Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

02.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Felaketin eşiği!

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), geçtiğimiz çarşamba günü Avusturya'nın Viyana kentinde toplandı ve 2008 yılındaki finansal krizden sonra ilk defa petrol üretimini kısma konusunda anlaşmaya vardı.

Altı saatlik toplantı sonucunda çıkan karar, son yıllarda, varili 110 dolardan 40'lara inen petrol fiyatını, bir kaç ay içinde 60 dolara çekebilir.

İngiliz Financial Times ve Times gazeteleri bu konuyu dün manşetlerine taşıdı... The Times, "Petrol fiyatları yükselecek, araç sahipleri bundan darbe yiyecek" şeklinde yorumlayabileceğimiz bir başlık kullandı.

OPEC üyeleri, petrol fiyatlarının çok düşmesi nedeniyle, ciddi kriz yaşıyordu... Özellikle Suudi Arabistan, belki de son yıllarda ilk kez bütçe açığı vermeye başlamıştı...

Petrol üretiminin önümüzdeki yılın ilk ayından itibaren günde 1.2 milyon varil kesilmesi planlanıyor.

İran, kesintiye gitmeyerek üretimini günde 3.8 milyon varilde tutacak. Çünkü İran, nükleer çalışmaları nedeniyle, ekonomik yaptırımlar altındaydı...

Suudi Arabistan üretimini günlük olarak 500 bin varil kısacak... Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de günlük 300 bin varil kesintiye gidecek.

BBC'ye göre, "Dünya petrolünün üçte birini üreten OPEC'in en güçlü üyeleri olan Suudi Arabistan, İran ve Irak'ın görüş farklılıklarının üstesinden gelmesiyle petrol karteli üretim konusunda anlaşabildi."

Yine BBC'ye göre, "... Özellikle bulundukları bölgenin siyasi ve ekonomik anlamda iki büyük rakibi olan Suudi Arabistan ve İran arasındaki anlaşmazlıklar uzun zamandır bu konuda bir karar alınmasının önünde engel oluşturuyordu."

İngiliz medyası, OPEC'in kararının açıklanmasının ardından Brent petrolün varil fiyatı yüzde 10 artarak 51.94 dolar'a yükseldiğini, New York'ta ham petrolün varil fiyatının ise yüzde 9 yükselişle 49.53 dolar olduğunu yazdı...

Petrol arzındaki fazlalık nedeniyle petrolün varil fiyatı 110 dolar seviyelerinden iki yıl içinde yarı fiyatına kadar indi.

Özellikle Suudi Arabistan, kartelin dışında kalan Rusya ve ABD gibi ülkeler ile rekabet edebilmek için üretimde kısıntıya gitmemek adına uzun bir süre direndi.

Amerikan Enerji Enformasyon Ajansı'nın verilerine göre OPEC, petrol ihracatından 2014 yılında 753 milyar dolar kazanmışken, 2016'da bu rakam ciddi anlamda azalarak 341 milyar dolar gibi bir rakama düşecek.

Dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan bu durumdan ciddi anlamda etkilendi.

Gelirlerinin yüzde 72'sini petrolün oluşturduğu Suudi Arabistan ekonomisinin bütçe açığı 2015 yılında 98 milyar dolar olarak gerçekleşti.

-*-*-

Bütün bunlar en çok kimi etkileyecek?

Evet, The Times gazetesinin dün manşetinden yayınladığı haberde de yer aldığı gibi, petrol fiyatlarının yükselmesi demek, tüketicilerin, yani motoristlerin, yani araç sahiplerinin, yani bizim, yani vatandaşın "yanması" demek olacak...

"Petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak... " diye başlayan çok açıklama duymaya hazırlanın...

Adına zam deyin veya "kazık" diye yorumlayın...

"Pahalılık olacak" demeye getiriyorum...

Bir yandan TL eriyor.

Öte yandan hiç bir şey iyi gitmiyor.

Siyaset darmadağın...

Ülke "halt"a alındı! Yani ülke "durduruldu!"...

Ülke durdu!

Çıkarcılar, üç beş metrekare toprağın ve güvenlik meselesinin karanlığında, umursamaz ve umarsız!

Oysa şimdiden bir şeyler yapmak lazım!

Tedbir almak lazım!

Oturup hesap yapmak lazım! "Çözüm" de bu hesaplar içinde olmalı...

"Kıbrıs sorununun çözümü ekonomik anlamda ciddi kazanımlar getirebilir, yatırımlar artar, yukarıya doğru bir gidişat olur" diyen uzmanları da dinlemek lazım...

Hamasetle kesinlikle olmayacağı, uzmanlık isteyen bir saptama değil!

-*-*-

Bütçe görüşmeleri başlıyor...

Dövizdeki korkunç felaket devam ederse, boşuna görüşecekler!

Petrol fiyatları yüzde 10 - 15 yükselecek... Döviz bir işe yaramayacak... Daha sahaya çıkmadan, 5-0 yenik sayılmak gibi bir şey!

Benim bu konudaki önerim mi?

Aklım erse söylerdim!

Benden uyarması, "felaketin eşiğindeyiz"...

Seçilmişlerden çözmesi!

Paşa gönülleri bilir tabii ki!

Elhamdülillah asayiş berkemal!

Bir toplumda, bir halkta, bir konuyla ilgili olarak büyük çoğunluk ya da herkes hemfikirse; o hemfikir olunan konu tartışılmaz...

Veya şöyle söyleyelim, bir toplumun bütün fertleri aynı şeyi arzu ediyorsa, o arzu edilenin verilmesi lazımdır...

Ya da şöyle açıklayalım; devrim, tüm toplumun arzusu olmalıdır...

Devrim mi?

Yok canım!

Peki nedir yaşadığımız?

Toplumsal patlama?

İsyan?

"Hükümet istifa" talebi?

Trafik kazası oldu...

Üç insan öldü...

Ama, evet asayişi berkemal olmalı!

Neden?

-*-*-

Osmanlı İmparatorluğu'nun ve Sultan Abdülaziz devrinin son yıllarında Musul ve Bağdat gibi illerde toplum içi anarşik olaylar artmış.

Oralarda hâlâ anarşik olaylar ne ilginçtir sürüyor...

Irak ve çevresinde yabancı devletlerinde etkisi ile iyice asayiş bozulur.

Bölge ileri gelenleri, durumları İstanbul'dan gizlemeye çalışır ve bir gazeteye (Vilayet gazetesine) her baskısında şu şekil manşet atarlarmış:

"Saye-i asayiş –vaye-i padişahide ,vilayetin her bir tarafında emn-ü asayiş berkemaldir.."

Yani, "... padişahın şahane idaresi altında, vilayetimizin her tarafında asayiş ve huzur hakimdir."

Yine büyük olaylardan sonra ertesi gün aynı manşet verilince, bölgenin ünlü şairlerinden Kerküklü Şeyh Rıza Efendi bir beyit yazıp gazeteye gönderir... Beyit şöyledir:

"Katl ü nehb-i eşkiyadan millet oldu payimal, Emn-ü asayiş yine, elhamdülillah berkemal!!"

Yani, diyor ki bu söz; "... eşkiyanın cinayet ve yağması yüzünden millet ayaklar altında kaldı ama, Allah'a şükür asayiş yinede sağlanmış durumda."

-*-*-

Bu Türkü'nün ana fikri mi?

"Aslında asayiş berkemal değil!"

Evet, mevcut hükümet tek başına tabii ki sorumlu değildir...

Ama sistem iflas etmiştir...

Değişim, tüm toplumun arzusudur.

Adı elbette "devrim" değildir.

Örgütlülük yok. Devrim örgütlü yapılır.

Ama, bu sistem artık çalışmıyor.

Oturup, konuşmak, çare üretmek, çözüm üretmek lazımdır.

Veya, siz diyorsanız ki, hayır "asayiş berkemal"dir...

Veya, siz diyorsanız ki, hayır, "ortalık süt limandır"...

Veya, siz diyorsanız ki, hayır, "ortada bir sorun yoktur, eğer varsa da, bunu anavatanla birlikte en iyi biz çözeriz"...

Bilmem, 42 yıldır olduğu gibi, hâlâ "boynumuz kıldan ince" mi?

Çünkü, 42 yıldan bu yana ortada çok sorunlar oluşmuştur. Anavatanla birlikte veya yalınız, bu sorunlar çözülememiştir...

"... Toplum 42 senede sayenizde oldu payimal... Emn-ü asayiş yine, elhamdülillah berkemal!"

Gazeteler ve propaganda!

Büyük İskender, Julius Cesar ve Napoleon Bonaparte, Sovyetler birliği döneminde Kremlin Sarayı'nın balkonundan, 1 Mayıs resmi-geçidini izliyormuş... (Fıkra canım, heyecanlanmayın)...

Büyük İskender, tanklar geçerken, "bu at arabaları bende olsaydı, bütün Asya benim olurdu" demiş...

Cesar, ünlü Sovyet füzeleri geçerken, "bu ateş okları bende olsaydı, Roma İmparatorluğu hiç bir zaman sona ermezdi" demiş...

Napoleon ise hemen yandaki masa üzerinde duran dönemin ünlü gazetesi Pravda'yı göstermiş ve "bu bende olsaydı, Waterloo'da yenildiğimi kimse öğrenemezdi!" demiş...

-*-*-

Gazetecilik elbette çok değişti... Propaganda artık Dünya'da gazeteciliğin çok gerisinde kaldı ama Türkiye'da durum hâlâ Pravda gibi... Türkiye'nin ulusal gazetelerine baktığım zaman, aklıma hep bu fıkra geliyor...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.