KTV
  • 08 Ocak 2017, Pazar 10:15
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Çözümsüzlük, kalbin durmasıdır

Evet... Son günlerimiz...

Cenevre’deyiz...

EOKA’dan, TMT’den Cenevre’ye...

Ölümlerden, nefretten, yarım asrı aşkın düşmanlıktan, savaşlardan, hırsızlıklardan, ganimetlerden, korkulardan Cenevre’ye...

1963’ün 21 Aralık tarihinden, 20 Temmuz 1974’e Cenevre’ye...

Dışlanmışlıktan, hukuk dışı kalmaktan, KTFD’den, KKTC’den, Rauf Denktaş’tan, Talat’tan, Eroğlu’ndan Cenevre’ye...

İzolasyonlardan Cenevre’ye...

Göçlerden, Londra sokaklarından Cenevre’ye...

“Rum Pasaportu”ndan Cenevre’ye...

Nüfusumuzun 70 bin mi 700 bin mi olduğundan da Cenevre’ye...

Yağmalanan Maraş’tan Cenevre’ye...

Kıbrıs’ın yakın tarihinin en önemli günlerini yaşıyoruz...

Belki de 1571’den bu yana ilk kez “kendi evimizin efendisi” olma şansımız var...

Belki de 1878’den, 1914’ten ve 1923’ten bu yana, ilk kez “kendi devletimizin sahibi olma” şansımız var...

Belki de yok olacağız!

Belki de tükeneceğiz!

“Çözüme ihtiyacımız yok, alternatifimiz var” diyenlere gülümsüyorum...

Ne küfre gerek var, ne kavgaya...

Zaten ne küfredecek ne de kavga edecek takatimiz kaldı!

Cenevre’deyiz...

Üç gün, beş gün sürecek... Veya daha fazla...

Ama bir şekil göreceğiz...

Bir plan bulacağız, öyle ya da böyle...

Hatta bir “mesaj” gelecek bize; Tanrı emri gibi!

Ya biteceksiniz, ya da devlet sahibi olacaksınız...

Cenevre’de bu yüzden varız...

Ya 10 – 15 sene sonra Kıbrıslı Türkler Londra’da Alexandra Palace havlusunda festivalde buluşacak; ya da kendi devletinde, “master” olacak!

Yoktur alternatifimiz...

Yoktur başka yolumuz...

Ya çözüm, ya da çözüm...

-*-*-

Güvenlik ve garanti mi?

Toprak mı?

Dönüşümlü başkanlık mı?

Yoksa; hamma humma düzeninin derdi mi en büyük derdiniz?

Bence dördüncüsü!

-*-*-

Kıbrıs sorunu çözülmelidir.

Kıbrıs sorununun çözümü için de verilmesi gereken her taviz verilmelidir. Rahatlıkla verilmelidir.

Çünkü “çözüm olmazsa Kıbrıslı Türklerin kaybedecek hiç bir şeyi yoktur” demek; yok oluşu çıkara satmak demektir...

Yoktur başka şansımız...

Yoktur başka seçeneğimiz...

Ona, buna, Rum’a, Rus’a, Türk’e “yama” olmak derdimiz...

Evimizin efendisi olmaktır meselemiz!

Ve bunun adı çözümdür...

Hayırlı ve uğurlu olsun...

Kıbrıslı Türklerin kalbi, çözümdedir... Çözümsüzlük, zaten kalbin durmasıdır.

Güvenlik mi dediniz?

Her çocuk yaramazdır... Yaramazlık yapmayan çocuk, “çocuk” değildir...

Oğlum da yaramazdı bebekken... Bir gün İngiltere’deki mahalle doktorumuza bu konudan bahsetmiştim... “Kontrol edilemiyor” gibisinden bir laf etmiştim...

Doktor, “köpek” örneği vermişti...

“Evde beslenen her köpeğin mutlaka yürüyüşe çıkarılması, içindeki enerjinin dışa salınması lazım...” demişti...

Çocuğun da aynı olduğunu dile getirmişti...

Çocuk enerjisini harcayabilmeli!

Peki mümkün mü?

Güvenli mi sokaklarımız?

-*-*-

Çocukluğum sokakta geçti...

Yani yedili – sekizli yaşlarımda, Cuma akşamüzeri Gaziveren’de ana yola çıkar, Yeşilırmak otobüsüne biner, dedemin yanına giderdim...

Altı – yedi yaşında, Yeşilırmak’taki gençlerle zıpkınla balığa gittiğimizi bilirim... Kıyı kıyı yüzerdim... Vurduğum balıklar da en çok murmurolardı!

Tatil zamanlarında, sabahtan akşama sokaktaydım...

Harmanlıkta, sahada, topta, basketbolda, voleybolda...

Ve hep yalınız giderdim gittiğim yere...

