KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

08.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kadın ve gençlerin devrimi!

Kuzey Kıbrıs'ta siyasi sistem çökmüştür...

Lütfen eğri oturup doğru konuşalım...

Sistem, içinden çıkılmaz bir haldedir ve "başkanlık sistemi", bir çeşit "değiştirme" şansıdır.

Efendim parlamenter sistem daha iyidir, başkanlık sistemi kötüdür.

Bunu tartışmanın bir anlamı yoktur.

Sabaha kadar tartışırız!

Önemli olan mevcut yapının temizlenmesidir. Yenilenmesidir.

Efendim, Anayasa değişikliği ve referandum mu gerekir?

Gerekirse yapılır ve sistem değiştirilir.

Yeni sistem, sıfırdan başlar ve yenilenir...

Bu bir düşüncedir, öneridir, beklentidir.

-*-*-

Peki olmazsa?

Olmazsa, ilk aşamada kadınların gençlerin siyasette daha aktif olmaları sağlanabilir.

Dün bu konu kahvaltılı bir toplantıda gündeme geldi.

Şenay Ekingen başkanlığında, İş Kadınları Derneği'nin yeni yönetimi ile kahvaltıda bir araya geldik...

Kadınlar her zaman gençtir ama bu kadro, bir o kadar daha genç...

Ülkede, kadınların ekonomik yaşamdaki etkileri ve ağırlıkları artıyor.

Arttıkça, siyasetteki ağırlıklarının da daha ciddi noktaya geleceğinden eminim.

Ve bu da, kirli erkek egemen meyhane siyasetçiliğini; cenaze ve düğün politikacılığını bir nebze bastıracaktır.

İş Kadınları Derneği çok başarılı kadın girişimcileri her yıl ödüllendiriyor... Bu ödüllere bayılıyorum... Başarılı kadın girişimcilerin ortaya çıkarılması ve onurlandırılması çok doğru bir güzellik...

Özelde iş kadınlarının, genelde tüm kadınların çok başarılı işlere imza atmaları ve ülke yönetiminde etkili olmaları da sistemi değiştirebilir.

Söylemek, anlatmak istediğim de budur.

-*-*-

Bana göre, Sibel Siber'in iki aylık başbakanlığı, çok başarılı ve heyecan verici bir dönemdi...

Emine Dizdarlı'nın Ombudsman sıfatı ile ortaya çıkışı, topluma huzur ve güven verdi... Bir miktar siyasi "girişimci" de daha sakin "girişim" yapmak zorunda kaldı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik ve yargıç kadrolarımızdaki çok sayıda kadın hukukçu, bana göre çok ciddi fark yaratmış durumdadır.

Eğer iş kadınlarının sayısı ve başarıları artarsa, siyasette ağırlıkları üst seviyeye çıkarsa - ki önümüzdeki ilk genel seçimde kota uygulaması da buna yardımcı olacaktır - bu ülkede ciddi bir devrim yaşanabilir.

-*-*-

Gençliğimizde çok hayalini kurmuştuk ama sanırım silahlı devrim şansımız yok...

Başkanlık sistemi bence kaçınılmazdır ama önünde anayasal engel, referandum sıkıntısı olabilir.

Ancak kadınların ve gençlerin daha aktif, daha önce çıkmaları da bir devrim olur...

***

Bir kişi, ne kadar kuraklık tazminatı alabilir?

Çiftçinin alın teri ile ektiği ürünü kuraklıktan zarar görürse, bu çiftçimizin tazminat alması hakkı mıdır?

Evet hakkıdır!

Peki, liberal ekonomilerde bu böyle midir?

Hayır değildir...

Elbette çiftçi primini daha önce ödemiş olabilir ve tazminatını da sigortadan alacaktır... Ancak, bu sigortanın, ülke ekonomisine zarar vermemesi de gerekir...

Neyse, bir yerlerden bakan parayı bulsun, tarım aksamasın...

Ancaaaak, eğer serbest piyasa ekonomisindeyseniz, devlet sigortacılık yapmamalıdır diye düşünüyorum. Hatta eminim...

Amaç tarımı korumak ve geliştirmekse, bunun sigorta tazminatı ile olmayacağı da gayet açıktır!

Aslında anlatmaya çalıştığım, laf gevelemeyi gerektirmeyen bir şeydir.

Bu tazminat işini "gelir kaynağı" haline getirenler vardır.

Ve çoğunluğu da devlet memurudur...

Nasıl mı?

Eğer yanlış duymadıysam, 250 bin TL kuraklık tazminatı alan var!

Ya da almak üzere olan!

3 bin dönüm kuraklık beyan eden biri, dönüm başına 89 TL alabiliyor...

Hesaplayın!

3 bin çarpı 89 TL eşittir 267 bin TL!

Havadan para dersek, yanlış mı söyleriz?

Elbette çiftçimize bir dediğimiz yok...

Ama bu tazminat olayını istismar edenler olduğu konusunda şüphem sıfır!

Bu günlerde tazminatlar ödeniyor!

Umarım duyduğumuz yanlıştır!

267 bin TL kuraklık tazminatı nasıl bir şeydir?

İnanıyorum ki, bir kişi, bütün Mesarya'yı ekse ve hiç kuraklık olmasa ve o hasadı satsa, 267 bin TL'yi zor kazanır! hatta imkânsızdır, kazanmaz!

Bu tazminat işi, bir gelir kaynağı mıdır?

Nedir?

Bakın, bir çiftçi, hakkıyla, alın teriyle, devlet memuru olmadan ekim yapıyor ve kuraklık cidden vurmuşsa, anlarım...

Ancak 267 bin TL tazminat alabilen varsa, çiftçi eylemlerinin haklı olduğu şüphem de ortaya çıkar...

Bir daha yazacağım, hakkı olan gerçek çiftçiye diyeceğim yok ama... Ne bileyim!

Bu sistem kesinlikle elden geçirilmelidir.

Kuraklık tazminatı, bilmem ne tazminatı, o ödeneği, bu ödeneği... Ödenenlerin çoğu da devletin memuru...

Mesele karmaşıktır ve bir o kadar da karanlıktır!

Çiftçinin bütün kavgası, (eğer doğruysa ki inşallah doğru değildir); bazı büyük çiftçiler 250'şer bin TL alsın diye midir?

Offffff! Ki ne offff!

***

Ben Göremeyeceğim

Birçok fıkra vardır, "karakterlerini değiştirip", defalarca anlatabilirsiniz...

Hatta "Kıbrıs sorunu" veya "KKTC çok yaşasın" meselelerinde, sağcı - solcu ya da "çözümcü", "çözüm karşıtı" fıkraları yaratabilmek de çok kolaydır...

-*-*-

Mesela, şu fıkraya bir bakalım...

Bir Kıbrıslı Türk milliyetçi, bir Trumpçı faşist Amerikalı ve bir Putinci Rus milliyetçisi şeytanın huzuruna çıkarlar. Hepsi şeytana dileklerini söyleyeceklerdir, o da onlara ne zaman gerçekleşeceğini söyleyecektir. İlk önce Amerikalı sorar:

- Amerika ne zaman her yönden tam olarak dünyanın hakimi olacak? der.

Şeytan da:

- 50 yıl sonra der.

Ameirkalı ağlamaya başlar:

- Vay ben göremeyeceğim, vay ben göremeyeceğim...

Sonra Rus sorar:

- Rusya ne zaman dünyanın hakimi olacak?

Şeytan cevap verir:

- 100 yıl sonra.

Rus da başlar ağlamaya:

- Vay ben göremeyeceğim, vay ben göremeyeceğim...

Kıbrıslı Türk de sorar:

- KKTC ne zaman tanınmış bir devlet olacak?

Bu sefer şeytan ağlamaya başlar:

- Vay ben göremeyeceğim, vay ben göremeyeceğim!

-*-*-

Fıkrayı sonuna kadar aynen devam ettirin. Sadece Kıbrıslı, "çözüm yanlısı" olsun... Mesela, bir milliyetçi Rus, bir faşist Amerikalı ve ben...

Fıkranın en sonunda soruyorum:

- Kıbrıs sorunu ne zaman çözülecek?

- Bu sefer şeytan ağlamaya başlar:

- Vay ben göremeyeceğim, vay ben göremeyeceğim!

-*-*-

Bu arada yukarıdakilerle hiç alakası olmayan, "Temel'in karısı ölmüş!" adlı bir fıkrayı da hazır fırsat bulmuşken sizlerle paylaşmış olayım...

"... Fadime genç yaşta vefat etmiş. Kocası Temel bir gün Fadime'nin mezarı başında duasını ettikten sonra kendi kendine söylenmiş:

"Ah Fadime ah! Keşke şimdi yanımda olsaydın da mutlu mesut yaşasaydık."

Tam bu sırada esen hafif bir rüzgar çimenleri kıpırdatmış.

Temel tedirgin olmuş:

"Şaka yaptım Fadime'ciğim... Şaka, şaka!.."

***

Hidi Klum

Dünyanın en güzel kadınlarından biri... En ünlü modellerinden biri... 43 yaşında... 4 çocuk annesi... Alman Model Heidi Klum...

Şimdilerde kendi adıyla, kendi dizayn ettiği iç çamaşırları var... Ve onların modelliğini de kendisi yapıyor... Bu sayfaya çok konuk oldu ve olmaya devam edecek...

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.