KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

22.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Güzel hayatın paylaşılmasının önündeki engel!

Nazım Hikmet’in bazı mısralarından, sözlerinden, dörtlüklerinden bahsettik dün...

Çok büyük bir şair...

Yıllardır, yazdığı her şeyi okuduğumu, hakkında yazılanların tümünü de hatim ettiğimi sandıkça, hep başka şeyler geliyor önüme...

Mesela, durduk oturduk yerde, geçenlerde, 1986 yılında Türkiye'deki Cumhuriyet gazetesinde Şükran Kurdakul'un hazırladığı, "Nazım'ın bilinmeyen mektupları - Adalet Cimcoz'a mektuplar"ı buldum...

Nerede mi buldum?

Çantalarımdan birinden, çok eski bir gazete parçası çıktı...

Yırtıldı, çürüdü...

İnternette aradım, bazı kopyaları çok net saklamışlar; o yazıyı kestiğim çalışmaya ulaştım...

Bir daha okudum...

-*-*-

Bahsedeceğim...

Ama "çanta"ları konuşmak istiyorum önce...

Resmen bir çanta hastasıyım...

Diz üstü bilgisayar çantası manyağıyım...

Garip bir huy!

Çok da kapitalist!

"Sadece satın almam - çalarım da!"...

Bana göre kapitalizmin ana felsefesi budur:

Satın alma çılgınlığı ve hırsızlık!

Çünkü kapitalizmde, satın alamayan kişi, ahlak sıkıntısı yani - bozulmaya girerse, çalmaya başlar!

Bakınız KKTC!!!

Amaaaan, her şeyi de KKTC'ye getirmemek lazım; kapitalizm Dünya'da böyle... Ahlak yitirildi mi, sağı solu şikayet etmeler başlar... Bol bol milliyetçi simgeler öne çıkarılır... Arkası karanlık! Çal babam çal! Gelsin avantalar, gitsin avantajlar!

Neyse, işte o çantalardan biri...

Nereden girmişse o küçük söz, o kağıt parçacığı, girmiş içine... Karşıma çıktı!

Duygulandım...

El yazımla, "Nisan 86 - Ankara" yazıyor üzerinde...

-*-*-

Şükran Kurdakul diyor ki, (Nazım'la ilgili): "... yoksunluklar, acılar, beklentiler, özlemler karşısında ayakta durma savaşımı veren insanın yaratma gücüne tutunarak umudunu yitirmediğini görüyoruz. İçerde de içindeki özgürlüğü duyanlardan Nazım. Denizi, ormanları, şehirleri, yolculukları, eve dönüşleri, kadınları ile yaşamın uzağındayken bile, varlığının özünde saklı yaşamsal cevahir, coşkusunu tazeliyor O’nun. Sevgi ve coşku... Görülmemiş iki kaynak gibi, her koşulda - karamsarlıkta bile- birbirini tamamlayarak soluğunu güçlendirme nedeni olup çıkıyor. Sevgi inançla birlikte hem düşünsel, hem duygusal bir dünya kurmuş içinde çünkü. Kurulu düzenin olumsuzlukları, insanı yabancılaştıran etkilerinden uzak bir dünya bu. O düzen ki, II. Dünya Savaşı’nın en zorlu, en çıkmaza düşüldüğü sanılan evrelerinde bile, Nazım Hikmet’in kurduğu bu düşün ve duygu dünyasını karartmaya yetmiyor. Yitip giden milyonlarca insanın, yakılan kitapların, mahvolan şehirlerin acısını yüreğinde duyarak dünyasını korumasını biliyor. İlk hastalandığı günlerde, Mehmet Ali Cimcoz’a el yazısı ile yazdığı mektup bu direnci somutluyor bize: “ Hayat güzeldir, ümitlidir -ve hapishanede de olsa, anjinle de olsa - aşk ve şevkle, bütün insanlıkla birlikte yaşanmalıdır.”

-*-*-

Böyle yazmış Kurdakul...

Benim sakladığım söz ya da gazete parçacığı mı?

Paragrafın sonundaki söz:

“ Hayat güzeldir, ümitlidir -ve hapishanede de olsa, anjinle de olsa - aşk ve şevkle, bütün insanlıkla birlikte yaşanmalıdır.”

-*-*-

Kapitalizm dedik ya; milliyetçilik falan var kapitalizmin temellerinde. Beton gibi!

O güzel hayatı, başkaları ile paylaşmanın önündeki en büyük engel, kapitalizm ve temelindeki milliyetçiliktir...

Haaaa, alternatifi mi; efendim, "sosyalist rejim alternatiftir" elbette de, "o çöktü yahu!"...

