• 12 Nisan 2017, Çarşamba 8:32
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

ELAM ötesi olmak!

Biliyorsunuz George Michael Kıbrıslı Rum kökenli bir İngiliz sanatçıydı...

Öldü... Toprağı bol olsun...

Güneyde bir önemli kişi, "adını bir sokağa verelim" diye imza kampanyası başlattı.

Televizyonlarda konu tartışıldı falan...

Bu konuyu neden mi yazıyorum?

Hala, Kıbrıslı Rum ve Türk toplumlarında "bazı değişmeyen ırkçı kafaların" varlığını biraz olsun anlatmak için...

Televizyonda bir kişi konuşuyor... Sunucu soruyor: "George Michael'in adını bir sokağa verecekler..."

Adam yanıtlıyor:

"... Ben karşıyım... Çünkü o kişi bir homoseksüeldi ve esrarcıydı..."

Sunucu, homofobik yorumdan dolayı uyarıyor...

Adam bu kez, "... bizim için 1974'te ne yaptı ki adını bir sokağa verelim?" diye çıkışıyor...

George Michael 1974'te yanılmıyorsam 10 - 11 yaşındaydı...

Neyse!

Biliyor musunuz?

Bu kafada çok insan var!

Hem de iki toplumda da!

KKTC'de, UBP'nin bir parti meclisi toplantısında çıkıp konuşma yapan ve "... Filanca'nın kızı bir gavurla evlidir, O'na asla güvenmeyiz" diyen faşistlerimiz var...

Kilise ayini yasaklayan faşistlerimiz olduğu gibi!

Yazık!

Çok yazık!

Bunlarla elbette çözüm olmaz!

Haaa, UBP federal çözüme karşı olamaz mı?

Ellerinden öperim!

Elbette olabilir!

Ama ırkçılık, faşizim, homofobi, suçtur!

Avrupa'da muhafazakar gruplara üye olduğu için övünen UBP'nin, çok ciddi bir cesaretle, içindeki faşistleri ihracı gerektiği inancındayım...

Muhafazakar, merkez sağ, milliyetçi olmak başka şeydir; tüm Dünya'da suç sayılan görüşleri savunmak, Müslüman olmayan kişileri "gavur" diye niteleyip, filanca kişiye, falanca kızı "gavurla evli" diyerek hakaret etmeye çalışmak, ELAM ötesidir!

Sahip çıkmak ve çözüm

KIBRIS'ın sür manşetinde dün "Tarihi değerlerimizi hiçe sayıyoruz" başlıklı bir haber vardı...

Bir kaç gün önce, Gazimağusa Limanı'ndaki mescidin durumunu da yayınladık... O da bir tarihi ve dini değer; durumu içler acısıydı...

Aslında ülkede tarihi eserlerimize ve değerlerimize zerre değer vermediğimiz gayet açık...

Mesela Lefke ve Lefkoşa'da cumbalı Osmanlı evlerinin birçoğu, miras sorunu yüzünden tamir edilemiyor.

Lefkoşa'da Ermeni kardeşlerimizi kovduğumuz günden beri, o muhteşem konaklarında taş taş üstüne koymadık... Hepsi yıkılmak üzere...

Dünkü haberde, Lefkoşa'da yıkılmaya terk edilmiş bir eski evden, Boltaşlı'daki 200 yıllık camiden ve Adaçay'daki mezarlıktan bahsediliyordu.

Adaçay... Eski adı Melanarga...

O köydeki eski mezarlığı ve okulla camiyi çeşitli defalar ben de gündeme getirmiştim...

İlgilenen olmadı.

Mezarlıkta sanırım üç beş taş kaldı, hepsi kayboldu...

Melanarga'da bir avuç Türk yaşam sürüyordu ve 1950'lerde EOKA başladığı dönemde göç ettiler...

Şimdi köyde eski okula veya eski camiye sahip çıkan yok... Mezarlığa da. Hepsi yerle bir...

Bıraktım daha fazla "otantik" değeri olanları; her biri birer Dünya eseri olanlara verdiğimiz değer de çok zayıf...

Vuni Sarayı...

Benzersiz bir yer...

Konumu bile ayrı bir güzellik...

Efsanelerini dahi satabilirsiniz buranın...

Soli'yi yeterince tanıtmıyoruz...

Salamis'e sağlıklı bir şekilde sahip çıkamıyoruz...

Peki sebebi ne?

Birincisi, yönetim eksikliği...

İkincisi, "bakım ve onarım" konusundaki umursamazlık...

Üçüncüsü, umursamazlığı yaratan, "bananecilik".

Dördüncüsü, bananeciliği ortaya çıkaran, "hasbası çıksıncılık"...

Beşincisi, hasbası çıksıncılığı yaratan, "benim değil kicilik"...

Evet sahip çıkmıyoruz...

Çünkü "bizim" kabul etmiyoruz...

Ganimet gözüyle bakıyoruz...

Tıpkı, ülkeye sahip çıkmadığımız gibi...

Bilinçaltımızda, "bu topraklar bize ait değil, çaldık be gavollem" fikri sabittir...

Bu bilinci temizlemenin yolu, Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte, yaşadığımız topraklara dört elle sarılmaktır...

"Bizimdir" diyebilmenin tek yolu, propagandadan yani yalancılığa başvurup "KKTC'ci" olmaktan uzaklaşmaktır.

Haaaa, KKTC'ye de sahip çıkacaksanız ki yasal anlamda çok çok zordur; o zaman haydi sahip çıkın da görelim.

Yıkılmasın tarihi değerlerimiz kardeşim!

Sahip çıkmak, ona buna peşkeş çekmek, beş yıldızlı kumarhaneler inşa etmek, kerhaneler çalıştırmak ve ortaokul çocuklarına kadar yaygınlaşan uyuşturucuyu sadece seyretmek değildir.

Aydınköy'deki direk ve eşit devlet KKTC!

Çatalköy Belediyesi, TC Yardım Heyeti veya Büyükelçiliği'nden yani kısacası Türkiye'den bir miktar para almış ve yollarını asfaltlayacaktı...

Belediye, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu'na başvurmuş, asfaltlanırken azacık da genişletilecek yollarda bazı direklerin yerinin değiştirilmesini istemişti.

Elektrik Kurumu, aşırı yoğun olduğu için direklerin yerini değiştiremedi!!!

Belediye parayı belirli bir sürede kullanıp yolları asfaltlamalıydı ki o süre dolmak üzereydi...

Direkler sökülmeden asfalt döküldü...

Bir kaç direk, yolun içinde kaldı!

Git üzerine vur ve öl durumu!

Gidelim Edremit bölgesine...

Karaoğlanoğlu'ndan Karmi'ye çıkan yol üzerindeki Edremit bölgesinde, Girne Amerikan Üniversitesi'nin bir yurdu var... Yurdun üniversiteye ait olup olmadığını bilmiyorum ama orada çok öğrencili bir yurt söz konusu... Karaoğlanoğlu - Karmi yolundan sağa dönüyorsunuz, 20 metre kadar sonra, yurdun önlerinde, yolun, asfaltın ortasında bir elektrik direği daha var...

Lefkoşa'da Kızılbaş bölgesinde, dün Ali Erel anlattı; yol ortasında, arabanın cilyasını da gearboksunu da mahvedebilecek yükseklikte logarlar duruyor...

Yollarımız zaten berbat ama benim derdim elektrik direkleri...

KIBRIS'ın dünkü manşeti bence efsaneydi...

Elektrik tellerini taşıyan direk ortadan kopmuş...

Ama direğin yarısı, gayet güzel asılı duruyor.

Bu arada, fotoğraflarda ucu görünüyor, direk üzerinden düştüğünü tahmin ettiğim koskoca bir sokak lambası da yerde yatıyor...

Hava rüzgarlı...

O teller yangın hatta yaşam riski taşımıyor mu?

Eeeee, n'olacak yani yangın çıkar ya da bir kaç kişi ölürse!

Tohumu benden mi?

Ölecek olan ölsün!

Ne haldeyiz farkında mısınız?

Ne haldeyiz?

Ve hiç çekinmeden, hiç utanmadan, hiç yüzümüz da kızarmadan, "toplumsal eşitlik" yetmezmiş gibi; bir de "devlet devlete görüşelim, iki eşit devletiz" demiyor muyuz?

Fesüpanallah!

Ahhh Erkin Koray ahhhh...

Arkası gelmez dertlerimin bıktım illallah!

Siz bıkmadınız mı yalanlardan?

Hayatımız hep yalan!

Hep sahte!

Hep eksik!

Hep yarım!

Aydınköy'deki direk gibi!

Müzakereler yeniden başlarken, pek umutlanmayalım diye...

Efendim, birbirine küs ve somurtkan liderlerimiz dün yeniden buluştu... Bu yazıyı, her hangi bir açıklama dinlemeden yazdım.

Amacım, fazla umutlanmamanız konusunda sizi uyarmak!

Bir kere, "garanti" konusunda ciddi çıkmaz var mı?

Vardır...

Çözülmesini bekleyen var mı?

Sanırım yoktur!

İkincisi, Türk vatandaşlarının dört özgürlüğü konusunun halledilebileceğine inanan var mı?

Yoktur!

Üçüncüsü, tazminatları kim ödeyecek sizce?

Mülkiyet kayıpları ile ilgili tazminatlardan bahsediyorum!

Bu konuda uzlaşı ihtimali var mı?

Uzak ihtimal.

O zaman siz bu müzakerelerden umutlu musunuz?

Cevap vermeyin!

Bekleyin... Ama çok umutlanmayın...

Her an Anastasiadis, Akıncı'ya, "Bıyıklarını beğenmedim"; Akıncı da Anastasiadis'e, "Çok sigara içiyorsun" deyip, kapıları da vurarak kaçabilirler!

Çünkü "ikisiyle alakalı" bir durum değil bu durum!

Bilmem anlatabildim mi?

Asıl "karar verici" azacık zorda...

16 Nisan bir geçsin, bakarız, yine birlikte inşallah, Allah'ın izniyle yani, yeniden umutlanırız.

Değilse, Fatiha okur, gömeriz!

Akıncı diyor ki, "yolumuz KKTC yolu, devam ederiz"...

Benim yol o değil; bakarız!

Haydi iyi müzakereler!

Adamın derdi bambaşka!

Yargıç, bir seri katille ilgili mahkemenin kararını okuyordu:

"Ayağa kalk! Seni, komşunu benzinli ağaç kesme makinesi ile öldürmekten suçlu bulduk”…

Arka sıralardan bir ses, "Seni hayvan herif!"...

Yargıç, "sessizlik lütfen, suçluyla ilgili bağırıp çağırmayın" diyor ve devam ediyor:

"... Seni, gazete dağıtımcısı çocuğu elektrikli matkap ile işkence yaparak öldürmekten de suçlu bulduk"…

Arka sıradaki aynı adam, bu kez küfür ederek, "seni gidi o... çocuğu" diye bağırıyor.

Yargıç, "susunuz lütfen, dışarı atacağım" diye uyarıyor ve kararına devam ediyor...

"... Seni, postacıyı kürekle başına vurarak öldürmekten de suçlu bulduk"...

Bizim arkadaki adam yine küfredince, yargıç dayanamıyor ve "sizin tepkiniz niye?" diye soruyor.

Adam açıklıyor:

"... Efendim, ben bu katilin 15 yıldır komşusuyum, kendisinden ilgili aletleri istediğim zaman, hep 'yoktur' diye yanıt vermişti... Meğer varmış ve bana vermemiş... Böyle komşu olur mu?"...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup