HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

22.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs meselesi ila alakalı bazı yorumlar!

Çok uzun zaman geçti üzerinden...

Özker Özgür Baf'ta yanılmıyorsam AKEL'in bir etkinliğinde söylemişti... Daha doğrusu Rumları uyarmıştı...

Ve özetle demişti ki, "... Çözüm acildir. Bizim için de acildir, Kıbrıs Rum toplumu için de... Çünkü biz tükeneceğiz; siz ise bir gün barışmak ya da çözüm için elinizi sıkacak bir Kıbrıslı Türk bulamayacaksınız..."

Efendim; derin devlet veya kilise kökenli propaganda hem Güney hem Kuzey Kıbrıs'ta çok etkili oldu...

İnsanlara gerçekler öğretilmedi. Bilinmesi istenenler öğretildi...

Ve sonuçta iki düşman ya da kuşkucu halk oluştu...

Birbirine kuşkuyla bakan iki halk...

Geçenlerde, ister uluslararası hukuk, ister vatandaşlık hukuku, ister devletler hukuku, ister insan hakları açısından bakın, dibine kadar vatandaş olma hakkı bulunan ama olamayan bir grup Türkiye vatandaşı kardeşimle sohbet ettim...

21 yıldır bu ülkede bulunan ve kesinlikle bana kalsa vatandaş olması gereken bir kardeşime sordum:

ENOSİS nedir?

"Bilmem"...

EOKA'yı duydun mu?

"Hayır!".

Peki ELAM?

"O ne?"

Abi, Makarios diye birini duydun mu hiç?

"Hayır duymadım"

TMT'yi biliyor musun?

"Abii bilmez olur muyum, canımız ciğerimiz..."

Nedir peki?

"Abii şey... "

Son soru: Bullez yedin mi?

"Abi küfür etmiyorsun değil mi?"

Neyse, eksajere etmenin anlamı yok! Küfür etmiyorum... İnşallah vatandaş olursun!

"Amin abi..."

Ama durum bu! Kızmanın, bozulmanın anlamı yok!

Acil çözüm bizim yok olmamamız için şarttır...

Ama Rumlar için de her ne kadar bizimkisi kadar acil olmasa da, Özker Hocanın dediğiyle bağlantılı olarak, kaçınılmazdır diye düşünmekteyim...

 

-*-*-

 

Türkiye Lefkoşa Büyükelçiliği, özetle şöyle bir yazılı açıklama yaptı geçtiğimiz gün... :

“Lefkoşa’nın Surlariçi bölgesinde 17 Şubat gecesi yaşanan, üç kişinin darp edildiği olayı büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Kamu düzenini ve asayişi bozucu, KKTC halkının birlik ve bütünlüğüne tehdit niteliğinde olan bu ve benzeri olayları tasvip etmek mümkün değildir; bu vahşi olayın faillerini şiddetle kınıyor, olayda yaralananlara şifalar diliyoruz.

"... Hiçbir şekilde tasvip edilmesi mümkün olmayan bu üzücü olayın, KKTC toplumu içinde belirli bir kitlenin hedef haline getirilmesine vesile teşkil etmemesi, yanlış anlama ve ayrışmalara neden olmaması büyük önem taşımaktadır..."

Bu açıklamaya yüzde yüz bayıldım... Çok doğru bir tespit... ". Belirli bir kitle hedef olmamalı"...

Üç beş serserinin yaptığını tüm topluma mal etmek doğru değil... Ve kesinlikle ırkçılıktır...

Ancak, keşke aynı Büyükelçilik, Güneydeki benzer serserice ve şuursuz saldırılarla ilgili olarak da benzer bir açıklama yapsaydı...

Bence muhteşem olurdu...

-*-*-

ELAM bir öneri sundu...

Aptalca bir öneri...

Rum toplumuna göre "çok abarttık bu meseleyi" ama değil, abartmadık... ELAM'la işbirliği bile, kesinlikle abartılması gereken bir fenalıktır...

Neyse, aklıma ne geldi biliyor musunuz?

ELAM bir öneri sundu.

EDEK, medek, DİKO, miko, Eleni, meleni Çevreciler, mevreciler, Vatandaşlar, patandaşlar, Lillikaslar millikaslar üzerine yattı...

DİSİ çekimser kaldı!

Ama, öneri neydi?

1950 ENOSİS Plebisiti'nin okullarda "anılması"...

Aaa!

Peki, hani Kıbrıs sorunu "işgal ve istila" sorunuydu ve 1974'te başlamıştı?

Hani, Türkiye, durduk yere, "gelin gidip Kıbrıs'ı işgal ve istila edelim" demişti?

Demek ki öyle değilmiş!

Demek ki, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumu arasında, Elencilik Türkçülük meseleleri taaaa 50'lerde hatta belki de daha öncelerinde varmış!

-*-*-

Gelelim bizim taraftaki "yurttan hamasetçiler korosu"na...

Öyle ilginç bir koromuz var ki, her Allah'ın günü, Kıbrıs Rum toplumunun hala ENOSİS istediğini iddia ediyor.

Kardeşim, vazgeçin bundan...

Bir: ENOSİS zaten gerçekleşti... Bahsettiğiniz iki ülke ve 25 tanesi daha birleşti... İngilizler ayrılmaya çalışıyor o kadar... Şimdilik birleşmiş haldedirler anlayacağınız.

