HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

17.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kaza riski, uyuşturucu ve alkolden daha tehlikeli!

Anne - baba olmak ne kadar zor bir şey!

Bizim kültürümüz, "yaşlılığın zirvesine kadar anne - baba" yapıyor bizi...

Yani çok farklıyız Batı medeniyetinden...

İngiltere'de komşularım, 16 yaşından büyük çocukları evde kalmaya devam ediyorsa, kiraya ortak ediyor veya kira alıyordu...

Bizde öyle mi?

Değil...

-*-*-

Cuma Mağusalı...

Cuma, hepimizin çok sevgili bir evladıydı... Motosiklet tutkunuydu... Bir gün Lefkoşa - Gönyeli arasındaki yolda bir kaza oldu ve Cuma aramızdan ayrıldı... Anne ve baba hala ağlıyor... Kazanın mahkeme süreci de devam ediyor.

Çocuklarımız lütfen çok daha dikkatli olsunlar.

Motosikletle sürat yapma konusuna hiç girmek istemiyorum... Ama ölümün sonucu; kalanların felaketinden başka bir şey değildir.

Mahkeme devam ediyor demiştik...

Anne her duruşmaya gidiyor ve savunma tarafının en doğal bir şekilde ortaya koyduğu her iddiası o anneyi o babayı perişan ediyor.

Ama geri dönüş mümkün mü?

Siz perişan olduğunuzda Cuma ya da Cuma'lar geri döner mi?

Ve biz yazdığımızda, motosiklet tutkusu biter mi?

Adrenaline müdahale edebilme şansımız var mı ki?

Tek diyebildiğimiz; lütfen yahu gençler... Lütfen yahu motosiklet kullanıcıları... Ama lütfen yahu... Lütfen, yalvarıyorum size, dikkat edin, sürat yapmayın... Siz gidiyorsunuz o şiirdeki gibi, meçhule... Ve bir kez ölüyorsunuz; anneniz - babanız, aileniz, sevenleriniz her gün ölüyor...

-*-*-

Evlat sevgisi...

Biliyor musunuz; hani o fıkradaki gibi...

"... O kanımdan değil ki!" demiş adam karısı için...

Bunun kanla - manla alakası yok...

Her ihtiyarı çok severim ama dedelerim kadar değil...

Her çocuğu da çok severim ama çocuklarım kadar olamaz...

En başta da yazdım; bizim kültürümüz farklı şekillendi... Çocuğumuz, çocuklarımız her şeyimizdir...

Karga için de öyle olabilir.

Karga'ya da çocukları en güzel gelirmiş...

En güzel, en akıllı, en başarılı olmaları ile uğraşmayın...

"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..."

Ve çok iddialıyım, evlatlarınıza, büyük ve süratli motosiklet aldırtmayın!

Süratli araç kullandırtmayın!

Devlet mi?

Devlet ve sigortacılar da sizinle birlikte buna engel olabilir...

Gençlere, adrenalini zirve yapmış delikanlılara bu araçları sigortalamayın!

Anneler - babalar belki de bu amaçla örgütlenmeli...

Bu ülkede, süratli araç kullanmak yasaklanmalı...

Bu ülkede yürüyüş yapılacaksa, eylem yapılacaksa, aileler yapmalı... Evlatlarının süratini kesmeli...

Hepimiz!

-*-*-

Ve evlatlarımızın geleceği...

Tek derdimiz bu.

Bu ülkede bir sağlam gelecek.

Bu yüzden çözüm.

Bu yüzden dostluk, kardeşlik ve barış.

Ama o da zor gibi...

-*-*-

Bu ülkede uyuşturucu ve alkol gençliğin en ciddi tehditleri arasındadır.

Ama trafik, daha büyük beladır, daha büyük risktir...

Ve daha kolay engellenebilirdir!

Ve lütfen bu yazıdan, "Cuma Mağusalı motosikleti süratli kullanıyordu" sonucu çıkmasın... İddialar elbette olacaktır ama Mahkeme, en doğruya mutlaka ulaşacaktır. Güvenimiz tamdır...

***

İbrahim Karafistan ve Sevim Teraltın

Çok güzel iki insanı, iki Kıbrıslıyı, iki dev çınarı daha kaybettik...

Biri annemin teyzesiydi...

Ötekinin ise nenem, teyzesiydi...

Sevim Teraltın, sevginin, şefkatin, güler yüzlülüğün bende bıraktığı en güzel izlerden biridir... Anneannemi hiç görmedim; o nedenle anneannemin kızkardeşlerini hep çok sevdim... Onlardan biriydi...

Mutlu öldüğünden eminim, çok güzel bir evladı, muhteşem bir damadı ve torunları vardı...

İbrahim Karafistan, bütün Kıbrıslıların örnek alması gereken, çok çalışkan, çok hızlı bir terzi ustasıydı... Babamla teyze çocuklarıydı... Bir yandan terziydi, öte yandan kahvehanesi vardı...

Yeşilırmak'ta, efsane hızlı biri olduğu anlatılırdı...

O kadar ki; bir gün, bir müşterisi kahve istemiş... Kahveyi ocağa koymuş... Kum ocak... Bu esnada İbrahim amca, sapanla, yani kuş lastiğiyle bir serçe vurmuş... Serçenin derisini çekip soymuş, kömürlü ütünün kömürü üzerine bırakmış. Kahveyi dökmüş, müşteriye götürmüş... Bu arada serçe, meze... Bir yudum gonyak ve serçe midede...

İkisinin de anıları bir hayli fazladır bende... Allah rahmet eylesin...

Tükenişimizin en ciddi göstergeleridir ikisinin de ölümü...

