• 12 Şubat 2017, Pazar 9:52
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Kamuda sil baştan başlamak gerek!

Aman Allah'ım, bu bir felaket; bu bir facia!

Neden?

Kamuda mesai saatleri değişmiş!

Hadi yahu; ne olmuş?

Artık memurlar 15.30'da evlerine gitmeyecekmiş!

Memurlar, (tümü değil elbette), 15.30'da mı evlerine gidiyordu?

Eveeeet!

Şimdi kaçta gidecekler?

17.00'de!

Yapma be!

Yani, memurların haftalık çalışma saatlerinde artış mı oldu?

Hayır canım...

Sadece, eskiden 15.30'da eve gidiyorlardı, şimdi bir buçuk saat daha fazla kalacaklar...

Eskiden Perşembe 18.30'da mı çıkılıyordu?

Yoksa 18.00'miydi?

Yoksa, 15.00'ten sonra bir memur bulursan, iki yaz mıydı?

Kardeşim, mesele mesai değildir verimliliktir...

Devlet işverendir. Bu işverenin CEO'su da hükümettir... Mesaiyi değişmiştir...

Çalışma yaşamında her sendikal ve insan hakkına saygım sonsuzdur.

Ama, Dünya'nın hiç bir ülkesinde, devlet memurluğu, KKTC'deki kadar istismar edilir halde değildir.

Abarttım mı?

Olabilir!

Çünkü ben Dünya'nın her ülkesinde insanların mesaiye uyumu konusunda herhangi bir çalışma ya da rapor görmedim...

Ama, 15 yıl yaşadığım İngiltere'den biliyorum; özel veya kamu hiç fark etmez; KKTC kadar rahatı yoktur!

Vergisiz ikinci iş mesela!

İngiltere'de ikinci iş serbesttir...

Mesainin dışında... Ama kaçak ya da karaborsa değildir... Vergisi çok yüksektir... Mesela kazanacağınız 100 Sterlin'in 51'ini devlet alır... İlk maaşınızda vergi yüzde 30'lar civarındadır... Yerseniz?

Bizde?

Bizde, ikinci iş çok yaygındır...

Mesela çiftçilik, hayvancılık yapan çok sayıda devlet çalışanı vardır!

Çiftçiliğin - hayvancılığın tanımı yapılmadığı için, yasak olmasına rağmen, bir yakını adına tahıl üretimi yapan ve kuraklık tazminatını cebe indiren memur sayısı, az değildir!

Neymiş?

Mesai saatleri değişmiş!

Mesela 12.30 - 13.30 arası öğle arası verilmiş!!!

Yok muydu bu ara?

Siz ciddi misiniz?

Lefkoşa'da restoran sahipleri veya yöneticileri ile konuşun, hafta içi her gün, memur müşteri sayısını size "off the record" söylesinler; sonra bana gelin şikayet edin...

Bu ülkenin, çok ciddi bir kamu reformuna, kamuda küçülmeye ihtiyacı olduğunu bize söyledikleri zaman kızıyoruz değil mi?

Kızın!

Ama, kamu sektörü, bu ülkenin kamburudur...

Silkelenmeye, temizliğe, yeniden yapılanmaya, yeniden şekillenmeye, yeniden kurulmaya ihtiyacı vardır!

Adını siz koyun!

Şarkıdaki gibi; sil baştan başlamak gerek!

Bu gol barışın golüdür!

Güzelyurt Zafer Stadı...

Adı öyleydi...

Omorfo'da 1974'te hazır bulduğumuz bir çim sahaydı...

1974'te, bölgedeki Türk esirleri ilk tuttukları yerdi!

Babam ve dayım burada top oynamadılar ama esir tutuldular... Bir gün galiba...

Sonra, Rum esirler tutuldu!

Ardından Ada bölündü!

Bu sahanın da bulunduğu Omorfo'nun adı Güzelyurt oldu!

Sahaya da "Zafer" Stadı dedik!

