HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

03.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Doğu, batı, demokrasi ve KKTC

Batı ile doğu arasındaki en önemli fark nedir biliyor musunuz?

Canım, canlarım benim; batı ile doğu arasında elbette çok önemli farklar vardır ama en önemlisi veya en önemlilerinin başta gelenlerinden biri, "siyasi hoşgörü"dür!

Siyasi hoşgörünün var olmasının sebebi nedir?

Demokrasi'nin tüm kurumları ile çalışıyor olması...

Yani ne demek mi istiyorum?

Efendim, demokrasilerde kimsenin kimseden bir çıkar beklemesi söz konusu değildir!

"Şu siyasi tercihte olayım, işim hallolsun" diye bir şey olmaz! (batıda)...

Ancak bizde, kişisel hesaplar, kişisel çıkarlar, ideolojik sağlam duruşun çok önüne geçtiği için, siyasi hoşgörü yerini "öldürmeye, korkutmaya, baskıya" bırakır.

Ve ne acıdır, "muhafazakâr" yapıdaki ya da kafadaki insanlar, korkutma, şantaj, tehdit, öldürme gibi yollara başvurmakta, "ilerici" kanada göre daha öndedir. Hatta çok daha öndedir.

Ve muhafazakâr yapıdaki insanların, örneğin KKTC'de, tutarlı hiç bir siyasi tavırları yoktur.

Çok basit bir örnek vereceğim; henüz 10 yıl öncesine kadar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına, dümdüz eleştiriler hatta küfürler yağdıran önemli sayıda "milliyetçi" kardeşim, şu anda "Erdoğan" adını duyduğu anda, esas duruş göstermektedir, gık dememektedir.

Bunun sebebi, Erdoğan'ın siyasi düşüncesini benimsemiş olmaları değildir.

Çıkarlarının zedeleneceği korkusudur!

Ülkemizde kalalım... Fikirleri jimnastik ettirelim...

Peki ne yapalım?

Ya da ne yapmak lazım?

Mesela hiç beğenmediğiniz siyasi düşünceleri bulunan biri mi var?

Gidip o kişiyle kahve için!

Sohbet edin!

Hep aklımda ne var biliyor musunuz?

Ahmet Sadi amca...

Ahmet Sadi amca ile Londra'da tanışmıştım...

"Vatan haini" damgasını ilk yiyenlerden biriydi...

Doğrusu, yanına gittiğim ilk gün, kafamda önceden oluşturulmuş algı öylesine etkiliydi ki, sürekli "AKEL'i ve PEO'yu övecek, hatta Türk düşmanlığı yapacak" diye beklemiştim...

Oysa ne demişti biliyor musunuz? (Özetle)

"... Bizim işimiz, inancımız, işçi sınıfının daha iyi yaşamasıydı. Ve Kıbrıslı Türk ilericiler olarak, bizden daha iyi çalışma koşulları bulunan Rum işçilerin haklarının, Türk işçilere de verilmesiydi... Toplum liderlerimize bunu anlatmaya çalıştığımızda, 'bunlar komünist işi' demişler, sonra da bazı kişiler bizi vurmaya çalışmışlardı..."

Şimdi değişen ne var?

Değişen bir şey yok!

Kurulu düzen değişmesin diye, demokrasi dışı yöntemler uygulanmaya çalışılıyor.

Beğenmedik mi bir görüşü?

O görüşü savunanı polis sorgulamalı, hapse atmalı, savcılık göreve gelmeli!

Neden?

Bu ülkede siyasi düşünceleri paylaşmak yasak değildir...

Kişilerin doğru bildiklerini söylemesi de yanlış değildir...

İşin içerisinde hakaret, zem ve kadih denen şey varsa; hakarete uğrayanın dava açması kadar haklı bir hukuki tavır da yoktur!

Korkutmaya çalışmak, korkakların işidir.

Korkan, korkutmaya çalışır...

Oysa korkmaya gerek yok.

Demokrasiye, adalete güveneceksiniz...

Hata - suç falan var diye düşünüyorsanız da, gidip mahkemede hakkınızı arayacaksınız.

***

Entelektüel, nazik ve ilerici

Bu sıfatlar, The Guardian gazetesinde, yeni BM Genel Sekreteri Antonio Guterres için kullanıldı...

Ban - Ki Moon artık BM Genel Sekreteri değil...

Kıbrıslılar, BM Genel Sekreteri'ni belki de tüm Dünya'da en iyi bilenlerdir... Çünkü bu makamdaki kişi, 1950'lerin sonundan beri, her Kıbrıslının "ahbabı"dır...

Şimdiki Genel Sekreter, Portekiz'in eski başbakanlarından...

Hemen şikayet edip işinden attırmaya çalışacak olan çok dernek başkanımız var KKTC'de eminim ama şimdiden söyleyeyim, Guterres solcu...

67 yaşında...

Tam adı, António Manuel de Oliveira Guterres...

2005 - 2015 yılları arasında BM Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptı.

İlk eşini 1998'de kaybetti... İki çocuğu var... 2001'de yeniden evlendi... Eşinin adı: Catarina Vaz Pinto...

Bazı gazetelerde, kendisiyle ilgili çok ciddi övgüler var...

2002 yılında, ülkesinde başbakandı. İkinci dönemiydi. Hükümet, azınlık hükümetiydi. Görevden ayrıldı... Ve ne yaptı biliyor musunuz?

Siyasetten uzaklaştı...

Lizbon'un yoksul bölgelerinde haftanın belli günleri çocuklara ve gençlere gönüllü matematik dersi verdi.

