Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

09.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Düşünceye saygı!

Bir gazetemizde, çok sevdiğim bir arkadaşımız, "Türkiye'de seçmen olsam referandumda evet derdim" deyişimi eleştirdi... Hatta hiç yakıştıramadım, tutarsızlık yaptığımdan falan bahsetti... Beni aşağılayarak, küçük düşürerek, utandırarak siyaset yaptı. Kınamıyorum... Ama açıkçası çok üzüldüm...

Çok sevdiğim insanların, siyasi tavrım nedeniyle aşağılamaya çalışmasını yadırgarım...

Farklı düşünme, Ak Parti'ye ve Erdoğan'a ciddi saygı duyma hakkım vardır...

Haaa bu arada hiç bir zaman, "Siyasi tercihim Ak Parti'dir, liderim de Erdoğan'dır" demedim. Ama Ak Parti'yi, CHP denen ırkçı partiden daha ileride bulduğumu defalarca söyledim. Özellikle Kıbrıs meselesinde...

Belki de bu ülkede günlük yazı yazan ve "HDP'ye oy verirdim, ilk genel seçimde de öyle yaparım" diyen tek kişiyim...

Sevgili arkadaşımın dediği gibi, Türkiye'de gazetecilerin ve tanışma şerefine sahip olduğum HDP Genel Başkanı dünya güzeli insan Selahattin Demirtaş'ın ya da nicelerinin hapiste olmasının şiddetle karşısındayım...

Ama evet bencilim...

Çünkü, benim de inançlarım ve gelecekle ilgili tahminlerim var... Ve bu tahminlerim, sevgili arkadaşımdan çok farklı...

Bir kere, "hayır" çıkarsa, Türkiye'de kaos olacağına inanıyorum... "Hayır" sonucu Türkiye'yi, şu andakinden çok daha büyük krize sokar... Felaket seviyesi yani... Öyle inanıyorum...

İkincisi, "evet" çıkarsa, "diktatörsün" denilen Erdoğan'ın, "değilim" demesi yeterli olmayacak ve özellikle Kıbrıs ile Kürt sorunlarında çok rahat - çok verici davranması gerekecek...

Üçüncüsü, CHP denen nasyonal sosyalist çizgideki partiyi, hem Kıbrıs hem de Kürt sorununda çok tehlikeli ya da şöyle söyleyeyim, Ak Parti'den daha tehlikeli buluyorum...

Dördüncüsü, Erdoğan'ın ölümsüz olduğu inancında da değilim ki Allah uzun ömür versin, bana ne!

O makamı mezarında götürmeyecek...

Ve beşincisi; "Ak Parti'nin Türkiye'ye sağlık ve bayındırlık başta olmak üzere, kendinden önceki tüm siyasetlerden daha fazla hizmet verdiğini; hatta ve hatta çok çok daha fazla hizmet verdiğini" görmeyenler için; "nemelazımcı, koptuğu yerde kalsıncı, siyasi kör, düz muhalefetçi, bana neci" demedim...

Ben öyle görüyorum; siz böyle görüyorsunuz...

Size sonsuz...

Asla aşağılamam...

Haaa tekrar edeyim; CHP'nin ulusalcı mı dersiniz, nasyonal sosyalist diye mi tanımlarsınız şu ya da bu; duruşunu da varlığını da "tehlikeli" buluyorum... Kıbrıs meselesini hep karıştıran, Kürt sorununda Ak Parti'nin hiç bir çıkışına yaklaşamayan, son derece ırkçı, tutucu ve yıkıcı bir parti olarak değerlendiriyorum...

Bu arada arkadaşım "İngiliz vatandaşı" olmamla alakalı da bir eleştiri getirdi; "herkesin cebinde senin gibi British pasaportu yok ki Serhat" diye yazdı...

Sadece "British" değilim, aynı zamanda "Cypriot"um... Yani, çifte vatandaşlığım var... Pasaportlarımı cebimde taşımıyorum... Çekmecede, kurutulmuş gül yaprakları ile süslenmiş bir kasada saklıyorum...

Ve son olarak, TC vatandaşı olmaktan da asla gocunmadım... Eğer TC'nin uluslararası siyaset ve hukuk içerisinde; o siyasi, o ekonomik ve o hukuki gücü varsa, Kuzey Kıbrıs'ı bir ilçe ilan etmesinin de çözüm olacağını yine açıkça yazan ilk kişiyim... TC vatandaşı olmak beni hiç rahatsız etmezdi... Şu anda da verseler, alırım ama ihtiyacım da yok yani...