Zafer nedir?

Savaşta kazanılan başarı!

O zaman doğru!

Savaşta başarı kazandık...

Ama sonrası?

Hüsran!

Yani, beklenen şeyin elde edilememesinden duyulan acı!

Neydi zafer sonrası beklenti?

İnsan gibi yaşam!

Oldu mu?

Oldu diyen, doğru söylemez!

Omorfo mu?

Omorfo 1974 sonrası çok heyecanlı ve çok güzel ama hepsinden öteye yemyeşil bir narenciye cennetiydi.

Kuruttuk!

100 bin dönüm narenciye, 30 binlere indi.

Şimdi, Omorfo'ya 42 senede hiç kimsenin yapılmadığı yapıldı.

Tartan pisti bulunan ve ışıklandırılmış bir saha yaratıldı...

Rum'dan kalanın üstüne!

Olsun!

Bu da olsun!

Mesaj mı?

Mesaj net: Güzelyurt verilemez!

Mi?

Bilemem mi bemol, si bemol, la diyez!

Bir de ihale garagözlüğünü atlatıp hastane inşaatına başladık mı; Anastasiadis - Akıncı cırmalasa, bu iş olmaz!

Yani, bize mesaj lazım!

Peki Rumlar, anlaşır mı Omorfo verilmezse?

Ne bileyim, ben çok sıkıldım artık bu işlerden...

Bakın, ne güzel ışıklı bir çağdaş sahamız oldu.

Üstelik, bu sahanın adı muhteşem...

Üner Berkalp... Yakışır...

Merhum hocamız, hem Güney’de, hem Kuzey’de binlerce sporcu yetiştirdi ama ömrünün en güzel günlerinin büyük çoğunluğu bu sahada geçti...

Çok güzel bir saha...

Siyasi mesaj da verdi... Hükümet adına, kesinlikle alkışlanacak bir durum, dün de yazmıştık...

Ve bence en güzeli; açılış maçında ilk golü atan sporcu!

Açılış maçını, sahanın ev sahibi iki takımı oynadı. Güzel rastlantı... Binatlı favoriydi, Baf Ülkü Yurdu 2-1 aldı... Derbinin favorisi olmaz... Sonuca çok sevinenlerden biri de ben...

Haa ne demiştik?

Golü atan sporcu!

Kim miydi?

Hari canım!

Harris...

Charalambous Louziou...

Aaaa; bir Rum!

Bizi kesmedi ey TMT'ci kardeşlerim!

Tahsin Ertuğruloğlu var mıydı açılışta?

Bilemiyorum! Gidemedim çünkü işten çok geç çıktım cuma akşamı... Çok gitmek isterdim ama TV'de, aşk porgramı yapıyordum...

Belki bugün Lefke'de, Çetinkaya - Lefke maçına giderim. Çok isterim. Güzel maç olacak!

Offff konu dağılıyor...

Kim atmıştı ilk golü?

Tahsin bakanım ilk golü, Harris attı... Rum!

Bizi kesmedi!

Akritas Planı falan da yok!

Baf formasını çekmiş üzerine, kardeşim, canım, süper Harris!

Baflılar sana hayran!

En güzel mesaj bence buydu...

Nereden nereye?

Esir kampından müzakere masasına, ışıklandırmadan tartan piste... Tam 42 yıl sonra, Baf ve Polemitya takımları, Omorfo'da, Kıbrıs Türk Ligi'nde ve Harris'in 37'nci dakikadaki golüyle, Ülkü Yurdu, Binatlı karşısında 1-0 öne geçiyor sevgili seyirciler... Harika bir gol!

Harris'in golü, aynı zamanda barışın da golüdür.

Tüm barış karşıtlarına girsin! (Gol girmesi anlamında yazılmıştır, kol girmesi anlamına lütfen çekilmesin!)

İyi pazarlar...

Trump'la konuşmak veya elini sıkmak mı dediniz?