Gerçek Kıbrıslının bitişi...

Bir yandan ona üzülüyorum, bir yandan da, bu kapitalist düzende, yoğunluğun bizi insanlıktan uzaklaştırıyor oluşuna...

İkisinin de cenazelerinde olmak isterdim...

Aslında her Kıbrıslı gidişe tanıklık etmek isterim; çünkü öyle bir tükeneceğiz ki bu gidişle, buluşma vesilemiz olan cenazeler bile kalmayacak.

-*-*-

İbrahim Karafistan ile ilgili bir anım daha var... Gurur duyarım...

Londra yıllarındaydım...

Bir gün bir meyhanede, yaşlı bir Kıbrıslı Ermeni ile tanıştırılmıştım... Çok güzel Türkçe konuşuyordu... Çok güzel içiyordu... İçmenin güzeli olur mu?

Olur!

Sohbeti güzelse, içişi de güzeldir.

O'nun da toprağı bol olsun... Öldü bir kaç yıl önce...

Adı Agop'tu...

Agop amca...

Ve Agop amca Lefkeli'ydi...

Allah Allah!

Ben Lefke'de (Pendaya Hastanesi) doğdum ama kimse bana eskiden bu kasabada Ermeni kardeşlerimizin yaşadığını anlatmadı... Haliyle o yıllar "kin şiirini" de okuduğumuz yıllar ya... Bin gavur kellesi kesmeden hayır etmeyiz falan.

Neyse, Lefke'de Ermeni de varmış. Agop amca Lefkeliymiş...

Bir kaç hafta sonra, Lefkeli Londra Başkonolosu Rum da karşıma çıkınca tam şok olmuştum ki meğer, Lefke'de Rum da varmış... Hatta ünlü EOKA'cı Marcos Dragos Lefkeliymiş...

Neyse, Agop dayı ile tipik Kıbrıslı "kimlerdensin ya guzzum" muhabbetlerimizden birinde, Yeşilırmaklı babadan olma, Teralı anadan doğma bir Lefkeli - Gaziverenli - Pendayalı olduğumu söylediğimde, "... Yeşilırmak mı?" diye sormuştu!

"Limnidi Agop dayı, Limnidi" demiştim ve ilk sorduğu soru şuydu: "... Terzi n'apar? Hala eskisi gibi sürekli çalışır mı?"

Evet, bahsettiği terzi, İbrahim Karafistan'dı...

Ve çok çalışkan olduğunu söylüyordu... O köyde herkes çok çalışkandır... Ama İbrahim amca bir başka türlü çalışkandı... Bunu, Lefke'de düğmeci - mefruşatçı dükkanı olan ve İbrahim amcaya düğme satan Agop dayı da biliyordu... Çok gurur duymuştum... Hep övünerek anlatırım... Yeşilırmaklıların çalışkanlığını...

Bu arada Agop amca 2014'te öldü...

Lefke'deki evini biliyorum...

Lefke'ye gömülemedi ama yine de çok sevdiği ülkesine gömdüler... Çok da Lefkeli gitti cenazesine...

O'nu da saygı ile anmış olduk...

***

Üzgünüm John Lennon yani!

Uğruna öldürmek ve ölmek isteyeceğiniz ülkelerin olmadığını hayal edin... Bunu hayal etmek zor değil... Dinlerin olmadığını da hayal edin... Bütün insanların huzur ve barış içinde yaşadığını hayal edin...

Bu sözler, John Lennon'un "Imagine" şarkısından çalıntı...

Ve inandığım bir felsefe...

Ülke yok, sınır yok, din yok...

"Hayal edin" diyor, "düşleyin bunu" diyor Lennon...

Ediyorum veya ediyordum...

Ama yani her gün, her Allah'ın günü, cinayet zanlılarının, uyuşturucu satıcılarının öyle elini kolunu sallayarak bu ülkeye girdiğini gördükçe de; "ülkeler olmalı, sınırları da galbura benzememeli" demekten kendimi alamıyorum yahu!

Yani lütfen, kimlikle giriş falan ses çıkarmıyorum da; azacık kontrol lütfen...

Bu kadar da değil yani!

Üzgünüm John Lennon yani!

***

Bu mesele kapanmıştır!

Akıncı, Anastasiadis'e demiş ki, "Ne iş Nigo, nedir bu plebisit işi? Gel konuşalım!"...

Nikos da elini masaya vurmuş ve kalkıp masadan kaçmış!

Akıncı, Anastasiadis'e demiş ki, "Ne iş Nigo, nedir bu plebisit işi? Gel konuşalım!"...

Anastasiadis, "Musdaha, abarttınız bu meseleyi, ne konuşması!" diye yanıtlamış!

Akıncı kalktığı gibi kapıya yönelmiş ve müzakere mekânından ayrılmış!

Hiç bir Kıbrıslı siyasetçiye güvenmemek gibi bir duygum var...

Ama mesele "milli" olunca, "Akıncı doğruyu söylüyor" demek zorundayım!

He he he...

Kıbrıs meselesi mi?

Unutun canlarım beni!

Mesele kapanmıştır!

Bizi "belirsizlik" bekliyor. Bildiğim bir tek budur şu anda!

***

Alman aktris Susanne Wolff

Susanne Wolff... Alman tiyatro sanatçısı ve aktris... 43 yaşında... Geçtiğimiz gün, 'Return to Montauk' adlı filmin tanıtımıyla ilgili basın toplantısında görüntülendi...

Filim, 67'nci Berlinale International Film Festival'de gösterilecek... Kadın, çok güzel... Muhteşem bir sanatçı ve harika bir güzellik...

Fotoğraf: REUTERS/Axel Schmidt

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.