Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

28.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Halk hastane istiyor, yargı “yapın” diye karar veriyor, gerisi boş!

Güzelyurt halkı hastane mi istiyor?

Evet istiyor...

Devlet ihaleye çıktı mı?

Çıktı!

İhaleye A ve B şirketi katıldı mı?

Katıldı...

A şirketi ihaleyi kazandı mı?

Kazandı!

Peki inşaat neden başlayamıyor?

Çünkü müteahhitlerin itirazı var...

İtiraz haklı mı haksız mı?

Beni ilgilendirmez.

Neden ilgilendirmez?

Çünkü, ihaleyi kazanan A şirketi, Yüksek İdare Mahkemesi’ne gitti...

Mahkeme üç yargıçla oturdu ve karar verdi...

Karar nedir?

“İhalede sorun yok, A şirketi derhal işe başlasın...”

Efendim ama oydu buydu şuydu!

Tartışmanın bir anlamı olmamalı...

Yargının kararı net!

Yargı, tarafları ihale sözleşmesini imzalamaya davet etti... Süre de verdi!

Beş gün!

Bu beş gün dün akşam mesai bitiminde sona erdi!

Sözleşmenin imzalanmadığını varsayıyorum...

Eğer imzalanmadıysa, pazartesi A şirketi canı çeker ve ara emri alırsa, yani ihaleyi kazanan şirketin direktörü ya da direktörleri, “bizi huylandırdınız” deyip mahkemeye bir kez daha gidip ara emri almayı başarırsa, ki mutlaka başarır çünkü elinde kapı gibi Yüksek İdare Mahkemesi kararı var; o zaman, tüm inşaat süreci durur...

Mahkeme Kıbrıs müzakerelerine döner...

Siddin sene sürer...

Müteahhitler Birliği mi haklı yoksa hükümet mi?

Beni ikisi de ilgilendirmiyor...

Beni ilgilendiren iki şey var:

Birincisi, Güzelyurtlu hastane istiyor...

İkincisi, yargı “ihale imzalansın diye” emir verdi...

Cafer Gürcafer şunu dediydi, bakanlar şunu anlattıydı, oydu, buydu, hepsi fasafiso!

Herkes kendi doğrusunu midesinde hazmetsin...

Asıl doğru ve uygulanması şart olan mahkemenin kararıdır...

Güzelyurtlu hastanesini istiyor ve süreç aksamamalı(ydı)...

Bir garip ülke işte...

Herkesin kendi doğruları var! O doğrularla ego tatmin edip çıkar sağlıyoruz...

Halk ise hizmet alamıyor...

***

Yaz boz yasalarımız!

Mahkemelerimiz badanalandı... Boyandı... Hoş oldu...

Ne görkemli, ne güzel yerdir mahkemelerimiz... Binalarına hastayım...

Allah kimseyi düşürmesin...

Dün özel bir nedenle oradaydım...

Birçok avukatla kısa kısa sohbetler etme şansı buldum...

Bir avukat, “mahkeme binalarının yetmediğinden” yakındı...

Nüfus arttı...

Suçlular arttı, şekillendi, çeşitlendi...

Maşallah!

Alacak verecek davaları çoğaldı...

Boşanma davaları da arttı...

Evet, mahkeme binaları yetmiyor...

Bir de, çok genç bir avukat, çok haklı bir uyarıda bulundu...

Bu uyarı, Yasama yani Meclis adına çok ciddi “utanç veren” bir durum...

Neydi genç avukatın uyarısı?

Aslında bana bir sitemdi...

“Bazen, İngiliz Dönemi’nden kalan yasaları eleştiriyorsunuz” diyordu ve devam ediyordu:

“... İngiliz Dönemi yasaları hala hatasız uygulanabiliyor ama yeni yapılan yasalar sürekli değiştiği halde bir türlü doğru bulunamıyor”...

Yazık gerçekten!

İngiliz Dönemi’nde sapasağlam yapıldı birçok yasa... Şimdiki yasalar? Yaz boz!

***

Bu adam Dünya’ya ciddi kötülükler yapacak!

Donald Trump’a “Manyak” dersem, “yabancı bir devlet büyüğüne hakaretten” başım derde girer mi?

Bir zaman, bu yüzden dava edilmiştim...

Sanırım başım derde girmez çünkü adam gerçekten manyak...

Ülkedeki Müslümanları kayıt altına alacağını açıkladı... Yedi İslam ülkesinden ülkeye gelenlere de yasak getirdi.

Bunun üzerine, ülkenin ilk kadın Dışişleri Bakanı olan eski siyasetçilerden Madeline Albright, “Eğer ülkedeki Müslümanları kayıt altına alma kararı çıkarsa, gidip Müslüman olacağım” dedi...

Hoş bir çıkış!

Albright’ın annesi ve babası, sonradan seçtikleri Katolik dinindendi... Ancak, Albright’ın ailesinin kökeninin Musavi olduğu iyi biliniyor...

Trump’ın yaptığı her şey, bir tek “faşizm” kelimesi ile açıklanabilir...

Ve Dünya’yı gerçekten çok ciddi tehlikeler beklediği inancım hala saklıdır...

***

Denetimsiz ülkem

KIBRIS TV’de geçtiğimiz perşembe günü aslı Elder’in sunduğu “Her şey masada” programında “denetim” konusunu tartıştık... Ali Baturay, Pınar Gözek Dervişağa ve Artun Çağa ile birlikte, bu konudaki görüşlerimizi ortaya koyduk...

Ülkede “denetim” olmadığı ortak kanısındayız...

Eskiden en azından ilkokullarda ciddi denetim vardı diye hatırlarım...

Çünkü çocukluğumun müfettişlerini hâlâ isim isim hatırlarım...

Annem – babam ilkokul öğretmeniydi ve o yıllarda köy ilkokuluna müfettiş gelmesi demek, olağanüstü bir olaydı...

Neyse, ülkede inşaatlar denetlenemiyor... Bakan, “denetlesek, hepsi durur” diye itiraf ediyor...

Otellerin denize bıraktığı lağım denetlenemiyor...

Gazeteler bu konuyu haber yaptığında da ilgili otel küsüyor, kızıyor, trip atmaya başlıyor...

Ülkede trafik denetimi yok... Gıda denetimi yok... Hijyen denetimi gören var mı? Biri iki göstermelik belediye tavrı dışında, o da yok!

Taş ocakları, restoranlar, avukatlar, doktorlar, özel hastaneler denetlenmiyor...

Vergi denetimi yok...

Kredi ya da finans şirketleri denetimsiz...

Araçlar denetimsiz...

Eskiden nüfus azdı, şimdi arttı ve öteki yazıda bahsettiğimiz gibi özellikle suç sayısı ve suç şekilleri çoğaldı...

Eskiden insanlar daha iyiydi. Daha kültürlü, daha sıcak, daha sevecendi...

Ama denetimsizliğin en büyük sebebi bence devletin otorite eksikliğidir...

Çok basit bir örnek vereyim; Güney’de tüm Kıbrıslı Türkler araçlarında kemer takar ve yola çöp atmaz...

Kuzey’de kemer takan da yok, çöp atmayan da!

Trafik kurallarına uymak mı dediniz?

Kuzeyde trafik kurallarına uyanların yakında dövüleceğinden bile eminim...

***

Olağanüstü güzel bir kadın

Fransız Dizayner Jean Paul Gaultier, Haute Couture İlkbahar / Yaz 2017 Koleksiyonu’nu geçtiğimiz gün Paris’te tanıtırken, podyuma çıkan bu “isimsiz” manken, göz kamaştırıcıydı… Olağanüstü bir güzel kadın… Allah bağışlasın…

Fotoğraf: REUTERS/Gonzalo Fuentes

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    28.01.2017

    Barış harekatı yapılmadan önce Kıbrıs'ın en modern, en kaliteli hastanesi hangisi idi? Pendaya hastanesi. Peki bu hastane nasıl bir hastane idi? özel bir hastane.Bu özel ve kaliteli hastaneden CMC işçileri nasıl yararlanabiliyordu? Küçük kesintilerle. Sonra ne oldu? CMC gitti hastane devlete geçti ve Cengiz Topel ismini aldı, bölgenin baskısı ile ayakta durmaya çalışıyor. Ne imiş? İşin içine devlet girince hastane çöküyormuş. Bu Magosa'da da böyle, Lefkoşa'da da, Girne'de de. İşin içine devlet girince suistimal, yolsuzluk, adam kayırmacılık, yönetim beceriksizliğinin önü alınamıyor.gerekli gereksiz hastane ihalesi ile ona buna peşkeş çekiliyor. Çözüm mü? sağlık bakanı hakem olmalı. hastane yapıp doktor ataması alet ve edevat alımı işlerinden ayrılmalı. Gölge etme başka ihsan istemez.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.