Biliyor musunuz, insan ülkesini sevmeli... Bizim olmasa da, ülkesinin ulusal takımlarını tabii ki desteklemeli ve ulusal değerleri ile gurur da duymalı...

Ama insan, başka ülkeleri de sevmeli, dilerse, onların başarılı ulusal takımlarını da alkışlamalı... Gurur duyar mı? Duyamaz...

Haaa isteyen duyar da!

Mesela bende "ulusal gurur" patlaması hiç yaşanmadı...

KKTC'nin her hangi bir ulusal takımının başarısı ile çok çok az gurur duyma şansım oldu...

Lisede öğrenciyken, okuduğum okulun futbol ve atletizm takımı sık sık Türkiye şampiyonu oluyordu, yaşadığım en ciddi "ulusal haz" odur...

Peki, ben bir futbol hastası olarak, hayatım boyunca hiç mi ulusal haz duymayacağım?

Çocukluğumda hatırlarım, bir kaç kez Türkiye'den gelen bazı "ulusal" formalı takımlarla, bizim ulusal takımımız oynamıştı...

Kadroyu bile sayarım... Hatta, ilk 11'de kalede Baf Ülkü Yurdu'lu Hikmet abi (Çınaroğlu) değil de Mağusalı Mustafa abi (Oraloğlu) oynadığı için çok da kızgındım!

 

-*-*-

 

Ulusal gurur duyamadık diye, gittik mecburen Tottenham taraftarı olduk; İngiliz ulusal takımını da alkışlar hale geldik...

Orada kaldık, hâlâ oradayız...

Neyse, insan ülkesini sevmeli... Ben ülkemi çok seviyorum... Kıbrıs'ın haritasına bile hastayım... Her köşesine aşığım... Bu yüzden kirletilmesinden, çöplüğe çevrilmesinden, uyuşturucu, kerhane, kumarhane cennetine dönüştürülmesinden huy kapıyorum. Denizine insan dışkısı pompalanmasına deli oluyorum...

Ammmaaaa; bu ülkeyi çok seviyorum diye, farklı dil, din, ırk, cinsiyetten olanların girmesinin yasaklanmasına karşıyım... Vatandaşlık başka şeydir; ama KKTC'ye gezmeye veya yasal olarak çalışmaya gelen birinin, "hayır sen siyahsın gelemezsin" diyerek durdurulmasını kabul edemem.

"Dur canım, sen Katoliksin, giremezsin!"

Olur mu?

Haaaa, planlarsın işçi ihtiyacını, çalışma izni vermezsin o başka bir şey!

Ama, tekrar ediyorum, kimseye, ırkı, dili, dini, cinsiyeti, rengi farklıdır diye giriş yasağı koyamazsın!

Koyarsan, ırkçısın, insanlık düşmanı, pis bir faşistsin!

 

-*-*-

Amerikalılar da ülkelerini sevebilir... Gurur duyacakları çok şeyleri de elbette vardır... Mesela basketbol takımları... Ve ne ilginçtir, Amerika'da gurur duyulması gereken sporcuların tamamına yakını "beyaz Trump" değildir... Hepsi Afrika kökenlidir. Çok da Müslüman vardır bu Afrikalı sporcular arasında...

Başkan seçilen Trump, yedi ülkeden gelecek olan kişilere, ülkeye giriş yasağı koydu...

Bu yasak, kesinlikle "din"le alakalıdır.

Bu insanlara yasak, Müslüman oldukları için konmuştur.

Trump iğrenç bir ırkçıdır, konuşulacak ya da eli sıkılacak biri değildir.

Ancak ne yazık ki benzerleri çoğalmaktadır.

Trump gibilerin seçiliyor olması, zaten benzerlerinin çok olduğunun kanıtıdır.

Ve Dünya, çok ciddi bir tehlikeye doğru yol almaktadır.

Irkçılık, birçok Avrupa ülkesinde artış gösterecektir ve küresel huzur kesinlikle kaçacaktır...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup