Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

26.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Fransa'dan Özersay'a ve hatta UBP'ye, CTP'ye, Musevilere kadar karmaşık bir yazı!

Avrupa'daki faşistler iktidara gelebilir mi?

Bu konu çok önemlidir...

Çünkü 10 gün sonra Fransa'da bakanlık seçiminin ikinci turunda bir faşist yarışacak...

Marine Le Pen, dün Ulusal Cephe'den sözde istifa etti... Yani ikinci tura "bağımsız" girecek.

Elbette şu ya da bu sebeple, ülkelerin tümünde "faşist - ırkçı" kafalar çoğalır ve bu tip partiler ciddi oy oranına ulaşabilir.

Ama özellikle Batı ülkelerinde, ya da şöyle söyleyelim, demokratik modern devletlerde, faşistler iktidara gelemez.

Bunun en önemli sebebi, toplumların daha eğitimli, daha modern, daha hümanist olmalarının ötesinde; İsrail lobileridir.

Çünkü faşist partilerin ortak özelliği, "Yahudi düşmanı" olmalarıdır.

Tümü Nazi'lerden esinlenir, tümü Nazi hayranıdır.

Temel ideolojileri budur.

Ve tümü Yahudi soykırımını reddeder...

Örneğin Marine Le Pen'in babası ve Fransız faşistlerinin partisi Ulusal Cephe'nin kurucusu Jean - Marie Le Pen, Nazilerin yaptığı soykırımı, "tarihte bir detay" olarak küçümser...

Fransız faşistlerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında, Yahudilerin toplu katliamında rol aldıkları bilinen bir gerçektir... Marine Le Pen, yani 7 Mayıs'ta Fransa Cumhurbaşkanı seçilme şansı bulunan kadın aday, daha bir kaç gün önce bu iddiayı şiddetle reddetmeye çalışmıştır...

Peki, Yahudi veya Musevi ya da İsrail Lobisi, örneğin Türkiye'deki faşist parti ya da partilerle uğraşmaz mı?

Müslüman ülkelerdeki faşist yapılanmalar, Nazizm temelinde örgütlenmeler değildir.

Çünkü Nazizm, İslam'ın da düşmanıdır.

Avrupa'da tüm Hıristiyan Nazi partileri birbirilerinin hayranıdır, dayanışma içindedir... Ama Müslüman ülkelerdeki "ırkçı yapılanmalar", genelde bu yapılanmanın dışındadır.

Ancak yine de ortak düşmanları yok değildir...

Ortak düşmanları olduğundan dolayı, zaman zaman birbirlerine sempati duymaları da mümkündür...

Ortak siyasetleri yok değildir...

Mesela eşcinselliği asla kabul etmezler ve gerek Doğulu gerekse Batılı tip faşist örgütlenmeler, eşcinselleri ortak düşman kabul edebilir.

-*-*-

Neyse, Fransa'da faşist partinin liderinin 7 Mayıs'ta seçilme şansı var mı?

Yok!

Ama, yüzde 40 ile 45 arasında oy alma şansı yüksek... Ki bu da ciddi sıkıntı ve tehlikedir.

-*-*-

Avrupa'da şu anda özellikle göçmen krizleri nedeniyle yükselen ırkçılığa karşı, "yurtseverlik - milliyetçilik" farkı öne çıkarılıyor...

Örneğin 7 Mayıs'ta yüksek bir olasılıkla Fransa Cumhurbaşkanı seçilecek olan 39 yaşındaki Emmanuel Macron, bu ayrımı en üst seviyede yapmayı başardı. Belki de bundan dolayı temel siyasetin ana partilerinin adaylarını geride bırakıp ikinci tura kaldı.

Macron, "yurtseverlik" ve "milliyetçilik" arasındaki farkı çok iyi vurguladı.

İnsanların yurtlarını severken, "göçmen karşıtı ırkçı olunmaması gerektiği" mesajını çok sağlam bir şekilde verdi...

