HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

13.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm olmazsa, birleşme gerçekleşmezse, geleceğimiz karanlıktır

İki şirket neden birleşir?

Büyümek için!

Batmamak için!

Peki, birleşmezlerse ne olur veya birleşmek zorunda mıdırlar?

Elbette hayır!

Zaten iş dünyasında birleşmeden çok, büyüğün küçüğü veya bir şirketin ötekini satın alması durumları daha yaygındır!

Yani iş konularına kafam basmaz ama Kıbrıs'ta iki toplum neden birleşir?

Veya bizim birleşmemizi iş dünyası ile benzetebilir miyiz?

Evet benzetebiliriz!

İki şirket var.

Biri büyük, öteki küçük.

Küçük darmadağın...

Aman da aman, içine girme, girersen da kaç!

Corrupt!

İhale, rüşvet, komisyon uh anam aman!

Adam kayırma.

Yasadışılık.

Dünyadaki her türlü finans çevrelerinden ve haliyle denetimlerden, hesap vermelerden falan uzak!

Büyük de sıkıntılı...

Ama büyük, daha ayağı yere basar durumda...

Küçük birleşmeye muhtaç... Ya da, daha da büyük bir yardımcı olan şirket var (Türkiye), onunla birleşmeli...

Ama o da imkânsız... Falan...

Lafı evelemeye gevelemeye gerek yok...

Uzatmanın anlamı yok.

Bizim şirket battı.

Yönetime şöyle ya da böyle ortak olup, Kıbrıs Cumhuriyeti ile birleştirmek avantajımızadır.

Vay da bağımsızlık, vay da Rum öyle, böyle hiç gerek yok!

Bu şirketi yürütemedik. Sebebi beni ilgilendirmiyor... Ambargoydu, izolasyondu zerre umurumda değil.

Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz ve her koyun kendi bacağından asılır... Ayağımızı yorgana göre uzatamadık vesaire vesaire...

Bu anlaşma olmazsa, bir çözüm bulunmazsa, KKTC denen şirket, iflas edecektir ve kimsede, bu şirketi yaşatmak için ikinci bir plan da yoktur.

Mevcut haliyle mi devam edeceğiz?

Mevcut haliyle, evet! Akıncı'nın dediği "KKTC yolu", 42 senedir bir arpa boyu gidemediğimiz yol değil mi? Bu mudur mevcut yol?

Budur!

Peki Rum şirketi neden birleşme istesin?

Aslında "hayır" orada yatmaktadır! Birleşmek için pek mantıklı sebebi yoktur!

Gerçekten, Rumlar prestij ve güvenilirlik dışında bir şey kazanmazsa, ki kazanmaz, neden birleşsin ki?

Ne ihtiyaçları var ki birleşmeye, çözüme?

Ancak, olası çözüm onları da mutlaka uçurur ki o da ayrı bir mesele... Ama olmazsa, en azından tükenme, batma, iş yerini tamamen terk etme, yok olma gibi endişeleri ya da tehlikeleri yok!

Şimdi elimiz mi zayıfladı?

Bunu söylediğimizde elimiz mi zayıflıyor?

E görmüyor mu elalem?

Bilmiyor mu?

Kıbrıslı Türklerin çözüme daha çok ihtiyacı vardır!

Çözüm olmazsa, birleşme gerçekleşmezse, geleceğimiz karanlıktır.

Budur dediğim...

Kuzey Kore evrodo mu?

"Kıbrıs Cumhuriyeti de çoklu konferansta yer alacak mı?"

Bu soru, KKTC'de çok kafaları karıştırdı!

Neden?

Çünkü bize yarım asrı aşkın süredir garantörler konusunda yalan söyleniyordu.

Bize deniyordu ki, "İngiltere, Türkiye ve Yunanistan garantördür"...

Oysa, gizlenen "Kıbrıs Cumhuriyeti" de vardı...

Ali Erel, KIBRIS Tv'de her programa katıldığında bunu vurguluyordu ve açıkçası hiç kimse takmıyordu!

Erel canını yiyordu bunu anlatmak için ama "anlamak" kimsenin işine gelmiyordu.

Şimdi, 1 Aralık gecesi Anastasiadis ve Akıncı, Eide ile birlikte yemek yedi... Mont Pelerin fiyaskosu tamir edildi ve "beşli konferans" açıklaması yapıldı, hatta tarih verildi...

Ne deniyordu yemek sonrası açıklamada?

9 Ocak'ta iki taraf buluşacak, 12'sinde "3 garantör onlara katılacak ve beşli konferans yapılacak!"

Kaç garantör?

Üç... Rakam ile yazıyorum, "3"... İngilizce de belirteyim, "Three"...

Lütfen dikkat "tree" değil!

Haaaa 1 Aralık akşamı ayrıca, "gerekirse, diğer ilgili taraflar da davet edilecektir" denildi.

Kimse önce bir şey söylemedi!

Bizim taraf, "... ilgili taraflar" ifadesinden, "AB"yi anladı... Gözlemci olmasına karşı olunmayacağı duyuruldu...

Ancak Güney taraftan önce "BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi de katılabilir" mesajları verildi... Kaldı ki bunlardan biri zaten garantör İngiltere'ydi...

Ve sonra bomba patladı.

Güneyde, "varsın çözüm olmasın diye, Cenevre'ye Tanganika'nın da katılması gerektiği" ısrarını ortaya atabilecek çözüm karşıtı gruplar, mal bulmuş mağrubi oldular ve "Peki Kıbrıs Cumhuriyeti garantör değil mi?" sorusunu ortaya attılar.

Bizim taraf hala mışıl mışıl!

Ama bu akşam iki lider arasında bence ufak da olsa sıkıntı olacak...

Rusya, Çin, Fransa ve Amerika neden orada olmalı?

Mesela AKEL, Rusya'nın bulunmasını istiyor... Anastasiadis istemiyor... Fransız cumhurbaşkanı geçen hafta Kıbrıs'taydı...

Çin, çok uzak ve çok da ilgisiz gibi duruyor ama belli olmaz...

Ne bileyim; bana mesele her an kopabilir gibi geldi...

Daha doğrusu, kopması için her an herkes bir mazeret bulabilir!

Zorlu Töre ağabeyim de "Değirmenlik verilecek" iddiasını ortaya attı... Akıncı'nın da "bu gerçekten korkup kaçtığını" söylüyor...

Aslında güneydeki benzerleri gibi, bizimkiler de, çözüm olmasın diye, çekinmeseler, "çoklu konferansa Estonya ve İzlanda da gelmeli" diyecekler... Hatta adım gibi eminim, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, her an, "Aziz Yıldırım'ın olmadığı masayı yıkarım" diyebilir...

Maksat çözüm olmasın!

O da masada olmalı bu da!

Sen de gel ben de geleyim onlar da gelsin ama ben iki kez masada olayım!

Kuzey Kore evrodo mu?

Masada Kuzey Kore de olmalı!

Kuzey Kore yoksa, çözüm olmaz!

Bir garip ülkedir Kıbrıs!

Rumlar da bir garip!

Ah keşke aklımız keseydi, ya da politikamıza uymasa da, biz de onlar gibi yapsaydık!

Neden mi bahsediyorum?

Biliyor musunuz, Rumlar pazar günü yerel yöneticilerini seçecekler!

Omorfo yani Güzelyurt, Mağusa, Girne hatta Değirmenlik, Lapta gibi yerlere de başkan seçiyorlar... Trikomo'ya da...

Peki ne yapıyor bu seçilenler?

Hiç bir şey!

Bizdeki müşavirler gibi...

Hiç iş yapmadan iyi maaş alıyorlar...

Mesela Maraş, yani Mağusa Belediye Başkanı yılda 42 bin Euro maaş alıyor... Ayda 3 bin 500 Euro...

Omorfo'nunki de öyle...

Bu ikisi ve yanılmıyorsam Değirmenlik Belediyesi senede bir kez yürüyüş organize ediyor.

İki ayda bir toplanıyorlar... Ayda 550 Euro maaş alan meclis üyeleri de var...

Meclis toplanıyor, başkan başkanlık ediyor... Binaları da var...

Ama karar falan üretmiyorlar.

Arada bir basına açıklama yapıyorlar.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz!

Ancak, işin şakası bir yana; bir de öteki yanı var...

Bu belediyeler, geri dönüş istencini canlı tutuyor...

Neyse, Omorfo Belediye Başkanlığı için beş aday yarışacakmış...

Doğrusu merak ettim... Kazanan, senede bir ünlü "Omorfo Yürüyüşü"nü organize edecek ve ayda 3 bin 500 Euro alacak...

Öyle bir başkanlık bulsam, bu vatana canımı feda etmez miyim?

Haydi biz de seçelim!

Baf Belediye Başkanlığı'na talibim!

İnanın bizde öyle bir seçim olsa, partilerde "ben aday olacağım" kavgası yüzünden cinayet işlenmezse, Sarayönü'ndeki Dikilitaş'ın yerine beni diksinler!

Yok yok, siz en iyisi beni DAÜ'ye Genel Sekreter yapın!

Maaşı mı?

Bırakın ihalelere başkanlık etme sorumluluğunu, 14 bin TL aylık maaşı varmış!

İrsen Bey’inkinin iki katına yakın!

Maaşa gel!

Yaşasın DAÜ Genel Sekreterliği!

Ve çok ciddiyim, yaşasın KKTC!

Kahrolsun Limnidi Halk Cemahiriyesi!

Amma garip ülkedir şu Kıbrıs!

Anavatan'a bağlılığımızda bir eksiklik mi var?

"Türkiye'de 15 Temmuz akşamki kalkışma başarıyla sonuçlanmış olsaydı, KKTC'de siyaset sahnesindeki her kişi, bila istisna, darbecilere bağlılık ve destek belirtirdi" dediğimde, çok kızanlar olmuştu...

Ama öyleeee...

Niye kızıyorsunuz ki?

Kızmayın, doğru değilse, gülümseyin geçin...

Biliyor musunuz, siyasilerimizin yüreğinde var olan Türkiye'ye bağlılık, şikayetim olan bir şey değil.

Neden olmasın ki!

Ancak merak ediyorum; neden biz de Dolar, Sterlin, Euro bozdurup TL'ye çevirmedik?

Yoksa milliyetçilik bir yere kadar mıydı?

Türkiye'ye bağlılık bir noktaya kadar mıydı?

Kardeşim bu nasıl bir bağlılıktır?

Yarından tezi yok, yastık altlarında, ev kasalarında, hatta bankalarda tuttuğunuz dövizleri derhal TL'ye çevirin!

Hiç param olmadığı için, derdim de yok...

Olan düşünsün!!!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.