KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

31.08.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm meselesi ve yalancı çoban!

Yalancı çoban şarkısını veya masalını bilmeyenimiz yok sanırım...

"Kurt var" diye bağırıyor, köy halkını çağırıyor... Sonra köylü yardıma gelince, kahkahayı basıyor falan... Ama bir gün gerçekten kurt geliyor, köylü "kurt var" çağrısına artık hiç inanmadığı için de çoban, koyunlarıyla birlikte kurt tarafından parçalanıyor...

Bizim "çözüm" de buna benzedi. Farklı bir versiyonu ama artık "çözüm var" diyene inanmıyor haldeyiz... Bir sabah ansızın "kurt" gibi gelirse de ne yapacağımızı aslında pek bilmiyoruz...

"Köylünün" yani Kıbrıslı Türk ahalisinin artık "çözüm var" lafına hiç inancı kalmadı. Evet bir şeyler oluyor bu doğru ama "inanç" ve "beklenti" pek yüksek değil.

Bu arada çözüm olması elbette kurdun koyunları ve çobanı parçalaması gibi "kötü" bir şey de değil ki bu da ayrı bir mesele...

Şu anda bir yığın insan, bir yığın diplomat yani "çoban" dersem ayıp olacaktı diye öyle diyorum; "çözüm var" diyor... İnanmıyoruz ama bir sabah, evet bir sabah uyandığımızda, "şak" diye suratımıza vurabilir yani...

Ortak Açıklama - 11 Şubat 2014
Sayın Serdar Denktaş geçtiğimiz gün tüm bakanların başbakanla birlikte katıldığı basın toplantısında, "biz ortak açıklamayı cumhurbaşkanından farklı yorumluyoruz; hatta ne ilginçtir, Rumlar da daha farklı yorumluyor" dedi...

Hangi Ortak Açıklama?

Efendim, 11 Şubat 2014 tarihli ünlü ortak açıklama...

Hani bizden Dr. Derviş Eroğlu ve Rum tarafından da Nikos Anastasiadis'in imzaladığı açıklama...

Bunun "farklı yorumlandığı" iddiası, sadece bir "anne ben kesinlikle çözüm mözüm istemem, oynamam da oynamam" mızırlığıdır.

Çünkü, o ortak açıklamanın farklı yorumlanması şansı yoktur.

Gayet nettir... Anlaşılırdır...

Özet ve yorum!

Özetle ne deniyor o açıklamada bir bakalım mı?

Tek tek sıralıyorum...

"... Mevcut durum kabul edilemez ve sürdürülmesinin Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için olumsuz sonuçları olacaktır.

AB içindeki birleşik bir Kıbrıs...

Liderler mümkün olan en kısa zamanda bir çözüme ulaşacak ve eş zamanlı referandumlar düzenlenecek.

Çözüm ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk Antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacaktır.

Birleşik Kıbrıs, Birleşmiş Milletler’in ve Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak tek uluslararası hukuk kişiliğine ve BM Şartı çerçevesinde tüm Birleşmiş Milletler üyelerince yararlanılan egemenlik şeklinde tanımlanmış tek egemenliğe sahip olacak ve (bu egemenlik) Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerden eşit olarak neşet edecektir.

Federal yasalar tarafından düzenlenen tek bir birleşik Kıbrıs vatandaşlığı olacaktır.

Tüm birleşik Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda ya Kıbrıs Rum kurucu devletinin ya da Kıbrıs Türk kurucu devletinin vatandaşları olacaktır. Bu statü dahili olacak ve birleşik Kıbrıs vatandaşlığını tamamlayacak ve hiçbir şekilde ikame etmeyecektir.

Hiçbir taraf diğeri üzerinde otorite ve hukuki salahiyet iddiasında bulunamaz.

Birleşik Kıbrıs federasyonu çözüm ve bu çözümün ayrı ancak eş zamanlı referandumlarda onaylanmasının neticesinde ortaya çıkacaktır.

Müzakereler her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmamış olacağı ilkesine dayalıdır.

Atanmış temsilciler her konuyu her zaman görüşmeye tam olarak yetkilendirilmişlerdir.

Her türlü hakemlik dışlanmıştır.

