HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

14.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs sorununun çözümü mü demiştiniz?

Aptalca bir karar!

Sevgili Ali Baturay'ın da dediği gibi, "... Enosis'i hortlatma; aptallık bu, delilik, şuurunu yitirme, çıldırma gibi bir şey"...

AKEL karşı çıkmış! (16 vekil)

DİSİ çekimser kalmış! (19 vekil)

16 + 19 = 35...

Peki kaç oyla kabul edilmiş "plebisitin okullarda kutlanması kararı?"

19!

ELAM, EDEK, DİKO ve diğerleri... Lillikas'lar, Theoharus'lar falan...

Efendim, "ne sakıncası var ki?"

E sakıncası var tabii ki!

Çünkü; birincisi "gereksiz, aptalca ve zamansız"...

Çünkü; ikincisi "kışkırtıcı"...

Bakın, bizim taraf hazır kuvvetlerle üzerine atladı.

Barış kuvvetlerimiz ise hem karara, hem de kararın bizde yaratacağı muhteşem mazeret gerçeğine saldırdı...

Ne yapın biliyor musunuz?

Bence müzakereleri bitirin...

Güney Kıbrıs derhal Yunanistan'a bağlansın!

KKTC de anında Türkiye'nin 82'nci ili olsun!

Bu mu yani istediğiniz?

Bence istenen bu değil!

ELAM ve ELAM'ın önerisini destekleyen ötekilerle buna anında tepki veren bizdekilerin asıl istediği, mevcut düzenin devamıdır! Hepsi statükocudur...

Çünkü Yunanistan muhteşem bir ülke ama batakta! Hangi akıllı insan, şu anda Yunanistan vatandaşı olmak ister ki?

Veya Türkiye, bence Dünya'nın en güzel ülkesi... Ama hangi akıllı insan şu anda TC vatandaşı olmak ister ki?

Yani asıl mesele, Enosis ya da çifte Enosis değildir; asıl mesele, bu kavgayı kışkırtanlar ve alevlendirenlerin, mevcut düzenden mutlu olmalarıdır.

Bunlara verilecek en güzel ceza, "buyurun anavatanlarınızın vatandaşı olun, birleşin, Enosis yapın, Çifte Enosis'i gerçekleştirin" diye destek vermektir...

İnanın böyle bir şey olsun, ilk onlar karşı çıkar!

Hani milliyetçiler bir gün eylemdeymiş... Çılgınlar gibi slogan atıyorlar... Bir yetkili, "aslanlar, bravo, maşallah size, tümünüzü askere yazıyoruz" demiş; bir teki kalmamış!

Bilmem anlatabildim mi?

Yani ey ELAM'cılar, bilmem gadalavez or engadalavez?

Bu arada, okullarda kesinlikle okutulması gereken bazı ders önerilerim de var:

Önce Rumlar için olanlar:

"... Şanlı Ayvasıl Katliamı"...

"Gururluyuz, Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da Canlı Canlı Gömdük Çocukları"...

"Taşkent'te Destan Yazan Kahramanlar 84 Türk'ü Kahramanca Nasıl Öldürdü Günü"...

"En iyi Türk ölü Türk'tür!"

Ve daha niceleri...

Biz de okutabiliriz canım.

Vardır bizde de okutmamız gereken çok "gün"...

De şimdilik es geçiyorum...

Hatta, birlikte, ortak, bi-comunal okutmamız gerekenler bile var!

"Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan'ı nasıl birlikte öldürdük? Kim Kimi kime nasıl sattı?"

Veya "Kumsal Baskını'nı biz mi yaptık, siz mi yaptınız?"...

Hiiiiç çözüme gerek yok!

Hem de hiç!

Ancak unutmayın; ELAM ve destekçilerini derhal Yunanistan vatandaşı yapın; belki de aralarında Türk olmayı tercih eden bile çıkar... Bakmayın bu şekilde hava kestiklerine; dertleri, mevcut düzenin devamıdır sadece... Adamlar ve kadınlar mutlu kardeşim bu düzenden... Niye referandum şansına bırakalım ki?

Değil mi yani Sayın Akıncı ve Anastasiadis?

"Siz de inadına anlaşsanız" diyeceğim ama o da mümkün değil; çünkü bir sonraki seçim, ülkenizin geleceğinden daha önemli gibi duruyor ve bunlar da oy potansiyeli olarak sürekli konuşuyor!

Neyse!

Zerre umurumdaysa gayrı!

Yaşasın Enosis ve Taksim!

Yarısı Yunanistan'a bağlansın Ada'nın, hem ne güzel, anavatanınızın ödenemeyen borcuna da ortak olursunuz.

Öteki yarısı da derhal 82'nci il olsun!

Referandumda oy da kullanmış oluruz...

Bu arada TC vatandaşı olursam, referandumda evet diyeceğim...

Nedenini daha önce yazmıştım... İnattan!

Tıpkı Kıbrıs'ta olduğu gibi...

"Hayır"cılara bir bakın:

ELAM, DİKO, EDEK, Lillikas, Teoharus ve bizdeki muadilleri...

E bunlara baktığım anda, "evet" kesin.

Türkiye'de de aynı...

Kemal Kılıçdaroğlu ve partisinin dışişleri sözcüsü ağzını açtığı anda, ELAM'dan daha korkunç!

O halde, "evet"...

Ha bu arada Kıbrıs sorununun çözümü mü demiştiniz?

Yunanistan batıyor, Türkiye bilinmeyene doğru gidiyor... Birleşin haydi!

***

Ceza mı ıslah mı?

Faşizm Kanada'da da hortladı...

Dünya'nın en kaliteli sosyal devletlerinden biriydi...

Camide namaz kılan masum insanları vurdular... Bana göre o ülke de sakıncalı ve sabıkalıdır. Kaliteli bir başbakanı ve hükümeti olsa da!

Neyse, konu bu değil...

Konu, Kanada'da geçen bir olay...

Hani, "ceza" meselesi var ya, biz de tartışıyoruz bazen... "Cezaları artıralım, suçlar azalsın" diyoruz...

Kanada'da da buna benzer, bana çok ilginç gelen bir konu tartışılıyor.

Bundan dokuz yıl önce Kanada'da bir otobüs yolculuğu sırasında yanında oturan 22 yaşındaki Tim McLean'ı bıçaklayan, parçalayan hatta parçalarını yemeye çalışan Will Baker o günden beri, bir akıl hastanesinde tutulmaktaydı.

Mahkeme, geçtiğimiz hafta başında, eski adı Vince Li olan Will Baker'in tamamen serbest kalmasını onayladı...

Mahkeme, hiç bir şart koşmadı...

Mahkemeye göre, Will Baker artık toplum için tehdit oluşturmuyor...

Ancak, mahkemede de dile getirilen bir konu var... Baker, her akşam ilaçlarını almak zorunda. Peki alacak mı?

Ve öldürdüğü kişinin ailesi ne olacak?

Doktorlara göre Baker, çok mükemmel bir model hasta... Yıllar süren bir izleme periyodu yaşadı... Doktorlar eşliğinde yürüyüşler yaptı. İlaçlarını düzenli aldı ve "şizofreni"si kontrol altına alındı... Artık kendi kendine bakar hale geldi ve tam özgür olmaması için bir sebep yok!

Bizdeki deyişle, "ıslah" oldu!

Kaldı ki, "şizofreni" olduğu için, cezai ehliyet de "tam" değildi...

9 yıl önce öldürülen 22 yaşındaki gencin annesi Carol de Delley, "... İlaçlarını alıp almadığından emin olmamızı sağlayacak hiç bir yöntem yok" dedi...

Haber bu kadar...

Ama yorumlar böyle değil...

Haberi okuduğum internet gazetesinde tek bir kişi, "... iyi ki ıslah edilmiş ve özgürlüğüne kavuşmuş" diye yorum yapmadı...

Bir yorum, "avukatının alt katında yaşam sürsün" diye dalga geçiyordu.

Bir diğerinde, ".. Eğer ilaçlarını almazsa, toplum için tehlikedir" deniliyordu.

Bir başka yorumda ise "kurbanın ailesine tam anlamıyla saygısızlık" denilmekteydi...

Yani, modern hukuk, modernite, medeniyet falan fark etmiyor...

İnsanlar, "ceza" verilmesini, ıslaha tercih ediyor.

Benzer çok örnek verebilirim... Ya da belki de "ıslahtan" yana olanlar, "cezayı" savunanlara göre çok daha sessiz kalmayı tercih ediyor.

***

Karpaz'a hastane acildir!

Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Özpaşa'nın oğlu hastalandı... Başkan anlattı dün... "Çocuk pulya gibi titriyor. Aldık Yeni Erenköy'e götürdük... Dipkarpaz'daki sağlık ocağı mesai çalışıyor. Yeni Erenköy'deki az daha büyük. Gece nöbetçi doktoru var! Ama o gece yok!"...

Başkan'a sordum, "sağlık ekibi, hemşire yok mu?"

Yanıtladı:

"Ne yapsın ki sağlık ekibi... Yaşlı bir hasta gelmiş, ambulansla Mağusa'ya götürecek!"

Başkan'a, Dipkarpaz'da, Yeni Erenköy'de, o bölgede, Mehmetçik'te, İskele'de yaşayan insanların hastanesi yok değil mi başkan?"

Başkan dedi ki:

"... Biz hasta olmuyoruz da ondan herhalde... Ve güldü..."

Evet, Güzelyurt'a da hastane yapılmalı...

Ama bu mesele, çok daha ciddi ve ayrıntılı bir şekilde konuşulmalı!

Bana sorarsanız, tabii ki Güzelyurt'a hastane şart... Ama Karpaz'ın ihtiyacı daha acil!

***

Gigi Hadid

Model Gigi Hadid... Dün kızkardeşi Bella Hadid'i koyduk... Evde kavga çıkmış. Serhat benim fotoğrafımı niye koymadı diye kızmış... Haberini aldım... Üzülmesin diye bugün de O'nu koyuyoruz... Küsmece, darılmaca olmasın... Fotoğraf, geçtiğimiz hafta sonu California'da, Tommy hilfiger Runway Show'da çekildi.

Fotoğraf: Mario Anzuoni

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.