Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

09.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm olmazsa İsviçre bizi kabul etsin!

İsviçre... Lozan... 1923...

İsviçre... Mont Pelerin... 2016...

Lozan’ı çok konuşmayı sevmeyiz...

Neden?

Çünkü, “Türkiye bizi terk etti” eleştirisini ya da gerçeğini veya kabul edişini “kabul edemeyiz”...

O mesele açıldı mı kapatırız!

“Yahu o zaman öyle gerektiriyordu” bile demeyiz!

Kapatırız o konuyu!

Gerçekte de kapatmak lazım...

Çünkü doğrusu, o yılların onu gerektirdiğidir.

İsviçre’de yine bir şekilde Kıbrıs ve Türkiye var.

Yunanistan var.

İngiltere var.

Ve BM var.

“Yok” demeyin...

Tümü “aile fotoğrafında” görünmese de, herkes biliyor ki, oradadırlar...

Ve Lozan’dan sonra, acaba Türkiye ilk kez “yasal” bir “toprak” alır mı almaz mı meselesini de konuşma olasılıkları var.

Bir de buradan yakın!

Bir de bu açıdan bakın!

Türkiye, Lozan – İsviçre’de, Kıbrıs adası üzerindeki tüm haklarından farıdı!

Derken 1957 – 1958!

Hatta öncesinde, 1956!

İstanbul olayları!

Kıbrıs sebep oldu, Türkiye’deki Rum azınlık adeta kıyıma uğradı! Öldürülme babında söylemedim de Ruhban Okulu bile açılmayı bekliyor falan!

Geçtiğimiz gün Alman haber ajansı DW’de gördüm, Heybeliada Ruhban Okulu yeniden açılmayı dahi bizim çözüme bağlamış!

Neyse, bir de buradan yakın demiştik ya!

Toprak İsviçre’de masada.

Farklı açı nerede?

Farklı açı, bizim Mont Pelerin’de, Rumlara iade edilecek toprakları konuşuyor olmamız.

Oysa, Türkiye’ye de belki de Lozan’dan bu yana ilk kez, “İngilizlerinki” gibi, “egemen üs toprağı” verilme ihtimali var!

Bir de buradan yakın deyişimin sebebi budur.

Beklentiler büyük!

Kaygılar bir o kadar büyük!

Heyecanlı bir bekleyiş!

Türkiye “mutlu” edilirse, Anastasiadis, “istediğimizi aldık” derse, bize pek bir laf deme şansı düşmeyecek gibime geliyor ama yine de temkinli beklentiliyim! Nasıl olacaksa!

Ve son bir soru; müzakereler sonuçsuz kalırsa, anlaşamazlarsa, İsviçre anavatanımız olur mu?

Olsa keşke diye düşünüyorum açıkçası.

Ne güzel bir ülke!

Sıfır sorun!

Sabah akşam şükran çekmezsem bana da Serhat demesinler yani!

Teklifim mi?

Şunu düşündüm:

“Çözüm olmazsa, çözüm yanlısı Kıbrıslı Türklere İsviçre’ye yerleşme hakkı verilecek” dense; bir tek Türk milliyetçimiz kalır mı yoksa hepimiz “çözüm yanlısı” mı oluruz?

Yaşasın anavatan İsviçre durumları...

Kulağa bile hoş geliyor.

Eminim Rumların kulağına bile!

Mafyada, meyhanede, kerhanede, kumarhanede gardaş!

Afrika gazetesinde dün sür manşette yayınlanan günlük mesaj bana çok çarpıcı geldi...

Mesaj aynen şöyleydi:

“İki toplumlu kaçakçıların işbirliği barışçıların işbirliğinden çok önde! ‘Bir garış toprak vermeyik’ derler, ama yağ verirler, süt tozu alırlar... Sigara verirler, et alırlar! Bu cesaret barışçılarda da olsa çoktan çözüm olurdu!”

Biliyor musunuz; sınırda askerlik yapan tüm Kıbrıslı Türklere sorun, Rum askerleri ile alış verişi anlatacaklar.

Kaçakçıların hatta kumarhanelerin işbirliği zirvede değil mi?

Bakın, bütün milliyetçilerin ağladığı ve sızladığı bir konu var: Rumlar, Kuzeyden su bile satın almaz!

Ama şimdiye kadar Rum müşteri gelmez diye ağlayan kumarhaneci ya da kerhaneci gördünüz mü?

