Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

24.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüme gelin çözüme!

Bakın, turistin Larnaka'dan gelmesine asla karşı değilim!

Ama Larnaka'dan turist getirmenin, "KKTC" politikasına uygun olmadığı inancındayım!

Nasıl mı?

Sizin ulusal ve de milli (aynı anlama geliyor) siyasetiniz gereği, "Larnaka'dan çıkış yok" diye karar alan bir Dışişleri Bakanı yok muydu?

Göreve gelir gelmez, ilk yaptığı işlerden biri bu değil miydi?

Pasaporta da benzer tavrı takınmamış mıydı?

Şimdi, Larnaka'dan gelişe de 20 Euro turist başına teşvik!

Peki siz "çözüme, barışa, Kıbrıs Cumhuriyeti ile işbirliğine karşı değil miydiniz?"

Gidip, Rum'a havaalanı parası mı ödeyeceksiniz?

Rum, sizin getirdiğiniz her turistten para kazanmayacak mı şimdi?

Ne mi demek istiyorum?

Tutarsızsınız biliyor musunuz?

Çok tutarsız!

Aynı tutarsızlık ve siyasetsizlik ve de öngörüsüzlük KKTC'de de var.

Sırf devletin memurlarına 13'üncü maaş verebilmek için, ne idüğü belirsiz bir sözleşmeyle, Ercan'ı resmen peşkeş çekmediniz mi?

O kadar tutarsızsınız ki, Geçitkale Havaalanı gibi bir değer elimizdeyken, "Ercan dışında hiç bir havaalanına 25 yıl kimse yolcu getiremez" de diyen sizsiniz!

Yani kusura bakmayın ama resmen zavallısınız!

Ne dış siyasetinizde ne de iç siyasetinizde tutarlılık var!

Larnaka'dan bol bol turist mi gelmeli?

Evet gelmeli!

Sadece bol bol değil üstelik, bol bol bol bol gelmeli!

Peki, verin az daha toprak; kabul edin az daha Rum'un bizimle birlikte yaşamasını...

Maksimalist turist talebinde bulunun!

Çok hoşuma gitti bu kelime; maksimalist!

Maksimum turist gelsin istiyorsanız, Geçitkale'ye de turist gelmesi için bence çırpının!

Yırtın bir yerinizi ve başınıza geçirin!

-*-*-

Turizm bizim yaşam iksirimiz olur.

Ve her türlü gerginlik, turizm için mahvedici en başta gelen şeydir.

Türkiye neymiş?

Sorunluymuş!

Neden?

Çünkü iç huzur yok, havaalanında bomba patladı, olağanüstü hal var, darbe kalkışması oldu falan...

Peki KKTC'ye turist nereden gelecek?

Nasıl gelecek?

Hafta sonu kumar oynayıp iki kez de seks yaparak "paket tatil"le kumarcı zengin TC'liler mi gelmeli sadece?

Kardeşim, onların oynadığı kumarın parası da, kazandıkları da kaybettikleri de İstanbul'dan hesaplanıyor!

Dalga mı geçiyorsunuz bize yoksa siz mi dalgadasınız!

-*-*-

Kıbrıs sorunu çözülmeli...

Larnaka da, Baf ta, Ercan da, Geçitkale de yolcuya açık olmalı, turiste açık olmalı...

Yağmalı!

Ülkeye turist yapmalı...

Bir yandan "maksimalist" hikayelerle Rum tarafını suçlayacak ve "kendi yolumuza yürürüz, KKTC ile devam ederiz" gibi, bilim dışı, hayal dışı, siyaset ötesi saçmalamalar yapacaksınız; öte yandan, iki karış toprak vermemek için, en solcusundan Barış Burcu'yu bile karşımıza maksimalist Talat dönemi sözcüsü gibi çıkaracaksınız...

Turist isteyeceksiniz ama kendi elinizde yarın öbür gün pırıl pırıl olacak olan Geçitkale'ye yolcu indiremeyeceksiniz!

Biliyor musunuz?

Siz, ama tümünüz, Akıncı da, Burcu da, mevcut düzenden mutlusunuz!

Makam arabaları, korumalar, gezmeler, Cenevre'ler, eşinizle turistik seyahat görüntüsü ve "KKTC tek yol!"...

Sanmam!

Oturun ve anlaşın...

Larnaka da bizim, Geçitkale de...

Baf da Ercan da...

Milliyetçilik ve lilliyetçilik, statükoculuk ayaklarını bırakın ve "çözüme gelin"...

Evet, "çözüme gelin çözüme"...

Çocuklarım ve bir gün olursa torunlarım da buralı olsundur tek derdim!

Bir arkadaş dün sabah mesaj attı... Ve dedi ki, "... Neden hiç Rumları suçlamıyorsun?"...

Dünkü yazımda Türk tarafını, daha doğrusu bizim" maksimalistleri" eleştirmişim!

Kardeşim ben dün yazdıklarımı hayatımda ilk defa belirtmiş değilim ki!

Yıllardır, "Kıbrıs sorunu çözülmelidir, çözülmezse bir tek kaybeden biz oluruz" diyorum, Talat'ından Eroğlu'suna, Denktaş'ından Akıncı'sına herkes, "... Elimizi zayıflatıyorsunuz" diye yorumlar...

Neden elimiz zayıflıyormuş!

Çünkü eğer "çözüme ihtiyacımız var" derseymişiz ki yokmuş, hem de hiç yokmuş, o zaman Rum tarafı, "bak, bunların çözüme çok ihtiyacı var, daha çok taviz koparalım" diye saldırıya geçiyormuş!

Hade yahu!

Allah aşkına, 42 yıldır bu KKTC'de neyi başardınız, neyi hallettiniz da çözüme ihtiyacımız yok dediğimizde kızıyorsunuz!

Nüfusu bilmiyorsunuz...

Kaçak nüfusu hiç bilmiyorsunuz...

TC kökenli kardeşlerimizin hepsine, çözümle birlikte AB vatandaşlığı tavizini aldınız; kaçak veya çalışma izinli tüm nüfusa, çözüm sonrası parça devletçiğiniz karar verecek; hepsi burada kalabilecek yani...

Tanınmış bir devletin Dünya'da geçerli pasaporta - kimliğe sahip gerçek vatandaşları olacaksınız.

Çağdaş bir hukuk devletiniz olacak.

Bu devleti ortak yöneteceksiniz ki kanaatimce, yönetme kabiliyetiniz sıfır!

Ama, Rum tarafı, kendine ait topraklardan geri isteyecek, kendine ait topraklara vatandaşlarının dönmesini talep edecek diye, maksimalist olduklarını mı söyleyeceksiniz?

Ben Rumları savunmuyorum. Türkleri de savunmuyorum.

Bu bir futbol maçı değil...

Bu bir tavla maçı da değil!

Ben çözüm istiyorum. Fiilen ve hukuken insan gibi yaşamak istiyorum.

Elbette bunun bedeli olacak.

Elbette zorlukları olacak.

Elbette maddi ve manevi acıları da olacak...

Ama geleceğimiz garantiye alınacak.

-*-*-

Şimdi mi?

Müzakerelerin kesildiğini farz edin.

Hatta gelin, gerginlik olduğunu varsayalım!

Hatta isterseniz, Rum tarafındaki yasal Kıbrıs Cumhuriyeti'ni nükleer bombayla yok edelim!

Sonuç ne olacak?

Kıbrıslı Türkler ne kazanacak?

KKTC Pasaportu ile değil yabancı bir ülkeye, tuvalete bile gidemeyeceksiniz!

Evet, çözüm herkes için yararlı olur.

Bunu herkes de kabul ediyor.

Ama çözümsüzlüğün zararı, bir tek bizedir.

Çözümsüzlük, Türkiye'ye bir zarar verir mi?

Hayır!

Türkiye yarın Mümbiç'e de girecek!

Umurunda değil!

Çözümsüzlük, Yunanistan'a zarar verir mi?

Hayır!

Çözümsüzlük Kıbrıs Cumhuriyeti'ne zarar verir mi?

Kesinlikle hayır...

Tekrar ediyorum, evet tüm tarafların kârınadır çözümsüzlük ama hiç birinin (biz hariç) zararına değildir!

Ben taraf mı tutuyorum?

Yani kusura bakmayın ama Rum Yönetimi'nin, Mont Pelerin'de, bizim maksimalizm ideologlarına, "Sayın Akıncı, Sayın Nami, Sayın Burcu; biz Derinya, Paralimni, Aya Napa, Larnaka, Pirgo, Poli, Baf kıyılarını da size veriyoruz; Limasol Belediye Başkanı Türk olacak, Kıbrıslı Rumlar Trodos'a vizeyle çıkacak" mı demelerini istiyordunuz?

Adamların ellerinde, öyle ya da böyle yasal bir AB üyesi devlet var... Gelin, sizinle paylaşalım diyorlar... Gören duyan da sanır ki, 42 senedir KKTC'yi Akıncı ile Barış Burcu yönetiyordu; ama şimdi Rumlarla ortaklık ağırlarına gidiyor...

Kardeşim, 1974 sonrası hatta 1958'den beri, Kıbrıs Türk toplumu veya Kıbrıs Türk halkını, ne zaman Kıbrıslı Türkler yönetti da şimdi her şeye ortaklık da talep ediyorsunuz?

Evet; bu yazdıklarım tabii ki canınızı sıkacak.

Ama ben bunları bin senedir, doğru olduğuna inandığım için yazıyorum. Rumculuk - Türkçülük olsun diye değil.

Bilmem anlatabildim mi?

Milliyet ya da milliyetçilik zerre kadar da umurumda değil; bu Ada'da atalarım doğdu - öldü... Ben de bu Ada'da, emekçi bir insan olarak ölmek istiyorum, o kadar... Ama, çocuklarım ve bir gün olursa torunlarım da buralı olsundur tek derdim!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.