Kendime ait düşüncelerim vardır... Bu düşüncelerimin Dünya'daki herkesten çok farklı olması da umurumda değildir...

Duygu sömürüsü yapmak gibi olmasın ama haftada altı gün, günde ortalama 12 saat çalışan, bir kaç TL daha fazla kazanıp, çocuklarıma rahat bir eğitim aldırabilmek için de yırtınan biriyim...

Siyasi tercihlerim ya da analizlerim nedeniyle, insanların "kişisel" vurmasına da aldırış etmedim bunca yıldır...  Sadece sevdiğim ve saydığım bazı arkadaşlarımın tavırlarına üzülüyorum...

Niye siz bana farklıyım diye küsüyorsunuz ve kızıyorsunuz da siz farklısınız diye ben size küsmüyorum, kızmıyorum?

Niye ben farklı düşünüyorum diye beni aşağılamaya çalışıyorsunuz da; siz farklısınız diye ben sizi aşağılamıyorum?

Bu ne şiddet bu celal?

Evet, seçmen olsaydım, referandumda kesinlikle "evet" derdim...

Bunun, her hangi bir siyasi parti tercihimle veya her hangi bir siyasi partiden "huy" kapışımla alakası yoktur...

Evrensel sol değerleri de tartışırız dilerseniz... Bu değerler açısından baktığımızda; Ak Parti, geriye kalanların tümünden daha fazlasını Anadolu insanına sundu. Sunmasaydı, seçim kazanmazdı...

O British Pasaportu var ya... O pasaportu bana veren ülkede öğrendiğim en güzel şey neydi biliyor musunuz?

"Faşizm ve ırkçılık" içermediği sürece, herkesin düşüncesine saygı...

Kilise'de ayin izni!!!

Mağusa Suriçi’ndeki Ay İkserino Kilisesi’nde 2014 yılından bu yana gerçekleştirilen “Kutsal Cuma” törenine bu yıl izin verilmedi...

Ahmet İlktaç arkadaşımızın haberine göre, Mağusa İnisiyatifi, “Mağusa Kentimiz” isimli örgütün tüm girişimlerine rağmen 14 Nisan Cuma günü yapılması planlanan törene, KKTC Hükümeti tarafından gerekçesiz bir şekilde izin verilmemesinin sadece Mağusalıları cezalandırma anlayışı taşıdığına inanç belirtti.

Mağusa İnisiyatifi sözcülerinden Dr. Okan Dağlı, 2014 yılında 58 yıl aradan sonra ilk kez tekrardan Mağusa Suriçi’nde bulunan Ay İkserino Kilisesi’nde yapılan ve 3 binden fazla kişinin katılımı ile gerçekleştirilen “Kutsal Cuma” törenine bu yıl izin verilmediğini söyledi.

Dr. Okan Dağlı, yabancı diplomatlar, büyükelçiler ve Kıbrıs Rum siyasi parti liderlerinin de katıldığı “Kutsal Cuma” törenlerinin uluslararası televizyon kanallarında da canlı yayınlanarak sadece Kıbrıs’ta değil, tüm dünyada etki yarattığını hatırlattı.

Hıristiyanlık adına bu çok önemli günde tüm dünyaya barış mesajları verildiğini kaydeden Dağlı, bu etkinliğin akabindeki ilk bayramda da ilk kez, Türkiye kökenli vatandaşlarımızın Hala Sultan’a bayram namazı için geçişlerine izin verildiğini anımsattı. Dr. Okan Dağlı, o dönemlerde tüm bunların ada barışı adına ciddi bir girişim olduğunu dile getirdi.

Bu iki önemli davranışın iyi niyetin sembolü olduğunu ifade eden Dağlı, ancak son bir yıldır Mağusa’daki etkinliklere verilen kısıtlamaların, Kıbrıs Türk tarafının barış istencine gölge düşürmek demek olduğunu söyledi.

 

-*-*-

 

Bu yasağın gerekçesi yok!

Bu yasağın, mantıklı hiç bir açıklaması olamaz!

Bu yasak, faşizmdir!

Bu yasak, ELAM denen kötülükten bile kötü olma halidir!

