Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

06.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm ekonomik kalkınmadır, ekonomik kalkınma çözümdür!

Bu kaosa son vermenin en etkili yolu ekonomik kalkınmadır.

Ekonomik kalkınmanın en bariz şartı ise Kıbrıs'ta çözümdür...

Efendim, Anavatan Türkiye ile şunu yapardık, bunu yapardık!

Karşı değilim!

Ama anavatan Türkiye ile "şunu ya da bunu" yapacak şans, zayıflamış durumda...

Neden?

Çünkü Türkiye kendi dertlerini halletmekle meşgul!..

"Ama Rum'a mı yama olcağız?"

Hayır, kimseye yama olmayacağız!

Kıbrıs Türk toplumunda işsizlik, devlet memurluğu çılgınlığı, torpil mekanizması, sendikaların kavgası, müteahhitlerin dalaşması, yolların bitirilememesi, hastanelerin çalışmaması, eğitimin çökmesi gibi meselelerin temelinde, "hukuksuzluk" yatır...

Çözüm, hukuki zemini sağlama alacak; turizm ve yabancı yatırımlar da ekonomiyi ayağa kaldıracak...

Nasıl mı?

Kimse, yani yabancılar kendimiz; var olan hukuk sistemini tanımıyoruz.

Özellikle biz, yani Kıbrıslı Türkler, "vazgeçmiş" durumdadır.

Evet, en doğru kelime, "vazgeçme!"...

Ve eğer Kıbrıs sorunu çözülmezse, vazgeçmiş insanlar, kopmaya başlayacak!

Şunu açıkça ifade etmekten çekinmeyelim...

Kıbrıs Türk toplumu yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Neden mi?

Çünkü uluslararası hukuk ve uluslararası sistemden kopuş, nüfustaki erime ile birleşecek; "aha gene olmadı" şeklinde yorumlanacak; Cenevre sonrası olası başarısızlık halinde tamamen kopuş yaşanacak...

Elbette bu bir tahmin...

Yanılıyor olma ihtimalim tabii ki var.

Ve elbette yazdıklarıma katılmıyor olabilirsiniz...

Deli, hain, ne isterseniz de diyebilirsiniz...

Ama "söylemediydi" demeyesiniz istedim...

Yollardaki tümsecikler!

İngiltere'de insanlar da amma şeylerle uğraşıyor ha!

Yollarda, özellikle sokak aralarında hız kesme maksatlı tümsecikler var ya; o tümseciklerin hava kirliliğine ve küresel ısınmaya sebep olduğu daha önce açıklanmıştı...

Neden?

Çünkü otomobil o tümseciğe yaklaştığında, vites düşüyor. Haliyle bu esnada egzoz daha fazla gazı dışarı veriyor...

Bunun yanında, şimdi bir bulgu daha açıklandı.

Çok ciddi trafik akışı olan yerlerde yaşam sürenler, sadece egzoz gazından zehirlenmiyor... Bu gaz ve gürültü birleşince, "bunama" oranı ve hızı da artıyor...

Dün sabah Kıbrıs TV'de konuğum, Sayın Serdar Denktaş'tı...

Eski rallici... Şimdi o işlere oğlu Rauf Denktaş bakıyor... Ralli şampiyonumuz O... Aslında Rauf Denktaş, sanki artık parti işlerine de bakıyor gibi... Üçüncü nesil Denktaş olarak geldiği kesin... Neyse...

Serdar Denktaş'a program öncesi bu konudan bahsettim... İngiltere'deki tümseciklerin standardı olduğunu anlattı ve bizdekilerin bazılarının tehlikelerinden, farklı yükseklikte olmalarından söz etti... "Onlar demans oluyor; biz, tümsecikler nedeniyle şizofreni oluyoruz" dedi...

Aslında hiç de haksız değil...

Belediyeler ya da karayolları yetkilileri, bu tümsecikleri, "çullisine" mi yerleştiriyor?

KIBRIS Gazetesi'nin kıdemli muhabirlerinden Ali Cansu, sık sık elinde cetvel, bu tümsecikleri ölçer... En fazla 11 santimetre yüksekliği falan olması lazım... Bazıları çok daha yüksek... Bazıları daha bombeli, kavisli, üzerinden arızasız geçebiliyorsunuz; bazılarının kaç cilya patlattığını, hemen oradaki izlerden anlıyorsunuz!

Yok mu çaresi?

Yok mu bir ölçüsü?

İlla ki şizofren mi olalım yani?

Dikkat bu ülkede hırsız var!

KIBRIS'ın dünkü manşetindeki haber muhteşemdi... Ceren Özbil kardeşimizin hazırladığı bu haberde, Göksel Saydam büyüğümüzün çok çarpıcı bir açıklaması vardı...

Önce habere bakalım... Haber neydi?

"... Serbest piyasa ekonomisinde, her kurum ve şirket kendi kabul edeceği döviz kurunu kendisi belirleyebiliyor. Durum böyle olunca da ortaya fırsatçıların çıkması kaçınılmaz oluyor. Ülkeye yeni gelen yabancıların ellerindeki dövizleri, Merkez Bankası’nın belirlediği döviz alış fiyatının 1 TL altında bile alanlar oluyor. Böylece durumdan yararlanan fırsatçılar hem sattığı ürün ve hizmetten hem de döviz alış satışından kâr ediyor. Şu anda 3.57 TL'den değer gören doları 2.57 TL'den alıp, satışını 3.58'den yapan bir kurum ya da şirket bin dolarda bin on TL kâr etmiş oluyor."

Haber buydu...

Peki Göksel Bey ne diyordu?

Saydam, ülkeye yeni gelen yabancıların mağduriyet yaşamaması için hükümetin yüksek öğrenim kurumları başta olmak üzere birçok alana "dövizinizi tam bozdurmak isterseniz resmi finans kuruluşlarına ya da bankalara başvurun" yazılı afişler asmasını öneriyordu...

Bu ne demektir?

Bu şu demektir:

"... Sevgili turistler, sevgili yabancı öğrenciler ve dikkatsiz vatandaşlarımız... Bu ülkede sizi döviz bozdurma sırasında dolandırmayı hedefleyen ciddi sayıda hırsızımız bulunmaktadır" demektir.

Olay bu değil midir?

3.60 TL'ye gelen 1 Euro'yu, adamın sarhoşluğundan, dalgınlığından veya iyi niyetinden 2.60'a bozmak nedir?

Yok mudur böyle birileri?

Hadi yahu!

Doludur dolu!

Geçenlerde bir benzin istasyonuna gittim. 10 Euro vardı cebimde...

Benzinci çocuğa verdim... Tanıdık biri. Çünkü genelde aynı yerden benzin alırım... "Abi, biz bunu piyasadan farklı fiyata alıyoruz, patronun emri bu" dedi... Fahiş bir fark değildi... Belki beş ya da 10 kuruştu... Yani 3.50 değil de 3.40... Yani 35 TL'lik değil 34 TL'lik benzin alacağım... Pek sorun değil ama yine de bu hırsızlıktır.

Daha önce de yazdım.

Benzer kazığı, bilerek ve isteyerek, kuruşlarda da yiyoruz...

Gidiyoruz markete veya mağazaya...

Filanca mal kaça?

8.99 TL!

Veriyoruz 10 TL'yi... Geriye 1 TL veriliyor... Peki, 1 kuruş nerede?

O kuruşu alan var mı?

Hayır yoktur...

Dün sabah Kıbrıs TV'deki konuğum Sayın Maliye Bakanı Serdar Denktaş'a durumu aktardım... "Hırsızlıktır, dolandırıcılıktır" dedim... "Vatandaş mutlaka istesin" dedi...

Vallahi bir kuruşsa bir kuruş!

İsteyin lütfen!

Bir KKTC muhabbeti

Sendikalara ne gerek var ki?

Hakkatten, hiç gerek yok abi yaaaa!

Sivil toplum örgütlerine, özellikle çevreyle ilgili olanlarına hiç ihtiyaç yok!

Kıbrıs'ta çözüme de ihtiyaç yok!

Ne gereği var canım, bakın, gül gibi geçinip gidiyoruz... Herkes kumar oynuyor, yiyor, içiyor...

Rum'a muhtaç mıyız biz?

Rum bize muhtaaaaç oooolllummm!

Kardeşim, zora girse Brunei'ye kredi veririz, krediiii!

Nedir senin konuştuğun öyle?

Canım benim, bu ülkede, olası bir referandumda "evet" deme olasılığı bulunan siyasi partilere de ihtiyaç yok!

Zaten solculukları mı kaldı?

Katılsınlar mesela Halkın Partisi veya Yeniden Doğuş Partisi'ne...

Hayatım, babacığım, abiiiiim benim; bu ülkede Kıbrıslıya da gerek yok!

Değil mi yani!

Çiçek gibi memleket!

7 - 11 - 17 ve komşuları lütfen!

Hay aksi, yine mi 21 gelmiş krupiyere?

Canım kardeşim; bana bir buzlu viski getir, inşallah! Maşaallah! Hadi gözüm! Göriim seni!

Abiii beee, yine sıfır gelmiş!

Boz şu bin doları! Fiş ver bana fiş!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Dr Bekir Pasaoglu
    07.01.2017

    Bu aralar yazma meragim tuttu, birseyler karalamaya basladim. Kitap degil ama ona benzer birseyler. Adi : "Bir Toplumun Yokolusu" Insallah bir cözüm olurda bu yazdiklarimin tümünü yirtar atarim.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.