Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

14.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hz. Muhammed, Sultan II. Selim ve günümüzdeki hoşgörüsüzlük!

"Bizim dinimizde, gayr-ı Müslimlerin ibadetini engellemek diye bir şey yoktur... İbadet hürriyeti, Allah'ın ve peygamberinin emniyeti altındadır."

İyilik insanı Prof. Dr. İbrahim Benter dün sabah Kıbrıs TV'de konuğumdu... Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü...

Yarın, Vakıfların kuruluşunun ve toplumumuza devrinin yıldönümleri kutlanacak...

Benter, en başta tırnak içinde yazdığım sözlerin, Peygamberimize ait olduğunu anlattı... Bu sözleri, Amerika'nın eski Lefkoşa Büyükelçisi John Konig'e de bir sohbetleri sırasında gösterdiğini paylaştı...

Benter, göreve geldiği üç yıl kadar önce ilk ziyaretine gelenlerin ülkemizdeki Ermeni toplumunun temsilcileri olduğunu kaydederken, şu örneği de verdi:

"... Ermeni toplumu temsilcileri, Osmanlılar Ada'ya geldiğinde kiliseleri olmadığını ve Sultan Selim Han'ın emri ile kendilerine Arabahmet'teki kilisenin verildiğini anlatmışlardı..."

Ben ekleyeyim bir kaç konu:

Osmanlı, sadece Müslümanların değil, çok farklı dinlerin imparatorluğuydu ve son derece vericiydi... Mesela, Kıbrıs'ta en büyük ayrıcalığı Ortodoks Kilisesi'ne verdi. Kilise, bu nedenle zengin oldu... Vergi toplayan kurumdu kilise ve bir şekilde tefecilik yaptığı için bugünkü malları halktan resmen çalmıştı...

Osmanlı, sadece Ermenilere değil, Ortodokslara da kiliseler veya kilise yapmaları için araziler bağışladı.

Mesela, eski adı Mirtu ya da Mirti olan bugünkü Çamlıbel'de bulunan Ayios Panteleimon Kilisesi, bir Osmanlı bağışı üzerinde inşa edilmişti...

Günümüzde, mal varlığı açısından, Cikko ile yarışır durumdadır.

Kermiya'dan Güney'e geçtiğinizde... Trodos'a gider gibi sürün arabayı, ilk karşınıza çıkan sol taraftaki dev kilise de aynı adı taşır... Ve Çamlıbel'dekinin yerine inşa edilmiştir... Çok görkemlidir...

Neyse, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in ibadetle ilgili sözlerinden, Sultan II. Selim'in Kıbrıs'taki gayr-ı Müslimlere duyarlılığından günümüzde, Tahsin Ertuğruloğlu'na geldik...

İbadeti yasaklayan zihniyet!

Ve ısrarla, inatla haklı olduğunu sanma hali...

Israrla inatla, "Asıl hedefim müzakereleri baltalamaktır; olası çözümü engellemektir" demekten sürekli kaçma hali...

Çıkın, en azından ELAM gibi, açık ve de seçik bir şekilde, görüşlerinizi açıklayın...

"Rumlar propaganda yapacaktı" yalanına başvurmanıza hiç gerek yok çünkü şu anda, sayenizde yapacaklarının on katını yapma şansları oluyor!

Ne diyorlar biliyor musunuz?

En hafif ifadeyle, "Dini inançlara ve ibadet özgürlüğüne hoşgörüsüz Türkler, Ortodoks vatandaşların dua etmesine tahammül edemiyor"...

İzin vermiş olsaydınız; ne kaybederdik hala anlamış değilim!

Tek anladığım, Peygamberimize ve Sultan II: Selim'e göre; hoşgörüsüzsünüz, düşmanlık peşindesiniz, din özgürlüğüne tahammülünüz yok, ırkçı ve ayrımcısınız...

***

Şeyh Nazım dediydi...

Şeyh Nazım Kıbrıs-i' yi 7 Mayıs 2014'te kaybettik...

Üç yıl oluyor...

Sohbetine, şakalarına, söyleşilerimize bayılırdım...

Efendim, ister inanırdınız, ister inanmazdınız; ister inanırsınız, ister inanmazsınız...

Bir değerdi...

Ve şu anda, "Hala Sultan" adının da verilmesi muhtemel olan Haspolat'taki dev camiye adının verilip verilmemesi gerektiğini de ister savunursunuz, ister savunmazsınız...

Bence çok büyük bir değerdi ve ismi de bu camiye yakışır...

Hala Sultan olmasına da şikayetim yok elbette ama o isimde bir camimiz var...

Şeyh Nazım'la ilgili anılarım, bildiklerim bir kaç kitabı dolduracak kadar çoktur ve hepsi neşelidir...

Hepsinde sevgi vardır.

Şaka vardır...

Hoca, gerçekten son derece farklı biriydi...

Bel altı şakalar bile yaptığımızı rahatlıkla söyleyebilirim... Birçok kişiyle çok şakalaşırdı. Son zamanlarına kadar esprileri çok farklıydı, çok inceydi, çok karaydı... Kara mizah, resmen işiydi...

Efendim yobazdı. Efendim gericiydi... Şuydu, buydu...

Geçiniz...

Kimse size zorla "Şeyh Nazım'ı seviniz" demedi...

"İnanınız, inanmak zorundasınız" diye de dövmedi...

Gidin birlikte namaz kılın diye de silah çekmedi...

Bir gün, kendisine şaka yollu olarak bir adet mavi renkli hap gösterdim. Ağrı kesiciydi ama cinsel uyarıcı olduğu şakasını yapmak istedim... "Beeeeööö goca kafalı şişman adam; o küçücük hap değil, Baf'tan Ahmet Raşit'in vinci gelse işe yaramaz" demişti...

Evet, çok inananı var ve belki de bu tür hikayelerini dinlemek istemeyenler de çoktur ama o çok hoşgörülüydü... Siz de hoşgörülü olun...

"Şükredeceksiniz, şükredeceksiniz..."

"Sağlıklı olduğunuza, hayatta olduğunuza, nefes aldığınıza, su bulabildiğinize şükredeceksiniz..." derdi.

Şükretmeyi unuttuk.

Paylaşmayı tamamen çıkardık yaşantımızdan...

Karşılıksız iyilik etmekten, çoktan vazgeçtik...

Neyse...

Youtube'ta, Şeyh'in çok söyleşisi var...

Bir tanesi sizi hayrete düşürebilir.

Şu anda, Hicri takvime göre, Recep ayındayız...

Sonrası Şaban ve ardından Ramazan ayı...

Şeyh Nazım, Youtube'ta dolaşan bir sohbetinde, "... Recep ayında, tek kişinin hükümranlığı gelecek ve buna başkanlık sistemi denecek" gibi ifadeler kullanıyor...

Gerçi başka bir yıl ve başka bir seçim için söyledi sanırım ama olsun... Şu anda Recep ayındayız...

"... Türkiye'de tek kişinin hükümranlığı mevzu bahis olacak, buna “Başkanlık sistemi” derler" diyor Şeyh Nazım...

Elbette rastlantıdır canım... Zaten söyleşinin yapıldığı yıl yani 2011 için söylediğini anladım dinlediğimde...

Ama, adam bunu demiş...

Recep ayında... Ayın adı da ilginç... Recep!

"Tek kişinin hükümranlığı olacak..."

Neyse, Şeyh Nazım'ı da anmış olduk bu arada...

Saygıyla...

***

Bir adet ayin yasaklama yazısı daha!

Ayinlerin, dini ibadetlerin yasaklanmasına karşıyım...

Usanmadan bıkmadan ve vazgeçmeden bu konuyu yazmayı sürdüreceğim...

Şu soruya cevap verelim lütfen:

"Müzakere sürecini neden sürdürüyoruz?"

Bu sorunun en basit yanıtı, "Çözüm olsun diye"dir...

Peki nasıl bir çözüm?

İki bölgeli, iki toplumlu ve iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı bir çözüm...

Peki, Türkiye dahil, bizim taraf bu çözüm modelini kabul etti mi?

Etti!

Bugüne kadar, bu modelden başka bir çözüm şekli konuşuldu mu?

Hayır konuşulmadı!

Peki, bu çözüm modelinden başka çözüm modelleri olamaz mı?

Ne münasebet!

Elbette olur...

Vardır da!

Peki, neden çıkıp bu konudaki farklı görüşlerinizi ortaya koymuyor da sürekli, oyun oynamaya çalışıyorsunuz?

Mesela, eğer UBP'nin görüşleri ile Dışişleri Bakanı'nın görüşleri aynı ise neden bu parti yetkili kurullarını toplayıp, net bir karar alarak, sahaya inmiyor?

İnsan Tahsin Ertuğruloğlu ve diğerleri sahaya ve bize, iki devletli çözümün nasıl olacağını anlatsınlar!

Bunu yapmıyorlar.

İstediklerini biliyoruz ve saygı duyuyoruz...

İnin sahaya, alın topu ayağınıza, yapın çalımlarınızı, atın şutu ve gollll!

İzleyelim!

Ama yok!

Rumların ENOSİS kararına seviniyorlar...

