Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

01.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

ELAM'ın Enosis'çiliği Taksim'e mi yaradı?

Güzelyurt Hastanesi nedir?

Hastanedir...

Hizmettir...

İyi bir şeydir...

Vaat edilen günde bitirilirse, muhteşem bir olaydır...

İnsanlara hediyedir... Kolaylıktır...

Ve bravo!

Ancak bunun da ötesinde, Güzelyurt Hastanesi, müzakerelerin bittiğinin mührüdür.

Bu mühür, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin de bulunacağı son İsviçre rezaleti; pardon buluşması öncesi vurulacaktı.

Bütün planlar öyleydi.

Türkiye'nin talimatı da o yöndeydi.

Türkiye ve özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emri veya ricası ile Sayın Tuğrul Türkeş tarafından bizim hükümete iletilmiş bir mesaj vardı... "Güzelyurt Hastanesi'nin temeli Cenevre öncesi atılacak!"..

Bu olmadığı için, bizimkiler bir miktar "kızma" işitti... "Hakaret" demiyorum; lütfen dikkat.

Çünkü en başta saydığım gibi, bu hastane halka bir hizmettir.

Ancak, bu hastaneye, hizmetin ötesinde önem veriliyordu.

"Güzelyurt verilemez" in, en çarpıcı Osmanlı mührü olacaktı.

ELAM' a kısmet oldu!

Yani, ELAM' ın Enosis Plebisit'i sonrasına...

E hade şimdi gelin masaya oturun bakalım!

Anastasiadis, seçmenine, "Bu hastaneyi sizin için yapıyoruz" mu diyecek?

Hüseyin Özgürgün pazartesi bu temeli, yanındaki eksiksiz kadrosu ve bölgeli CTP milletvekilleri ile birlikte atarken, "geri dönecek Omorfolu Rum kardeşlerimize de hizmet etmesini planlıyoruz" diye bir cümle mi kullandı?

Hayır!

Tam tersine, "bu mesele kapandı" nın mesajını verdi.

Bu yüzden, Pakistan'da bulunan KKTC Cumhurbaşkanı ve eski müzakereci Mustafa Akıncı, "daha bitmedi" derken, 5-0 yenik oynayan ve maçın bitimine üç dakikası kalan bir takımın teknik direktörü gibiydi... 3 dakikada 5 ya da 6 gol atıp, bir ya da üç puan almak mümkün mü?

Mucizedir!

Yani bunu şunun için yazıyorum; bu hastanenin temeli, Kıbrıs'ta daha çok uzun bir süre çözüm olmayacağının veya daha doğru bir ifadeyle, 1977'den beri yürütülen "federasyon" hedefli çözüm olasılığının rafa kaldırıldığının mührüdür!

Raftan iner ve açılır mı?

Kısa sürede sanmıyorum...

Dedem göremedi, babam ve ben göremedik; kızım ve oğlum ya da torunlarım mı?

Bilemem...

Artık, "Taksim" kesinleşmiştir.

Bu bir gerçektir.

Enosis diyerek kavgaya ve masanın berhavasına sebep olanların asıl başardığı aslında "Taksimi kesinleştirmek" olmuştur.

Faşizm, faşizme çalışmıştır da diyebiliriz.

Bundan sonraki çözümde "iki bölgeliliğin sınırı,  federasyonun çok daha uzağına çekilecektir.

Bilmem anlatabildim mi?

Yani, 1977 - 1979 Doruk anlaşmaları artık yoktur.

Şubat 2014 Eroğlu - Anastasiadis belgesi de artık yoktur.

Ne vardır?

ELAM vardır.

Güzelyurt Hastanesi vardır...

Ve mutlak Taksim vardır!

Mesele kapanmıştır...

Azınlık mıyız değil miyiz?

Bütün Kıbrıslı Rumlar faşist mi?

Ne münasebet?

Çok çalışkan, çok dürüst, çok medeni, çok iyi eğitimli ve çok tecrübeli insanlar.

Ve çok iyi, çok kaliteli insan ilişkileri bulunan gerçek adalılar.

Çok sevdiğim arkadaşlarım var.

Hatta dedemin de nenemin de neneleri Kıbrıslı Rum'dur...

Daha da ileri gideceğim; önceden de yazdım, Başpiskopos Makarios'un sülalesi olan Muskos'ların, Garahasanilerden gelen soyu, Dillirga'dan Panayia köyüne göç etmiştir ki o sülale bizim de ucundan bir yerinden takıldığımız bir sülaledir...

Şimdi milliyetçiler kızacak!

Lütfen kızmayın!

Kimse kızmasın... Bu ülkenin bir numaralı Türk milliyetçileri arasında, annesi veya babası Elen olanlar da bulunmaktadır; bulunmaktaydı.

Yıllardır, Kıbrıslı Türkler kendi içlerindeki barış yanlılarına "Rumcu" veya "Rum soylu" demekte; benzer şekilde güneydeki faşo zihniyet, barış yanlısı futbol takımlarını bile "Türk" diye aşağılamaya çalışmaktadır.

Çözümsüzlüğün başlıca sebebi de budur.

Ancak, sayı olarak daha az olan Kıbrıslı Türkler, hiç bir zaman Elenleri ya da Kıbrıslı Rumları "azınlık" görmemiştir.

Peki Rumlar Kıbrıslı Türkleri azınlık görüyor mu?

Evet görüyor.

AKEL'i aradan çıkarın, bir miktar DİSİ'li liberali ayıklayın, geriye kalanlar bizi ya "Kıbrıslı" diye yuvarlayıp, kendi içlerinde zaten hüüüüp diye yutacağını bilir ve öyle görür; ya da "azınlıksınız" der.

Haksız değiller...

Ama haklı da değiller...

Sadece bu şekilde görüyor olmaları da, tıpkı milliyetçilik ve ırkçılık gibi; çözümsüzlüğün sebepleri arasındadır.

Peki gerçekten Kıbrıslı Türkler azınlık mı?

Bunu tartışmanın bir anlamı yok...

Çünkü pek yakın bir gelecekte, tükeneceğiz...

Azınlık bile olmayacağız...

"Söylemediydin, yazmadıydın" demeyesiniz diye bu notu kaydedin bir yere...

Yıldızlar size neyi anlatıyor Dr. Watson?

Sherlock Holmes ve hem yardımcısı hem de ev arkadaşı Dr. Watson, birlikte bir kampa gitmişler...

Çok güzel bir akşam yemeği yeyip, bir de güzel şaraplandıktan sonra, ikisi de uyumak için uzanmış...

Aradan bir süre geçtikten sonra, ünlü dedektif Sherlock Holmes, sadık arkadaşına, "gökyüzüne baktığın zaman ne görüyorsun?" diye sormuş...

Dr. Watson şu yanıtı vermiş:

"Milyonlarca yıldız görüyorum..."

Holmes bir soru daha sormuş:

"Peki bu yıldızlar sana neyi anlatıyor?"

Dr. Watson şu yanıtı vermiş:

"... Astronomik olarak bu yıldızlar bana milyonlarca galaksi olduğunu söylüyor... Ve haliyle potansiyel olarak milyarlarca gezegen olduğunu anlatıyor... Astrolojik olarak gözlemlediğim Saturun'ün şu anda Aslan burcuna girdiğidir. Horolojik anlamda bir şey söyleyecek olursam, şu anda saat 03.15... Dini yani Teolojik anlamda, Tanrı çok büyük ve güçlüdür biz ise çok minnacığız... Meteorolojik olarak yorum yapacak olursam da bugün bizi çok güzel güneşli bir hava bekliyor... Peki size ne anlatıyor yıldızlar efendim?"

Bu kez yanıt sırası Sherlock Holmes'dadır:

"... Bana gökyüzündeki yıldızlar, birilerinin çadırımızı çaldığını söylüyor Dr. Watson!"...

Günün en sevdiğim şakası: Super Mario ve ırkçılık

Super Mario, Nintendo Şirketi tarafından 1985'te piyasaya sürülen bir video oyunudur. Oyun, baş kahramanı Mario'nun yarattığı popülerlik sayesinde halk arasında kısaca Süper Mario olarak bilinir. Shigeru Miyamoto, Koji Kondo, Hiroshi Yamauchi ve Takashi Tezuka adlı kişiler tarafından tasarlanmıştır...

Irkçılıkla ne alakası mı var?

Şunu düşünün ve ırkçı olmayın...

"Mario gibi olun... Mario, bir İtalyan su tesisatçısıdır... Japonlar tarafından yapılmış, yaratılmıştır... İngilizce konuşur, Meksikalıya benzer, Afrikalı gibi sıçrar ve bozuk paraları bir Musevi gibi toplamayı bilir!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.