Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

14.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüm ve çözümsüzlük arasındaki fark!

Eğer bir aksilik olmazsa, sizler bu yazıyı okuduğunuz sıralarda ben ya gökyüzünde bir uçakta ya da Londra sokaklarında olacağım...

Kızımın ardından oğlum da üniversiteye başlıyor ve inanılmaz bir duygu; dayanılmaz bir mutluluk... Paylaşmak istedim...

İzlenimlerimi, gözlemlerimi buradan aktarmayı sürdüreceğim...

Ben uçağa bindiğim sıralarda, Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiadis, belki de Kıbrıs'ta, olası bir çözümle ilgili son görüşmelerini yapacaklar...

Bugün, müzakereler açısından çok önemli bir gün ve çok değerli bir dönüm noktası.

İki lidere de sevgilerimi iletiyorum. Güveniyorum... Heyecanla bir şeyler yapmalarını hatta gerekirse hayatlarını bile feda etmelerini beklediğimi iletmek istiyorum...

Güçlü durmamaları için hiç bir sebepleri yoktur...

Çözüm olsa da olmasa da, dileyen taraf yine "hayır" dese de demese de, "biz elimizden geleni yaptık" diyebilmeleri adına, canlarını feda etme pahasına dimdik durmaları ve çözümün - çözümsüzlükten daha iyi olacağını haykırmaları kaçınılmazdır.

İkisinin de yaşları uygun... Birer dönem daha "liderlik" yapmamaları için hiç bir engel yok... Umarım, ya dönüşümlü başkanlarımız olurlar ya da başkan ve muavini olarak karşımıza çıkarlar.

Evet; çözümün çok ciddi acıları mutlaka olacaktır.

Çok ciddi sıkıntılar yaşamamız kuvvetle muhtemeldir.

Ancak, olası bir çözümsüzlük, bizim için "bitiş" çizgisinin ötesidir.

Kıbrıs sorunu çözülmezse, hayat durmaz. Devam eder elbette...

Ama Kıbrıslı Türkler yıkılır.

Kıbrıslı Türkleri şu anda "yasal" anlamda Dünya ile bağlayan "Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı"dır.

Bu vatandaşlık, ciddi arızaya uğrar... Belki de çözümsüzlük halinde, Güney'de yaşama şartı aranır. Pasaportların süresi bittiği anda, mandra!!!

Hatta daha da ötesi; Güneydeki Yönetim, "İşgal altındaki bölgelerde yaşayanların pasaport ve vatandaşlık hakları dondurulmuştur, iptal edilmiştir, tümünüzü attık canlarım benim" yasası çıkarır... Çıkarabilir mi çıkaramaz mı tartışmasını yapadurun isterseniz, öyle bir yasa çıkarmayan Rum Toplumu ve Yönetimi'nin vallahi Allah belasını versin!

Kısacası, çözümsüzlük, iyi bir şey değildir...

KKTC'de olası bir çözümsüzlük sonrası, sendikalar kopacak... Çalışma yaşamı kilitlenecek... Yatırımlar hayal olacaktır... Bir kaç kişi elbette yatırım yapmak için canını ortaya koyabilir ve koyacaktır da ama bundan önce olduğundan daha farklı bir şey beklemek saflık olur.

KKTC'nin resmen tanınması ya da Hong Kong - Tayvan modelleri tartışması, anında başlayamaz. O bekleme süresinde de sinirler gerilir; devlet çalışmaz hale gelir, ne turizm olur ne de başka bir şey.

Yasadışı kalma, yurt dışına çıkamama, yurt dışında öğrenci okutamama moralsizliği, toplumu depresyona sokar...

Haaa, ganimetçi kesim mutlu mu olur?

Onlar, çözüm olması halinde mutsuzdur!

Çok önemli bir soru!

Peki diyelim ki biz "evet" dedik ve Rumlar "hayır" dedi; ne olacak?

Evet, hayati konu ve soru budur!

Biz, "evet" diyelim ve oturup şingyanın gölgesinde dinlenelim...

Sanırım her şey 2004 gibi olmayacak. Bu da ayrı bir gerçektir.

Evet, biz Kuzey'de "Kıbrıslı Türk" kimliğinin erozyonunu dibine kadar yaşayıp yitirebiliriz veya kesinlikle yitireceğiz ama buralarda mutlaka çok sayıda "KKTC vatandaşı" olacak...

Ve artık Rumlar için, geri dönüş, evlerine yerleşme, tarlalarına kavuşma gibi kavramlar tamamen "hayal" olacak...

ELAM tarzı muameleler, o manyakları hiç aratmayacak şekilde Kuzeyde de yaşanmaya başlayacak.

Çok ciddiyim!

Nereden mi bu kanıya vardım?

Abi, megalomanım da ondan! Ben her şeyi biliyorum!

Elbette öyle değil!

Bunlar tahminlerim!

Taksim "mutlak" olacak...

Güneyde "yasal" devlet devam edecek.

Kuzeyde "gayr-ı yasal" devlet de devam edecek.

Çözüm olursa ne olur?

Çözüm olursa, Güneyde ELAM, DİKO, EDEK ve benzerlerinin üyeleri yani "faşo gudalyanidisler" upset olur! Üzülür, İngilizcesiyle!

Çözüm olursa, Kuzeydeki ELAM'cılar, yasadışı mal bükenler, dört beş maaş çekenler, rüşvetten köşeyi dönenler, komisyondan milyoner olanlar yani "faşooğulları" upset olur!

O kadar!

Çözüm, yatırımları artırır.

Maraş, tek başına ciddi bir potansiyeldir.

Ülkede dört havaalanı olur. Turist gaynar ortalık!

Girne "Ayia Napa'yı yer"... Bafra, Baf'ı temziler!

Evet; tekrar ediyorum; fazla uzatmaya da gerek yok; çözüm olursa ciddi acılar yaşayacak olanlarımız vardır ama her türlü çözüm; çözümsüzlükten daha iyidir.

Lütfen bana inanın!

Megalomanım dedim ya!

Bilmesem yazmazdım!

Peki çözüm olacak mı?

"Ne den Serhat’ım, çözüm olacak mı?"

Sık sık karşılaştığım ve her defasında farklı yanıtlar verebildiğim bir sorudur bu?

Neden her defasında farklı yanıtlar veriyorum?

Çünkü, "konjonktür" onu gerektiriyor.

İvme meselesi!

Çözüm olasılığı bazen yükseliyor, bazen düşüyor!

Peki şu anda nedir atmosfer?

Abilerim - ablalarım, (Çok FETÖ'cü bir ifade ama olsun)...

Evet, abilerim - ablalarım; değerli büyüklerim, sevgili küçüklerim. Hepinizin bayramını yürekten kutlarken, sağlık ve esenlik dileklerimi de iletirim.

Hayır böyle değildi!

Neydi? Nasıldı?

Çözüm olacak mı?

Evet olacak; şu andaki atmosfer bunu gösteriyor?

Ya da şöyle diyelim şimdilik; "aslında şu andaki atmosfer çözüm olacağını göstermiyor"...

Veya şöyle deneyelim; "atmosferdeki basınç, Türk tarafından 'evet' çıkacağını gösteriyor".

Neden?

Nedir "ölçü birimin?"

Ölçü birimi yok ama "ölçü" var!

Ölçü, terazi, kesinlikle Erdoğan!

Recep Tayyip Erdoğan.

TC Cumhurbaşkanı.

Erdoğan, "evet" işareti verirse, KKTC'de Tahsin abimler, Serdar abimler falan, Ergün ve Osman abimler ile "ganimetizim" tarikatından olanlar - yekunu birlikte, maksimum yüzde 27,42'de kalır!

Kontra soru: Nasıl bu kadar kesin bir "oran" verebilirsin ki?

Eh hade bilemediniz 28 olsun!

Yüzde 28! Rakamla % 28!

Peki, bizden "evet" çıkması demek, "çözüm" demek olur mu?

Ohi!

Hayır olmaz!

Kıbrıslı Rumlardan esen rüzgar ne yönde peki?

Fifty fifty!

50 - 50 bir görüntü var.

DİKO, Anastasiadis ve DİSİ'ye hükümette verdiği desteği çekiyor.

DİKO, EDEK, Vatandaşlar, Çevreciler ve ELAM'cılar yüzde 45 civarında bir "potansiyel ohi" gibi duruyor.

Dolayısıyla, "dış güçler"; mesela Atina etkili olur mu?

Espen Barth Eide, geçtiğimiz gün Atina'da Yunanistan Cumhurbaşkanı ile tam 3 saat görüştü.

Diplomaside 3 saatlik görüşme, "çok aşırı uzun" bir görüşme olarak kabul edilir.

Demek ki, "var bir şeyler"... Yani, daha önce Yunanistan Dışişleri Bakanı ile Türkiyeli meslektaşı da görüştü.

Türkiyeli olan, buraya geldi... Falan!

Türkiye, bölgede önemli bir güçtür.

Türkiye - İsrail ilişkileri gayet iyiye gidiyor.

Türkiye'nin Suriye'ye girmesine müsaade edildi.

Türkiye - Rusya ilişkileri düzeldi.

Türkiye - Mısır ile de dost olacak.

Bence Türkiye ile Yunanistan güvenlik ve garantileri çoktan bitirdi.

Yani!

Yannisi Nigolisi Mustafasi; konjonktur "evet çözüm" diyor!

Çözümü ya Erdoğan ya da Güneydeki "hayırcı" bilinen "kütle" engelleyebilir.

Erdoğan "evet" kanadındadır gibi duruyor. Hatta "gibi"si fazla gibi!

Kısacası, "bugünkü" atmosfer diyor ki; "evet çözüm olacak!"

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.