KTV
  • 18 Aralık 2016, Pazar 10:28
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

İnsanların zayıf noktaları!

Bugün Pazar...

Siyasete girip de, Kıbrıs sorunundan çıkmak istemedim. Zaten, en az elli defa "Kıbrıs sorunu yazmayacağım" diye de söz vermiştim!

Ama, insanoğlu zayıf karaktere sahiptir!

Mesela verdiği sözleri tutamayabilir!

Ama, yine de benim bu konuda verdiğim sözleri tutmamam, birinin ekmeğine zarar vermiyor, birinin canına kast etmiyor, içinde fesat fenalık, iğrençlik, adilik, alçaklık yok... Zalim olmaktan, cehaletten, kıskançlıktan, menfaatçilikten, nankörlükten, hasetçilikten kaynaklanmıyor...

Görüşlerini sevmediğim bir insanın "hayatını sürdürmemesi" için hiç çaba harcamadım...

Ama söylediğim gibi; hatta Kuran-ı Kerim'de bile ifade edildiği gibi, insanlar çok zalimdir... Ve cahildir... Kıskançtır... Nankördür...  

Her insanın çok ciddi zayıf yanları veya "zaaf noktaları" bulunmaktadır...

Dünyaya "kötülük" getiren de bu noktalardır...

Mesela, Osman Nuri Topbaş – Kuran-ı Kerim Işığında Nebiler Silsilesi – 1 – İslam ve ihsan.com ve Yeni Akit gazetesinden derlediğim bazı notlar var...

Yeni Akit, bu notları, "İşte insan hâlet-i rûhiyesinin zaaf noktaları" başlığı altında vermiş...

Ben uydurmadım; bir yerimden çıkarmadım; bunlar Kuran-ı Kerim'deki ayetlerden derlenmiş "noktalar"...

İşte bazılarını, bu "mübarek" pazar gününde sizler için özet bir şekilde aktarıyorum...

Nasıl ama?

Mübarek "Pazar"!!! Vaaay Rumcu Ortodoks vaaaay! Bizim mübarek günümüz Cuma değil mi?

İşte budur anlatmaya çalıştığım!!!

Anlayana tabii ki!

Yaşadığımız her gün, "mübarek"tir...

Yeter ki, başka insanlara, görüşleri, düşünceleri, inançları nedeniyle; sırf zalim, cahil, nankör, çıkarcı olduğumuz için saldırmayalım...

Evet, buyurun:

1- İnsan Çok Zâlim ve Câhildir

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Biz emâneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar, bunu yüklenmek­ten çekindiler, (mes’ûliyetinden) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o, çok zâlim (ve) çok câhildir.” (el-Ahzâb, 72)

“Biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik Allâh korkusundan onu baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misâlleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.” (el- Haşr, 21)

“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibâdet eden, âhiret azâbından sakınan ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkârcı gibi) midir? (Rasûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak selîm akıl sâhipleri ibret ve öğüt alır.”

2- İnsan Acelecidir

“İnsan, aceleci (bir tabiatta) yaratılmıştır…” (el-Enbiyâ, 37)

“İnsan, hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan çok acelecidir!” (el-İsrâ, 11)

İnsan hayrı istediği gibi, şerri de ister ve yaptıkları ile onu davet eder. Bunun sebebi insanın pek aceleci olmasıdır. Sabır ve tahammül zor geldiği için sonra olacak şeyin vaktinden önce hemen olmasını talep eder. Bu davranış ise zaman zaman istenmeyen bir netice ile sonuçlanır. Nitekim Mecelle’de: “Kim bir şeyi vaktinden evvel isti’câl eyler ise mahrûmiyetle cezâlandırılır.” Yâni bir şeyin vaktinden önce acele olarak gerçekleşmesini isteyen kimse, o şeyden mahrum edilmek sûretiyle cezaya dûçar kılınır, denilmiştir.

