Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

03.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözümsüzlük halinde tek seçeneğimiz göçtür

Bu ülkedeki en büyük sorun sosyal güvenlikteki eşitsizliktir…

Tek sosyal güvenliğe geçilmesi elzemdir, çok geç kalınmış bir olaydır…

Sayıştay üyeliği için başlayan Meclis’teki tartışmalar bunu çok net bir şekilde bir kez daha ortaya koyuyor…

Kişi ya da kişiler önemli değil…

İlgili kişiyi suçlamam, suçlamıyorum…

Mesele O kişinin meselesi değildir…

Ancak, şu çok önemli bence…

30 yıldır çalışıyorum…

Askerlik de iki yıl…

Ama ben emekli olamam… Neden?

Çünkü 15 yıl İngiltere’de çalıştım…

İngiltere’deyken bu ülkeye yatırım yapabilir miydim?

Hiç aklıma gelmedi doğrusu… Nasıl olsa Kıbrıs sorunu çözülecek ve tek sosyal güvenlik olacak diye bekledim… AB vatandaşı olacağız, İngiltere’deki 15 yılım da ya orada ya burada sosyal güvenliğimin kapsamında olacak.

Olmadı.

İngiltere'de Type 2 şeker hastası olduğumdan ve dizlerimin ikisinde de sorun yaşadığımdan dolayı engelli sınıfındaydım... İlaçlarım bedavaydı. Diş bakımım ve onarımımım bedavaydı. Hastane, doktor bedavaydı...

Randevumu alır giderdim, her ay kan testim yapılırdı.

Tüm kontrollerim başkaları tarafından randevulanırdı...

Sizin "Yolumuza devam ederiz" dediğiniz ülkenizde iki haftadır dişim kırık, aybaşı olmasını bekliyorum...

Ve ayrıca emekli olmam için herhalde en az 10 yıl daha çalışmam lazım…

Ama 10 yıl daha çalışsam bile, benimle aynı süreyi ‘yıl’ olarak çalışan ancak toplam "Saat süresi" olarak 50’de birim kadar çalışmadığından emin olduğum bir üst düzey devlet çalışanı, brüt maaşı çarpı çalıştığı yıl kadar ikramiye ve benim şimdiki maaşımdan daha yüksek de aylık emekli maaşı alacak…

Bu adalet değildir.

Bu eşitlik değildir.

Kime hesap soralım?

-*-*-

'İçimizi temizleyeceğiz’ diyenler var...

Yıllardır neredeydi bu içimizi temizleyecek olanlar?

Aralarında öyleleri var ki bazı yenilerin; babaları, mevcut siyasi kirlenmişliğin içinde ya en üst düzey bürokrat, ya bakan, ya bölge ağasıydı...

Vaat ettikleri, devrim niteliğindedir!

Lenin gibi bir devrimci miler acaba?

Babalarını kesecekler mi?

Babalarından, amcalarından hesap soracaklar mı?

-*-*-

CTP, UBP her dönem hükümette olmadı mı?

DP her dönem bunlarla birlikte değil miydi?

Neden içimiz hiç değişmedi?

Neden her şey kötüye gitti?

Neden bu ülkede sosyal güvenlik, sosyal adalet, eşitlik, hukuk, sağlık, eğitim hep ısgarta gelişti?

Nedeni açıktır!

Bu ülke hiçbir zaman uluslararası hukuk içerisinde olmadı.

Dünya'daki hukuk sistemine giremedi.

AB vatandaşlığı dediğimiz belki de bu olacaktı.

Çözüm, yani Kıbrıs sorununun çözümü buydu.

Çözüm demek, dünya hukuk sisteminin içinde olacağımız anlamına gelmekteydi…

Sayın Akıncı diyor ki, ‘çözüm olmazsa KKTC yoluna devam eder’…

Bu mudur yol?

Ve bu yolda mı devam edeceğiz?

-*-*-

Bana mı soruyorsunuz?

Bana sorsaydınız, Omorfo’yu değil, herkesin evini, herkese teslim etmek için çaba harcardım.