Güney Lefkoşa’daki süpermarket sahipleri de mutlu...

En azından müşterilerinin yüzde 25’i KKTC’li!

Fena mı?

Bir iş yeri sahibi, her dört müşterisinden biri “Fransız” olsa, dükkanına Fransa bayrakları asmaz mı?

Asar!

Mahalle baskısı hâlâ çok, bu yüzden asamıyor Rumlar... Bizimkiler de asamıyor... Ama bizimkiler, kapılar ilk açıldığında hatırlayalım, ne yapıyordu?

Yunanistan’ın en ünlü şarkıcılarını getirmiyor muydu?

E biz mi dinliyorduk o şarkıcıları yoksa Türkiyeli kumarcı mı?

Kısacası, kara veya beyaz hiç fark etmez, para kazanılacaksa, işbirliği gani!

Çözüm yapalım o zaman!

İşte o fani!

Ne yapsak yani?

Evet, mesele burada...

Yapacak fazla bir şeyimiz var mı bilmiyorum. Aklım kesmiyor...

Ancak işbirliği konusu çok ilginç!

Geçmişte de yok muydu?

Mesela, Polikarpoz Yorgacis’in bir CIA ajanı olduğu söyleniyordu... Türk tarafında hiç mi CIA Ajanı yoktu?

Şu anda da mı hiç yok?

Veya bir toplumun liderinin evlatlarını, o toplumu öldürmek için toplu imha planı yapan öteki toplumun liderlerinden birinin otomobil ile alıp havaalanına götürmesi ve kaçmalarına yardımcı olması da “işbirliği” değil mi?

Akritas Planı’nı hâlâ mazeret olarak ortaya atan milliyetçi veya Akıncıcı kesim, Akritas Planı’nı kimin yazdığını bilmiyor mu?

Ne işbirlikleri oldu ve oluyor bu ülkede...

Meyhanede, kebapta, suvlada, dansta, kerhanede, kumarhanede “gardaşimu”, “canimu”, “gyumbaremu”...

Çözümde hep manamu, hep manamu!

Bazı rakamlar

2015 yılında Dünya’nın nüfusu 7,3 milyardı...

2050’de 9.7 milyar olacağı tahmin ediliyor.

Şu anda yaklaşık 900 milyon insan, günde 1,90 dolar olarak kabul edilen aşırı yoksulluk gelirinin altında gelirle yaşamaya çalışıyor.

Ve yaklaşık 2 milyar insan, kabul edilebilir yoksulluk sınırı olarak değerlendirilen günlük 2,50 dolar gelirin altında yaşam sürüyor.

Dünya nüfusunun yüzde biri günde 250 doların üzerinde gelir elde ediyor.

Dünya nüfusunun en alttaki yarısı günde 7 dolarla yaşam sürüyor.

2015 yılında 5,9 milyon çocuk, sağlıksız beslenme nedeniyle beş yaşına gelmeden öldü.

Dünyada yaklaşık 1 milyar insan sağlıksız besleniyor. Bunların yüzde 98’i kalkınmakta olan ülkelerde yaşıyor.

2050 yılında, Dünya’da nüfus 9,7 milyar olacak. Bu da, mevcut gıda üretiminin yüzde 60 artmasını gerektiriyor.

Ortalama insan ömrü, 2000’den bu yana 63’ten 68’e yükseldi.

2015’te, daha az gelişmiş ülkelerdeki insanlar, gelişmiş ülkelerdeki insanlardan ortalama 10 yıl daha erken öldü.

2014 yılında kalkınmakta olan ülkeler, 112 milyar dolarlık ilaç ithal etti.

Dünyada 57 milyon ilkokul çağındaki çocuğun gidebileceği bir ilkokul yok.

Dünyada her 10 insandan biri hâlâ temiz suya ulaşamıyor. Yani yaklaşık 700 milyon insan “temiz su olmadan” yaşıyor!

Dünya nüfusunun yüzde 34’ü, en basit hijyen standartlarından uzakta yaşam sürüyor.

Bir yılda zengin ülkeler 222 milyon ton gıda israf ediyor. Çöpe atıyor. Bu miktar Sahra Afrika’sında yaşam süren insanların bir yıllık yemek ihtiyacına denk.

Kıbrıs sorunu da hâlâ çözümsüz...

Kaynak: UNCTAD

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.