Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

08.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Greve dikkat!

Ercan İbrahimoğlu... Kalkınma Bankası Genel Müdürü...

Can İbrahimoğlu... 12 yaşında... Ercan'ın oğlu...

Can, çok güzel ve çok zeki bir çocuğumuz... Kardeşimiz... O'nun çok güçlü olduğunu da biliyoruz...

Ve mücadele ettiği hastalığı yeneceğinden de eminiz...

Can'ın, geçtiğimiz salı sabahı, Yakın Doğu Hastanesi'nde rahatsızlığı ile ilgili çok özel bir randevusu vardı... Bu randevuda, Can için Türkiye'den bir de ilaç gelmesi gerekmekteydi...

İlaç gelemedi.

Randevu iptal edildi...

Evet; kesinlikle grev çalışanın ibadetidir... En önemli hakkıdır... Vazgeçilmez bir demokratik duruştur...

Evet: grev, tartışılmaması bile gereken bir eylem biçimidir...

Elbette grev nedeniyle insanlar rahatsız olacaktır...

Hiç bir diyeceğim yok...

Ama grev; kimsenin yaşamıyla dalga geçmek olmamalıdır...

Sevgili sendikacı kardeşlerimiz, bir sonraki eylemlerinde, benzer durumların yaşanmaması için bazı tedbirleri yaşama geçirmelidir...

-*-*-

Ogün kardeşim aradı...

Ogün de çok güçlü bir kardeşimiz...

Babası da kendi de çok özel hastalıklara karşı çok ciddi bir kavga veriyor...

İkisi de geçtiğimiz salı günü İstanbul'a uçacaktı...

Orada sağlıkla ilgili randevuları vardı...

Uçamadılar.

-*-*-

Bu arada devlet okulları grevde...

Özel okullar değil...

Parası olan çocukların eğitimi aksamıyor; parası olmayanlarınki aksıyor...

Bu konu da gündeme alınmalı; gerekirse özel okullara müdahale edilmeli...

Nasıl mı?

Başbakanlık önünde polisle itişip kakışabiliyorsak, özel okulların yönetimleri veya özel güvenlik mensupları ile de itişebilirsiniz!

Haaa, tavsiyem bu değildir

-*-*-

Bakın; sakın eylemlere karşı olduğum anlamı çıkmasın. Sakın haaaa!

Ama, grev, çok ciddi düşünülerek yapılması gereken anayasal ve kutsal bir haktır...

Grev yaparken, insan yaşamı tehlikeye girmemeli; çocuklar, engelliler ve yaşlılar bundan olumsuz etkilenmemelidir...

Bir voleybol maçı ve Kıbrıs sorunu neden zor çözülür?

Grip beni çok fena vurdu...

Çok uzun zamandır hiç bu kadar fiziken bitmemiştim...

Nefes almakta zorlanıyorum...

"İzin al evde otur"...

Oturduğum veya yattığım ya da boş kaldığım zamanlarda "özel sorunlarımı düşünmekten" deliriyorum...

Bu yüzden, çalışmak en iyi ilaç...

Sıcacık bir odam var...

Sabahları yaptığım televizyon programı sonrası yazılarımı yazıyorum... Ardından, editörlük denen işimi yapıyorum...

İlaçlar alıyorum, bol sıvı tüketiyorum, C vitamini falan derken gün bitiyor...

Salı günü de gün bitti...

İş bitti...

Dinleneyim ve televizyon izleyeyim derken ve zapping yaparken, Galatasaray TV'de aniden bir voleybol maçına rastladım.

Galatasaray HDI Sigorta...

Bir Türkiye Cumhuriyeti takımı...

2017 CEV Challenge Cup’ta ilk mücadelesine çıkıyor...

16’lı finaller turu...

Bu turu geçen son sekiz takıma kalacak...

Rakip mi?

Televizyonda rakibin adı "Pafos" diye yazılmış...

Pafiakos Pafos...

Pafos?

Baf... Bildiğiniz Baf...

Ne diyor internet sitelerindeki haberler?

Galatasaray HDI Sigorta'nın karşılaştığı Kıbrıs Rum Kesimi takımı Pafiakos PAFOS...

Şimdi, meseleyi Kıbrıs sorununa çekelim...

Kıbrıs sorunu çözülmezse, biz bu ve benzer maçları izlemeye devam edeceğiz...

Türkiye, "tanımıyorum" dediği Kıbrıs Cumhuriyeti takımları ile oynamaya devam edecek...

"Tanımıyorum" iddiası, havada sallanan bir sözden öteye geçemeyecek!

Bizdeki hamasi grupların hiç umurunda değil...

Maaşlar, ihaleler, şunlar, bunlar devam edecek...

Çok başarılı bir sporcumuz çıkarsa, şansını Türkiye'de deneyecek, sonra ortadan kaybolacak...

Bizim gençler, çullisine, kendi aralarında maç yapmaya devam edecek ama devletin bayrağının ışıklandırmasında en küçük bir lamba arızası olmayacak!

"Güney Kıbrıs" diye hitap ettiğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de zerre umurunda olmayacak!

Ve Sezen Aksu'nun dediği gibi, "tükeneceğiz!"

