Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

17.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Deli” derecesinde “cesurluk” ihtiyacı...

Bazı gelişmelere "hangi gözlükle" baktığınız çok önemlidir.

Türkiye - Hollanda ilişkileri mesela...

Seçim çabası gözlükleri ile bakarsanız, aslında hem Hollanda hem de Türkiye'deki iktidar, "ortaya bir kavga koyalım ve kazanalım" demiştir... Amaç budur.

Hollanda gözlüğüyle bakarsanız, Türkiye hatalıdır.

Türkiye gözlüğüyle bakarsanız, Hollanda insanlık ayıbı işlemektedir.

Bütün bunlar, demokrasi çerçevesinde gayet doğal kavgalardır.

Doğru olan "bunların olmaması"dır.

Ama demokrasilerde her şeyin "doğru" olması gibi bir kural yoktur.

Erdoğan diktatörlük heveslisi midir?

Can Dündar'a göre "diktatördür"...

Ancak mesela Türkiye gazetelerinde okuduk, eski dostumuz Gunther Verheugen'e göre "değildir"...

Şanslar eşit bir seçimle mi başkan seçilmiştir?

Evet!

Referandumda da şanslar eşit mi sandığa gidilecek?

Evet!

"Haaa bazı bölgelerde baskılar vardır, gazeteciler hapse atılmıştır, mitinglere izin verilmemektedir" gibi iddialar mı?

Bunlar da olacaktır!

Hep olmuştur!

Eskiden çok daha fazla yaşanmıştır!

Peki bir çok konuda doğruyu nasıl öğreneceğiz!

Gerçek gazetecilik, dürüst yayıncılık olduğu zaman!

Ülkede bunu en üst seviyede yapmaya çalışıyoruz.

KIBRIS Medya Grubu, en doğruyu, en dürüstü, "doğru ses, doğru söz, doğru haber" ilkesi ile "dibine kadar tüm şartları zorlayarak" yapıyor...

Ancak ne yazık ki Dünya'da gerçekler böyle olmuyor.

Mesela BM Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) geçtiğimiz günlerde bir rapor yayınladı.

Bu raporda İsrail'in, Güney Afrika'daki eski ırkçı yönetimden çok daha ırkçı uygulamaları olduğu vurgulanıyor.

Bana sorarsanız da Dünya'nın en ırkçı devleti İsrail'dir...

Apartheid yani ırkçı ayrımcılık sistemi uygulamakla suçlanan İsrail'in rapor tepkisi de ilginçtir.

İsrail, bu rapora karşı anında tepki vermiş ve "Orta Doğu'daki tek demokratik devlet olan İsrail ile ilgili bu rapor, utanç verici ve tuhaftır" demiştir.

Hangisi doğru?

Sizin hangi taraftan baktığınıza bağlı.

Evet, İsrail gerçekten bence de ırkçıdır ama yine bence, bölgedeki tek demokratik ülkedir.

Türkiye'de ve birçok ülkede gazeteciler, aktivistler hapiste tutukludur.

Devleti yönetenler, "hukuk var" demekle birlikte, çeşitli insan hakları örgütleri aynı düşüncede değildir.

Ve işte, siyasi kavga da buradadır...

Bu kavga biter mi?

Hayır bitmez.

Bu kavga her ülkede vardır; ülkelerin birbirleriyle ilişkilerinde de söz konusudur ve Dünya'nın güzelliklerinden faydalanmak yerine; doğal kaynaklarını elde etme kavgası bitmediği sürece, devam edecektir.

Kıbrıs'ta da mesele farksız mıdır?

Örneğin Rum tarafı, yalana dayalı tarihi çarpıtmalar yapmaktadır; Türk tarafı, daha da ileriye gidebilmektedir.

Sonuçta, Kıbrıslı Türk ve Rum çocukları; yakın tarihlerini bile, "objektif" bir şekilde öğrenememektedir. Düşmanca büyüyebilmektedir.

Sebep?

Sebebi, paylaşım - rant kavgasıdır. Yönetenlerin, kendi küçük dünyacıklarında yaşadıkları çıkar ilişkileri, korkuları ve heyecanlarıdır.

Peki değişmek mümkün mü?

Zordur ama "deli" liderlere ihtiyacımız olduğu; propagandadan uzak, gerçeklerin insanlara aktarıldığı, geçmişin değil, geleceğin olası güzelliğinin öne çıkarıldığı siyasetlere ihtiyaç vardır. Şu anda imkansızdır.

Belki ileride "deli" diye niteleyebileceğimiz "cesurlukta" insanlar yönetimlerde olur ve geçmişin karanlık orta çağ zihniyetlerinde kurtuluruz!

Ver coşkuyu!

Gazetelerdeki bazı haberlerde demeçleri yer alan kişiler, aslında söylemek istediklerini net söyleyemedikleri için, meseleyi başka anlamlara da taşıyabiliriz.

Mesela turizmci Orhan Tolun diyor ki, "... Turistlere, KKTC'nin Avrupa coğrafyasında olduğunun gösterilmesi gerekir. Bunun için tur operatörleri Ercan'ı değil, Larnaka'yı kullanmalı"...

Bunun Türkçesi şudur; yani Orhan hoca şunu aslında anlatmak istiyor:

"... Türkiye'de işler iyi değil, biz de oranın parçası gibi görünürsek, yandık!"...

