• 15 Mayıs 2017, Pazartesi 7:47
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Enkazın altında kalmamak için!

Yargı, bir devletin en önemli "organı" dır...

Yargı, yasama ve yürütmeden çok daha önemlidir...

Çünkü "adalet"in ta kendisidir.

Ve "adaletin" olmadığı bir devlet, en baştan çürümüş demektir.

Yargı, mahkemelerdir...

Mahkemeler, en başta yargıçlar olmak üzere; tüm kadrosu ile "en güvenilir" kurum olmak zorundadır.

KIBRIS'ın dünkü manşetinde yer alan "mahkemelerin çok sorunu var" başlıklı haberi okurken, elbette "yargıya güvenim sarsılmadı" ama "iki kez düşünülmesi gerektiği" "yargısına" vardım...

Bu konuda yazı yazmak gerçekten çok zor...

Bir miktar hukukçuların söyledikleri; bir miktar da kendi gözlemlerimi paylaşmak istiyorum...

"Bütçe yeterli değil" deniyor...

Neden bütçe yeterli değil?

Çünkü, "nüfus" ve "suç" sayısı geçmişe göre çok artmış durumda...

Nüfusu bilinmeyen, kesinlikle nüfusu bilinmediği ve sınırları güvenli bir şekilde kontrol altında olmadığı için; yargı "sersemlemiş" durumda kalıyor...

Nasıl mı?

Efendim, yumruğun veya darbenin nereden geleceğini hesaplamak demek; bir yargı yılında ne kadar ve nasıl davalarla ilgilenileceğini az çok bilmek ve ona göre "gardınızı" almak demektir...

Ama biz bunu bilmediğimiz için, ani ve beklenmedik yerlerden gelen darbelerle, sersemliyoruz...

Nüfus çok değişti; tercüman yok mesela...

Binalar engellilere uygun yapılmış değil...

Beni en çok ürküten, "güvenlik zafiyeti"...

Tebliğ ve icra memuru yeterli değil.

Kitabet ve mukayyitlik personeli açığı söz konusu.

Peki neden?

En başta da söylemiştik; nüfusun kontrolsüzlüğünden...

Artan dava dosyası sayısından...

Peki sonuç?

Sonuç, "adalet yaralı"...

Ama bundan gayrısı, "maddi zarar"...

Nasıl mı?

Efendim, vergi mükellefi zihniyetimiz pek gelişmiş değil ama dava dosyası arttıkça, davalar uzadıkça, masraflar artmıyor mu?

Peki masraflar arttıkça, kaybeden kim oluyor?

Tabii ki biz!

Mahkemelere ayrılan veya mahkemelerde boşa harcanan zaman ve para, sağlığımızdan, eğitimimizden, yatırımlardan kesiliyor.

Abarttım mı?

Sanmıyorum...

Veya şöyle düşünelim; "paranın hasbası çıksın; adalet gecikiyor..."

Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Boşanma davaları bile uzadıkça uzuyor...

-*-*-

Dünkü KIBRIS' ta avukatları ve baro yetkililerini okudukça, gerçekten tüylerim ürperdi...

Barolar Birliği ve Baro Konseyi Başkanı Ünver Bedevi'nin, "... Enkaz büyüyor" saptaması, bence olayı en iyi açıklayan iki kelimedir.

Evet, tedbir alınmazsa, yani bu ülkede nüfus kontrol altında tutulamazsa, suçlar artacak, hastalar artacak, öğrenciler artacak ve bir kaç yüz bin nüfus için planlanmış ya da hesaplanmış yargı da, yürütme de, haliyle yasama da; hep sınıfta kalmaya devam edecek.

Yasama ve yürütmeyi halk dilediği anda değiştirebilir... En kötü ihtimalle 5 yıl içinde değiştirir... Ama adaletin tükendiği gün; kimse hesabı veremez...

Kopar gideriz...

Enkazın altında kalırız...

Homofobikiz! Utanmalıyız!

İnsan özgürdür. Özgürlük, her anlamda "özgürlük" tür...

Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, cinsel özgürlük...

Özgürlüğe karşı çıkılmaz...

İnsanları düşünceleri, renkleri, dilleri, dinleri nedeniyle ayrımcılığa tabi tutamazsınız; bu suçtur... İnsanları, cinsel tercihleri nedeniyle de ayıramazsınız...

En basit ifadeyle, cinsel özgürlüğünü dilediği gibi yaşayan bir kişiden nefret edemezsiniz... Pardon yani, edecekseniz buyurun edin ama bunu dile getirmek, bunu ifade etmek suçtur, bunu bilmelisiniz...

Ya da bir başka ifadeyle; "size ne!"...

Evet, Kıbrıslılar, gerek Güneyde gerek Kuzeyde, "homofobik" tir...

Homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılıktır...

Eşcinsellik, ülkemizde hala "şaka" yapılan, "dalga geçilen" bir haldedir...

Dini, dili, rengi sizinkinden farklı biriyle de dalga geçemediğiniz gibi; cinsel yönelimi farklı olan biriyle de şaka yapamazsınız...

Türkiye LGBTİ Birliği'nin internet sitesinden bazı alıntılar yaptım... Paylaşmak istiyorum...

Homofobi, Türkçe’ ye bir şekilde çevrilecek olursa, “eşcinsel korkusu” ya da bu tanımın içeriğine daha uygun bir biçimde “eşcinsel nefreti” dir...

Homofobiye sahip kişilere “homofob”, böyle tavırlara ise “homofobik” deniyor. Farkındaysanız eşcinselleri sevmeme ya da onlardan nefret etme, hastalık sayılabilecek klastrofobi, agorafobi, araknafobi gibi öteki korkularla aynı kategoriye sokuluyor.

Peki homofobi kuru tanımların dışında pratikte nedir?

“Ben homofobik değilim kesinlikle, eşcinseller beni rahatsız etmediği sürece istediklerini yapabilirler, yeter ki bana görünmesinler” diyen biri; eşcinselleri gördüğü yerde vurmak, onları asmak isteyenlerinkiyle karşılaştırılamaz ama o tavır da homofobinin başka bir çeşididir.

Bir toplulukta herkese sarılıp öptükten sonra, kendi cinsinizden olan eşcinsel arkadaşınızın sadece elini sıkıyorsanız, siz bir homofobsunuz.

İşyerinizdeki eşcinsel arkadaşınızın sürekli sizin gözünüze bakıp sizi mutlaka yatağa atmaya çalıştığını düşünüyorsanız, siz bir homofobsunuz.

Çevrenizdeki eşcinsellerin hala neden bir psikiyatriste gidip tedavi olmadığını merak ediyorsanız, siz bir homofobsunuz.

-*-*-

Lefkoşa'da geçtiğimiz gün "Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimlere yönelik fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete karşı eylem günü" olan 17 Mayıs Homofobi, biofobi ve Transfobi Yürüyüşü yapıldı...

Yürüyüşe katılan ve bana göre bu ülkenin en kutlanası, en devrimci, en onurlu insanlarının önü kesilmek istendi.

Ve polisin, bunu yapanlara "hiç bir şey yapmadığı" yazıldı dünkü gazetelerde...

Arabayla yürüyüşe katılanların önünü kesenler suç işlemiştir.

Ve göz göre göre işlenen en basitiyle bu "nefret" suçu karşısında polis hiç bir şey yapmamışsa; bu ülkede adaletten, demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten, çağdaşlıktan bahsetmek mümkün olmaz...

Evet, "homofobik" iz... Suç işliyoruz... En azından utanmalıyız!

-*-*-

Nesimi'ye sormuşlar / Yarin ilen hoş musun? / Hoş oluyum olmuyayım / O yar benim kime ne / Haydar Haydar o yar benim kime ne!

-*-*-

Nesimi'ye keşke, o yarin cinsel yönelimini de sormuş olsalardı!

Eminim, "size ne!" diyecekti...

Evet, size ne?

Bazı güzel laflar ve yorumları!

Konfiçyüs der ki, "Dünya'da üç tip insan vardır... Bir; saymasını bilenler ve iki; saymasını bilmeyenler!"

Konfiçyüs ikincisindendi...

Evlilik kale gibidir, dışındakiler girmeye, içindekiler çıkmaya uğraşır dururlar...

Bence kale yıkılmalı...

Aşırı kalabalık tavuk kümesi normalden az yumurta üretir.

Hep diyoruz, anlatamıyoruz...

Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır.

KKTC'de hiçbiri!

Gülerken göbeği oynamayan adamdan kork.

En sevdiğim söz budur; çünkü gülerken richter ölçeğini harekete geçiren bir göbek sallanmasına sahibim. Yaşasın şişmanlığın güzel yanı!

İyimser insan, her felakette bir fırsat, kötümser insan da her fırsatta bir felaket görür.

Birincisi olun yahu!

Neden birbirimizi öldürüyoruz ki biraz beklesek zaten kendiliğimizden öleceğiz...

Yani kavgayla sorun çözmeye çalışmayın... Yaşayın... Birlikte yaşayın...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup