Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

07.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Evet pisiz çünkü coğrafyayı sahiplenmiyoruz!

Çok uzun sayılan bir süreden sonra ilk defa dün, Güneye gezmeye gitmeye karar verdim!

Vay da gitmez olaydım!

Bin pişman oldum!

Kendimi Rumların yerine de koydum bu arada ve kendi kendime, “pis Türklerle neden anlaşayım ki?” sorusunu sordum!

Efendim, “pis Türk” derken, tamamen çevreden bahsediyorum; kimse kişisel – ırksal almasın!

Kasabası köyü, yolu, bahçesi, parkı, restoranı, ormanı, olmayan tarihi eserleri, kiliseleri ve hatta üzgünüm kullanılmayan camileri bile daha bakımlı!

Sebebini düşündüm!

Neden sokaklar daha temiz?

Neden yol kenarları veya refüjlerde bizdeki gibi binlerce pet şişe yok?

Neden insanlar arabalarından yola şişe fırlatmıyor?

Fırlatsa bile neden bir kaç tane de binlerce değil?

Neden evleri daha bakımlı?

Neden yolları daha güzel ve daha temiz?

Neden, neden, neden?

Bize ambargo uyguluyorlar da ondan mı?

Yani bizim Ercan Havaalanı ile Ercan Kavşağı arasındaki yol ile Gönyeli Çemberi ile Boğaz arasındaki yol, Rum – Yunan ambargoları olduğu için mi şişelerle, kola kutuları ile bira tenekeleri ile dolu?

ELAM ve Kilise mi organize etti bu pisliği?

Neden ülkenin tüm yerleşim birimleri darmadağın?

Neden Girne, içine girilmez halde?

Neden Mağusa’da kaldırım yok?

Neden Lefkoşa’da engelliler sokağa çıkamıyor?

Neden canımızın çektiği yeri çöplük yapıyoruz?

Neden yasadışı bir şekilde dağları oyuyoruz?

Papadopulos, Eleni Theoharus, Sizopulos ve Perdikis mi bunların sorumlusu?

Yeşiller Partisi yok da ondan mı?

Acaba bir adet kurmamız mı gerekiyor?

Bu nasıl bir ciddi farktır?

Bu nasıl bir ciddi çirkinliktir?

Neden Güney, Kuzeyden temiz?

Çöpçüleri daha yüksek maaş mı alıyor?

Belediye Başkanları daha mı titiz?

Neden, neden, neden?

-*-*-

Aslında yanıt tektir...

Kişi, kendine ait olanı daha temiz tutar!

Ne demek mi istiyorum?

“Beytambal kalsın” anlayışı!

“Mavroyerimo kalsın” mentalitesi!

Daha açık yazayım!

KKTC’de yaşayan insanların büyük çoğunluğu, coğrafyayı sahiplenmiş değildir.

Türkiyeli – Kıbrıslı ayrımına hiç gerek yok!

Güneyden gelen göçmenler de kuzeyden gelenler de, yaşadıkları evlerin çok büyük çoğunluğunun, hatta üzerine ev yaptıkları arsaların neredeyse tamamının “yasal sahibi” olmadığını çok çok iyi bilmektedir.

Bakınız Balina örneği!

Evet, orası ayrıcalıklı, askeri bir eğlence mekânı veya dinlenme tesisiydi.

KKTC topraklarında olmasına rağmen, KKTC vatandaşları hayatları boyunca hiç girememişti bundan sonra da hiç giremeyecekti ama geçtiğimiz günlerde ne oldu?

Taşınmaz Mal Komisyonu, oturdu ve 2 milyon küsurat Sterlin ödeyerek, malın ve mülkün sahibi oldu.

Mal ve mülk kimin?

Şu anda burası kime ait?

Balina artık kimin?

Parayı ödeyenin!

Yani, “Türk malı!”...

Nasıl isterseniz öyle düşünün ama orası zaten askeri bölgeydi ve temizdi, çünkü asker temizlemek zorundaydı da geriye kalanlar?

Tamamına yakını, Rumlara ait olan topraklara ve evlere sahip çıkamadığımız için kirletiyoruz diyorum!

Ya da; evet ya da biz “pisiz”...

Olmadığımızdan eminim aslında ama sahip çıkıp temizlemiyoruz!

Temizlemediğimiz ortada!

İki Lefkoşa arasında ciddi fark var!

İki ülkenin otoyollarında çok çok ciddi fark var!

Otoyollara giriş ve çıkışlar arasındaki farkı zaten saymayalım; Manhatan – Karaçi benzetmesine de girmeyelim!

Ama “devlet kurduk çok yaşatacağız” da demeyelim.

Önce bir çevreye bakalım.

1974’ten alırsak, her türlü ganimeti yediğimizi ve yuttuğumuzu da bilerek, doğru dürüst hiç bir yatırım yapmadığımızı görelim; yapmadığımız bir yana, içine ettiğimizi de kavrayalım ve ona göre siyasi tavırlara girelim!

Efendim Akıncı şöyle yaparsaymış şöyle olurdu, böyle yaparsaymış da böyle olur diyenlere sesleniyorum: Bir susun!

Lütfen susun!

Çevrenize bakın!

Siz bu ülkeyi çöpten bile temizleyemediniz!

Siz bu ülkenin vatandaşlarına çöp ve çevre bilinci öğretemediniz!

Ama en önemlisi, siz bu ülkenin vatandaşlarını bile bilmiyorsunuz!

İşte bu yüzden, “çözüm”...

Çözüm hemen şimdi!

Çözüm, bu toprakları “bizim” yapacak ve o zaman, sokakları temiz tutmayı öğreneceğiz. Tutmayanı da ne bileyim, ya mahkemeye verecek, hakse sokacağız ya da göndereceğiz!

-*-*-

Evet, çocuklarımıza ve gençlerimize çevre bilinci veremedik. Hala okullara bu dersi doğru dürüst koyamadık.

Çevreyi kirletenlere 8 TL ceza yazan yasayı bile değiştiremedik, değiştirmek için de kıç kımıldatmadık!

Ben Rum olsam, gerçekten, “bu pislerle neden anlaşayım?” sorusunu sorardım!

Evet pisiz canlarım benim!

Hayır değiliz diyenleri, anayolların kenarlarına davet ediyorum!

İşte şimdi bittin!

Çok hoşuma gitti bu fıkra...

Paylaşmak istedim.

Ateizmdi, dincilikti, Allah’tı, Tanrı’ydı derken, bir yerlerde, bir noktada, bir zamanda herkesin sığındığı limandır aslında Tanrı’nın limanı!

Bu fıkra da bir miktar belki de bunu anlatır!

-*-*-

Efendim, aşırı atesit bir maceracı, Amazon ormanlarında tek başına macera arıyormuş!

Bir anda etrafı ellerinde mızraklar bulunan 100 yerli ile sarılmış!

“Tanrım!” demiş ilk olarak ve “şimdi beni şaapacaklar!” diye iç geçirmiş!

Tam bu esnada, yerden – gökten bir gürültü çıkmış, ışıklar çakmış ve bir ses, “korkma şaapmazlar” demiş!

“Peki nasıl kurtulacağım Tanrım?” diye sormuş ateist maceracı!!!

O ses, “yerden bir taş al ve o renkli kafalı olana yani şefe fırlat” demiş!

Ateist maceracı yerden bir taş almış ve şefin kafasına fırlatmış!

100 yerlinin 200 gözü aynı anda kızgınlıkla O’na dönmüş!

Ve o ses son kez seslenmiş; “işte şimdi... yedin!”...

Kıbrıslı Türklerin son şansı!

Solcusu veya sağcısı, göçmeni veya yerlisi... “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu taşıyanı ya da taşımayanı; ama Kıbrıs’tan başka gidecek yeri olmayanı...

Yani “Kıbrıslı Türkler”...

Kıbrıslı Elen ya da Türkiyeli olmayan ama ikisi arasında ezilen, dışlanan üzgünüm horlananları...

Geleceği konuşulan ama geleceğine hükmedemeyenleri.

Kıbrıslı Türkler...

Mont Pelerin ve sonrasındaki üç beş ay, son şanstır...

Ya varız, ya eririz.

Ozmosis...

Ya ondan, ya bundan...

Gelecek olan ozmosistir...

Büyük içinde erime.

Yok olma.

Tek şans var!

Çözüm!

Ya çözüm, ya bitiş...

“Çözüm olmazsa, ülkeyi son terk edecek olan ışıkları söndürsün” diyeceğim ama o şalteri indirsek bile, kaldıracak olanlar çok!

Bilmem anlatabildim mi?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.