Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

11.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Fermadayım! Bir koku var! Tavşan da çıkabilir sıçan da!

Cenevre'de ilk günün çok iyi geçtiğini yazdı gazeteler... Isınma turları... El sıkışmalar... Asıl heyecan, "Çok taraflı", "Beşli", ya da "Dörtlü konferansta yaşanacak.

Toprak, tazminat, mülkiyet, garantiler, Türkiye'nin olası askeri üssü, dönüşümlü başkanlık...

Net bir şey yok. Ancak, Reuters Haber ajansı, bu başlıklarda "ciddi sıkıntı" olduğunu yazdı... Katılıyorum... Reuters yazdı diye mi önemi? Yazan kii sonuçta bir Kıbrıslı ama ajansın haber ağı çok geniş dolayısıyla, yapılacak bir değerlendirmenin çok ince elenip çok sıkı dokunması gerekiyor!

Efendim, Cenevre'ye şu da gittiydi, bu da gittiydi, Tahsin Ertuğruloğlu yemeğe katılmadıydı, mesaj verdiydi, vay da heyecan yarattıydı, Özgürgün dün gittiydi...

Yoook!

Hiç bir önemi yok!

Daha önce de yazmışlığım vardır; Cenevre'de bomba patlayacaksa (Aman Allah korusun, gerçek bomba değil, haber bombasından bahsediyorum)... Evet Cenevre'de bomba patlayacaksa, bunu şu anda bir tek Recep Tayyip Erdoğan patlatır!

One minute!

O kadar!

Garantiler mi?

Erdoğan karar verecek.

Toprak tavizi mi?

Erdoğan karar verecek.

Tazminat ödenmesi mi?

Erdoğan karar verecek.

Garanti sistemi mi?

Erdoğan ile Rum Yönetimi karar verecek.

Dönüşümlü başkanlık mı?

Hah, bakın buna Akıncı ile Anastasiadis karar verebilir... Ama Erdoğan isterse buna da müdahale eder!

Efendim acı bir durum mu?

Çok acı bir durum ama gerçek...

Acı biber gibi gerçek!

Erdoğan eğer "oldu bu iş" derse, Kıbrıs Türk tarafı referandumda da "evet" diyecek... Top Güneyde olacak... Evet derlerse ne ala, değilse, kel alaka! Bakarız! Bakacağız! Yani tüm Dünya'nın bir kez daha gollifa yiyeceğini sanmam!

Peki sonuç illa ki olumlu mu çıkacak?

Öyle bir şey demedim!

Erdoğan belirleyici olur dedim!

Erdoğan katılmazsa?

Erdoğan katılmazsa, Cenevre'den çok şey beklemek bana pek inandırıcı gelmiyor ama yine de etkili olma ihtimali yok değil... "Olsun" diye bir talimat verirse, yine olur...

Ama, tam tersi ihtimal da var; direkt damardan girip, masayı tamamen bertaraf etme olasılığı da mümkün... Fifty fifty!

Kısacası, mesele bence Erdoğan'a, Ankara'ya endeksli bir mesele...

Aslında yıllardır söylediğimiz bir şey bu; çözümün anahtarı Ankara!

Çözümün anahtarı, Ankara'da, Beştepe'de, Erdoğan'ın elinde...

Efendim, "Cenevre'de bir şey çıkmaz, taraflar Kıbrıs'ta görüşmelere devam eder" mi diyorsunuz?

Hiç sanmam... Bu noktada, Ahmet Sözen hocaya katılırım: Buradan bir şey çıkmazsa, ciddi momentum kaybı yaşanır...

Kısacası, ne olacağını kestirmek güç...

Haaaa, bazı çevreler çok umutlu... İsmi lazım değil yabancı bir diplomata göre, Haziran veya Temmuz'da referandum var!

Ne yapıyoruz?

Kıbrıslı deyişiyle, "Singdik, bekliyoruz"...

Ben bir koku aldım aslında; fermadayım... Ama şingyanın içinden tavşan da çıkabilir, kömes sıçanı da!

“İşte ülkede güzel bir şey”

KIBRIS Gazetesi'nin dün ön sayfasında fotoğraflı olarak duyurulan haberlerden birinin başlığı aynen böyleydi: "İşte ülkede güzel bir şey"...

Ney?

Ney değil, zurna!

Zurna da değil, flamingolar...

