HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

28.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Elam ENOSİS Plebisiti’nin kutlanmasını kim kazandı, kim kaybetti?

Kıbrıs sorununda bir çıkmaza gelindiği gayet açıktı...

İki tarafın da kabul edemeyeceği, belki de “Kabul edilemezleşmiş”, ya da “Kangrenleşmiş” konular vardı!

Kesip atılması gereken şeyler!

Mesela mülkiyette, “İlk hak kimin?” sorusuna yanıt bulunamamıştı.

Yetki paylaşımı fiyaskoydu... Dönüşümlü başkanlık kabul edilmemişti. Ve edilemeyecekti...

Toprakta büyük sıkıntı vardı.

Güvenlik ve garantilere bakış çok farklıydı...

Derken Türkiye dört özgürlükle falan devreye girince, bu işin yürümeyeceği netleşmişti.

Ancak iki taraf da “Masadan kaçan” olmamak için çaba gösteriyordu.

Bu çabayı ortadan kaldırmak lazımdı.

Yani “Biz anlaşamıyoruz” demek yerine, “Bir kriz bulalım” noktası daha uygundu.

Ve o kriz bulundu!

“Kim buldu, kim masadan kaçtı, kimin işine yaradı” sorularına yanıt vermek lazım?

Kriz kendiliğinden de ortaya çıkmış olabilir...

Ama iki lider birlikte de yaratmış olabilir.

İkisi de masadan kaçmıştır.

Anastasiadis sigaraya gidecekseydi, efendice izin alabilirdi; Akıncı ise kapıdan yani esas ana gancellide kendisine “Geri dönünüz” dendiğinde dönebilirdi.

Gelelim kimin işine yaradığı meselesine...

Anastasiadis, çok yakın bir zamanda seçime girecek.

Ve milliyetçilik iyi iş yapıyor bu seçimde.

Bunun yanında Anastasiadis, milliyetçi kanattan bir siyasetçidir.

Kendi partisi DİSİ ile sıkıntısı yok; asıl seçilmesine yardımcı olabilecek abidik gubidik milliyetçilerle ciddi sıkıntısı olabilirdi. Şimdi olmaz!

Yani, bu iş kesinlikle Anastasiadis’in işine yaradı!

Peki Akıncı?

Akıncı bu işte yüzde 90 yaralı çıktı!

Kesinlikle bir seçim sonra adaydır.

Akıncı, Anastasiadis gibi muhafazakar çevrelerin adayı veya adamı değildir, olamaz da...

Akıncı’yı seçen “Barış yanlısı sol seçmen” ise şu anda öyle ya da böyle suçlar durumdadır.

Akıncı da artık haklı ya da haksız, doğru veya yanlış, “Denktaş, Talat, Eroğlu” üçlüsüne katılmış bir dördüncü kişidir.

Soldan bir daha oy alır mı?

TDP’li müridlerinden alır...

Ama şu anda kendisini alkışlayan sağ kanadın asla oyunu alamaz; CTP’liler neden bir kez daha desteklesin? BKP imkansız, YKP zaten vermemişti!

Kısacası, bu ELAM – Enosis Plebisiti tiyatrosu, şu ya da bu şekilde, kesin olan anlaşmazlığın bir son sahnesi, son perdesi oldu.

Oyun bitti.

Ve bu oyunun sonunda, Kıbrıs sorunu kaybetti.

Akıncı da kesin kaybetti...

Müzakereler olmadığı sürece Mustafa Akıncı da yoktur.

KKTC Cumhurbaşkanı, müzakereler yoksa, Kıbrıs sorunu yoksa, öylesine bir makamdır.

Akıncı, köy köy dolaşsa da, bir sonraki seçim kesin aday olsa da artık siyasi hayatı sona ermiştir.

Anastasiadis mi?

Seçimi kazanacak büyük olasılıkla...

Ama bir daha elini sıkabilecek birini bulur mu Kuzey’de?

Niğde Ankara Hatay bulur!

-*-*-

Akıncı kaybetti...

Çözüm de kaybetti...

Rumlar, yakın gelecekte sorun yaşamaz ama kesinlikle doğal gaz konusunda Türkiye çok ciddi mızırlık edecek...

Zıtlaşmalar, hırlaşmalar olacak...

Savaş gemileri ortalıkta gezinecek.

Rusya devreye girecek.

Ortam gerilecek.

O ötekini, öteki bu birini protesto edecek.

Kim bilir belki ateş bile açılacak.

Turizm mi?

Ateş olan yerde turizm olmaz!

İleri zamanda herkes kaybedecek.

Amerikalı, Fransız, İtalyan, İsrailli, İngiliz ve Güney Koreli şirketler doğal gazdan kazanacak.

Rusya ve Çin de oralardadır mutlaka!