Taraflar görüşmeleri güvence altına almak için olumlu bir ortam yaratmayı amaçlayacaklardır. (Taraflar) Karşılıklı suçlamalardan ve müzakereler hakkında kamuoyuna dönük diğer olumsuz yorumlardan kaçınmayı taahhüt ederler. (Taraflar) Aynı zamanda birleşik bir Kıbrıs beklentisine dinamik bir hız sağlayacak güven arttırıcı önlemleri uygulama çabalarına girişeceklerdir..."

Bunun nesini farklı yorumluyorsunuz ki?

Evet özetledim ama burada "yoruma ihtiyaç duyulan" bir şey yok ki!

Tekrar ediyorum; "Birleşik federal bir ülke... Evet iki kesim... İki bölge... Ama tek uluslararası hukuk kişiliği... Yani tek pasaport, tek kimlik... Tek egemenlik...

Daha nedir anlamadığınız ve yorumlayamadığınız?

Ne diyor bu "Türkiye tarafından da kabul edilmiş şey?"

Eneşi KKTC!

Eneşi ayrı devlet!

E bale gudalya bale gudalya!

***

Cesaretiniz varsa, eskiden yaptığınız gibi, "çözümsüzlük çözümdür" deyin. E buna da cesaretiniz yok!

Çözüm olmazsa ne olacak?

Buna da cevabınız yok!

Bırakın hamaseti!

Tayvan modeli, Hong Kong modeli, King Kong modeli diye bir şey hayaldir.

Ya çözümsüzlük, ya da çözüm vardır!

Açıkça ve kahramanca, (size ve atalarınıza yakışır şekilde), çözümsüzlüğü savunun, "beğenmeyebilirim" ama vallahi saygı duyarım.

Ya da daha yüksek risk grubuna girecek ama, "etnik temele dayalı bağımsız bir Kıbrıs Türk Devleti" talep edin... Ne bileyim Kosova gibi mesela... Buyurun, açıkça ve mertçe!

Ama bir yandan Türkiye Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ile "çelişin", öte yandan da aynı Cumhurbaşkanı ve Hükümeti'ne bağlılık senfonisi çalın!

Olmaz!

Kimseyi korkutmaya, ürkütmeye gerek yok.

Çözüm istemiyorsanız, alternatiflerinizi masaya ve önümüze koyun, sırf bu saçma sapan ve hukuk dışı hırsızlık düzeni devam etsin diye abuk sabuk geçmişten kalma fişenkleri fassalara atmayın! Düşmezler! Bugün av var hatırlatayım diye bu son cümleyi yazdım!

Kafayı yedik bu çözüm meselesiyle!

Yani "acaba olacak mı?" diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Hatta öteki küçük yazıda okuduğunuz gibi veya okumadınızsa okuyacağınız gibi, "inanmıyoruz olacağına"... Ama bazı gelişmeler var ki, "kesin oluyor" dedirtiyor.

Bu arada bazı gelişmeler veya gelişmemeler yaşanıyor ki, onları düşündüğünüzde de "imkansız" diyebiliyorsunuz.

Kısacası, bu beytambal çözüm olacaksa olsun artık, dayanamıyoruz.

"Dört başlık tamamlandı" deniyor, "oldu bu iş" yorumuna basıyoruz.

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Girit'te Yunanistan Dışişleri Bakanı ile "sırf buluşmak için buluşmadı ve bugün de Ada'ya, sırf bilişim bilmem ne teknolojisi açılışı için gelmedi; var abi bir şey" yorumunu işitiyorsunuz, yine, "bitti, kesin bitti, hatta Türkiye garantörlüğü bile rahatlıkla yumuşatır"a çekiyorsunuz sıcaklık derecesini!

Ama bir de öte yandan bakıyorsunuz, dönüşümlü başkanlık, tazminatlar, mülkiyette ilk söz hakkı gibi konular beliriyor öteden... "Offf, gene olmayacak" moduna iniyorsunuz.

Maraş'ın hasbası çıksın, alın deseniz bile, "peki Omorfo?" sorusu gündeme geliyor... "Gavollem gayrı! Zor olur bu iş!" yorumu ayyuklanıyor!

Vallahi kafayı yiyoruz. Öyle bir akşam yatıp uyumak ve ertesi sabah, "çözüm oldu da bitti maşlallah"ı görmek istiyorum!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.