KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

25.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kalbimiz, sevişmemiz, sarımsağımız ve soğanımız!

“Kalbinizi düşünmek için hiç bir zaman geç kalmış değilsiniz”…

Elbette bunu “ben” söylemiyorum!

Ne kardiyoloğum ne göğüs – kalp cerrahisi uzmanı ne de dahiliyeci!

Zaten dahiliye yani iç hastalıkları uzmanı olsaydım, şu anda her halde Dünya’nın bir ülkesinde ama büyük olasılıkla da Türkiye’de bir hastanede çalışıyor olacaktım!

KKTC’de mi?

Girmeyelim o meseleye…

Ama şu meseleye bir girelim!

Efendim, dünkü gazetelerin tümünde, sağlık turizmi ile ilgili bir haber vardı…

Bu habere göre, KKTC Turizm Bakanı, bir kurumla anlaşma imzalamış ve sağlığımızın turizmi, artık internette bilmem kaç dilde, bilmem kaç ülkede pazarlanacakmış!

Yani diyorum, Allah göstermeye, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’ni pazarlıyor olmayalım!

Pazarlamadığımızdan da eminim!

Özel hastanelerimiz var, herhalde onları pazarlıyoruz… Daha da doğrusu, sanırım, bir özel hastanenin pazarlanışıdır diye düşünmekle birlikte, yine de “yanlış bir şey değil” diyorum.

Neyse, sağlık önemli.

Özellikle de yaş ilerledikçe, kilo arttıkça, yağ çoğaldıkça, tansiyon yükseldikçe, stres hiç bitmedikçe; “diyor ki uzmanlar; kendinize dikkat edin!”…

E doğrudur, edelim de, nasıl?

Doktor tavsiyesine uyun, diyetisyene gidin falan…

Veya benim gibi, ağır alkollü – ağır kuyruk yağlı ve her türlü kolestereollü bir meyhane akşamının ardından, gazlı bir diyet cins kola için!

İyi geliyor! Afedersiniz ama iyi “genirtiyor!”…

Stres de inadına üstüme geliyor

Efendim, yaş 50’ye dayandı… Elliye bir vardayız…

Kilo gani, 133’ten aşağıya düşemiyoruz.

“Çık sevgili stres kardeşim hayatımdan” dedikçe, inadından mıdır nedir, dozajı artırarak üzerime geliyor…

Haliyle, biz de çareyi, internet doktorundan arıyoruz...

O kadar ki, hepimiz yanlış olduğunu bildiğimiz halde, internet nedeniyle, birer Gülgün Vaiz olup çıkıyoruz...

Yanlışşşş!

Süper yanlış!

Ama olsun, bazı araştırmaları okumanın sıfır fayda olduğu inancında değilim.

Ve öyle de yapıyorum... Boş zaman buluyorum, okumaya çalışıyorum...

Tavsiyede bulunmak gibi bir niyetim yok!

Efendim, İngilizlerin Daily Telegraph gazetesi geçtiğimiz gün, yoksa dün müydü... Her neyse, bu gazete, kalple ilgili çok çarpıcı ve yeni bir kitaptan söz etti.

Kitabın yazarı, Dr. Johannes Hinrichvon Borstel...

Dr. Von Borstel, doktor olmadan önce uzun yıllar “paramedic” olarak çalıştı...

Acil durumlarda yaralılara ilk müdahale eden kişiydi. Sonra efendi tahsilini bitirdi ve doktor oldu.

Kendini “kalbe” verdi...

“Kalp: Vücudumuzun en önemli organının hikayesi” diye kitap yazdı.

Gazete de bu kitabı tanıtan bir makale hazırladı.

Ben de bugünkü yazımı, tavsiyede bulunmak maksadıyla değil elbette ama çok hoşuma gittiği için, özetleme ihtiyacı hissettim.

Yani, diş fırçalamıyor veya doğru diş fırçalamıyor olmak bile, kalp krizini tetikleyebiliyormuş.

Türkiye’de diş fırçalama oranı çok düşük mesela... Aşağılamak için değil, uyarmak için yazıyorum...

Bizde bu konuda ciddi bir istatistik yok. Neden, işte bunu aşağılamak için yazıyorum; “çünkü KKTC’de kimse nüfusu bilmiyor ki!”... Nüfusunu bilmeyen bir devlet, kaç kişinin dişini fırçaladığını nasıl bilecek?

Damarda biriken yağ!

Neyse, Dr. Von Borstel’e göre, atherosclerosis, damarlarda biriken yağlarmış... Ve bu atherosclerosis, herkeste, 25 yaştan itibaren birikmeye başlıyormuş... Sonuçta da ya felce ya da kalp krizine yol açıyormuş.

Efendim, bu atherosclerosis denen beladan kurtulma şansımız var mı?

Dr. Von Borstel, “hayır” diyor...

Doktora göre bu bela, dünyada yaşayan 50 yaş üzeri herkeste var olan bir hastalık. Yani 50 yaş üzeri yüzde yüz herkeste... Peki, herkes kalp krizi geçirecek ya da felç mi olacak?

“Hayır” diyor Dr. Von Borstel... “Tamamen bunu durdurmak mümkün değil ama ne kadar hızlı ilerleyeceğini engelleyebilirsiniz...”

Doktor işte bu hızlı ilerleyişi durdurmanın yöntemlerini, kitabında anlatıyor.

Çok hoş bir konu

Bu yöntemler bana ilginç geldi. Paylaşmak istedim. Yani, bunca sıkıcı siyasi konu içerisinde, bu konu bence daha hoş ve daha anlamlı...

Von Borstel, kendi tecrübesi ve biriktirdiği bilgiyi paylaşıyor... Kalbin, hangi yaşta olursa olsun daha sağlıklı atmasının yöntemlerini anlatıyor.

Sevdiğiniz biriyle sevişin

Dr. Von Borstel’e göre, kalbin sağlamlığının birinci şartı, “sevdiğiniz biriyle sevişmek”...

Neden?

Çünkü, diğer bütün “cardio” çalışmalarından çok farklı olarak, “sevdiğiniz kişiyle seks yapıp orgazm olmak”, inanılmaz faydalı hormonlar sağlıyormuş!

Bir orgazm, 50 farklı kimyasal salgılayabiliyormuş.

Kucaklama hormonu olarak da adlandırılan “oxytocin” bunlardan biri... Kan basıncını düşürüyor. Bu ispatlanmış... Stresi düşürüyor, bu da ispatlanmış.

Sonracığıma, yabancı biriyle değil de sevdiğiniz biriyle sevişirseniz, oxytocin daha çok üretiliyormuş.

Efendim, bu adam bunları uyduruyor mu?

Hayır!

2 bin 200 kişi bu konuda denek olarak kullanılmış...

Düzenli seks yapan kadınların tansiyonları daha düşük çıkmış, daha düşük riskte kalp krizi sınıfına girmişler...

Dr. Von Borstel’e göre seks sırasında salgılanan bir diğer faydalı hormon ise “Endorphin” miş...

Bu da, daha düşük kalp atışını sağlayıp, kalp kaslarına daha az kan basıncı gitmesine neden oluyormuş...

Aynı zamanda “oestrogen” ve “testosterone” hormonlarının her ikisi, kolesterolü düşürüyormuş.

Yüksek kolesterol yağ birikimine sebep olduğu için, düşük kolesterol da iyi geliyormuş.

Kısacası, Dr. Von Borstel’e göre, “sevdiğiniz bir kişiyle mümkün olduğunca çok sevişmek, kalbe çok faydalıdır”...

Kesinlikle en iyi bilen kendi doktorunuzdur

Peki, sevişmek kalbe hiç mi zarar vermiyor?

Mutlaka siz doktorunuza sorun bunu... Kesinlikle beni okuyup da ona göre davranın diyen yok... Doktorunuz en iyisini bilir, bundan eminim ama Dr. Von Borstel diyor ki, “... angına veya göğüs ağrısı, kalp damarı daralması varsa ya da kısa zaman önce kalp ameliyatı geçirmişseniz ve seks yapmaktan korkuyorsanız, iyileşmeyi bekleyiniz... Bu da dört veya altı haftalık bir süredir...

Aman Barış Manço olmayalım!

Dr. Von Borstel diyor ki; “... seks yapmak kalbe çok iyi bir eksersiz sağlar, bir kişi kalp sorunu yaşayıp da atlatmışsa, sevişmekten vazgeçmemelidir”...

Bir kez daha uyarıyorum... Bunlar, benim okuyup da buraya aktardıklarımdır. Sizde bu cins bir sorun varsa, doktorunuza mutlaka bir soruverin... Canlarım benim, sonra ansızın Barış Manço gibi falan olmayalım...

Sarımsak, zencefil ve soğan

Peki başka?

Sarımsak, zencefil ve soğan...

Evet kokacaksınız!

Kokunca da nasıl sevişeceksiniz?

Yani ikinci mesele, birinciyi azaltmayacak mı?

Kardeşim, yıkanın, dişlerinizi fırçalayın, maydanoz çiğneyin, ciklet atın ağzınıza...

Bir bardak suya, bir çay kaşığı zencefil kökü ve üç çay kaşığı rendelenmiş sarımsak atın, için!

Günde bir bardak...

7 saat uyku

Ve sonuncu şart... Yani sevişin, sarımsak, soğan, zencefil tüketin... (Aşırıya kaçmadan ha!) İyi uyuyun..

Dr. Johannes Hinrichvon Borstel, “iyi uyumak uzun uyumak değildir” diyor.

“Yedi saat en güzeli” diye de ekliyor...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.