Türkiye’nin şansı yok...

Ama Türkiye, Kıbrıs’ta kaybetmemiş olacak.

Çözüm, Türkiye’nin de işine gelmezdi, kimsenin kimseye yalan söylemesine gerek yok!

Ama, ilk anda kazanan, Anastasiadis’tir...

Bir seçim daha kazanacak...

Rum gazeteciler şaka yapmaya devam edecek... Çok içiyordu, çok sigara kullanıyordu, unutuyordu falan...

-*-*-

Şu bir gerçektir... Kıbrıs sorununun çözülmesi başka baharlara, kışlara kaldı...

Mucize olmazsa, bir kaç hafta sonra, yasal bildirim süreci sonrası, Espen Barth Eide ülkesine dönecek...

İki üç sene sonra O’nu da ismen hatırlayacağız...

Kimler geldi kimler geçti şarkısı ile birlikte, o da aklımıza belki gelecek.

Salyangoz ve fast food

Salyangoz yiyor muymuşum?

Yiyorum!

Arkadaşın biri sordu geçenlerde...

Kızmadım.

Ne istersem yerim, ne istersem de içerim... Doktorum musun?

Ama salyangoza taktı!

Dedim ki, kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kah inerim yer yüzüne seyreder alem beni.

“Nesimi’den” dedim!

“Ha!” Dedi! Anlamadı...

Yok o salyangoza taktı!

Dedim, canım kardeşim, salyangoz seviyorum, fast food sevmiyorum...

Son günlerde en çok güldüğüm...

Adamın biri karısından boşanmış...

Uzun zamandır görmediği bir arkadaşıyla karşılaşmış... Arkadaşı “Boşanmışsın, ne oldu da boşandın?” gibisinden bir soru sormuş... Bizimki anlatmış:

“... Doğum günümdü... Karım ne aradı, ne sordu, ne telefon açtı... Çocuklar hiç ilgilenmedi... Annam babam kardeşlerim, iş arkadaşlarım falan kimse bir şey sormadı... Bir tek, sekreterim doğum günümü kutladı... Akşamüzeri, bir şeyler içmemizi teklif etti... Doğrusu çok da hoşuma gitti... Birlikte bir şeyler içtik. Sonra evine gitmemizi teklif etti... Gittik... Orada da birer bardak şampanya içtik... Sonra bana, ‘iki dakika duş alıp geliyorum’ dedi ve salondan çıktı... Beş dakika sonra, karım, çocuklar, annemler, babamlar, kardeşlerim, yengelerim, onların çocukları, iş arkadaşlarım hepsi ile birlikte içeri girip Süpriiiiiiiiz! Diye bağırdılar...”

Arkadaşı sordu: Boşanma sebebi bu mu?

Hayır, canım kardeşim ben o sırada kanepeye uzanmıştım ve çırılçıplaktım!

Kadın erkek işleri

Milliyetçiliğe karşıyım... Dün DAÜ’de kariyer günlerine katıldım. Muhteşem insanlara az çok hayatımı ve mesleğimi anlattım. Çok keyif aldım... Konuşmamın sonunda, “Cinsel dışlamacılık” yaptığım eleştirisi geldi... “Madem ki milliyetçiliğe karşısınız, kadınları aşağılayıcı espriler de yapmaktan vazgeçin” dedi bir kadın öğretim üyesi... Her şey çok keyifliydi... Bu tür eleştiriler de çok rahatsız olduğum eleştiriler değil aslında... Haklılık payı da var... Odunum, yontulmaya çalışıyorum...

Tüm kadınlardan, cinsel ayrımcılık yaptığım için özür dilerim... Çok ciddiyim...

Aslında yapmamaya büyük özen gösteririm... Ama oluyormuş...

Mesela bu fıkra... Aşağılamak için değil ama mutlaka bakış açınız tersse, aksiyse, aşağılama görürsünüz... Oysa sadece bir fıkra...

“... Uçak düşmek üzereymiş... Bir kadın, ayağa fırlamış ve tüm yolculara, “Biraz sonra öleceğim, kadınlığımı bana son kez yaşatacak bir erkek var mı?” diye bağırmış... Tüm elbiselerini çıkarıp fırlatmış!

Erkek yolculardan biri ayağa kalmış; “Ben varım!” demiş o da gömleğini çıkarmış ve kadına fırlatmış: “Ütüle şunu!”…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    28.02.2017

    Akıncı kaybetti çünk, BKP gibi bir marjinal parti oy vermeyecek demek bence çok da doğru değil. Akıncı CTP'nin ciddi bir aday çıkaramaması yüzünden seçildi. CTP, Sibel Siber ile devam ederse, Akıncı tekrar seçilir. Zaten halen, Cumhurbaşkanlığına aday başka ciddi bir aday da yok gibi gözüküyor.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.