Sezen Aksu'nun şarkısındaki bazı sözler de çok ilginç:

"... Ne böyle senle ne de sensiz yazık yaşanmıyor çaresiz... / ... Ne hayallerle ümitlerle mutlu olmaktı dileğimiz/ Suçlu ne sensin ne de benim şimdi sensizim sen de bensiz"...
   Ve son satır:

"... Her şey bir anda anlamsız gelecek işte biz o gün tükeneceğiz"...

Şimdi; ne böyle senle ne de sensiz, yazık yaşanmıyor... Ve çaresiziz...

Türkiye ile de Güney Kıbrıs ile de yazık, yaşayamıyoruz... Çözüm olmazsa, çaresiziz...

Oysa, hayal kuruyoruz ve mutlu olmak da istiyoruz...

Ama, tükeneceğiz!

Demek ki, bir anlaşma şart...

Tek başımıza, yani "tek yol KKTC" zor demek istiyorum... Çok zor...

Çözüm olmazsa tükeneceğiz!

-*-*-

Ve bir not daha...

Bir konu daha...

Takım, Baf takımı...

Annem Baflı...

Baflı olmak çok ciddi bir ayrıcalık...

Nasıl diyorduk; "... Dünya ikiye ayrılır; Kıbrıslılar ve diğerleri... Kıbrıs ikiye ayrılır; Baflılar ve diğerleri... Baf da ikiye ayrılır, Teralılar ve diğerleri..."

Irkçılık gibi olmasın ama bir Kıbrıs takımı ile bir Türkiye takımı oynuyor!

Fenerbahçeli bir dostumu aradım; "Galatasaray, bir Rum takımı ile voleybol oynuyor, kimi desteklersin?" dedim...

Galatasaray'ın herhangi bir rakibini kesinlikle desteklediğini söyledi!

Ama, "Kıbrıs takımı" olduğu için değil... Bunu da ekledi...

"Rum takımı"!!!

Efendim, abartmıyorum, ama Kıbrıslı olmaktan çok öte Türk olmak, bir sıkıntı değildir...

Kıbrıslı olmaktan öte Elen olmak da sıkıntı değildir.

Ama, ne bileyim, benim tuttuğum takım Tottenham...

Eh, Türkiye'de Fenerbahçe yenerse seviniyorum ama yenildiğinde de zerre umurumda değil...

Galatasaray hiç umurumda değil!

Baf - Galatasaray oynadı...

Baf yenildi...

Üzüldüm... Çok üzüldüm doğrusu... Evet ben bir Kıbrıslıyım ve "Rum takımı" muamelesi yapmam... Omonia'nın hayatımda en fazla üç maçını izledim, çok severim, belki eskiden kalma nostaljik bir komünist takımı falan çekiciliği olabilir...

Ancak ne bileyim?

Biz kimiz?

Bizim takımlarımız nerede?

Kimi destekleyeceğiz?

Baf'ı mı, yoksa Galatasaray'ı mı?

Yoksa, bu konunun "Kıbrıs sorununun çözümü" ve "ait olduğumuz kimlikle" bir alakası yok mu?

Ben Baflıyım güzelim!

Şarkısını bile yaptık da, Galatasaray ile oynarken, Baflı olamıyor muyuz?

Bu ne acayip bir feslikan... Feslikan ekerkan yar saksısına, kafam uçtu huni girdi arkasına!

"Niğde Ankara Hatay" çözüm olur bu Ada'da!

Şimdi dersem ki, "Baf takımını destekliyorum"... Onlar demeyecek mi, "vay hain vay!"...

Yani...

Çok zor bir mesele yahu!

Çözülmesi zor bir düğüm!

Bu gidişle en çok mezarcılar kazanacak!

Başbakan ve Yardımcısı bir akşam birlikte meyhaneye gitmeye karar verir...

Hafif içkili bir kişi yan masada oturmaktadır... Sohbete başlarlar...

Oradan buradan konuşurlarken Başbakan sorar:

- Böyle her gün içmek için ne kadar kazanıyorsun?

Bayağı alkollü olan adam cevap verir:

- Günde 2 bin TL.

- Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?

Sarhoş adam:

- 4 bin lira.

Bu kez Başbakan Yardımcısı sorar;

- Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?

- O zaman 5 bin liraya para demem.

Başbakan sinirlenir.

- Bu ne biçim iş. Köküne kadar sıkarsak?

- O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım!

Başbakan ve Yardımcısı iyice şaşırır ve daha önce tanımadıkları adamın ne iş yaptığını merak edip sorarlar:

- Şeytan mısın, nesin? Ne iş yapıyorsun?

- Mezarcıyım!..

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    08.12.2016

    Anlaşma olmazsa ne olur? belki KKTC değişir ki bence değişmeli. Belki Türkiye Kıbrıs Cumhuriyetini tanımaya devam eder, o takımlarla maç yapar, hatta limanlarını açar. Ama K/Türkleri yok olur mu? Türkiye'de yok olmadılar, İngiltere'de yok olmadılar, Avustralya'da , Kanada'da yok olmadıklarına göre Kuzey Kıbrıs'ta da yok olmazlar. KKTC ne mi olur? İngiltere'nin Kanal Adaları benzer bir şekilde varlığını sürdürür. Belki de en doğru çözüm de budur.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.