HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

06.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eğer Kürt sorunu nedeniyle Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri dondurulursa Kıbrıs müzakereleri de biter

Türkiye ile Avrupa birliği (AB) ilişkileri, HDP’lilerin tutuklanması nedeniyle kopar mı?

Kopar!

Müzakereler dondurulur!

Neden?

Çünkü sebebi ne olursa olsun, AB, bir partinin, terör örgütü ile ilişkisi olduğu iddia edilse, hatta ispatlansa bile, seçilmiş ve dokunulmazlığı bulunan siyasilerin yaka – paça götürülmesini kabul etmez!

Buradan, “Türkiye Devleti suçludur, hatalıdır” anlamını çıkarmayın.

Efendim, Türkiye’yi yönetenler AB’nin buna müsamaha göstermeyeceğini biliyor mu bilmiyor mu?

Evet, Türkiye’yi yönetenler bunu çok iyi biliyor.

Peki bildikleri halde neden böyle yapıyorlar?

Üç sebebi olabilir:

Birincisi: Türkiye, kendine çok güveniyor ve AB’nin özellikle göçmen salıverilmesi ihtimali nedeniyle kımıldayamayacağına inanıyor.

İkincisi: Türkiye, artık AB ile ilişkileri sürdürmek niyetinde değil, zaten kopması ve kendi yoluna yürümesi için mazeret arıyor.

Üçüncüsü: AB’den birileri Türkiye’ye tepkilere aldırmadan yürümesini söylemiş olabilir.

Bence üçüncünün olasılığı düşük!

-*-*-

HDP’li vekillerin tutuklanması, demokrasi ve hukukun üstünlüğü adına hatalıdır.

HDP’li bir Kürt milletvekilinin PKK’ ye “terör örgütü” demesini beklemek, dedemin mezardan kalkıp, “ben senin teyzenim” diye karşıma dikilmesi olasılığından daha düşüktür...

-*-*-

Şu örneğe bakalım... Vakt-i zamanında şartlar çok farklı gelişti, toplumlararası çatışmalar başlamadı, 21 Aralık gecesi olmadı, TMT hiç durdurmadığı yeraltı faaliyetlerini yürüttü... Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yöneten “milliyetçi Rum elitler”, TMT’ ye “terör örgütü” tanımlaması yapmayan Temsilciler Meclisi’ndeki Türk vekilleri ve Rauf Denktaş’ı yerlerde sürükleyerek, ağızlarını kapatarak, tırnaklarını da batırarak, hatta tartaklayarak tutukladı.

“Efendim o başka bu başka” demeyin.

Azacık empati yapın...

Doğrudur, bana da sorarsanız, PKK’nın derhal silah bırakması gereken bir terör örgütü olduğunu söylerim ama PKK ya da Kürt halkı ile kavgada Türk milliyetçiliğini aklamam.

 

-*-*-

 

Soru: Sen komünist değil misin?

Komünistsen, nerede halkların self determinasyon hakkı?

Haaaaa, eğer Kıbrıs adası üzerinde yasal olarak öyle ya da böyle varlığını sürdüren Kıbrıs Cumhuriyeti’nde “benim”, “self determinasyon” hakkım varsa, binlerce yıldır Anadolu’da yaşam süren “Kürt halkının” da self determinasyon hakkı vardır ki komünist bir sistem de kurmadık iki coğrafyada...

-*-*-

İdeolojim neyi mi emreder?

Emir 1: Kürt sorunu barışçıl yollarla ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarının bölünmez bütünlüğü çerçevesinde çözülmelidir.

Emir 2: Kıbrıs sorunu barışçıl yollarla ve Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti sınırlarının bölünmez bütünlüğü çerçevesinde çözülmelidir.

Ya da, oturup hakların temsilcileri bunu konuşabilmelidir. (Kaldı ki Kürt halkı ve Kıbrıs Türk halkı kavramları da tartışmalı kavramlardır, apayrı bir yazı konusu)...

Şartlar farklıdır diye, Kıbrıs’ta etnik temele dayalı ayrı ve bağımsız bir Türk devletinin varlığını savunmak ve Türkiye’de Kürt halkına “Kürtçe şarkıyı” dahi yıllarca yasaklamak, doğru bir tavır olarak kabul görmez ve her fırsatta istismar edilir.

Şu anda edildiği gibi... Mesela, AB’den çıkan birçok ses, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesini talep ediyor.

-*-*-

Peki bu sesler çoğalacak mı?

Evet çoğalacak.

Terör duracak mı?

Hayır durmayacak...

Terörü silahla yenen bir ülke biliyor musunuz?

Teröre ve teröriste karşı kazanan bir ülke adı söyleyebilir misiniz?

Oturup anlaşmak başka şeydir, silahla saldırı başka şey.

Siz saldırırsınız uçaklarınızla, 3 bin teröristi öldürürsünüz.

O teröristlerden sağ kalan bir tanesi, üzerine taktığı bombayla gider Antalya’yı, Bodrum’u kan gölüne çevirir; turizm gelirleriniz, zaten Rus uçağı düşürme nedeniyle çok ciddi zarar gördü; “Türkiye sağlıklı bir destinasyon değildir” açıklamalarına maruz kalır. O gelirler düşer.

Ekonomi ciddi sıkıntı yaşamaz mı?

 

-*-*-

 

Peki ne yapmak lazım?

Çok barışçıl, çok kucaklayıcı, çok sevecen, çok sevimli ve bol yatırımlı politikalarla Kürt halkına iş, ekmek, kazanç, mutluluk, huzur vermek lazım.

Efendim, “PKK uslanmaz ve durmaz”...

Uslandırmak ve durdurmak devletin seçilmişlerinin görevi!

