Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

29.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hem pahalı hem Brucellalı et yemenin tadı nasıl?

Bazen düşünürüm da, daha çok sosyal adalet, daha çok insan hakları, daha çok sosyal güvenlik, daha kaliteli eğitim, daha adil bir vergi sistemi, daha disiplinli bir kamu yönetimi, daha adil paylaşım neden bizde yok?

Ve yine düşünürüm ki, sosyalist ideolojide bütün bunlar daha çok yer alıyor.

Neden sosyalizm yok?

Elbette sabahlara kadar tartışırız...

Ama, hayvan üreticisi dostumuz arıyor, “... Bu kasaplar var ya bu kasaplar, 11 TL’ye aldıkları hayvanın kilosunu 55 TL’ye satıyorlar...”

Kemikli mi kemiksiz mi?

Kasaba gidiyorsunuz, iki kilo kuzu eti alacaksınız, yarısı kemik... Butsa, yarıdan fazlası kemik! Kemik de tartılıyor...

Neyse, kasaplar hayvancıyı yerden yere vuruyor ya; kasap dostumuz arıyor; bu hayvancı var ya bu hayvancı, evet hayvanın kilosunu 11 TL’den alıyoruz ama bunun içinde kafası da derisi da, gerisi da hatta affedersiniz, “mıçılmamışmoku da var” diyor...

Yani diyorum; bu konu çözülemez mi?

“Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan” tartışmasını geçtik; “Kasap mı hayvancı mı haklı?” sorusuna yanıt arıyoruz...

Oysa bütün medeni ülkelerdeki gibi yapmak lazım...

Oraları gidip görmek gerekiyor...

“İnsanlar için, hayvancı da kasap da mağdur olmadan nasıl bir yöntem uygularız?”

Bu soruya yanıt bulmak çok mu zor?

Kaçak eti nasıl önleriz?

Ne kadar et ihtiyacımız var?

Zor mu bu sorulara yanıt bulmak?

Başka ülkelerde zor değil ama belli ki KKTC’de zor!

O zaman, hayvancı ve kasap bir birini yiyor!

Biz bir yandan kazık yiyoruz öte yandan mesela “Brucellalı” et yiyoruz!

Yaaaaa bir de bu var!

Brucellalı hayvanı hayvancı satmıyor mu?

Üstelik bu hayvan için teşvik de almıyor mu?

Yani devlet, bize, zararlı mı zararsız mı tartışılan; şu kadar ısıda pişerse zararsızdır, bu kadar ısıda pişerse zararlıdır denilen hastalıklı eti yediriyor; bence bu ahlaksızlıktır, ayıptır, günahtır, suçtur...

***

Hem pahalı hem Brucellalı et yemenin tadı nasıl?

Bazen düşünürüm da, daha çok sosyal adalet, daha çok insan hakları, daha çok sosyal güvenlik, daha kaliteli eğitim, daha adil bir vergi sistemi, daha disiplinli bir kamu yönetimi, daha adil paylaşım neden bizde yok?

Ve yine düşünürüm ki, sosyalist ideolojide bütün bunlar daha çok yer alıyor.

Neden sosyalizm yok?

Elbette sabahlara kadar tartışırız...

Ama, hayvan üreticisi dostumuz arıyor, “... Bu kasaplar var ya bu kasaplar, 11 TL’ye aldıkları hayvanın kilosunu 55 TL’ye satıyorlar...”

Kemikli mi kemiksiz mi?

Kasaba gidiyorsunuz, iki kilo kuzu eti alacaksınız, yarısı kemik... Butsa, yarıdan fazlası kemik! Kemik de tartılıyor...

Neyse, kasaplar hayvancıyı yerden yere vuruyor ya; kasap dostumuz arıyor; bu hayvancı var ya bu hayvancı, evet hayvanın kilosunu 11 TL’den alıyoruz ama bunun içinde kafası da derisi da, gerisi da hatta affedersiniz, “mıçılmamışmoku da var” diyor...

Yani diyorum; bu konu çözülemez mi?

“Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan” tartışmasını geçtik; “Kasap mı hayvancı mı haklı?” sorusuna yanıt arıyoruz...

Oysa bütün medeni ülkelerdeki gibi yapmak lazım...

Oraları gidip görmek gerekiyor...

“İnsanlar için, hayvancı da kasap da mağdur olmadan nasıl bir yöntem uygularız?”

Bu soruya yanıt bulmak çok mu zor?

Kaçak eti nasıl önleriz?

Ne kadar et ihtiyacımız var?

Zor mu bu sorulara yanıt bulmak?

Başka ülkelerde zor değil ama belli ki KKTC’de zor!

O zaman, hayvancı ve kasap bir birini yiyor!

Biz bir yandan kazık yiyoruz öte yandan mesela “Brucellalı” et yiyoruz!

Yaaaaa bir de bu var!

Brucellalı hayvanı hayvancı satmıyor mu?

Üstelik bu hayvan için teşvik de almıyor mu?

Yani devlet, bize, zararlı mı zararsız mı tartışılan; şu kadar ısıda pişerse zararsızdır, bu kadar ısıda pişerse zararlıdır denilen hastalıklı eti yediriyor; bence bu ahlaksızlıktır, ayıptır, günahtır, suçtur...

***

Üniversitelerin sorumluluğu

KIBRIS TV’de dün sabah konuğum Sayın Ersan Saner’di... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı...

Çok başarılı işler yaptığını söylememek için ya çok iyi bir “Kıbrıslı” olmak lazım ya da “dibelik muhalif”...

Efendim, elbette eleştireceğiz... Bizim işimiz de bu...

Ama yiğidi öldürürken, arada hakkını da vermek lazım...

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, çok önemli işler başarılıyor bu bakanlıkla ilgili...

Ama başarılamayan veya şu anda İçişleri Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı ile birlikte başarılmaya çalışılan bir konu var...

Daha önce bu sayfada yazdığımız bir konu...

Başbakan Hüseyin Özgürgün, “Bu konuyla hemen ilgilenin” talimatını verdi... Dün Bakan Saner de bunu açıkça dile getirdi...

Efendim konu nedir?

Konu, “Kaçak öğrenci” meselesidir.

-*-*-

Dakka bir gol bir; öğrenci gelmezse, bunca üniversite ne yapar?

Batar...

O zaman maça 1-0 yenik başlamamak için ne yapacağız?

Öğrenci getireceğiz...

Peki öğrenci getirirken, halka sahte zeytinyağı satan hacı bakkal misali insanları aldatıp kandıracak mıyız?

İşte mesele buradadır...

Biz ne yapıyoruz?

Özellikle Afrika’dan öğrenci getiren acentelerin resmen insan kaçakçılığı yapmasına ve sahtekarlıkla öğrencileri kandırmasına müsaade ediyoruz...

Bu ayıptan hiç bir üniversite kaçamaz...

Koşarak ya da uçarak, hiç bir üniversite sahibi, bu rezaletin sorumluluğundan silkinemez... Rektörler gözlerini kapayamaz...

-*-*-

Dün sabahki programdan sonra bir arkadaşım aradı; günde 12 saat çalıştırılıp 40 TL gündelik verilen ve resmen bazıları fuhşa da zorlanan genç kadınlardan söz etti...

Sadece fuhuş mu?

Kara para aklama?

Bu konu acildir.

Bu konu ayıptır.

Bu konu insanlık utancıdır.

Elinizi taşın altına koyun, eminim hükümet bir şeyler yapmak için hazırdır...

Üniversiteler sorumluluktan kaçmamalıdır.

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.