Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

03.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs'ın geleceğinde etkili olabilecekler!

Evet, çok yakın bir zamanda referanduma gideceğiz.

Ben dahil, çok sayıda insan şimdiden tarafını açıkça belli etmeye başladı.

"Okumadan evet" diyecek olanlar ve "okumadan hayır" diyecek olanlar netleşti.

Saflar hazır.

Zaten üç aşağı beş yukarı böyle olacağı belliydi.

Kararsız veya sessiz bir kesim var mı?

Elbette vardır ve çok önemlidir. Çünkü sonuca etki etme olasılıkları yüksektir.

Şimdi gözler Recep Tayyip Erdoğan'da...

Erdoğan hangi kampı desteklerse, o kampın kazanacağı kesin mi?

Sanmıyorum...

Daha doğrusu olay şu; "hayır çıkması için Erdoğan'ın da 'hayırcı' olması şart...

Ama eğer Erdoğan "güvenlikte sıkıntı yoktur" der ve "tazminat ve toprak" konusunda ortaya çıkabilecek "verici" pozisyonu "sorun değil, biz yine evet diyoruz" diye karşılarsa, bizim taraf açısından mesele kapanmıştır.

"Hayır"cı kesim ağzıyla kuş tutsa, hatta çıkaracağı gazla fırtına koparsa, mesele kapanmıştır.

Geriye bir tek "Rum tarafı" kalır.

Yani acıdır ama gerçektir, ülkemizin geleceğiyle ilgili en etkili kişi ya da gruplar; Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Güney'deki "tutucu"lardır.

Bazen bazı şeyleri açıklamak çok zordur

Bir çiftçi barda dertli dertli birasını yudumluyormuş.

Yakın bir arkadaşı durumu fark etmiş; "neyin var kardeşim, bak hava ne güzel, niye dertlisin ki?" diye sormuş!

"Bazen bazı şeyleri açıklamak çok zordur" demiş ve anlatmış:

"Bizim ineklerden birini sağıyordum, tam kovayı doldurdum, sol ayağıyla vurup devirdi".

Arkadaşı kızmış: "Kardeşim bu da açıklanamayacak bir şey mi?"

"Daha bitmedi" demiş çiftçi ve anlatmış:

"Bir ip buldum, sol ayağı demire sabitledim, tam ikinci kovayı sütle doldurmuştum ki bu kez sağ ayağı ile devirdi"...

"E yani sen de amma abartıyorsun ha; bu felaket mi? Bu açıklanamayacak bir şey mi?" demiş arkadaşı.

"Duuur yahu, daha bitmedi" demiş çiftçi ve anlatmış:

"Bir ip daha buldum, sağ ayağı da bağladım, üçüncü kovayı doldurmuştum ki bu kez kuyruğu ile devirdi"...

Arkadaşı, "bak, bu da bence açıklanamayacak bir şey değil" derken, çiftçi devam etmiş:

"... Kuyruğu bağlamak istedim. İp bulamadım, kemerimi çıkardım, ineğin arkasına geçtim, kuyruğunu tam bağladığım esnada, pantolonum düştü ve karım da aynı anda içeri girdi!"...

-*-*-

Bazen bazı şeyleri açıklamak zordur.

Tedbirlerini alırsınız, başka bir sorun çıkar.

Bir daha tedbir alırsınız.

Yine benzer sıkıntı nükseder.

Siz, işinizi yapmaya çalışırsınız, iyi niyetlisiniz...

İçinizde zerre ard niyet de yok!

Ama kendinizi ifade edemeyebilirsiniz.

Bazı şeyleri açıklamak gerçekten çok zordur!

Bazı şeylerin açıklaması yoktur.

İki eşit devlet meselesi!

Londra'da Toplum Postası gazetesinde çalıştığım yıllardan birinde, bir gündü... Alelade bir gün... Gazete haftalıktı. Çarşamba akşam üzeri bitirirdik. Perşembe - Cuma rahat günlerdi...

Sanırım o rahat günlerden birindeydi; aniden iki - üç sivil ve bir de üniformalı kişi ziyarete gelmişti. Bir tek sekreter kadın ve ben vardık koskocaman binada...

"Sorumlu kim?" dediklerinde, "haliyle benden başkası da yoktu" sanırım...

Gelenler, "health and safety" yani "sağlık ve güvenlik" kontrolü yapıyorlardı...

İş yeri sağlıklı mıydı?

Elektrik kablolarından ısıtmaya, tavan yüksekliğinden merdiven kalitesine, hatta halılardaki "toz" oranına kadar bakıyorlardı.

Mutfak var mıydı? Hijyeni yeterli miydi? Gıda zehirlenmesi olasılığı neydi? Ve tabii ki yangınla ilgili tedbirleriniz alınmış mıydı?

"Evden iş yerine çevrilmiş" bir eski binaydı denetlenen ve "yangın merdiveni" yoktu.

Üniformalı olan kişi, itfaiyeden gelmişti...

Biz Kıbrıslılar devlet ciddiyetiyle de dalga geçeriz çünkü hiç doğru dürüst devletimiz olmadı...

Adamla şaka yapmaya çalışmış ve yangın çıkarsa arkamdaki pencereden atlayacağımızı söylemiştim...

Hiç gülmemişti.

Uyardı... Bir süre verdi sanırım. Hatırlamıyorum ama o süre içinde merdiven yapmamızı istemişti...

Yapılmadı... Zaten orası kapandı falan...

Anlatmaya çalıştığım, birçok bakanlık ve kurumla birlikte, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın dün gazetelerde yayınlanan bir haberi ile ilgilidir.

KKTC'deki bu bakanlığın tüm dairelerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili hemen hiç bir kurala uyulmuyor.

Ama bu bakanlık geçtiğimiz gün 37 kursiyere, sağlık ve iş güvenliği kursunu tamamladıkları için belge vermiş!

Şaka gibi!

"Bakanın" veya Serdar Denktaş'ın deyişiyle, "bakanlığın" makam aracı "gıcır", "güvenli" ve "sağlıklı" ama ülke sağlıksız...

KKTC'de iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalar, AB standartlarının İstanbul'un Fethi kadar sene gerisindedir...

Devlet kurumlarının birçoğunda engellilerle ilgili tedbirler yoktur. Büyük şirketlerde dahi yoktur... Evet, Kıbrıs Medya Grubu'nda da yoktur.

Çünkü, burası bir "devlet" değildir...

Engelli araç parklarına kimse saygılı değildir.

Yaya geçitleri, tam bir sağlık ve güvenlik tehlike noktasıdır.

Sigortasız, ehliyetsiz, sürücü eğitimini sol direksiyon ve sağdan gidişe göre almış, çember uygulamasını zerre bilmeyen binlerce sürücü yollarımızdadır.

Biliyor musunuz?

Bu ülkede hayatımız tamamen Allah'a kalmış durumdadır...

Otobüs durakları, ana yollara giriş - çıkış noktaları, trafik ışıklarının bulunduğu bölgeler; Lefkoşa'da Atatürk Anıtı ile Şehitler Anıtı ve TC Büyükelçiliği önü arasında kalan "L" şeklindeki yol; sağlık ve güvenlik açısından, tamamen tehlikedir.

Ve kimsenin de zerre kadar umurunda değildir!

Biliyor musunuz; sadece bu konu bile, bence Rumların bizimle anlaşma istememeleri için geçerli ve haklı bir sebeptir...

Küçük, basit bir berifderocug, yani "galif"cik, ya da "cafe"cik; çok keyif verici - ç.ok kaliteli olabilir... Ama, dünya markası bir restoranlar zinciri, gidip de o berifdercog ile yüzde 50 hisseyle ortaklık kurmaz... Kuramaz, Mantığa aykırıdır bu...

Yani zorlamayın demeye getiriyorum... Eşitiz, hakkımız şuydu, buydu yapmayın Allah aşkına...

Dünyanın en iyi yönetilen 25'inci devleti ile olmayan ve yönetilemeyen bir "berifderocuğu" ortak yapacaklar; utanmasak, mezardan tüm nenelerimizin çıkarılmasını ve bakire genç kızlar olarak yeniden hayata başlatılmalarını da talep edecek olanlarımız var!

Ayıp değilse, günahtır yahu!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.