Hava tüfeği ve kuvvetli bir el feneri ile gece cikla vururdum ağaçlardan...

Yaşım yine 13 – 14’tü...

Evet, gece yarısı...

Can güvenliği mi?

Hiç aklıma gelmemişti!

Güvenlik sorunum olmadı hiç! Sokaklar güvenliydi... Köyler güvenliydi... Lefkoşa da güvenliydi...

Şimdi mi?

Şimdi, çocuğunu sokağa salan var mı?

Bıraktım yedili – onlu yaşları, her yaştan insanın sokakta can güvenliği yok...

-*-*-

Mesela trafik!

Efendim zaman değişti, nüfus arttı, otomobiller çoğaldı falan...

Haklısınız!

Ama nüfusun artışıyla birlikte, sokaklar yozlaştı...

Otomobillerin artışı ile de sürücü kalitesi sıfırlandı...

“... Bir babanın çocuğuna tecavüz edip öldürmekten yargılandığı ve mahkum edildiği” gibi bir haber var mı dağarcığınızda?

Ya da bunca soygun, bunca cinayet, bunca uyuşturucu?

Hani güvenlik güvenlik güvenlik diyorsunuz ya!

Hangi zaman, hangi güvenliktir bahsettiğiniz?

Ne güvenliği?

Sokak güvenliği mi?

Can güvenliği mi?

Mal güvenliği mi?

Vazgeçin!

Çözün şu sorunu; çözün ki güvende olmanın ne olması gerektiğini oturup hukuk – adalet ve güvenlik makamları ile konuşabilelim!

Yılın fıkrası!

İlk adama nasıl öldüğünü sormuş melek.

Adam anlatmış: "Uzun süredir karımın beni aldattığından şüpheleniyordum.

İş seyahatine gitme bahanesiyle evden çıktım ve 2 saat sonra haber vermeden döndüm.

Karım çıplaktı ve banyodan yeni çıktığını söyledi ama ben ona inanmadım çünkü saçları kuruydu.

Hırsla evi aramaya başladım, kimse yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el gördüm.

Yarı çıplak ter içinde bir adamdı bu.

Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok şanslıymış, çiçek tarhının üzerine düştü ve ölmedi.

Ben de buzdolabını üzerine attım. Adam öldü ama bende kalp krizi geçirdim."

Sıra ikinci adamdaymış:

Şortumu giymiş evimde günlük sporumu yapıyordum.

Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım, birden şerit koptu ve beni üzerinden fırlattı, pencereden dışarı uçtum.

Neyse ki alt katın penceresine tutunabildim.

Ama manyağın biri beni ellerime vurarak aşağı düşürdü.

Neyse ki çiçeklerin üzerine düşüp kurtuldum ama sapık herif bu sefer de üzerime buzdolabını attı ve buradayım işte..."

Sıra üçüncü adamdaymış:

"Ben buzdolabının içinde çıplak bir şekilde bekliyordum, kendimi burada buldum."

Yobaz olmak nedir?

Köprüden geçmekte olan yobaz, bir adamın intihar etmek üzere olduğunu görür. Koşarak yanına gelir ve ‘Dur, sakın yapma’ der. Adam ‘neden’ deyince yobaz, ‘Yaşamak için birçok neden var’ karşılığını verir ve aralarında şu konuşma geçer:

- Dindar mısın?

- Evet.

- Ben de... Hıristiyan mısın Budist mi?

- Hıristiyan.

- Ben de... Katolik mi yoksa Protestan mısın?

- Protestan.

- Ben de... Episkopal mi yoksa Baptist misin?

- Baptist.

- Ooo, ben de... Tanrının Baptist Kilisesi’nin mi, yoksa İsa’nın Baptist Kilisesi’nin mi üyesisin?

- Tanrının Baptist Kilisesi’nin.

- Ben de... Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi mi, Tanrı’nın orijinal Baptist Kilisesi mi?

- Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi.

- Ben de... 1879 tarihli mi, yoksa 1915 tarihli reformdan yanasın?

- 1915.

Yobaz, ‘Vay kafir vay’ diyerek adamı köprüden aşağı iter!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?

    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 5 3 0 2 0 9
2 YENİCAMİ AK 4 2 2 0 4 8
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 5 2 2 1 3 8
4 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 3 8
5 BİNATLI YSK 5 2 2 1 2 8
6 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 5 2 2 1 0 8
7 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 3 7
8 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 4 2 0 2 0 6
9 LEFKE TSK 4 1 2 1 -1 5
10 OZANKÖY SK 5 1 2 2 -3 5
11 YALOVA SK 4 1 1 2 1 4
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 0 4 0 0 4
13 BAF ÜLKÜ YURDU 5 1 1 3 -2 4
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 5 1 1 3 -4 4
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 5 1 1 3 -5 4
16 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 0 3 1 -1 3

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup