HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

03.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kafam karışmadı dersem yalan söylerim!

Hükümetin “Kıbrıs sorunu ile ilgili görüşlerinde” ciddi yumuşama hissettim...

Yani, sakın kimse yanlış anlamasın ama, mesela “dağa çıkarım” demesini cidden beklediğim bir şahin bakan, öyle bir açıklama yaptı ki, “ağlayım mı, güleyim mi, delireyim mi” pek karar veremedim!

Öyle donuk donuk baktım sadece.

Tahsin Ertuğruloğlu’ndan bahsediyorum!

Ne dedi?

“Adanın iki eşit sahibiyiz” dedi...

Nasıl olur?

Biz, sadece Kuzey tarafın sahibi değil miydik?

Biz, Kuzey’de devlet kurmamış mıydık?

Bir de dedi ki Tahsin Ertuğruloğlu, “Türkiye dilediğinde müdahale edebilmeli” ki bunu Akıncı da söylüyor, “ikisine de kurban olam!”

Şimdi, Tahsin Ertuğruloğlu ve O’nun gibi düşünen “KKTC”ci kişiler, aşırı milliyetçi, aşırı çözüm karşıtı, aşırı kışkırtıcı açıklamalar yaptığında, moralim düzelir.

Ve derim ki, “iyiye doğru bir gidiş var”...

Bu ezelden beridir böyledir!

Kısacası, şahinler çok öttüğü zaman, bilirim ki ortalık güvercinle doludur.

Ama, şahinler, güvercin sesi veya ona yakın ses çıkardığında, yani “Biz Adanın iki eşit sahibiyiz” gibi, herkesin bildiği, savunduğu, desteklediği hatta AKEL’in madalya dahi verebileceği bu tür çıkışlar gerçekleştiğinde, “pipiriklenirim!”...

Paranoyak olurum!

Gözümü dört açarım!

Veyaaaaa, “Anavatan” derim.

Çünkü, Anavatan’a, vücutlarındaki tüm organlardan bağlı olan KKTC Meclis içi siyaseti, Ankara’dan gelen talimatlara “gık” demez, diyemez.

Acaba diyorum, Ankara’dan abim gelmiş, evde bir bayram havası, annem babam beni çok severmiş! Hani İhan Şeşen’in şarkısı gibi falan mı?

Çözüm bayramı mı?

Tahsin abim yumuşak açıklamalar yapıyorsa, “ya çözümden çok uzaklaştık, ya Ankara’dan talimat geldi ya da Sayın Bakan’a kalp ameliyatı çok yaramış!”...

Birlikte göreceğiz!

Kafam karışmadı dersem yalan söylerim!

Haaa Osman Ertuğ ve Ergün Olgun mu?

Ankara onları sallamıyor, bilgilendirmemiştir...

***

Bir ülkede üretim biterse, o ülkenin halkı da biter!

KKTC’de üretilen bir ürün düşünün... Mesela deterjan...

Yerli malı deterjan. Çok kaliteli. Ve ben hep onu kullanırım. Ama ismi lazım değil.

KKTC’ye ithal edilen bir deterjan daha düşünün...

O da, reklamı bol Türk televizyonlarında...

Bu ithal deterjanın fiyatı, KKTC’de Güney’den daha ucuz...

Çok ünlü bir kahve markası... Dünya çapında bir kahve... “Instantcofee” dediklerimizden... Güneyde bu kahve markası daha ucuz...

KKTC’de üretilmiyor.

KKTC’de muadili üretilen bazı ürünler, bazı şeyler, ne hikmetse Güneyde daha ucuz!

Neden?

Düşünmek lazım!

Demek ki yerli ürün, fiyatı dengeleyebiliyor...

Neyi mi anlatmaya çalışıyorum?

Anlatmaya çalıştığım, yerli üretimin aslında çok çok önemli olduğudur.

Binlerce ton meyve üretiyoruz, mesela narenciye... Ama, yurt dışından milyonlarca dolarlık portakal suyu getiriyoruz.

Haaaa, “getirmeyin” de demiyorum.

Enver Hoca Arnavutluk’unda değiliz canlarım benim!

Ya da Turgut Özal öncesi Türkiye’sinde yaşamıyoruz!

Ama ne yapmak lazım?

Şunu iyi bilmek lazım ve mutlaka yapmak lazım; biz de aynısından veya benzerinden üretiyorsak, ithalatı fonla “dengelemek” kaçınılmazdır.

İthalat ve ihracat rakamlarımızı KIBRIS Ekonomi eki geçtiğimiz Pazartesi yayınladı.

Bu rakamlar iflasın ispatıdır aslında.

Ve hükümet, bu konuda eğri oturup doğru düşünmelidir.

Evet, çok zordur hükümetler için bu tür kararlar almak... Ama, oturup çok ciddi planlar yapılmalıdır.

Bir ülkenin üretimi biterse, o ülkenin halkı da biter... Bitmeden, bir önlem alsak diyordum!

***

Rusya her zaman Kıbrıs sorununun içindedir

Annan Planı günlerinde, son dakikalarda AKEL Rusya'dan bir talepte bulunmuştu...

Neydi bu talep?

Üç aşağı beş yukarı,  çözümün hayata geçirilmesini garanti altına alacak BM Güvenlik Konseyi tarafından güçlü bir kararın benimsenmesiydi...

Rusya bunu veto etmişti ve iddialara göre veto talebini Türkiye yapmıştı.

Bu konuyu yeterince tartışmadık...

Rusya o günlerde o garantiye onay verseydi, Annan Planı'nın 12'nci yılındaydık...

AKEL şu anda da benzer bir talepte bulunuyor.

Rusya, aslında müzakere sürecinin çok dışında duruyormuş gibidir ama göbeğindedir.

Çok önemli bir güç olması yanında, Güney Kıbrıs'ın (daha önce de yazdık), Yunanistan'dan önceki ana vatanıdır Rusya...

Ve son bir kaç gün içerisinde, Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis'ten sonra, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias ile görüşmesi de "havadan sudan meselelerle ilgili" değildir. Kesinlikle Kıbrıs sorunuyla bağlantılıdır ve politika netleştirmesi yapıldığı da açıktır.

Genelde ABD, İngiltere ve AB'nin Kıbrıs sorununda daha etkili ve daha aktif olduğunu sanırız. Bu bir yanılgıdır. Rusya, her zaman meselenin baş aktörüdür.

Hatta, Rusya'nın, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olduğu dönemde Doğu Akdeniz'e rahat bir şekilde inememesi için Kıbrıs'ın karıştırıldığı ve birbirimizi öldürmeye başladığımız, katı bir Katolik kardeşimin İncil'e inandığı kadar inandığım bir "gerçek"tir.

Mont Pelerin - İsviçre...

Çok önemli gelişmelere gebedir...

***

Blowin' in the wind

Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Bob Dylan, Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu ay içinde kendisine verilmesinden sonra ilk kez İngiliz Daily Telegraph gazetesine konuştu.

Dylan, ödülün kendisine verilmesinin 'nutkunun tutulmasına neden olduğunu' söyledi. Merkezi İsveç'te bulunan Nobel Akademisi, Dylan'ın aralık ayındaki ödül törenine katılıp katılmayacağına karar verilmediğini söylemişti.

Dylan Daily Telegraph'a, 'eğer mümkün olursa ödülü almaya gelmeye niyeti olduğunu' belirtti.

Nobel Akademisi, Bob Dylan'ı "Amerikan şarkı geleneğine yeni ve şiirsel bir ifade tarzı getirdiğini" belirterek bu ödüle layık bulmuştu. Ancak Dylan'ın 13 Ekim'deki bu açıklamadan sonra sessiz kalması tartışmalara neden olmuştu.

En sevdiğim şarkılarından biri "Blowin' in the wind"tir...

Ne muhteşem sözler var o şarkıda... Dylan'a ait...

Kendimce bir baktım... Kafamda çevirdim... Kırptım, kısalttım...

Düz metin yaptım...

"... Sonsuza dek yasaklanıncaya kadar daha kaç kez bombalar patlatılacak?

Tamamı denize kayıncaya kadar, daha kaç yıl bir dağ yerinde duracak?  Yes, how many years can a mountain

Özgür olmayı başarana kadar daha kaç insan hayatta kalmayı da başaracak?
   İnsanoğlu, görmemezlikten gelip de daha başını kaç kez öteki tarafa çevirecek?

İnsanoğlu, gökyüzünü görmek için daha kaç kez yukarı bakmak zorunda kalacak?

İnsanların ağladığını işitebilmek için bir insanda kaç kulak olması lazım?

İnsanın, insanların öldüğünü anlayabilmesi için daha kaç insan ölmek zorunda kalacak?"

-*--*-

Yanıt mı?

Arkadaşım yanıt, rüzgarda uçuyor...
-*--*-

Bu adam Nobel almaz mı sizce?

***

Çok güzel

Scarlett Johansson... 31 yaşında. Danimarka asıllı Amerikalı aktris... Hiç bir şey yazmaya gerek yok. KIBRIS'ın en genç muhabiri İsmail Volkan diyor ki, "abi çok güzel!"...

REUTERS/Mario Anzuoni
 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.