Haaa düşünün bunu bir de ben söylemiş olsaydım ve deseydim ki, "Güney’de şahane bir havaalanı var, onu kullanmak çok ciddi avantaj"...

Vay Rumcu vay olacaktık!

Neyse!

Ver coşkuyu!

-*-*-

Sağlık Bakanı Sucuoğlu diyor ki, "... Artık bazı hekimlerin maaşı, hakimleri geçmiştir..."

Asıl vermek istediği mesaj mı?

"... Hade yeter artık, susun değerli meslektaşlarım, kaptınız artışı, kesin sesinizi!!!"...

Ama doktor kibar adam...

Diyemiyor!

Ver coşkuyu!

-*-*-

Bir de bazı "haberler vardır", kesinlikle haber bile değildir...

Mesela, "Başbakan, Merkez Bankası Başkanı'nı kabul etti."

Haber nerede?

Bunun neresi haber?

E başarı diledi!

Başarılar dilerim Sayın Başkan!

Bu haber mi?

Ama bu haber, bir gazetemizin manşetinde!

Ver coşkuyu!

-*-*-

Bir haber daha...

Manşet...

Eğitim Bakanı açıklıyor; "KKTC artık bir eğitim adası"...

15 üniversite ve 93 bin öğrenci...

Allah artırsın!

Aklıma "ölçü mü işlevsellik mi" tartışması geldi.

Ve dedim ki kendi kendime, hani İngilizler de diyor ya, "size matter!"...

Yani, ölçü tabii ki önemli... Rakkkam büyük olmalı!

Ver coşkuyu!

-*-*-

Oysa bana göre KKTC'de en öncül sektör, kumarhanelerdir.

Ve bir de kerhaneler.

Üçüncü sırada uyuşturucu.

Dördüncü sıraya doğru da insan ticareti hızla ilerliyor.

Yok yok, şaka yaptım!

Ne demek!

Eğitim bunları yedi bitirdi!

Acıyı sever misiniz?

Nasıl mı?

Bakar mısınız?

Eğitim adası, kumarhane, kerhane ve uyuşturucu kaynıyor da!

Ver coşkuyu!

-*-*-

Ve son bir haber...

Dünün bence en muhteşem haberi ve başlığı...

Bir komutanımız, yeni açılan bir üniversiteyi ziyaret etmiş.

Güzel bir şey...

Hoş bir şey...

Ama başlık şöyle: "Anlamlı ziyaret"...

Okudum okudum, neden haberin anlamlı olduğunu anlamadım!

Komutan okulu ziyaret etti. Rektörle görüştü. Bilgi aldı. Plaket de aldı... Veya verdi...

Anlamlılık nerede?

Neden anlamlı?

Ver coşkuyu!

Kendimle dalga geçmeler

Şişman şakaları da bir başkadır...

Mesela şu şaka çok hoşuma gider:

"... Kardeşim o kadar şişmansın ki geçen sene çektiğim fotoğrafını hâlâ printer basamadı!"

Konuşan tartılar vardır...

Kadın tartıya çıkmış, kilosunu işitmek istiyor. Makineden bir ses gelmiş; "... Canım, telefon numaramı mı istiyorsun?"

Öğretmen çok kiloluymuş...

Bir gün çocuklara sormuş:

"Çocuklar, tavuk bize ne verir?"

Yanıt: Et ve yumurta!

Öğretmen yine sormuş:

"Çocuklar, koyun bize ne verir?"

Yanıt: Et, yün ve süt!

Öğretmen, peki son soru; şişman inek bize ne verir?

"Ödev!"...

Matematik ciddi iştir

Öğretmen sormuş: Sana iki kedi, iki kedi daha ve iki kedi daha verirsem, kaç kedin olur?

Çocuk yanıtlamış: Yedi!

Öğretmen tekrarlamış: ... İki kedi, iki kedi daha ve iki kedi daha...

Öğrenci gayet ciddi olarak bir daha yanıt vermiş: Yedi öğretmenim!

Öğretmen kızmış ve soruyu değiştirmiş: Sana iki elma, iki elma daha ve iki elma daha verirsem, kaç elman olur?

Öğrenci rahat bir şekilde yanıt vermiş: Altı!

Öğretmen azacık rahatlamış ve ilk soruyu tekrar etmiş: İki kedi, iki kedi ve iki kedi daha!

Öğrenci yanıt vermiş: Yedi öğretmenim, çünkü benim evde bir kedim var!

Prens'in Avustralyalısı!

Ülkesindeki resmi tatili fırsat bilen İngiliz kraliyet ailesinin üyesi Prens William, yanına eşi Kate Middleton ve çocuklarını almadan, üç yakın arkadaşıyla birlikte İsviçre tatiline çıktı... İşte ne olduysa o tatilde oldu...

İngiliz gazetelerine göre William, bu tatilde, Avustralyalı model Sophie Taylor ve onun arkadaşı Rosie Peate ile birlikte yemek yedi. Bu sırada üçlünün arasındaki samimiyet de gözden kaçmadı. Şimdi gündem, "Prens, Sophie Taylor ile yattı mı yatmadı mı?" sorusundan oluşuyor...

Bizi ilgilendirmez... Bizi bu sayfada ilgilendiren, Sophie Taylor adlı modelin güzel olması... Çok güzel kadın...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.