KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

08.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Her şey daha güzel olacaktı

Oysa gerçekten her şey çok iyi gidiyordu.

Türkiye'de çözüm süreci yolundaydı...

Yunanistan'da Çipras ve partisi Syriza çok ciddi umuttu.

İspanya'da Podemos güçleniyordu, ilerliyordu.

KKTC'de önce Harmancı, sonra Akıncı seçimi kazanmıştı.

Bu, "çözümün ta kendisi, en belirgin işareti"ydi...

Amerika'da Demokratlar'ın başkan adaylarından solcu Bernie Sanders'e çok büyük ilgi vardı.

Bir baktık Türkiye'de, "buradan anlamakta zorlandığım" bir şekilde barış süreci çöktü.

Derken Brexit oldu.

Türkiye'de FETÖ Darbesi yaşandı.

Olağanüstü haller ilan edildi...

Olağanüstü bir hal olduğu kesindi ama yaşananlar da "iyiye gidiş" olarak algılanamazdı.

Ve Donald Trump Amerika'ya başkan oldu.

Çok gereksizdi, çok aptalcaydı, Güneyde ELAM ile işbirliği yapılmamalıydı.

Masadan kaçılmamalıydı.

Hiç bir şey iyi gitmedi.

Ne Türkiye'de, ne Yunanistan'da, ne İngiltere'de, ne Amerika'da ne de bizde...

Beklentiler ters döndü.

Sol, insan hakları, demokrasi, çözümler kazanacaktı.

Olmadı.

"Hele aradığımızı bulalım bakarız"

Müzakereler koptu...

DİSİ lideri Neofitu'ya göre kopuşun sebebi ELAM falan değil... Türkiye'deki referandum.

Katılmıyorum...

ELAM ile işbirliğine kılıf aramanın anlamı yok.

Haaaa, Türkiye masada kalınmasından mı yanaydı?

Bu ayrı bir mesele.

Resmi açıklamalara bakarsak, "evet masada kalmaktan yanaydı"... Ancak içimden bir ses, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümünden yana olmadığını söylüyor. En azından şimdilik!

Nasıl şimdilik?

Yani, ileride değişebilir diyorum.

Peki nasıl değişir?

Şu gerçek unutulmamalıdır: Türkiye bir şey almayacaksa, Kıbrıs'ta sorun çözülmez.

Türkiye meseleye, en ılımlı şekliyle "Kıbrıs'ı verdik" diye bakar... "Sattınız" eleştirisi ya da suçlamasını hiç bir lider ya da iktidar kaldıramaz...

Peki Türkiye nasıl değişir? Soruyu yineledik ama olsun!

Efendim, yanıtı da vermiştik zaten; Türkiye bir şeyler almalı.

Bu bir şeyler nedir peki?

"Hele aradığımızı bulalım bakarız"...

Ne demek bu söz?

Bu söz, iddialara göre, Rex Tillerson'a, yani ABD'nin Dışişleri Bakanı'na ait... Ama bu bakan aynı zamanda Kıbrıs'ın çevresinde "hele aradığımız..." denilen "doğal gaz ve petrolü "arayan" şirketlerden biri olan Exxon - Mobil'in eski patronu...

Demek ki o aradığımızdan Türkiye de ciddi anlamda faydalanırsa, çözüm daha olasıdır.

Dün, iki İngiliz İşçi Partili vekille Lefkoşa'da Khora Kitabevi'nin cafesinde kahve içtik...

Masanın berhava edilmesi olayını konuştuk.

Burada ne yazdıysam, onlara da aynılarını söyledim...

Bırakın Plebisit denen 67 yıl önceki saçmalığın Kıbrıslı Türkleri provoke etmesini, faşistlerle el sıkışılmaması gerektiğini kendi örnekleri ile anlattım.

ELAM'la işbirliği yapılmasının masayı berhava ettiğini söyledim.

"Yüzde iki" falan demeye getirdiler...

Neyse, merak ettikleri konu "doğal gaz"ın çözüm getirip getirmeyeceğiydi!

"O bizim yani Kıbrıslı Türklerin işi değil" dedim...

Doğal gaz olayında tatmin edilmesi gereken Türkiye'dir...

Kısacası, şu anda çözüm olmaz ama doğal gaz bulunur ve bundan Türkiye de bir şekilde haklı ya da haksız, doğru ya da yanlış pay alırsa, çözüm yeniden konuşulur.

Peki Akıncı masaya döner mi?

Aslında dönmeye döner de çözüm, yine doğal gaza veya Türkiye'nin başka yöntemlerle tatminine bağlı olacaktır...

Türkiye'nin bunu yapmaya hakkı olup olmadığı ayrı bir meseledir; ortadaki gerçekler başka mesele...

"Kazan kazan"...

Herkes, Türkiye dahil, kazanırsa, çözüm olur...

Mümkün mü?

Şu anda değil...

Tillerson'un dediği gibi, "Hele aradığımızı bulalım bakarız"...

Yalan söylemeyin!

Tatlı ya da pembe yalan var mıdır?

Mesela bir kadınla tanıştınız ve hayvanları çok seviyor... Bunu önceden öğrendiniz...

Daha ilk görüşmeniz.

Tavlama maksatlı olarak yapacağınız ilk konuşmada, içine düşme olasılığınız olan şu diyaloğu bir düşünün:

- "Hayvanlarla hep iç içeyim"...

- "Ne güzeeeelll... Sahi ne iş yapıyordun sen?"

- "Kasabım!"...

- "Hayvansın sen!"

Bunu neden mi anlattım?

Hiç yalan söylemeyin.

Neyseniz o olun diye...

Bozulan memleket

Kıbrıs Postası gazetesinin dünkü manşet haberi bence dehşet vericiydi...

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil diyor ki, "öğrencisine tecavüz eden öğretmen var..."

Nasıl yorumlayalım bunu?

O öğretmenin adı ne?

Tüm öğretmenler zan altında mı yoksa bu tecavüzcü olduğu iddia edilen kişiyle ilgili yasal kovuşturma başladı mı?

Elcil, "bakanlık örtbas ediyor" diyor.

Örtbas var mı?

Bakan, "hayır yok, biliyorsa açıklasın" diyor!

Mercan ne demişti?

"... Bu ülke, öğretmenlerin öğrencilerini, doktorların da hastalarını müşteri görmeye başladığı zaman bozuldu"...

Bozuldu Mercan abim bozuldu!

Çok kötü bozuldu!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.