‘Çözüme bizim daha çok ihtiyacımız yoktur’ diyenler var…

Doğru söylemiyorlar…

Bir tek bizim çözüme ihtiyacımız vardı…

Ve hâlâ bir tek bizim çözüme ihtiyacımız var!

-*-*-

Şimdi bitti…

Çözüm yok!

Haydi, görelim…

Buyurun sosyal adalet, sosyal güvenlik, hukuk, adalet, sağlık, eğitim verin!

Haydi, görelim!

Haydi, KKTC kendi yolunda yürüsün!

Nereye varacağını doğrusu merak etmekteyim!

-*-*-

Çözümsüzlük halinde tek seçeneğimiz göçtür…

Başka izah tarzı da yoktur.

Sayın Akıncı müzakere masasına dönmeyecekse, Pakistan’da kalmasında da hiç bir sakınca yoktur efendim.

Zaten geri geldiğinde müzakere yoksa ne yapacak?

Çok iyi anlaştığı - aralarından su sızmayan hükümete başkanlık mı yapacak?

Neden erken seçim?

Erken seçim…

Neden erken seçim?

Takım iyi değil mi?

Ne olacak ki kaptanı ya da teknik direktörü değiştiğimizde?

Oynadığımız lig mi var?

Akıncı Pakistan’da çok ilgi gördü… En önde durdu… Fotoğrafta en baştaydı… Herkes elini sıktı… Eeeeee?

Ne oldu ki?

O toplantıya katılanların tamamı yarın sabah ‘KKTC’yi tanıdık’ dese ne olacak?

Hiçbir şey!

Erken seçim, sistemi değişmez.

Yeni bir hükümet gelirse; bu hükümet, maliye politikamızı, para politikamızı, güvenliğimizi, ihalelerimizi, eğitimimizi, ihracatımızı, turizm politikamızı mı belirleyecek?

Siz buna inanıyor musunuz?

İnanıyorsanız, buyurun erken seçim yapın!

Tek çıkarımız Kıbrıs sorununun çözümüydü… Baddos oldu… Meclisi değişin ama başkaları da gelsin; oyun devam etsin.

Evcilik, doktorculuk oynuyorduk çocukken, şimdi büyüklere meclisçilik hükümetçilik oynuyoruz.

Sadece bir oyun!

Ama hoş bir oyun…

İzliyoruz, eğleniyoruz…

Bu konuyu tartışmaya gerek yoktur

Çok okunmak gibi bir derdim var mı?

Elbette var!

Yazdıklarımı herkes okusun isterim...

Neden istemeyeyim ki?

Peki, "Okunmamak gibi bir endişem var mı?"

Elbette var!

İnsanlar yazdıklarımı okusun isterim...

"Ama" dedi bir kadın hakları savaşçısı ve ekledi: "Her gün bir kadın fotoğrafı kullanıyorsunuz! Bu kadınlara karşı saygısızlıktır, aşağılamadır, yazın yeter"...

Asla!

Öyle bir amacım yok!

Ama sayfama bakılmasını isterim.

Bu tartışma Dünya'nın birçok ülkesinde, "Gazetecilik - kadın - etik" tartışmaları kapsamında yapılmıştır, aynı kavgaya girmenin anlamı yok.

Kadınlar, kadın fotoğraflarına, erkeklerden daha fazla bakar...

Kadınlar, çıplak ya da seksi veya erotik ya da ne bileyim seksi kıyafetli kadın fotoğraflarına yine erkeklerden daha fazla bakar...

Bir zamanlar bir yerlerde şu şakayı okumuştum:

"... Çıplak bir kadın, banka soymuş, kimse yüzünü hatırlamıyormuş!"...

Yani bakıyoruz işte...

Bakıyorsunuz...

İlla ki tartışmanın anlamı yok...

Ben çok beğendiğim fotoğrafları koyuyorum...

Çok beğeniyorum...

Aşağılamak, dışlamak amacında da değilim...

Tam tersini düşünüyorum...

Hiç kavgaya ya da polemiğe de girecek değilim. 8 Mart'ta unutmazsam, hatırınız için belki bir erkek fotoğrafı bulurum.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.