Hiç bir zaman bu derslere yanında bir gazeteci götürmedi. Fotoğraf çekilmesine izin vermedi. Filim çekilmesine müsaade etmedi.

Öğrencilerinin ya da konuyu bilen her hangi bir gazeteciye de "bu konuda lütfen bir şey söylemeyin" dedi.

Guterres, çok iyi bir sosyalist, çok ciddi bir entelektüel...

Çok nazik bir insan...

Ve Portekiz Sosyalist Partisi'nde, Marksist kökenli çoğunluğa karşın, Katolik dinine ciddi bağlantısı olan biri...

Bizimle alakası umarım bu yıl içinde, tüm Dünya’daki normal ülkelerle olduğu gibi olur...

Umarım, Guterres'in adını, kendinden ötekiler gibi ezbere sayamayız!

Bilmem anlatabildim mi?

***

Acil olmayan acile gitmesin!

Acil Servis...

Hani öteki yazıda batı ile doğu arasındaki farktan söz ettik ya...

Acil Servis, yani İngilizlerin kısaca A&E dediği (Kaza ve Acil) hizmetleri de doğu ile batı arasındaki en önemli farktır...

A&E, çok acil durumdaki hastaya, yaralıya müdahale etmek için vardır...

Sarhoşlara değil!

Efendim, "içtiğiniz yerde mamurlayın!" durumları...

Siz, içiyorsunuz, içiyorsunuz, yani afiyet de olsun şeker bal da ama başka acil hastaların önünü kesmeyin ne olur!

KKTC'de olmaz!

KKTC'de de oluyor...

Sarhoşların yanında, bir de "gariban" kesim var... Veya "fırsatçı" da diyebiliriz...

Gündüz sıraya girmek istemiyor; gece "auuv garnım ağrır" hooop acil...

Ne mi demek istiyorum?

Aslında demek istediğim, önce memlekette nüfusu bileceksiniz!

Sonra, ona göre insanlara çok sağlam bir sağlık sistemi dizayn edip sunacaksınız!

Vatandaş veya değil; ülkede yaşam süren her insan, sağlık hizmetlerinden eşit ve en kısa sürede yararlanabilecek!

En sonunda da "tesisatı tamirden" değil, cidden çok iyi iş yapmış olmaktan dolayı halk sizi takdir edecek!

Elbette haddimiz değil bu konuda akıl vermek...

Ama batı ülkesi bile olsa, örneğin İngiltere'de, sağlığı yöneten uzmanlar, "durumunuz acil değilse, ölümcül değilseniz yani, lütfen A&E'ye gitmeyin" çağrısı yapmış...

Biz?

Biz, hasta sayımızı, nüfusumuzu, ona göre kaç doktora, ne kadar hemşireye ve nasıl hastaneye ihtiyacımız olduğunu hele bir belirleyelim; sonra bu tür çağrılara da bakarız!

Ama yine de, "abiciğim, ablacığım, ölümcül değilseniz, A&E'ye gitmeyin"...

Ne yapalım; doktor göremiyor musunuz?

Yok mu doktor?

Siz de haklısınız ama öksürükten, eften, püften, kıçtaki ufak bir sivilceden A&E'ye gidiyorsunuz, e haliyle de acil, acil olmaktan çıkıp, poliklinik oluyor!

***

Zayıflamak önemli

İki çocuğum var, birini 29, ötekini 30 yaşındayken "yaptık"...

Ve o zamanlar, her ne kadar yine de lakaplarım arasında "şişko" bulunuyorsaydı da, 90 kilo civarındaydım. Obez değildim...

Yani şu anda obezim kesin... Hani BMI falan yapıyoruz ya... Benimkisi nereden baksanız, 35 çıkıyor. Net obez!

Peki o zaman neydi durum?

Yani çocukları yaptığımda, BMI kaçtı?

24,9... Yine "overewight"... Yani "kilolu"yduk!

Bunu neden mi yazıyorum?

Efendim, kendimden yola çıkıp, kilolu olup, çocuk yapmak isteyen kadın ve erkek kardeşlerime seslenmek maksadıyla yazıyorum.

Çünkü bilim insanları ortaya çıkarmışlar ki; çocuk yaptığınız zaman kiloluysanız, şişmansanız, balık etiyseniz, o çocuğun "yavaş öğrenen bir çocuk olma" riski varmış!

Benim çocuk yapma gibi bir niyetim yok!

Ama olsaydı, kesin zayıflardım!

Kısacası, kilolu olup da, çocuk yapma niyeti bulunan ve "Kendim için değil, çocuklarım için" şeklinde bir anlayışı olan varsa, zayıflasın...

Hemen diyetisyene gidin...

Ya da en basitiyle, size giren, çıkandan az olsun... Yanlış da anlaşılmasın diye düzelteyim; aldığınız kalori, verdiğinizden az olsun efendim... Bol bol da spor yapın... Kesinlikle "doktor" tavsiyesi de şarttır; ayrıca eklemiş olayım!

***

Harika bir ses ve çok güzel bir kadın

Geçenlerde adı geçti... Katy Perry... Hiç bu sayfaya konuk etmemiş olabilirim... Unuttum... Ama bir giren bir daha giremez diye bir kural yok... Daha önce de konuk olmuşsa, ne mutlu bize...

Çünkü O'nun hastasıyım... Amerikalı şarkıcı, şarkı yazarı ve oyuncu, 32 yaşında... Harika bir ses... Muhteşem bir güzellik...

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.