HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

13.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüme ne gerek var ki!

Yani diyordum da, “ekmek elden su golimbadiden hayat devam ediyorken, kimsenin de şu anda fazla umurunda değilken, neden Kıbrıs sorunu çözülsün ki?”...

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin vatandaşlığından gerektiği kadar yararlanıyor muyuz?

Evet!

Çocuklar Avrupa’da tahsilde!

Dilediğimiz ülkeye, dilediğimiz gibi seyahat edebiliyor muyuz?

Evet! Pasaport cepte!

Eskiden “Magaryos’un Pasaportu” derdik...

Bir ara “Gavurun Pasaportu” dedik...

Sonra da “Urum Pasaportu”...

En milliyetçi bakanımız hatta “KKTC devam eder” diyenlerin çoğu da bu pasaportun “hamili”...

Yoksa değil mi?

Talat’ın yoktu mesela!

Yoktu da garibim Avustralya’ya konuşma yapmaya falan gidememişti!

“KKTC yolunda devam edecek” diyen devlet yöneticilerimiz, haliyle başka bir devletin pasaport hamili!

Acaba diyorum, niye çözüm istesin ki bu KKTC’ciler?

Ekmek Türkiye’den pasaport Anastasiadis’ten!

Güneydeki arsaları satalım, KKTC’dekileri de satalım.

Mücahitlikten, erkenden emeklilikleri de kapalım...

Yan gelip yatalım!

Hafta sonları Güneyde kalalım!

Alış verişleri Mall’da yapalım!

Canınız McDonald’s mı çekti, geçip, alalım!

Çözüm mü?

Ne gereği var canım!

KKTC yoluna devam eder!

Üstelik dün Güneydeydim bir ara...

Baktım yollar tertemiz...

Baktım alış veriş merkezleri pırıl pırıl...

İnsanlar da “medeni görünüşlü”...

Canım, ırkçılık değil, “kılık kıyafet analizi”...

Kaldırımlar daha kaldırım...

Bizdekilerin adı kaldırım!

Ama gerçekte, “bulandırım!”...

Hakikatten bizde kaldırımlara bundan böyle “bulandırım” desek!

Ne dersiniz?

Hem Türkçemize bir de kelime kazandırmış olmaz mıyız?

Neyse!

Eski bakanı, yeni bakanı, hiç bakmayanı güneyde!

Fiyatlar dövize endeksli artmamış mıydı?

“Ama bizde o mağazalar yok ki!”

Ben demedim, dün bir Lefkoşalı çok üst düzeyin eşinden işittim.

Güney çok pahalı...

Euro aldı başını gidiyor...

Biliyor musunuz?

Dün Güneydeydim...

Yukarıda anlatacaktım ama araya girdiniz...

Umarım çözüm falan olmaz...

Çözüm olursa, “Avrupa’ya geçip döndük” psikolojisi kaybolacak!

Oysa şimdi gidiyoruz bizim kapıya, emniyet kemeri takılı değil...

Barikata yaklaşmadan, elimizde varsa eğer teneke kutu, pencereden vızzz!

Fırlatıyoruz...

Sonra bizim kapıdaki işlem tamamlanıyor, izleyin, yarıdan fazlamız Rum tarafındaki barikata gelmeden kemeri takıyor.

KKTC’de sigortası olmayan, orada sigortayı da alıyor... Bir ay 25 Euro... Salon arabalara...

Niye çözüm olsun ki?

Daha iyisi olmasın!

Böyle kalsın!

Arada canımız çektiğinde, gidip hafiften medeniyet görür, döneriz!

Zaten çözüm olursa bizi kesecekler!

Enosis istiyorlar!

Hatta, Tahsin bakanım söyledi, Kıbrıs’ı Yunan adası olarak görüyorlar!

Olmasın çözüm olmasın...

Arada geçelim, kendimizi yabancı hissedelim, turist muamelesi görelim, arada aşağılansak da olsun, başka bir yerde hissedelim kendimizi...

Sonra dönelim geri gelelim...

Her taraf göl, yollar çukur, kaldırımlar neydi?

Bulandırım!

Darmadağınık!

Biz yolumuza devam edelim!

KKTC’deki mallardan rantı yiyelim, zamanla Güneyde kalan son toprakları da satalım.

Türkiye de zaten Anavatan olaraktan, tek tek basaraktan, bade süzerekten yanımızda duracak!

E niye çözüm olsun ki!

KKTC’nin  her yanı yatırımlarla dolu!

40’ıncı yıl marşı yazsak keşke!

40 yılda, Dünya’nın en güzel kumarhanelerini inşa ettik sil baştan!

Türküüüüüz KKTC’miz, ilelebet yaşayacaktır her açıdan!

Dan dan dan, çekilin yoldan, kerhaneler açılıyor, uyuşturucu kaynıyor, bir de ehliyetsiz sigortasız sürücü doldu ortalık her yaştan!

Yaaaa, sonsuza dek sil baştan!

Kibariye miydi?

Sil baştan başlamak gerek bazen...

Hiç gerek yok!

Çözüm istemiyoruz...

Avrupa orada dursun, biz bu tarafta idare-i maslahat, ham hum rahat!

Arada bir seyahat!

Ya ha!

Serhat!

Kapat artık kapat!

Çözüm mü?

Ne çözümü?

ELAM var öte yanda...

Bizde ise tek bir faşist yok maşallah...

Herkes devrimci bizde, devrimci...

Hatta şöyle bir yasa geçirelim bence; “her Kıbrıslı Türk, adı ve soyadı arasında, “Che” kelimesini alacak”...

Serhat Che İncirli...

Zorunlu olacak bu yasa...

Mesela Zorlu Che Töre...

Tahsin Che Ertuğruloğlu...

Hüseyin Che Özgürgün...

Mustafa Che Akıncı...

Süper olmaz mı?

Yani Kıbrıslı Türkler evine, Çözüm senin neyine?

Che, “Çözüm”ün “Ç”si anlamında demek istemiştim!

Çözümcü devrimci!

Rumlar hep ELAM’cı!

Masa berhava!

Kafalar bozuk!

Ver elini Londra!

Yazı çok mu karıştı?

Düzgün yazsak ne olacaktı ki!

Mesajı almadınız mı?

Aklı başında, düzgün cümlelerle yazdığımızda ve okuduğumuzda, bir şey mi oldu yani?

***

Alın size bir kriz daha!

Hollanda – Türkiye krizi...

En çok kimi etkiler sizce?

KKTC turizmini!

Neden?

Çünkü Hollanda’da yaşam süren çok zengin bir Türk işadamı, bildiğim kadarıyla bütün siyasi baskılara rağmen, o ülkeden KKTC’ye ciddi sayıda turist taşıyor...

Sorun olur mu?

Olmaması gerekir!

Ama olabilir.

Olursa, yani Correndon buraya uçamazsa, biz eziliriz...

Hollanda, Türk bakanların uçaklarına iniş izni vermedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, “"Senin uçakların bakalım Türkiye'ye nasıl gelecek?” dedi...

Bu uçaklar, bize gelenler mi?

Yandık!

İnşallah kriz erken aşılır diyorum, başka bir şey demiyorum!

Bu arada Türkiye vatandaşı olup, yurt dışında yaşayan kayıtlı 2,9 milyon seçmen var...

Türkiye bunlara her seçimde büyük önem veriyor.

Hollanda’da da 250 bin kadar seçmen var... Hem Türk hem Hollandalı...

Hollanda’da Çarşamba günü genel seçim yapılacak.

Faşist bir adamın (Geer Wilders) çok oy olması ve kazanması bekleniyor.

Türkiye Hollanda’daki Türkiye kökenliler için “Vatandaşlarımız” diyor...

E aynı zamanda o insanlar “Hollandalı”...

Zor ve karışık bir sıkıntı!

Kıbrıs Türk tarafı turizmde kaybedecek demiştik ya; eğer Hollanda’da faşist parti kazanırsa, orada yaşayan Türkler de sıkıntıya girecek...

Yani keşke sorun olmasaydı...

***

Bir hikayecik

Padişahın biri veziriyle birlikte tebdil-i kıyafet gezintiye çıkmış. Tebaası nasıl yaşıyor, nasıl geçiniyor, sıkıntıları neler görmek istemiş. Gezi sırasında bir köye gelmişler. Küçük, şirin bir evin önünde oturmuş, örgü ören bir genç kız görmüşler. Padişah kızın yanına yaklaşıp sormuş:

- Merhaba kızım. Baban evde mi?

Kız: - Babam evde yok! Azı çok etmeye gitti.

Padişah: - Annen evde mi?

Kız: - Annem de evde yok! O da biri iki etmeye gitti.

Padişah: - Kızım eviniz çok güzel ama bacası eğri.

Kız: - Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter.

Padişah: - Sana bir kaz yollasam yolar mısın?

Kız: - İzninizle en ince tüylerine kadar yolarım!

Padişah kıza "Öyleyse selametle kal!" deyip, veziriyle tekrar yola koyulmuş. Saraya varınca padişah vezirine sormuş:

- Kız ile ne konuştuğumuzu anladın mı?

Vezir:

- Doğruyu söylemek gerekirse anlamadım padişahım, demiş.

Padişah:

- O halde tez vakitte git öğren! Yoksa seni vezirlikten azlederim! demiş.

Vezir telaşla fırlamış. "Nasıl öğrenirim?" diye düşünürken, en iyisi ilk ağızdan bilgi almak deyip, gitmiş padişahın konuştuğu kızı bulmuş. Vezir:

- Aman kız, hanım kız!... Biz bu gün yanımda biriyle senin yanına gelmiştik. Yanımdaki kişi senle sohbet etmişti. O sohbette konuştuklarınız ne anlama geliyordu? Onları bana bir deyiver. Dile benden ne dilersen.

Kız:

- Konuştuklarımızı açıklarım ama her cevap için on altın isterim, demiş.

Vezir kabul etmiş. Kız anlatmaya başlamış:

- O amca bana babamı sorduğunda "Azı çok etmeye gitti" demekle; babamın çiftçi olduğunu, tarlaya tohum ekmeye gittiğini anlatmak istedim.

Vezir on altını vermiş, kız devam etmiş:

- O amca annemi sorduğunda "Annem biri iki etmeye gitti" demekle; annemin ebe olduğunu, doğum yaptırmaya gittiğini anlatmak istedim.

Kız vezirden on altın daha alıp devam etmiş:

- Amca "Eviniz çok güzel ama bacası eğri" demekle; benim güzel olduğumu ama gözelerimin şaşı olduğunu söyledi. Ben de "Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter" diyerek; şaşıyım ama gözlerim iyi görür demek istedim.

Vezir kıza on altınını verip hemen atılmış:

- Peki ya "Sana bir kaz yollasam yolar mısın?" ne demek?

Kız tebessüm edip açıklamış:

- O kaz da sizsiniz, demiş. Bunları öğrenmek için bana onlarca altın verdiniz!...

***

Çok güzel kadın nemelazım

Amanda Seyfried... 31 yaşında Amerikalı aktris... Mamma Mia'daki Sophie Sheridan ve Mean Girls'teki Karen Smith rolleriyle bilinir. Ayrıca Veronica Mars, Big Love Ve House'da da rolleri vardır.

Oyunculuğu ve yüzü bir harika... Çok güzel kadın nemelazım...

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.