Öyle denmiyor mu?

Alternatifi tartışmayalım...

Biz kapitalizm ve milliyetçiliğin Dünya'yı nereye götüreceğine bir bakalım isterseniz!

Tahmin canım, sadece tahmin!

"Kahin" değilim ki geleceği net söyleyeyim!

-*-*-

Şimdi efendim, bu kapitalizm denen şey, Avrupa denen coğrafyayı, başka coğrafyalardan daha yaşanılır hale getirmiştir.

Kapitalizmin öncesinde, sömürgecilik yıllarında, Dünya'nın kanını emenler, İngilizler, Fransızlar, İspanyollar, İtalyanlar, Almanlar, Belçikalılar, Hollandalılar, Portekizliler, Danimarkalılar hatta Norveçliler falan hep bu kıtadandır...

Onlar, kendilerine, Afrika'dan, Asya'dan, Orta ve Güney Ameirka'dan daha mutlu bir sistem ve düzen kurmayı başardılar son 50 yıldır.

Ve şimdi, kurdukları düzenin haklarından, yemeğinden, suyundan, hatta havasından veya apartman gölgesinden; yıllarca sömürdükleri Afrikalı'nın da faydalanmasını istemiyorlar!

İçlerinden Donald Trump veya Nigel Farage ya da Le Pen'leri (baba ve kızı) çıkarıyorlar ve oy veriyorlar...

-*-*-

Haliyle Radikal İslamcı terörizm de "gıdayı" gönderiyor kendilerine...

Terörizm kazanıyor!

Ama vahşi kapitalizmin temelindeki milliyetçilik de, "Radikal" veya "Aşırı" sıfatlarıyla büyüyüp, o temeli sağlamlaştırıyor...

Milliyetçiliğin ucu faşizme dayanıyor... Kimse inkâra kalkmasın efendim...

Sevemeyen, saymayan, insan yerine koymayan bir sistemdir faşizm...

Müslümanı, siyahı, Afrikalıyı, Asyalıyı, gay veya lezbiyeni reddeden sistem!

Türk'ü sevmeyen ELAM!

Elen'i sevmeyen bizim "İsmi lazım değiller"!

-*-*-

Ankara'daki Büyükelçi vurulması ve Berlin'deki kamyon saldırısı, kapitalist AB'deki milliyetçileri ayağa kaldırmıştır... Kaldıracaktır!

Neden Ankara?

Çünkü "öyle olmasa bile", ki öyle olduğu konusunda açık bazı görüntüler söz konusu - Radikal İslamcı inanış, Ankara cinayetinin faillerinin en başındadır!

Avrupalı'ya bunu farklı anlatamazsınız!

Berlin, gayet net!

İmza: IŞİD!

Ve şimdi, ırkçılıkta, milliyetçilikte, kapitalizmin zenginliğini paylaşmamak için, göçmen hamile kadınlara tekme atmakta fırlama!

-*-*-

Oh oh oh, ne güzel!

İslamcı Radikal terörizim ya da fanatik radikal İslamcı terör ile Avrupa'daki popülist milliyetçilik işbirliğinde değil mi?

Resmen işbirliğinde!

Kardeş, kardeş birlikte çalışıyorlar!

Biri bombayı bırakıyor, kamyonu insanların üzerine sürüyor, öteki de mal bulmuş mağrubi misali, "İslam Avrupa'dan dışarı" sloganına yatıyor...

-*-*-

Oysa ne diyordu Nazım Hikmet?

“ Hayat güzeldir, ümitlidir -ve hapishanede de olsa, anjinle de olsa - aşk ve şevkle, bütün insanlıkla birlikte yaşanmalıdır.”

Hayatın güzellikleri, bütün insanlıkla paylaşılırsa daha güzeldir...

Ama kapitalizm ve temel direği aşırı milliyetçilik; bu paylaşımın engelidir.

Aslında bunca edebiyata ne gerek vardı; tek cümle yeterliydi...

"Faşizm, insanlığın düşmanıdır" demek, yetmez miydi?

***

Muhteşem bir gülümseme

Hannah Davis... Amerikalı 26 yaşındaki ünlü model, 2016'nın en seksi kadınları arasında kabul ediliyor... (GQ Dergisi öyle yazdı)...

Daha çok mayo defilelerinin ve haliyle iç çamaşırı defilelerinin aranan modellerinden biri olan Davies, yüzündeki muhteşem gülümsemeyle de resmen yürek hoplatıyor... Sizlerle de bu gülümsemeyi paylaşmak istedim...

 

 

 

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.