Bir tek amacı vardır, müzakerelerin olası olumlu gelişmesine engel olmak!

Utanıyorum!

Dini ayin yasaklamak, ibadeti yasaklamak, Fransa'daki Le Pen olmaktır!

İnsanların, kutsal mekanlarında dua etmelerini engellemek, Hollandalı Geert Wilders'den daha aşağıda durmaktır!

Yazıklar olsun!

Kim haklı?

Bir taraf diyor ki, "Esad kimyasal silah kullandı, çocukları katletti, dolayısıyla Tomahawk füzelerini hak etti”...

Öteki taraf diyor ki, "Esad'ın bombaladığı iddiası doğru değil... Birileri kimyasal kullandı, Amerika da bunu mazeret gösterdi ve vurdu"...

Kim haklı?

Sizin duygularınız kimden yanaysa onu haklı görebilirsiniz ama gerçeği ebediyen bilemeyiz...

Irak vurulacağında, Saddam idam edileceğinde ne deniyordu?

"... Nükleer ve kimyasal silahları var!"...

Buldular mı?

Bulamadılar ve hiç bir zaman kanıtlayamadılar ama ne Irak kaldı ne Saddam!

Irkçıların hainleri ve gelsin gitsin kebaplar!

İki tarafta, kendi inandıklarının doğru olduğundan emin vicdanlar var!

Mesela güneyde ırkçılar ısrarla "tek devleti" savunur...

Kuzeyde ırkçılar "iki ayrı devlet"ten yanadır.

"Gelin orta yerde buluşalım"ın adı olan "federal çözümü isteyenler" de her iki ırkçı gruba göre "hain"dir...

Kimdir haklı olan?

Irkçılar kesinlikle haklı olmadıklarını çok iyi bilir ama kurdukları düzeni savunmanın yolu, zorla da olsa haklılıklarını ispattan geçer.

Tazminat ödenmesi ile ilgili iki farklı görüş vardır...

Güvenlik ve garantilere bakış "iki" tanedir...

TC göçmenlerinin ve askerlerinin varlığı da tamamen farklı iki düşünceyi içerir...

Hangisi doğrudur?

Ortada buluşsak ve kendi vicdanlarımızdaki doğruyu aramasak daha iyi olmaz mı?

Olur elbette ama işlerine gelmez!

Güneyde iki EOKA vardır...

Birincisi, İngiliz sömürgesine karşı direnenler; ikincisi Enosis amacıyla darbe yapanlar...

Rum halkı ya da siyaseti iki EOKA'yı ayırır... Bize göre "EOKA", tektir...

Biz TMT'yi toplumun korumasını üstelenen bir teşkilat olarak kabul ederiz, Rumlar, "ayaklanan ayrılıkçılar" diye tanımlar...

Ve çözümsüzlük sürer gider...

Oysa bunlara takılmamak lazım...

Geçmişi unutun demiyorum ama affedin...

Göyvertin gitsin yerimoyu!

Ve geleceğe bakın!

Gül gibi geçinelim...

Biraz toprak verelim, biraz Rum evine yerine dönecekse dönsün, siyasi eşitlik bir şekilde sağlansın; gelsin gitsin kebaplar!

Bazı sorunlar...

Affınıza sığınarak, bir fıkra anlatıp, erkek cinsel organından bahsetmek istiyorum... Bunu, sorunlarla da birleştireceğim...

Kadın öğretmen pazartesi sabah sınıfa girmiş, bakmış tahtanın tam dibinde, köşede, küçücük bir "penis" yazıyor...

Eliyle silmiş... Sınıfa bakmış, "suçluyum" diyen bir yüz saptayamamış.

Öğretmen salı sabah sınıfa girmiş, tahtada yine "penis" yazıyor, bu kez daha büyük... Yine eliyle silmiş...

Çarşamba sabah, az daha büyük yazı, yine silmiş...

Perşembe biraz daha büyümüş "penis" yazısı...

Cuma koskocaman olmuş, öğretmen dayanamamış...

"Bu rezaleti pazartesi çözeceğim. Aklınızda olsun, her kimse, O'nu yakacağım" demiş.

Pazartesi gelmiş, tahtada, "Hocam bilmiyor musunuz, siz dokundukça büyüyor işte" demiş...

Kıssadan hisse...

Bazı sorunlara dokunmayınız!

Siz dokundukça büyüyebilir...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.