Kürt halkının seçilmiş temsilcilerini yerlerde süründürerek, tahrik ve taciz ederek mi PKK’yı uslandıracaksınız?

Eveeet, PKK bir terör örgütüdür.

IRA de öyleydi... “Main stream” politika, IRA için “kanlı terör örgütü” diyordu.

Ama Kuzey İrlanda’nın Katolik halkının seçerek Parlamentoya (UK) gönderdiği Sinn Feinn temsilcileri, “dokunulmaz” dı... Hatta, “en iyi korunanlar” dı...

Çünkü İngiliz “main stream” politikası çok iyi biliyordu ki, Sinn Feinn lideri Gerry Adams veya Martin McGuinness, herkesten daha sıkı korunmalıydı... Huzur için bu gerekliydi... Ülkenin huzuru ve istikrarı için bu şarttı. En değerli, en korunması gerekenler, eski IRA üyesi hatta lideri iki kişiydi.

Neler yapmadı ki Adams ile McGuinness... Herkes çok iyi biliyordu ki, ikisi de IRA kökenliydi... Hatta ikisi de IRA komutanı falandı yani...

Kraliçe’ye hakaret ettiler, “O’nun adına yemin etmeyiz” dediler... Parlamentoya girmediler ama yıllarca maaşını da “ödendiler”...

 

-*-*-

 

Ne mi demeye getiriyorum?

Türkiye, Kürt sorununu silahla, savaşla, milliyetçi gazetelerin, 100’er bin TL maaşlı yorumcularının “saldırın hepsini yok edelim” tarzı gaz vermeleriyle çözemez.

Dünyadaki örnekleri ile çözebilir.

FARC örneği, IRA örneği...

Haaaa, bunlar bir kaç tane değil ki!

Her ülkede var.

Listelere baktığınızda, belki aralarında çok ünlü olanlar, çok öne çıkanlar bulursunuz ama hemen her ülkede, küçük veya büyük, çok ciddi “ayrılıkçı etnik gruplar” var...

Ve bazı listelerde, bu ayrılıkçı gruplar arasında, “Kıbrıslı Türkler” de sayılır... Yaaaaa... “Biz ayrılıkçı değiliz” mi dediniz?

E Kürtler de öyle diyor canlarım benim!

 

-*-*-

 

Mesele, Türkiye’nin çok güçlü olması ve “ayrılıkçı” grubun, mesela PKK’nın, Türkiye’nin güçlenmesini istemeyenler tarafından da gaza getirilmesi ya da silahlandırılması meselesidir.

Hatta, Türkiye’de bazı milliyetçilerin sürekli iktidarda kalmasının da önemli “unsurudur” PKK... PKK, yani Kürt milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı ne kadar güçlüyse, Türk milliyetçiliği o kadar iktidardadır... Kısacası, bazen PKK’ dıştan destekleniyor olabilir hatta çoğunlukla öyledir ama Türk milliyetçisi fırsatçılar için de PKK “önemli” bir “güzellik” tir... Yaaaa, bu saptamayı da beğenmezsiniz eminim...

Bir örnek vermek istiyorum: Kıbrıs’ta faşist ELAM, Kilise ne kadar çok konuşursa, UBP ve DP’nin yani Kuzey’deki “ayrılıkçı” kesimin gücü de o kadar artmıştır...

Türkiye, hiç bir dış güce, hiç bir büyük güce izin vermemek adına, “terör” olarak tanımladığı olayları bitirmek istiyorsa, bunlarla savaşmamalı...

Güvenlik tedbirini tabii ki almalı ama barışla, çözümle, kucaklayarak, iş vererek, yatırımlar yaparak sorunu aşmalı.

O kadar çok iş yaratmalı ki, Kürt gençler, eve paralı ve yorgun dönmeli...

Savaşacak değil, sevişecek takatları kalmamalı.

 

-*-*-

 

Ve gelelim sonuca...

Bizi de ilgilendiren “bencil” noktaya...

Türkiye’nin Kürt sorununu barışçıl yöntemle çözmesi demek, Kıbrıs sorununun da aynı yöntemle, uzlaşılarak çözülmesine ciddi etki yapması demektir.

“Efendim, birbirleri ile hiç alakaları yok” mu diyeceksiniz?

Hayır vardır.

AB üyelik süreci, Kıbrıs sorununun çözümü için çok ciddi bir etkendir veya etkendi.

Eğer Türkiye’nin AB üyelik süreci ya da müzakereleri dondurulursa, Kıbrıs müzakereleri de ortadan ikiye ayrılır. Biter...

Kimsenin de umurunda değildir.

Yani siz, “Türkiye” veya “Kıbrıslı Rumların”, sayıları beş on bini geçmeyen “sidikli” Kıbrıslı Türkleri düşündüğüne mi inanıyorsunuz?

Eğer cidden buna inanıyorsanız, kendinize yazık ediyorsunuz.

 

-*-*-

 

Kıbrıs sorunu bir filimse, bitmeyen bir pembe diziyse; Türkiye, bu sorunun tek ve esas oğlanıdır...

Esas oğlan huzurlu olmalıdır. Esas oğlan tatmin olmalıdır.

Esas oğlan rahatsız edilir, kendi de sağı solu dövmeye başlarsa, bu dizi bitmez!

Mantıklı bir sonuç oldu mu bilemiyorum...

Ama net söylemek gerekirse, Kürt sorunu çıkmaza giren Türkiye, AB süreci kopan Türkiye, huzursuz ve herkesle kavga eden Türkiye, Kıbrıs’ta neden “barış” ya da “çözüm” istesin ki?

Ne işine yarar ki!

Veya “taviz” olarak adlandırılabilecek “şeyleri” neden yapsın ki?

Neden asker çeksin mesela?

Veya neden nüfusunu toparlasın?

Ya da neden “toprağını” versin!!!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.