İki: Sizin iddia ettiğiniz cinsten bir birleşme ise imkansız... Çünkü Rum toplumu da aynı sizin gibidir.

Senede iki kez mutlaka tatile giderler... Evleri yepiz yenidir. İki son model ve lüks arabaları vardır... Emekli maaşları gaymak gibidir.

Mesela Güneydeki en milliyetçi, en faşist emekli bir Rum'a, "haydi ENOSİS yapalım, hepimiz Yunanistan vatandaşı olalım" deyin, sizi vurur! Hatta gider Türk olur... Çünkü maaşı sekizde bir azalacaktır...

(Bizde de benzer maddi çıkarlar için milliyetçiliğini satılığa çıkaran iki kişi biliyorum, hala ortalıkta en milliyetçi sıfatı ile dolaşıyorlar, hatta bir tanesi, bir partinin üst kadrosunda ya neyse... Dedikodu yapmayalım lütfen!)

Efendim, aklı başında bir Rum, Dünya'nın en batmış, en iflasta, en zavallı ülkelerinden biri olan Yunanistan'ın vatandaşı olmayı neden istesin ki?

Haaa ELAM'cılar mı?

Canım, onların aklı olsa, faşist olmazlardı ki!

Aklı olan insan, kendini başka insanlardan daha üstün göremez ki!

Aklı olan insan, Akdeniz'in en fahişe Adası'nda saf Elen ırkının üstünlüğünü arayamaz ki!

En son okuduğum şakalar!

Bir çocuk, amcasının evinde, çok eski bir vazoyu kırar... Amcası çok kızar ve "Bu vazonun kaç yıllık olduğunu biliyor musun? 17'nci yüzyıldandı..." der...

Oğlan bu tepkiye gülümseyerek cevap verir:

"Aman amcacığım çok sevindim, şanslıymışız, yeni olsaydı çok üzülecektim!"

-*-*-

Ahmet, aynı her 8'inde Allah'a yalvarır...

"Allah'ım lütfen bana KKTC Devlet Piyangosu'nu kazandır... 200 bin TL bana yeter"...

18'inde yine aynı yalvarış...

28'inde yine...

Bir ay, iki ay, üç ay derken... Bir akşam, Ahmet yine aynı yalvarıştayken bir ses duyar:

"... Ahmet, Ahmet... Lütfen git bir bilet al yahu!"

-*-*-

Komşularımın çok iyi insanlar olduğunu sanıyordum... Yanılmışım, wi-fi'larına şifre koydu şerefsizler!

Yunanistan'ın durumu berbat!

Yunanistan'daki kriz, yedi yılı doldurdu... "İyiye gitmesi gereken her şey", tam tersi yöne gidiyor...

Emekli maaşları, ortalama 320 Euro... Yani bin 200 TL... Yoksulluk sınırı ise 270 Euro yani bin 400 TL... Bu sınırın altında gelirle yaşamak zorunda kalan insan sayısı her geçen gün artıyor.

İnsanlar, çöplerden atık toplayıp yemeye başladı. Abartmıyorum, Reuters ajansından aktarıyorum...

Resesyon, depresyona dönüşmüş durumda!

Yani, ekonomik kötüye gidiş, psikolojik çöküntüye dönüştü...

Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'dan sonra, AB'nin en yoksul üçüncü ülkesi.

Eurostat denilen AB istatistiklerine göre, nüfusunun yüzde 22,2'si, çok ciddi anlamda yoksul...

Atina'da, 2012'de 2 bin 500 olan sıcak yemek yardımı yapılan aile sayısı 11 bini aştı.

İşsiz oranı yüzde 28'den yüzde 23'e düştü ama yine de AB'deki en yüksek oran...

Yunanistan genelinde geçtiğimiz yıl ailelerin yüzde 75'inin gelirinde azalma oldu.

Yunanistan Ombudsmanı'na göre, her geçen gün elektrik, gaz, su gibi ihtiyaçların faturasını ödemeyen vatandaş sayısı artıyor.

Kriz başladığında emekli maaşı 980 Euro olan bir "Emekli öğretmen", şu anda 600 Euro alıyor... "Sadece varız, hayattayız ama yaşamıyoruz" diye konuşuyor...

Reuters'e konuşan bu emekli öğretmen, "... Doğal vejeteryanlar olduk" diyor...

"Cebinde bir Euro'su bulunmayan insanlar var" diye ekliyor bir diğer vatandaş...

Bir başkasının ise yorumu şöyle:

"Geleceğinden korkmayan bir tek kişi olduğunu sanmıyorum"...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    22.02.2017

    Çözümün anahtarı, Kuzeyde kalan Rum mallarının tazminidir. Kıbrıslı Türklerin en önemli sorunu yönetim, partizanlık ve bu uğurda verilen vatandaşlıklardır. Peki o zaman ne yapılmalı? TMK daha etkin hale getirilmeli, KKTC vatandaşlığı alacak kişilerin TMK'den (En az 1 milyon euro mesela) Rum malı alması zorunlu hale getirilmeli. yani ipini koparan değil en azından KKTC'ye faydası olanlar vatandaş yapılırsa, bir taşla iki kuş vurulmuş olur.Ayrıca Türkiye'deki zenginlerin de bunları yapmaları teşvik edilmeli.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.