Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

12.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıslı Rumların tarihteki en ciddi yenilgisi!

Nikos Anastasiadis'i aynı kefeye koymuyorum; partisi DİSİ'yi ve yoldaşlarımın partisi AKEL'i de... "Ama, en başta Başpiskopos anipşim olmak üzere, tüm "hayırcı" cepheye, bundan daha güzel bir "tokat" olamazdı!" diyorum!

Efendim, hangi tokattan mı bahsediyorum?

Putin tokadı!

Vladimir Putin!

Rusya Devlet Başkanı Putin!

Şu gerçeği çok iyi bilmek lazım; Rusya, Kıbrıslı Rumlar için, Yunanistan'dan daha "ana" vatandır!

Veya şöyle söyleyelim; bir mafya örgütlenmesini düşünün; Rusya, esas babadır...

Dolayısıyla, Hrisostomos ırkçı zırvalıklarını açıklamaya dökerken, "hayırcı" zavallılar "zar zar" ederken, Akıncı'nın Putin ile el sıkışması bir yana; aynı çatı altında bulunması, aynı fotoğraf karesinde yer alması dahi, olağanüstü bir diplomatik zaferdir.

Küçümsememek lazım!

Ve bu diplomatik zafer, ısrarla Kıbrıslı Türkleri yok sayan ve siyasi eşitliği reddedenlere, kusura bakmayın ama "ana avrat dümdüz girmekten" çok daha ağır bir yanıttır.

Efendim Rusya KKTC'yi tanıdıydı, şuydu, buydu diye fazla maskaralikkiye de gerek yok.

Bu mesaj, çok büyük bir mesajdır.

"Toparlan Kıbrıs Rumu" mesajıdır.

"Bir daha 'ohi' dersen, Kuzey'deki malı, mülkü, ortak vatan hikayesini de unut" mesajıdır.

Sonsuza kadar danz, sonsuza kadar mokoko veya sonsuza kadar "μην ξεχάσετε" mesajıdır.

Yani "unutamıyoruz!" diyorlar ya; hani "then sehno" mudur nedir söylenişi...

Haa bir de molon lave vardı.

Molon lave ile başladınız, μην ξεχάσετε ile devam ettiniz; şimdi ebediyen Putin shake hands yani!

Son cümleyi açıklayayım: "Sıkıysa gel al" diye dürttünüz... 15 Temmuz'da kabahati işlediniz, 20 Temmuz'da kabağı yediniz. Tarla - bahçe elden gitti; bir miktarına razı olup, siyasi eşitliği verecek misiniz; yoksa sabaha kadar danz mı?

Putin, boşluğa gelmedi. Putin'i kimse kandırmadı. Putin, o eli bilerek ve isteyerek sıktı.

Şimdi gelelim gaza!

Veya, lütfen gaza gelmeyelim!

Müzakereleri bitirelim... Gazı - turisti paylaşalım... Siz gül, biz karanfil, çiçek tarlası gibi yaşayalım!

Ya da Girye Hriostomos, cehenneme kadar yolunuz var!

Daha ne deyim!

Daha ne yazayım!

Bu son şanstır mı diyeyim; yoksa ne haliniz varsa görün, biz bu tarafta artık ayrıyız mı demek zorunda kalayım?

Ne diyorsun Sizopulos?

Sen ne diyorsun Nikolas Papadopulos?

Putin'in size selamı var...

Putin'in o eli sıkması, Kıbrıslı Rumların tarihteki en ciddi yenilgisidir.

-*-*-*-

Mokoko nedir sahi?

Sabaha kadar mokoko dedik de!

Anlatayım mı fıkrasını?

Lütfen 18 yaşından küçükler okumasın ama...

Anlatıyorum ha!

Bakın, sonra açık saçık fıkra anlattı falan demeyin. Zaten bu fıkrayı, gazete baskıya girdikten sonra yazıyorum... Bizim Ali Kazali'nin babasından aldığı mektup gibi... Ali kardeşime babası mektup yazmış Ankara'da öğrenciyken... Mektubun sonun da, "oğlum Ali sana para da gönderecektim ama zarfı kapattığım için bir sonraki sefere" diye not düşmüş...

Neyse...

Fıkra şöyle:

"... Zamanın birinde, daha dünya üzerinde insan yiyen insanların da olduğu günlerde, bir gemi uzun bir yolculuğa çıkıyormuş... Gemide bir kaptan ve üç tayfa varmış. Gemi fırtınaya yakalanarak batmış... Ama nasıl olduysa kaptan ve tayfalar kurtulmuşlar. Bir adaya çıkmayı başarmışlar... Ancak, insan yiyen bir kabile bunları yakalamış...

Kaptan ve tayfalarına bir soru soruluyormuş: "Ölüm mü mü mokoko mu?".

İlk tayfa huzura gelmiş, "ölüm mü mokoko mu?" demiş kabile şefi... Tayfa, "neden öleyim ki demiş, her neyse bu mokoko ondan alayım" diye karar vermiş ve "mokoko" diye bağırmış!

Adama bir kez tecavüz etmişler ve serbest bırakmışlar...

İkinci, üçüncü tayfa falan hepsi, "bir kereden ne olacak hesabını da belki de kafaya takıp, hepsi 'mokoko' demiş...

Birer kez tecavüz ve serbest kalış...

Neyse sıra kaptana gelmiş...

Kaptan, kusura bakmasınlar ama bizim "hayırcı" Rum cephesi gibi! Gururlu, vaakur, soylu falan...

Soruyu sormuşlar, "Ben bir kaptanım, gururlu ve şerefli biri olarak yaşadım ve yine bu şerefimi hayatım pahasına da olsa vermem, ben ölümü tercih ediyorum” demiş.

Kabile reisi "o zaman sabaha kadar, ölene kadar mokoko" diye çıkışmış!

-*-*-*-

Not: Şimdi bu fıkradan çıkarılacak sonuç; "ya alacağınız kadarını alın, anlaşalım, ya da sonsuza kadar siz bilirsiniz" sonucu değildir... Ama, dileyen dilediği anlamı çıkarabilir... Eğer konuya "tecavüz edilmek" olarak bakan varsa, bir kerecik kaybedin, sonsuza kadar serbest kalın da diyebilirim. Veya siz bilirsiniz; gururunuz, milliyetçiliğiniz, onurunuz el vermiyorsa, ölene kadar malınızı mülkünüzü uzaktan izleyiniz... Daha ne deyim Girye Hrisostomos, daha ne diyeyim?

Tüm Türkiyeliler gidecekmiş!

Canım benim; çok ciddiyim; kaçağıdır, suçlusudur, şudur, budur ayrı mesele ama artık bu Ada'dan gönderebileceğiniz biri kalmadı...

Molon Lave diyeceğim. Yani molonun laveyse, gel da kov!

Değilse, sen git!

Mesela; İstanbul'a git. Fener Patriği'nin yanına...

Hayır yani; benim derdim yok. Ben seninle kardeşim, hatta eben nenemdir sanırım da; sen mutlu değilsen diyordum canım benim... (Bu arada not; Başpiskopos'un ebesinin nenem olma olasılığı yüksek olduğundan; bazı saçma ırkçı - faşist açıklamaları sonrası, geleneksel Türk lügat-ul sövmesinde yer alan ve "ebeni..." diye başlayan küfrün kullanılmaması önemle rica olunur!

Bir not daha: Bu küfrü illa ki kullanmak isteyenler, onun yerine, bir hayır kurumuna 100 TL yardımda bulunabilirler. Aynı sevaba çıkar!

Avrupa Birliği ve Türkiye: Yıl 2050

Yıl 2050. AB Komisyon Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye alacak mıyız?

AB Başkanı:

Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçeyi yasaklıyorum.

Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

O zaman söyle Kıbrıs'ı versinler.

Efendim onu da 30 sene önce verdiler zaten...

O zaman söyle Güneydoğu'ya özerklik versinler.

Aman efendim, Türkiye'de Güneydoğu mu kaldı, 2020'de bağımsız devlet oldu ya orası zaten.

O zaman söyle Ermeni soykırımını tanısınlar.

Efendim, sadece Ermeni soykırımı değil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna, Moldova soykırımını bile tanıdılar, hatta Çanakkale savaşından dolayı İngiliz, Avustralya, Yeni Zelanda soykırımını bile tanıdılar ya.

Nasıl unuttunuz?

Hmm o zaman söyle kokoreç yasaklansın.

Aman efendim, onu yemeyi 2008'de bıraktılar.

İsa aşkına, ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın, yakamasınlar.

Ooooo Beyefendi. Hatırlayacaksınız. Cumhuriyeti el birliğiyle yıkınca toplu kına yaktılar. Kına bu sarfiyata dayanamayıp bitince de kına yakmayı bıraktılar yıllar önce.

AB Başkanı düşünüp taşınır ve;

Eeee... Almamak için bir sebebimiz kalmadıysa - dağıtın o zaman Avrupa Birliği'ni...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.