Bu karar bir şekilde bertaraf edildi diye üzülüyorlar ve sanki herkes salak bir onlar akıllı, "Aslında o karar kalkmadı ya, halka yalan söyleniyor" gibi bilimsel laflar ediyorlar.

Sayın Bakan; o kararın kalkmadığını herkes çok iyi biliyor çünkü gazetelerin tümünde, birinci kararın ne olduğu ikinci kararın ne olduğu yazılıdır. Kimse de farklı bir şey söylemedi.

Efendim, biz ayin yapılmasını engellememişiz...

Allah Allah, demek ki hakikatten bizim ciddi salaklar olduğumuza inanıyor Sayın Bakan...

Mağusa'daki ayin engellenmedi mi yani?

Yok o engellendi...

Eeeee engellenmeyen nedir?

Bakanın izin verdiği üç kilisedeki ayinler engellenmemiş, ötekiler engellenmiş...

Neden?

"... Ayin talepleri istismar edilmiş ve siyasi amaçla kullanılmış" da ondan!

Ayin talebi reddedilmeseydi, istismar olmayacaktı!

Asıl istismar ve asıl siyasi amaçla kullanılma şimdi oluyor!

Ancak, yasağın asıl amacı bu!

Rumlar sinirlensin, kızsın, küssün ve masadan kaçsın!

Çünkü, "Biz çözüm istemiyoruz" diyemiyorlar ya, kışkırtarak yıkacaklar masayı!

Amaç bu!

Umarım barış ve çözüm yanlıları oyuna gelmez!

Hep birlikte, çözümden sonra kutlarız bayramlarımızı!

Birlikte...

Siz bize gelirsiniz Kurban Bayramı'nda, biz de size geliriz, Paskalya'nızda!

İnsanların ibadeti engellenemez...

Engellemek suçtur, ayıptır, insanlık utancıdır.

Mazereti de olamaz...

Yasalarınıza aykırı davranan mı oldu?

O zaman yasal işlem yaparsınız...

Ama "İstismar ediyorlardı, siyasete alet ediyorlardı" diyemezsiniz... Zaten mantıklı değil bu söyleminiz. Şu anda daha çok istismar ediliyor, görmüyor musunuz?

Gerçi amacınız bu ya neyse...

***

Gurur duymak budur

Hayatımda, "ulusal gurur"um hiç bu seviyede olmamıştı...

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) kadın basketbol takımının önce Türkiye Kupası'nı, ardından da Dünya'nın en önemli şampiyonalarından biri olan, FIBA çerçevesindeki Eurcup'ı kazanması, bir kaç yıl öncesine kadar bizim için hayaldi...

Bu şampiyonluklar, YDÜ'nün bir Dünya üniversitesi, bir Dünya kurumu olduğunu ispatlamasının ötesinde, muhteşem bir halkla ilişkiler başarısıdır.

Zaten, bu halkla ilişkiler başarısı; yani KKTC'den bir üniversitenin çıkıp da bu başarıları elde etmesi, çok net bir şekilde Türkiye medyasını rahatsız etti.

Bu başarı hazmedilmiş değildir.

Ve ne ilginçtir, hazmedemeyen Rum üniversiteleri değildir; Rum gazeteleri de değildir, Türkiye'deki gazetelerdir.

Bu büyüklükte bir başarıyı, bir İstanbul üniversitesi veya bir Türkiye kulübü elde etmiş olsaydı, dünkü gazetelerin tümünde ön sayfa haberiydi... Bir tek Hürriyet'te ön sayfadan ufak bir şeritte adı geçti...

Önerim mi?

Yakın Doğu Üniversitesi, YDÜ veya NEU kısa isimleri ile artık bir markadır... İsmi elbette değişmez ama şunu önermek istiyorum; takımın Türkçe adı Yakın Doğu Üniversitesi - Lefkoşa; İngilizce adı ise Near East University - Nicosia olsun!

Alem de, Türkiye medyası da, bu küçük ülkeden, çok büyük başarılar çıkabileceğini görsün...

***

Ne giyse yakışır

Dünya'nın en ünlü modellerinden biri olarak kabul edilen 21 yaşındaki Gigi Hadid, aynı anda hem şık hem de rahat olmanın fotoğrafına konu oldu...

İngiliz Daily Mail gazetesine göre,  ünlü model, gri renkli beli açık boğazı kapalı ve taşlarla süslü bluzunun altına giydiği aynı renk bol pantolon ve metalik noktaları bulunan stillettosu ile harika görünüyordu...

Katılıyoruz... Çok harika görünüyordu... Ve çok güzeldi. Her zamanki gibi...

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.