-*-*-

Peki, Brexit'i kim kazandı?

Şimdi geriye dönüyoruz...

Brexit kararı, İngiliz ırkçılığının ve tutuculuğunun bir kararıdır.

Ve bu kararın alınmasında, her ne kadar Nazi olduğunu kabul etmese de, ciddi bir faşist olan Nigel Farage'ın etkisi büyüktür...

Farage açıkça "Nazi" görüntüsü vermiş olsaydı ve Musevi Lobiciliği karşısına, örneğin Hollandalı Geer Wilders faşisti gibi çıksaydı, İngiliz seçmen Brexit kararı alamazdı. Musevi lobisi bunu kesinlikle önlerdi.

Yine, göçmen karşıtı pis bir ırkçı olan Donald Trump da, Farage gibi davrandı... Kafa yapısı bir Nazi'den farklı olmasa da, açıkça faşizm ya da Nazizm duruşu sergileyemedi, tam tersine, İsrail siyaseti konusunda dikkatli davrandı.

Evet, Farage ve Trump da ırkçı - faşist düşünce yapısında insanlar ama "İsrail karşıtı" olmadıkları için "yürümelerine izin verildi"...

Avusturya'ya bakın, faşist parti kazanamadı.

Hollanda'da Geert Wilders kazanamadı.

Fransa'da da kazanamaz...

İsrail'in müsaadesi yok.

-*-*-

Peki İsrail ve İslam?

Bir tencerede kaynıyor mu?

İsrail'in İslam ülkeleri içerisinde popülaritesi yerlerde sürünüyor olabilir ama İran dışında kalanlarla sıkıntısı yok.

Ve bakın, İran'ın eski Devlet Başkanı Mahmood Ahmedinajad da "Nazi" hayranı duruşundaydı... O da "soykırımı" reddediyordu...

-*-*-

Musevi lobileri, Dünya'da birçok demokrasiyi dilediği gibi kontrol edebilecek güce sahiptir...

Anlatmaya çalıştığım budur.

Nazi soykırımını reddedenler, evet bir yerlerde toparlanabilir ama ülke yönetimlerine gelebilmeleri, İsrail lobilerinden daha güçlü oldukları gün mümkün olacaktır.

-*-*-

Fransa'ya geri dönelim...

Macron, merkezci popülist bir siyaset sürdürüyor.

"Fransız Kudret Özersay" dersem, daha anlaşılır olabilirim.

Merkez sol ve sağın ana politikalarını yürüten büyüklerinin ikisini de yeniyor...

Kısacası, Fransa'da geleneksel partiler yani UBP ve CTP'nin muadillerini toplum reddetti...

Bunun, KKTC'de de çok iyi şekilde analiz edilmesi gerektiği inancındayım...

Yenilenmek, laf ve propaganda değil; iş yapmak, topluma hizmet götürmek çok önemli...

Bence tabii ki!

Özellikle CTP'ye dir uyarım...

Neden mi?

Çünkü benzer çizgideki siyasetlerin ilk yıkımı PASOK' ile Yunanistan'da yaşandı...

Fransa'da başkanlık seçiminin ilk turunda, aynı süreç gerçekleşti.

Tam bir "Pasokifikasyon" ya da merkez soldakilerin İngilizce deyimiyle "Pasokficitaion" şu anda büyük olasılıkla İngiltere'de yaşanacak...

Haziran erken seçimlerinde, İngiliz İşçi Partisi ciddi yenilgi almakla karşı karşıya...

CTP'nin, Talat - Soyer - Yorgancıoğlu dönemlerinden kalan siyaset ve tutumları çok iyi değerlendirilmeli... Toplum, onları reddeder... Dünya birbirine çok yakındır... Etkilenmemek elde olmaz...

İki haber - iki yorum

İngiltere'den iki haber paylaşmak istiyorum...

Birincisi, bunamanın önüne geçmek için günde en az 45 dakika spor yapmamız gerektiğiyle ilgili...

Efendim, 50 yaşın üzerindekiler için geçerli söyleyeceklerim; yazacaklarım.

Uzmanlar demiş veya araştırıp bulmuş ki, günde 45 dakika yoga, tai chi, koşu ya da yürüyüş yaparsanız, beyniniz daha iyi çalışıyor...

Sadece 45 dakika...

Tai chi bence en hoşu... Yaklaşık 6 ayım daha var... Bu sürede çok iyi tai chi öğreneceğim ve 50 yaşıma geldiğim günün ertesinde, günde en az 45 dakika spor yapıp, daha geç bunayacağım!

Bir alemdir yani bu bilim insanları!

-*-*-

İkinci haber, trafikte süratle alakalı cezalar konusunda...

İngiltere'de sürat cezası haftalık maaşa göre kesiliyor.

Çok ilginç değil mi?

Haftalık maaşınız da yıllık toplam maaş üzerinden veriliyor.

Ve mesela yıllık brüt maaşınız 25 bin Sterlin’se, sürat suçu işlediğinizde şu anda ödediğiniz ceza, 480 Sterlin... 2 bin TL'den fazla... Ama hazır olun; pek yakında 840 Sterlin’e çıkarılıyor...

30 mil sınırında 50 giderseniz, ya da 50 mil sınırında 75'da giderseniz, ödeyeceğiniz miktarlar böyle olacak...

Sıkıysa gidin!

Yemin ederim, benzer cezalar bizde uygulansa, kimse sürat yapmaz... Eminim... Zaman kötü. Para kalmadı insanlarımızda...

Sol birleşse ve CTP'yi desteklese diyecektim! Demiyorum!

İngiliz İşçi Partisi'nin, Haziran'daki erken genel seçimde, tarihinin belki de en önemli yenilgilerinden birini alacağı söyleniyor.

Parti lideri Jeremy Corbyn, merkezin sola yatmış tarafındaki bu büyük partinin en solundan biri...

Haliyle sağ medyanın her gün vurduğu bir isim.

Britanya Komünist Partisi, küçük bir parti... Yüzde 1 bile oyu yok.

Ancak, kurulduğu 1920'lerden beri mutlaka her seçime katılıyor ve bazı bölgelerden adaylar gösteriyordu. İlk kez bu seçimde katılmayacak.

Communist Party of Britain, "Parti üyelerimiz, İşçi Partisi ve solun önderliğinde bir hükümet kurulması için erken genel seçimlerde bu parti için çalışacaktır" açıklamasını yaptı.

Sağcı medya dalga geçiyor.

Olabilir.

Ama, bu tavır, ülkemizde de düşünülemez mi?

Soldaki küçük ya da orta bütün partiler - örgütler, oturup mesela CTP ile anlaşıp, Tufan hoca önderliğinde kurulacak bir sol hükümete destek veremez mi?

Amaaaan, söylemesi - önermesi bile zor!

Şimdi yiyecekler bizi!

Yok yok vazgeçtim!

Bize ne İngiltere'den!

Üstelik CTP'nin solculuğu mu kaldı?

Communist Party of Britain, Corbyn'in Marksist Leninist yakınlıkları olduğundan emin...

Bir zamanlar bir CTP'li büyüğümüze, "Marksist Leninist olmadınız mı hiç?" gibisinden bir soru sormuştum; "Asla ne münasebet" demişti...

Şimdi, bu partinin o isimleri artık ortada değil... Piyasada yok... Aday maday olmayacaklar ama etkileri kaldı partide... Ne bileyim, bu yüzden, "daha küçük sol partiler, CTP'yi hâlâ solda görmüyor olabilir ve de kesinlikle haksız da değiller" diyecektim ama bu tartışmadan tamamen çekiliyorum... Böyle daha iyi...

Gelsin UBP, gitsin DP... Taklitlerinden sakınınız!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.