İnsanın aceleci vasfının bir tezâhürü de onun kolay elde etme iştihâsında olmasıdır. Zîrâ o âhiret saâdetini, dünyada yaşamak ister. Bu sebeple insanların birçoğu âhireti bırakır da dünyaya meyleder. O büyük âhiret mükâfâtına ehemmiyet vermediği gibi o acıklı azâbı da düşünmez. Aceleciliğinden dolayı hayır ve şerri birbirinden ayırmadığı için âkıbetini hesâba katmaz. Âyet-i kerîmede insanın bu aldanışı şöyle beyân buyrulur:

“Hayır! Doğrusu siz âcil olan dünya hayatını seviyorsunuz ve âhireti bırakıyorsunuz.” (el-Kıyâme, 20-21)

Gerçekten insan, öfkelendiği, bir sıkıntıya düştüğü ve güçlüklerle karşılaştığı zaman, muhâtaplarına çok ko­laylıkla bedduâ edebilmektedir. Hâlbuki bu zor ve güç durumlardan sabır ve me­tânetle kurtulmaya çalışmak gerekir. Ancak aceleci yapısı ile insan, böyle durum­larda ümitsiz ve kötümser bir hâlet-i rûhiye içinde, bâzen de teessürünün çokluğundan:

“Allâh’ım, cânımı al da, beni bu sıkıntıdan kurtar!” gibi sözlerle kendisi için bedduâ eder ki, bunlar aslâ doğru değildir.

Mü’minler, bedduâ etmemeli, sabır ve ihtiyat ile hayra nâil olmak için duâ etmeli, faydalı hizmetleri yapmaya çalışıp hayra dâvet etmelidir. Âyet-i kerîmede tavsiye buyrulduğu üzere:

“…Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından muhâfaza eyle.” (el-Bakara, 201) diye niyazda bulunmalıdır.

3- İnsan Menfaatine Çok Düşkündür

İnsanın bu vasfını anlatan bir Ayet-i Kerîmede şöyle buyrulmaktadır:

“İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şâyet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenâlık gelse, hemen ümitsizliğe düşüverirler.” (er-Rûm, 36)

“…Sakın şımarma! Muhakkak ki Allâh şımaranları sevmez.” (el-Kasas, 76)

“İnsanlardan kimi Allâh’a (şüphe ve tereddüt içinde) yalnız bir yönden kulluk eder: Kendisine bir iyilik dokunursa, buna pek memnun olur; bir de musîbete uğrarsa, çehresi deği­şir (dînden yüz çevirir). O, dünyâsını da, âhiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyânın ta kendisidir.” (el-Hacc, 11)

Kimi insan da, nefsânî arzulardan kurtulamadığı için kendi zâviyesinden Allâh’a ibâdet eder; gönülden ve içten gelerek değil, belli bir maksat için gâfilâne bir şekilde dindarlık eder. Böyle kimselerde zikir dilde kalmış, kalp mahfazasına yerleşmemiştir. O kişi eğer kendisine bir iyilik gelirse sevinir, bir belâ geldiğinde ise hakîkatten yüz çevirir.

4- İnsan Allâh’a Karşı Pek Nankördür

Âyet-i kerîmede:

“Şüphesiz ki insan Rabbine karşı pek nankördür. Elbette buna kendisi de şâhittir.” (el-Âdiyât, 6-7) buyrulmaktadır.

İsrâ Sûresi’nde geçen şu âyetler ise gâfil insanın bu husûsiyetini canlı bir şekilde anlatarak, bu tiplerin rûh hâllerinin içinde bulundukları şartlara göre nasıl değişkenlik arz ettiğini şöyle ifâde etmektedir:

“Denizde başınıza bir musîbet geldiğinde, O’ndan başka bütün yalvardıkları­nız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski hâlinize) döner­siniz. İnsanoğlu çok nankördür.

5- İnsan Harîs ve Cimridir

“Hayır! Doğrusu siz, yetîme ikrâm etmiyorsunuz; yoksulu yedirmeye birbiri­nizi teşvîk etmiyorsunuz! Haram helâl ayırmaksızın mîrâsı hırsla yiyorsunuz. Malı aşırı derecede seviyorsunuz!” (el-Fecr, 17-20)

“Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendisine fenâlık dokunduğunda, sızlanır, feryâd eder, ona imkân verildiğinde ise cimrileşir, pinti kesilir.” (el-Meâric, 19-21)

“Gerçekten insan dünya malına son derece düşkündür, onu çok sever.” (el-Âdiyât, 8)

“İnsanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren (hümeze), yüzlerine karşı da onlarla alay etmeyi âdet edinen (lümeze) her kişinin vay hâline! O,malı toplar ve onu sayıp durur. Malının gerçekten kendisini ebedî kılacağını sanır. Hayır, yemin olsun ki o Hutame’ye atılacaktır.” (el-Hümeze, 1-4)

“De ki «Eğer Rabbimin rahmet hazînelerine siz sâhip olsaydınız, o zaman (dahî) harcamak(la tükenir) korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir.»” (el-İsrâ, 100)

6- İnsan Kıskanç ve Hasetçidir

İnsan fıtratındaki mezmum sıfatların en tehlikelilerinden biri de kıskançlık ve hasettir. Âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur:

