginlik, sevgidir, saygıdır, sağlıktır, neşedir, gülümsemektir, kahkaha atabilmektir en derinden!

Zenginlik, belki de son lokma ekmeği dahi dostlarla paylaşabilmektir.

Şunu unutmayın; ölüm da var! Ve Çin hâlâ giderken götürebileceğiniz tabut ya da kefen üretimine başlamadı!

-*-*-

Nedir insanoğlunun paylaşamadığı?

Nedir Kıbrıs'ta paylaşamadığımız?

Gelin, çocuklarımıza sevmeyi, saymayı, kahkaha atmayı öğretelim.

Gelin, çocuklarımıza dostluğu, kardeşliği; ırk - dil - din - cinsiyet ayrımı yapmamayı öğretelim...

Korkmayalım sevgiden.

Şairin kızına yazdığı gibi; bütün insanları dost bilelim, kardeş bilelim.

Ataol Behramoğlu'nun dediği gibi, "Sevginin ürünüdür insan, nefretin değil kızım" diyebilelim. Diyelim...

-*-*-

Çocuklar inanın inanın çocuklar / Güzel günler göreceğiz güneşli günler / Motorları maviliklere süreceğiz /
Güzel günler göreceğiz güneşli günler...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Savaş
    30.09.2016

    Super bir yazı bir çok tesbitiniz kafamdan geçiyordu

  • Hasip Mirillo
    01.10.2016

    AğLaddın bizi usda. Sabah sabah yakdın yüreğimizi. Yaramızı deşdin darmadağın oLduk. Zaten gidişattan memnun değiLik kendimizi bir nebze oLsa bu rekabetin görgüsüzLükLerden uzak tutmaya çaLışırık. İsyan ateşi yakar gibi yazdın. 6 milyon insanı öldüren bir faşistin sehbasına teper gibi. Ses oLdun ışık oLdun. Atar damarımızı çatLattın. Tebrik ederim Sayın İncirLi Tebrik..

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.