Evet, şu anda KKTC'de tek güzel şey flamingoların Gazimağusa'da Gülseren Göleti'ne gelmiş olması...

Yok mu başka güzel bir şey?

Arkadaşlara sordum!

Bir tanesi, "yağmur hâlâ devam ediyor" dedi...

Bu da güzel aslında... Son yıllarda böyle durmaksızın Londra havası gibi yağmur görmemiştik...

Ve biliyor musunuz, bazı ağaçlarla sohbet ediyorum, hepsi çok mutlu... Suya doydular, yıkanıyorlar. Tozdan, topraktan kurtuldular...

Başka bir arkadaşa da sordum; "Yok mu bu ülkede başka güzel şey?"...

"Çocuklarım" dedi... Çocukları çok güzel. Allah herkese evlatlarını bağışlasın... Aynı arkadaş ekledi: İnşallah gelecekleri de güzel olur!

"Neden?" dedim...

Gelecekten endişesi olmayan mı kaldı?

Haklı!

Gelecek endişesi korkunç bir şey...

Ve KKTC'de flamingolar, çocuklarımız bir de yağmur dışında güzel hiç bir şey yok.

Zamlar... Dövizdeki acayip yükseliş...

Çok ciddi bir ekonomik krizin içindeyiz.

Bu krize, Türkiye'deki siyasi belirsizlik, terör korkusu da ekleniyor...

Al üstüne bir de Cenevre başarısızlığı; gel da toparlan!

"Hayır, KKTC iyi yönetilirse toparlanırız" diyenler de var elbette...

Ama söylediklerine bence kendileri de çok fazla inanmıyor...

Peki ne yapacağız?

Bakın; Türkiye'deki siyasi gerginliğe, teröre müdahale şansımız yok...

Flamingoları izleyip, çocuklarımızın saçlarını okşarken, yağmurun sesini dinleyip de mutlu olabiliriz ama öyle değil...

Peki yapacak neyimiz var?

Meksikalı olsak, petrole ve elektriğe yapılan bu kadar zamdan, dövizin bizi manyağa çevirmesinden dolayı sokakta isyan edebilirdik ama biz Meksikalı değiliz ki!

Biz, "bale gudalya" soyundan gelen, Kıbrıslı Türkleriz...

Makarios ve Denktaş'a mal edilen, "asıl Kıbrıslı olan eşeklerdir" noktasından hareketle, bu yaşam koşullarında, bu lüksü de yaşamayı başaran, borçtan da bir gün hep birlikte infilak etme olasılığımız bulunan, iki kulaklılarız!

Yapacak bir şeyimiz var ama...

En azından, Cenevre'nin başarısı için dua edebiliriz!!!

Mesela, topluca Cenevre duasına çıkabiliriz... Meydanlara diyorum... Hani mesele "dua" olursa, belki Türkiye'yi de kızdırmayız yani...

Barış ateşi yakmak, mitinglerde donmak yerine; toplu barış duası: "Allah'ım; Kıbrıs'a barış eyle!"

"Ya Rabbim; bize çözüm ihsan eyle"...

Ya da bir bakarsınız Cenevre çökmüş; hazır biz da sokakta duadayken, "Tüm Kıbrıslı Türklerin ruhları için El Faaatihaa!"...

Evet canımızdan bezdik...

Evet usandık, bıktık ve inancımızı da çoktaaaan yitirdik...

Ama, ben Akıncı ve Özgürgün gibi düşünmüyorum; "çözüm olmazsa, KKTC devam eder"den bir medet ummuyorum... KKTC'de olabilecek tek güzellik, yağmur yağması ve flamingoların gelmesidir...

Ve gerçekten barış - çözüm için dua ediyorum. İnşallah olacak!

Ayrıca, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 2004'teki gibi güveniyorum...

Ülkede güzel bir şey daha var

Evet, bu ülkede, çok güzel bir şey daha var...

Her raporu, her konuşması, her icraatı ile bize umut veren...

Bence es geçmemek lazım.

Bence sahip çıkmak lazım.

Bence sürekli yanında durmak, alkışlamak lazım...

Dürüstlüğü, doğruluğu, ciddiyeti ile Ombudsman...

Emine Dizdarlı'nın bugüne kadar yayınladığı veya görüşünü açıkladığı her raporu güzelliktir...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.