KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

18.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

DİSİ lideri Neophytou, Akıncı ile akşam yemeği yedi, helal olsun!

Çok affedersiniz, kesinlikle yazmak isterdim ama buraya yazamıyorum...

Aziz Nesin’i Allah rahmet eylesin de diyemiyorum; çünkü Ateistti...

Hani derdi Aziz Nesin, “... öyle testis falan yazmayacaksınız... Adı neyse o... Halk nasıl biliyorsa öyle... Üstelik ortasına da bir ş değil, bir kaç tane ş koyacaksınız”...

Evet, Averof Neophytou, DİSİ’nin lideri, “öyle biri”... Ortasında iki ş değil, üç ş olanından...

Sağlam adam... Helal olsun!

Efendim amacım erkeklikle övünmek veya erkek cinsel organları vasıtasıyla üstün insan sıfatı yakıştırmak değil...

Şakayla karışık, gerçekten Neophytou’nun “adamlık” yaptığına vurgu yapmak istiyorum...

Dün Güney’de kızılca kıyamet koptu...

Efendim, Neophytou, geçtiğimiz salı akşamı, KKTC’ye geçti!

Vaaaay sen misin işgal topraklarına geçen!

Oldu balım, bizimkisi işgal sizinkisi de ishal toprakları!

Çözüm olmazsa böyle... Çözelim, “hepimizin toprakları” olsun, gene bakarız...

Neyse, Neophytou, bırakın işgal topraklarına geçmeyi, utanmadan Akıncı ile görüşmüş!

Yaaaaaa!

Dün neredeyse Güney’de linç edilecekti!

Yeşiller denen faşist bir parti var, “Anastasiadis ve Neophytou, Türklere her istediklerini verecek” diye yorum yapıyor...

Bizdeki çözüm düşmanlarının muadilleri Güney’de az daha keskin!

Kıbrıslı deyişiyle, iki tarafta da “olman da çözüm olur” diyen ilginç tipler yok değil!

Allah’tan Neophytou, gerçekten çok cesur davrandı...

Geldi, Akıncı ile görüştü...

Ve bu görüşmeyi, yemekli dostça sohbeti, iki tarafın ticaret odalarının başkanları organize etti...

Phidias Pilides ve Fikri Toros...

Pilides ve Toros da aynı yemekte yer aldı...

Toros dün sabah KIBRIS TV’de konuğumdu...

İki tarafın ticaret erbabı, iki tarafın büyük patronları çözümün şart olduğunu yıllardır, aylardır vurguluyor...

İki tarafın ticaret odaları, sanayi odaları, müteahhitleri çözümün büyük bir şans olduğuna inanıyor...

Ve yine aynı çevreler, çözümsüzlüğün kesinlikle çok ciddi felaketlere yol açacağından emin...

Çözümsüzlük felakettir...

Bunu net bir şekilde görmek lazım...

Toros, “Çözüm, Türkiye’nin de ciddi anlamda işine geliyor ve bunu çok çevreler gayet iyi biliyor” diyor...

Kıbrıs sorunu çözülmeli. Ve gerek Toros gerekse Pilides ve tüm Rum – Türk iş çevreleri, müzakerelerdeki krizi de gereksiz buluyor...

Evet, tepkiler gösterildi, masa dağıldı ama tamamen berhava olmamalı...

Aklı çalışan her çözüm yanlısı, çok az zamanımız kaldığını da biliyor...

Toros, iki liderin çok ciddi ilerleme kaydettiğini, sonuca çok yaklaşıldığını ve masaya geri dönülmesi gerektiğini açıkça vurguluyor...

Neophytou’nun kendi tarafında ciddi bombardımana tutulacağını bildiği halde Akıncı ile Kuzey’de yemek yemesi bundandır...

Neophytou, bu yüzden “doğru bir insan” ve kadınlar kızmasın, “adam gibi adam”dır...

Yediği yemek helal olsun... Adamlığına da helal olsun...

Bu arada Toros ve Pilides’e ikişer kez helal olsun...

Yılmadan, bıkmadan, usanmadan liderleri masaya döndürmek için uğraşan tüm çevrelere, tüm çözüm yanlılarına, tüm inisiyatiflere, işini gücünü bırakıp iki taraf arasında mekik dokuyan herkese de hem helal olsun hem de selam olsun...

Gayretlere devam edelim, eminim toplumumuz şu anda biraz uyuyor olsa da, çözüm günü yine herkes ayakta olacaktır...

Sevindirin bizi Sayın Akıncı ve Sayın Anastasiadis... Yanlış da anlaşılmasın ama, Neophytou gibi, “Aziz Nesin’in dediğinden, üçer ş’li olun”... Korkmayın! Çekinmeyin! Masaya dönün ve bu işi bitirin...

Ülkemizin çocukları için!

Lütfen!

***

Çözüm Rum ve Türkiye kökenli kardeşlerim için neden elzemdir?

Efendim, çözüm Kıbrıslı Rumlar için neden elzemdir?

Abi daha huzurlu olacaklar!

Daha çok turist gelecek!

Türkiye pazarından faydalanabilecekler!

Savaş korkuları olmayacak!

Topraklarının büyük bölümüne yeniden sahip olacaklar!

Daha mutlu, daha sevgi dolu nesiller yetişecek!

İçinde düşmanlık bulunmayan, daha başarılı ve daha insancıl insanlar olacaklar!

Öyle değiller demiyorum ama Türklere şüpheyle bakmayacaklar!

Kimseden çekinmeyecekler, korkmayacaklar!

Sakın “korkaktırlar” dediğimi sanmayın...

Neyse!

-*-*-

Efendim, ben Rum olsaydım, Türklerle hemen anlaşırdım!

Neden mi?

Benim apayrı bir sebebim var...

Açıklayayım:

Şimdi, ayıptır söylemesi, bugün de hafta sonu ya; yemeyi içmeyi seven insanlarız vesselam...

Bu yüzden şişkoyum ve birçoğumuz da bu yüzden şişko!

Güneyde, yine ayıptır söylemesi, bizdekilerden iyi olmasın, şahane balık lokantaları var...

Çok güzel ve taze balık veriyorlar...

Bizde olmayan taramasalata da var!

Yengeç ayakları, karides, midye, sarımsak sosları, nefis sibyalar, barbun, voppa, mercan...

Çakıstes... Taze köy ekmeği...

İnanılmaz güzel donatılmış bir masa!

Balık mezesinden ve taze salatadan hoşlananlara helal olsun!

Fiyatlar da uygun... Euro’ya rağmen...

Amma velakin, o masalar öksüz!

O muhteşem mezeler, annesiz babasız!

Neden?

Çünkü rakı yok rakı!

Çözüm olursa, Rumlar rakıya kavuşacak!

Bu açıdan da bakmakta fayda var!

Rakıyı bir deneyin o balıklarla, o mezelerle, çözüm kendiliğinden de olur diyeceğim ama şimdilik, size bırakıyorum!

-*-*-

İşin şakası bir yana...

Çözüm, evet bizim için kaçınılmazdır, elzemdir ve toplumsal varlığımızı koruyabilmek adına kesinlikle şarttır...

Ancak, en az bizim kadar, Rum toplumu ve “TC kökenli” dediğimiz 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’a yerleştirilen KKTC vatandaşları için de kaçınılmazdır...

Eğer çözüm olmazsa, taksim mutlaktır.

Taksim demek, Kuzey’in tamamen unutulmasıdır.

Efendim yasalar, mahkemeler, uluslararası hukuk ve AİHM’ler mi?

E koşturun!

-*-*-

Bakın!

Kuzey Kıbrıs’ta evet nüfus değişti!

Yeni insanlar, yeni vatandaşlar geldi 1974’ten sonra!

Hepsi çok güzel insanlar... Burada olmak onların “suçu” değil...

Ama sizi bilmiyorlar...

Baf’ı hayatlarında görmediler ve umurları değil!

Hiç biri, dedem gibi Tera’ya hasret ölmeyecek!

Sizinle hiç bir geçmişleri yok...

Bu insanların da “evet” demesi gerekecek ne yazık ki!

Ya hep birlikte yaşayacağız; bu da tavizse, tavizi gerektiriyor...

Karşılıklı tavizler vereceğiz!

Ya da kopacağız, ebediyen ve illegal; ama kopacağız işte!

Bölüneceğiz!

-*-*-

Haaaaa, Türkiyeli göçmen kardeşlerim mi?

Oturdukları evler, suladıkları, ektikleri, biçtikleri bahçelere, sattıkları arsalara “evim, bahçem, tarlam” diyebilmelerinin tek şartı, çözümdür!

Çözüm olmadığı sürece, değil 43 sene; 4 bin 43 sene de geçse, o evler ve topraklar kendilerinin olmayacak!

Kısacası, ya çözüm, ya da çözümsüzlük!

Siz seçin!

-*-*-

Kıbrıslı Türkler mi?

Ayrımcılık yapmak için yazmıyorum bunu ama bir kaç sistemden nemalanan kişi, aşırı ganimet ve aşırı rant yüklü beş on kişi ve aşırı faşist üç dört kişi dışında, Kıbrıslı Türk seçmenin yüzde 90’ının çözümden yana olduğundan eminim...

Ama tek başlarına yeterli olmadıkları ortada...

Bu nedenle, herkes çözüme sahip çıkmalı ya da çözümsüzlüğe yatmalı!

Ne demiştik az önce?

“Siz seçin!”...

Tercih sizin!

***

Güzel düşes!

Şu anda adı böyle geçiyor resmi olarak: Catherine the Duchess of Cambridge...

Türkçe yazacak olursak, Cembridge Düşesi Catherine...

Birtanya İmparatorluğu’nun Prens Charles’tan sonraki iki numaralı varisi Prens William’ın eşi...

William geçtiğimiz günlerde İsviçre’de bir kayak tatilinde, Avustralyalı bir modelle görüntülendi.. dün o model bu sayfada konuktu...

Bugün, Catherine the Duchess of Cambridge’i konuk ediyoruz...

Düşes, eşi ile yani Willam denen kişiyle dün Fransa’daydı ve birlikte

Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande tarafından kabul edildiler... Kadın, kocasının yanında çok mutluydu... Ve harika görünüyordu... Çok güzeldi...

Fotoğraf: REUTERS/Thibault Camus/Pool

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.