“…Nefsler kıskançlığa meyilli olarak yaratılmışlardır…” (en-Nisâ, 128)

“…Kim nefsinin hırs ve cimriliğinden korunursa işte onlar felâha erenlerin ta kendileridir.” (el-Haşr,

7- İnsan Zayıf Yaratılmıştır

Allâh Teâlâ diğer mahlûkâtı doğumlarından kısa bir süre sonra hemen hayata intibak edebilecek ve kendi başına yaşayabilecek bir kuvvette yarattığı hâlde, insanı uzun bir müddet başkalarının bakımına ve muhâfazasına muhtaç, âciz ve zayıf bir durumda yaratmıştır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Allâh sizi önce zayıf olarak yarattı, zayıflığın ardından size kuvvet verdi, kuvvetin ardından da tekrar bir zayıflık ve ihtiyarlık verdi…” (er-Rûm, 54)

“…İnsan zayıf yaratılmış­tır.” (en-Nisâ, 28)

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin!” (el-İsrâ, 37)
Kulleteyn!

YÖDAK Başkanlığı'na dışarıdan bir bilim insanımızın atanması doğru bir karar...

Hangi açıdan doğru?

"İçimizin kirli olması açısından" tabii ki!

Çünkü, öteki yazıda da belirtildiği gibi, ne yazık insan zalim, cahil, aceleci, menfaatçi, nankör, cimri, haris, kıskanç, hasetçi ve zayıftır... Bu sıfatlar Kuzey Kıbrıs'ta "duble" dir... Haliyle, bir üniversiteden bir profesör bu göreve gelse, anında kavga ayyuka çıkar! Çıkacaktı!

Ancak, bu karar çok da ilginç bir durumu ortaya koymuştur!

KKTC'de, sırf bu "çekememezlik" kiri yüzünden, her hangi bir kuruma, herhangi birini atayamıyoruz!

Bu da "liyakat" denen sistemi bu ülkede oturtamadığımız gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor!

Çıkar, torpil, dayı veya amca sahibi olmak, partili - militan sıfatı taşımak, geniş oy potansiyeline sahip bir aileden gelmek gibi "avantajlar", belirli görevler için "aranan vasıflar" dır!

İşte budur anlatmaya çalıştığımız!

Yapamadık!

1974 sonrası kurduğumuz iki devlet de doğruyu bulamadı!

Bu yüzden de YÖDAK'a başkanlık edecek bir tek "yerel" profesör bulamadıııııııık!

Haaaa, YÖDAK Başkanı'nın illa ki "Kıbrıs'tan" olması gerekir gibi bir saplantım yok!

Sadece, içinde olduğumuz durumu anlatmaya çalıştım!

KKTC'nin kendisi değil ama sistemi "Kulleteyn"dir!

Yani, bu sistem, bazılarımız için, "içinde ne kadar pislik olursa olsun temiz sayılan su" dur.

Bu sudan içmek, "KKTC Pasaportu" taşımak gibidir...

Ama bu sudan içermiş gibi yapmak, aynı zamanda cepte "Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu" da taşımaktır!

Lütfen bulun ve Turan Dursun'un "Kulleteyn" romanını okuyun...

Başsağlığı...

Kayseri Hava İndirme Tugayı... Biz bu tugayın ismini 1974'te öğrendik... Gaziveren'de Ağustos 1974'te ilk kucaklaştığımız Türk askerleri, bu tugayın ünlü komandolarıydı...

Terör, dün bu tugayın askerlerini hedef aldı... Şehitler... Yine şehitler var...

Her ölüm üzücüdür... Ama bu tugayla duygusal bağımız daha büyüktü... Acıyı paylaşmaktan ve başsağlığı dilemekten öteye geçebilseydik keşke...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 8 6 0 2 7 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
4 BİNATLI YSK 8 4 3 1 6 15
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 8 4 2 2 3 14
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 8 2 5 1 2 11
7 YENİCAMİ AK 8 3 2 3 1 11
8 LEFKE TSK 8 3 2 3 1 11
9 BAF ÜLKÜ YURDU 8 3 1 4 4 10
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 8 2 4 2 -1 10
11 OZANKÖY SK 8 2 3 3 -4 9
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 8 2 2 4 -6 8
13 TÜRK OCAĞI LİMASOL 8 2 1 5 -5 7
14 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 8 1 4 3 -6 7
15 CİHANGİR GSK 8 2 1 5 -10 7
16 YALOVA SK 8 1 2 5 -3 5

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 17.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup